İBN HAZM'A GÖRE SEVGİ AŞAMALARI

Somuncu Baba

"Sevgi¸ insanın önüne
sınırsız düşünce¸ hayal¸
duygu ve davranış
kapıları açar. İncitmeden
davranabilmeyi¸ yargılamadan
anlayabilmeyi¸ tamah etmeden
şükredebilmeyi¸ ölmeden
ölebilmeyi öğretir. Dünyanın
anlamını çözebilmeyi¸ geçici
hazları aşabilmeyi ve hakikat
sırrına erebilme yollarını
aralar. Çünkü ‘Rab' onunla
tanınır ve idrak edilir. O halde
İbn Hazm'ın şu ifadeleri ve
sonunda sorduğu soru her şeyi
özetlemiyor mu?
‘Kim Rabbini tanırsa¸ O'nun
rızasının ve öfkesinin ölçüsünü
iyi belirlerse¸ geçici zevkle

Ünlü sosyal psikolog Erich Fromm¸ sevmeyi sıradan ve kolay bir iş olarak değil¸ bir sanat olarak görür. Ona göre¸ her sanat gibi¸ bu sanat da emek harcayarak¸ yılmadan ve yorulmadan çalışarak ustalaşılan bir alandır. İnsan sevdikçe anlar¸ dünyayı ve yaratılanları idrak eder. Şükretmeyi¸ kanaati¸ empatiyi güçlendirir. Bu çerçevede dünya sıkıntılarına sabredip¸ musibetlerden de ders çıkarır. Gazali'nin anlattığına göre bir sûfî şu şekilde yaşarmış:


"Her gün hastaneyi ziyaret etmeyi kendisine vazife edinmişti. Böylece onların hastalıklarını¸ işlerini¸ hallerini müşahede ediyor ve kendisine dersler çıkarıyordu.


Yine sultanın hapishanesini de ziyaret ediyordu. Böylece suç işleyenleri görmek ve cezalarını çekmek üzere oraya getirilenleri müşahede etmek istiyordu.


Yine her gün kabirleri de ziyaret ediyordu. Düzgün ve muntazam yapılmış mezarlarda yatanlara taş yapıların bir fayda vermediğini düşünüyordu.


Daha sonra da evine dönüyor ve gün boyu Cenab-ı Hakk'ın kendisine verdiği nimetlere şükrediyordu."


Bu hikâyenin bize verdiği mesaj¸ kendinden daha zor ve daha kötü durumda olanlara bakarak¸ onlara dua ve Allah'a şükretmek gerektiğidir. İnsan bu süreci yaşayamadan¸ sevgi ve mutluluğu gereğince idrak edemez. Sevmek¸ güzellikten ortaya çıktığı için¸ sevenin güzel olması¸ güzel düşünüp¸ güzel bakabilmesi gerekir. Ama seven kadar sevilenin güzelliği de önemlidir. Nitekim sevgiyi ve aşkı¸ "ruhların çeşitli yaratıklar arasında bölünmüş parçalarının birleştirilmesi" olarak tanımlayan İbn Hazm'a göre sevgi ve aşk¸ bütün bunlardan daha fazla bir anlam ifade eder. Varlığın hem sebebi hem ilacıdır. Ona göre de¸ sevgi güzellikten kaynaklanır. Güzellik sevilenin kendisidir. Onda görülen ve ona yaklaştırandır. Nitekim İbn Hazm'a göre bakanın¸ bakılanın suretini güzel olarak algılaması sevginin birinci aşamasıdır. Ancak sevgi süreci bu noktada kalmayıp¸ hayran olduğu kimseye yakın olma isteğini doğurur. Bu istek ve yönelim¸ aynı zamanda kişinin sosyalleşmesine¸ kendi dışına taşmasına ve nefsini aşmasına da yol açar. Kişi yer yer kendini yalnız da hissedebilir.


  Sevdiği ile uzaklaştığı zamanlarda yaşadığı duygunun ise adı ülfettir. İbn Hazm¸ bir sonraki sevgi aşamasını tutku olarak tanımlar. Tutku aşamasındaki sevgide¸ kişinin zihni sevilenle çokça meşgul olur. Beşinci aşama ise karasevdalılıktır. İbn Hazm¸ bu aşamadaki kişinin uykudan¸ yeme ve içmeden kesilebildiği¸ hastalık halinin olabildiği melankolik bir durumda olduğundan söz eder.


  Sonuç olarak sevgi¸ insanın önüne sınırsız düşünce¸ hayal¸ duygu ve davranış kapıları açar. İncitmeden davranabilmeyi¸ yargılamadan anlayabilmeyi¸ tamah etmeden şükredebilmeyi¸ ölmeden ölebilmeyi öğretir. Dünyanın anlamını çözebilmeyi¸ geçici hazları aşabilmeyi ve hakikat sırrına erebilme yollarını aralar. Çünkü "Rab" onunla tanınır ve idrak edilir. O halde İbnHazm`ın şu ifadeleri ve sonunda sorduğu soru her şeyi özetlemiyor mu?


"Kim Rabbini tanırsa¸ O'nun rızasının ve öfkesinin ölçüsünü iyi belirlerse¸ geçici zevkler ve fani arzular gözünde bir hiç kalır. Nasıl hiç kalmasın ki?"


Yararlanılan Kaynaklar:


İbn Hazm¸ Ahlak¸ Çev. Cemalettin Erdemer¸ H. Hüseyin Bircan¸ İstanbul¸ 2005.


Erich Fromm¸ Sevme Sanatı¸ 4.Baskı¸ Çev. Selçuk Budak¸ İstanbul¸1997.


 İmam Gazali¸ İlahi Saadet¸ Çev. Ömer Dönmez¸ Haz. Mevlüt Karaca¸ İstanbul¸ ty.

Sayfayı Paylaş