ALLAH'IN EN SEVMEDİĞİ HELAL: BOŞANMA

Somuncu Baba

"Boşanma¸ üstesinden gelinemeyen büyük
problemlerden sonra gündeme gelmelidir.
Karı kocanın evliliği yürütmeleri imkânsız hale
gelmişse ve evliliğe devam etmeleri halinde daha
büyük problemlerle karşılaşılacaksa boşanma
bir çaredir."

Yeni evlenen her çift¸ ailenin ciddi bir kurum olduğunu¸ evlilik kararının hayatî önemi haiz olduğunu ve evliliğin asla bir evcilik oyunu olmadığını bilmeleri gerekir. Evliliğin ölüm ya da boşanma sebebiyle sona ermesi¸ eşlerin hayatını derinden etkiler ve maddî-manevî onulmaz yaralar açar. İrili ufaklı sorunlar¸ her yerde yaşanır. Bazı küçük sorunlar¸ hayatın tuzu biberi sayılabileceği gibi¸ ufak sorunların abartılması¸  sorunlara önyargılı yaklaşılması ve tarafların sorun çözme yeteneğinden yoksun olmaları da problemi problematike dönüştürebilir.


Aile içi sorunlara çözüm arayışında anlaşma/uzlaşma ortamının kalmadığına kesin olarak kanaat getirildiğinde¸ ilişkilerin daha kötüye gitmesini önlemek için boşanma da bir seçenek olarak gündeme gelecektir. Boşanma¸ Peygamberimizin beyanına göre "Allah'ın en sevmediği helaldir." İyi niyetli hiç kimse¸ evlenirken bir süre sonra boşanma düşüncesini taşımaz. Fakat bazı çiftler¸ evlilik sonrası birbirlerini daha yakından tanımaya başladığında¸ büyük bir hayal kırıklığına uğrarlar¸ eşlerden biri ya da her ikisi isabetsiz bir karar verdiklerine kail olduğunda da boşanma düşüncesi zihni meşgul etmeye başlar. Evliliğin ilk aylarında birtakım hayal kırıklıkları olabilir. "Biz birbirimize uygun değilmişiz¸ yanlış karar vermişiz."  düşüncesiyle hemen boşanma gündeme gelmemelidir.  Çünkü eşlerin birbirine alışmaları biraz zaman alır. 


Ülkemizde boşanmaların % 80'i¸ evliliğin ilk beş yılında vuku bulmaktadır. Evliliğin ilk yılları¸ birçok bakımdan potansiyel krizlere gebedir. Eşlerin sonunu aralarında iyi niyetle¸ birbirini anlayarak çözmeye çalışması halinde krizleri atlatmak kolay olur. Eşlerin ortak paydası olan çocuklar da boşanmayı engelleyen faktörler arasında sayılmaktadır.


 Evlenirken kararı belirleyen sebep makul ve ahlakî değilse ve eşler arasında bir denklik yoksa evliliğin henüz ilk günlerinde problemler ardı ardına gelir. Evlilik yoluyla zengin olma¸ işe girme¸ yükselme¸ yeni statü kazanma¸ tek başına güzellik ve yakışıklılık vb. evliliğin gayesi ile doğrudan ilgili olmayan sebepler¸ evlilik tercihinde etkili olmuşsa problemlerin çıkması kaçınılmazdır. Fakat başta niyet düzgün olmasa bile daha sonra niyet tashihi (düzeltme) de yapılabilir.


Boşanma¸ üstesinden gelinemeyen büyük problemlerden sonra gündeme gelmelidir. Karı kocanın evliliği yürütmeleri imkânsız hale gelmişse ve evliliğe devam etmeleri halinde daha büyük problemlerle karşılaşılacaksa boşanma bir çaredir. Şunu belirtmek gerekir ki¸ boşanmak¸ bir kıyamet değildir. Sevgi ve saygının kalmadığı¸ bütün aile bireylerinin psikolojisini bozan bir yuvayı¸ el-âlem bize ne der düşüncesiyle zoraki devam ettirmenin de bir gereği yoktur.  Aileyi ayakta tutmak için aranan bütün çözüm yolları kapanmış ve bütün çareler tüketilmişse boşanma bir çözüm olabilir. Fakat boşanmanın haklı sebepleri olmalıdır.


İslâm Fıkhına Göre Meşru Boşanma Sebepleri:


1- Haramları işlemeye devam etmek veya farzları terk etmede ısrar etmek¸


2- Açık hayâsızlık¸ aldatma (fuhuş/iffetsizlik)¸


3- Kocanın ya da kadının evine bakamaması¸ kocanın koca olarak¸ kadının da kadın olarak asli görevlerini yerine getirmemesi¸ çocuklarını ihmal etmeleri¸


4- Karı ya da kocadan birinin diğerine zulmetmesi¸


5- Nikâhla meşru olan insanî isteklerin karşılanmaması¸


6- Karı ya da kocanın irtidat etmesi (dinden çıkması) vb durumlar meşru boşanma sebepleridir. Kocanın irtidadı halinde tefrik gündeme gelir ve nikâh kendiliğinden düşer. Zira bir gayr-i Müslim erkeğin Müslüman bir hanım üzerinde velayet hakkı yoktur.


Bunun dışında telafisi mümkün olan birtakım hataları bahane ederek daha iyi olduğu sanılan biriyle evlenmek için yapılan keyfi boşanmalar dinen geçerli olmakla birlikte haramdır.


Ülkemizde boşanmalar son yıllarda artış göstermekle birlikte Avrupa ve bazı Arap ülkeleriyle kıyaslandığında oldukça düşük seviyededir. Boşanma oranları 2007 yılı itibarı ile binde 2.3¸ ülkemizde ise binde 1.3 olarak hesaplanmıştır. Ancak¸ 2011 de Türkiye'de boşanma oranının binde 4'e çıktığı¸ bazı Avrupa ülkelerinde ise % 50'yi aştığı görülmüştür. 2012 yılında da ülkemizde boşanma oranı binde 1.4 olarak ölçülmüştür. Boşanma oranları bölgeden bölgeye değişmekte¸ büyük şehirlerde boşanma oranı yükselmekte¸ kırsalda ise azalmaktadır. Ülkemizde boşanma oranının diğer ülkelere kıyasla oldukça düşük seyretmesi¸ Türk toplumunun sağlam aile yapısını halen korumakta olduğuna işaret etmektedir.


 Boşanma konusu ciddi bir şekilde gündeme geldikten sonra önce eşler¸ oturup konuyu her yönü ile ele alan bir müzakere yapmalı¸ aralarında uzlaşma sağlayamamaları halinde ise Talak Suresi 2. ayetin tavsiyesini yerine getirmek için hakeme başvurmalıdırlar. Her iki taraftan yaşlı ve tecrübeli aile büyükleri¸ bir araya gelerek konuyu ele alırlar. Bilgi ve tecrübesine itimat edilen makul düşünceli hakemler¸ önyargısız bir şekilde¸ taraf tutmadan¸ geçinemeyen eşleri dinlerler¸ probleme uygun çözüm önerileri sunarlar ve bir durum değerlendirmesi yaparlar. Yapılan değerlendirme sonucunda hakemler ya;


"Çocuklar¸ ortada boşanmayı gerektirecek bir şey yok¸ siz basit konuları abartmışsınız¸ böyle tartışmalar her ailede olur¸ haydi birbirinizden özür dileyerek barışın¸ bir daha da böyle çocukça işler yapmayın." diyecekler ya da;


"Çocuklar¸ anlaşıldığına göre durum ciddi görünüyor. Bu durumda sizin bu birlikteliği sürdürmenize imkân yok¸ daha fazla tatsızlığa mahal vermeden ayrılmanız en uygun bir çözüm olarak görünüyor." diyerek eşlere ayrılmalarını tavsiye ederler.


İslâm fakihleri¸ talakın (boşanma) "Şakası da ciddi¸ ciddisi de ciddidir."  demişlerdir. Bu sebeple şakayla da olsa boşanma asla ağza alınmamalı¸ durum ciddi ise "boşadım" sözü mahkemede söylenmelidir.


Sünnete uygun olan boşanma şöyledir:


Erkek¸ boşanmanın meşru sebeplerinden bir ya da bir kaçının ortaya çıkmasından sonra sözlü ikazları ve yakınların hakemlikleri de yeterli olmamışsa hanımını bir kez boşar ve ayrılırlar. Üç ay içinde bir düzelme ve pişmanlık söz konusu olmuşsa birleşirler. Daha sonra aynı durum ortaya çıkarsa ikinci kez boşanırlar. Yine üç ay içinde bir düzelme olup olmadığına bakılır. Düzelme varsa son kez birleşirler. Bu son aşamada aynı sorunlar devam etmekteyse ve bir düzelme umudu da kalmamışsa kesin olarak ayrılırlar. Bu son ayrılıktan sonra artık bir daha birleşemezler. Ayrılık da hakka ve hukuka uygun olmalıdır. Her ikisi de ayrılırken¸ bu işin ahirette de karşılarına çıkacağını ve hesabının mutlaka sorulacağını unutmamalıdırlar. Çocukların bakımı ve nafaka işlemleri arada düşmanlığa yol açmayacak şekilde bir karara bağlanmalıdır. İntikam duygusuyla hareket etmek¸ acziyetin ve basitliğin bir alâmetidir.


Evine bakmayan¸ çocuklarıyla ilgilenmeyen ya da onlara zulmeden bir kocaya karşı kadının da boşanma davası açma hakkı vardır. Kocasının asli vazifesini yerine getirmediğini düşünen bir hanımefendi de önce aile büyüklerinden oluşacak hakemleri göreve davet eder¸ sonuç alamaması halinde mahkemeye başvurabilir.


Mutluluğa paha biçilemez. Sevgi ve saygı¸ mutluluğun mayası ve mutlu bir yuvanın temelidir¸ bencillik¸ tahakküm ve ahlaksızlık ise yuvanın dinamitidir. Artık karar bireyin kendisine kalıyor. İnsanoğlu dünyada da ahirette de kendi cennetini veya cehennemini kendisi hazırlar.

Sayfayı Paylaş