BARTIN VELİLERİ

Somuncu Baba

Her bölgesi ayrı bir güzellikte olan cennet vatan Anadolu'muzun her karışında büyük evliya¸ Allah dostu insanların olduğunu bilmeyenimiz yoktur. Bazı bölge ve illerinde ise sahabe hatta peygamberlerin varlığından bile bahsedilmektedir. Bunlardan birçoğunun makam olduğunun bilinmesine rağmen Anadolu insanımızın Peygamberimize ve onun sahabesine olan sevgi ve muhabbetinden dolayı sahabenin o yere uğramasını¸ konaklamasını bile Allah'ın bir ihsan olarak kabul etmiş¸ o yerleri manevî makam olarak belirlemiş¸ o mübarek insanları bölgenin manevi bekçileri ve huzur kay

Her bölgesi ayrı bir güzellikte olan cennet vatan Anadolu'muzun her karışında büyük evliya¸ Allah dostu insanların olduğunu bilmeyenimiz yoktur. Bazı bölge ve illerinde ise sahabe hatta peygamberlerin varlığından bile bahsedilmektedir. Bunlardan birçoğunun makam olduğunun bilinmesine rağmen Anadolu insanımızın Peygamberimize ve onun sahabesine olan sevgi ve muhabbetinden dolayı sahabenin o yere uğramasını¸ konaklamasını bile Allah'ın bir ihsan olarak kabul etmiş¸ o yerleri manevî makam olarak belirlemiş¸ o mübarek insanları bölgenin manevi bekçileri ve huzur kaynakları olarak görmüşlerdir.


Batı Karadeniz'in gözbebeği olan Bartın ilimizde de bir sahabenin bulunduğu rivayet edilmektedir. Türbe Hz. Peygamberimiz (s.a.v.)'in sancaktarı Ebu'd-Derda Hazretleri adına manevî makam olarak hazırlanmıştır. Ebu'd-Derda Hazretlerinin Şam'da vefat ettiği ve kabrinin de Şam'da bulunduğu bilgileri kaynaklarda belirtilmektedir. Ancak yine tarihî kaynaklarda geçtiğine göre İstanbul'un kuşatılması sırasında bu bölgeden geçerken Bartın'da bir süre kalan Ebu'd-Derda Hazretlerinin hatırasına manevi bir makam olarak kabul edilen konakladığı yere sonradan bir türbe yapıldığıdır. Bugün¸ yanında küçük bir cami ile çeşme bulunan türbe birçok yerli ve yabancı turist tarafından ziyaret edilmektedir.


Ebu'd-Derda (r.a.)'ın asıl ismi Uveymir b. Zeyd b. Kays'dır. Ebu'd-Derda ismi ile tanınmıştır. Medine'de Hazrec Kabilesine mensup olup Ensar'dandır. Bedir Savaşı sırasında Müslüman olmuştur. Ensar'dan İslâm'ı en son kabul eden kişi olarak da bilinir.


Müslüman oluşunu hanımı Ümmü'd-Derda şöyle anlatır:


"Ebu'd-Derda kendisine ait bir putu vardı ve ona çok bağlıydı. Aile efradının hepsi Müslüman olmuştu. Peygamberimizin şairlerinden Abdullah İbn Revaha Ebu'd-Derda'nın cahiliye döneminden beri çok sıkı dostlukları vardı. Abdullah İbn Revaha sık sık¸ "Ebu'd-Derda! Son yurdunun İslâm olmasını arzu eder misin?" diyerek onu İslâm'a davet ediyordu Ebu'd-Derda ise buna yanaşmıyordu.


Ebu'd-Derda yine bir gün putuna tapınıp ona gerekli ihtimamı gösterdikten sonra dışarı çıktı. Arkasından Abdullah İbn Revaha geldi ve evime girdi. Ebu'd-Derda'yı sordu. Az önce dışarı çıktığını söyledim. İbn Ravaha içeri girdi¸ yanında bir keser vardı. Putu indirdi ve onu parçalamaya başladı. Bir yandan da "Duyunuz! Allah'la birlikte anılan her şey bâtıldır." şeklinde şiirler söylüyordu.


O puta vurup duruyorken keser sesini işittim ve odaya girdiğimde şok olmuştum ve şöyle dedim: "İbn Revaha beni mahvettin…"


İbn Revaha çıktı gitti¸ hemen arkasından da Ebu'd-Derda eve döndü. Beni korkudan ağlıyor görünce¸ "Neyin var" diye sordu. Ben¸ "Arkadaşın Abdullah İbn Revaha eve girdi ve şu gördüğünü yaptı." dedim.


Ebu'd-Derda parçalanmış puta baktı ve çok kızdı. Sonra düşündü ve şöyle dedi: "Eğer bu putta bir hayır olsaydı kendisini savunurdu." Sonra Abdullah İbn Revaha'nın yanına gitti. Ona¸ "Beni Muhammed'in yanına götür." dedi. İkisi birlikte Rasûlullah (s.a.v.)'in yanına gittiler ve Ebu'd-Derda orada Müslüman oldu." Ebu'd-Derda (r.a.)'nın Müslüman olmasından son derece mem nun olan Hz. Peygamber (s.a.v.) onu¸ Selman-ı Farisî ile din kardeşi yaptı.


Geç bir dönemde İslâm'a girmesine rağmen Ebu'd-Derda (r.a.) bundan sonraki hayatını dinine adadı. Başta Uhud Savaşı olmakla üzere bütün gazvelerinde Hz. Peygamber (s.a.v.) ile birlikte bulundu. Onun bilhassa Uhud'da büyük fedakârlık ve şecâat örnekleri gösterdiği ve Efendimiz (s.a.v.)'in "Uveymir ne müthiş bir savaşçıdır." iltifatına mazhar olduğu rivayet edilir. Askerî faaliyetlerin yanı sıra ilimle de meşguliyetini devam ettiren Ebu'd-Derda (r.a.)¸ Allah Rasulü (s.a.v.) hayatta iken Kur'an-ı Kerim'i baştan sona ezberleyen sahabeler arasına girdi. Ebu'd-Derda (r.a.) Hz. Ebu Bekir (r.a.)'in hilâfeti sırasında başlatılan ve Bizans kontrolündeki bölgeleri hedef alan Şam fetihlerine iştirak etti. Kaynakların bildirdiğine göre o orduda kadı olarak görev yapmıştır. Bu şekilde İslâm tarihindeki ilk (kadı askerinin) Ebu'd-Derda (r.a.) olduğu rivayet olunur.


"Daima ahiret hesabını ve Allah rızasını gözeten Ebu'd-Derda çevresinde olup bitenlere ibret gözüyle bakardı. Müslüman olduğu sıralarda karısını ihmal edecek kadar ibadete düşkündü. Selman-ı Farisî¸ İslâmiyet'in bu kadarına izin vermediğini söyleyerek onun bu konudaki aşırılığına engel oldu. Ebu'd-Derda'nın ibadeti daha çok tefekkür ve ibret alma tarzındaydı. Hz. Peygamber (s.a.v.)'in onun hakkında "ümmetimin en âbidi ve en müttakisi"¸ "bu ümmetin hâkimi" gibi takdirkâr ifadeler kullandığı rivayet edilmektedir. Dünya malına değer vermeyen Ebu'd-Derda¸ kızı Derda'yı onunla evlenmek iste yen Yezid b. Muaviye'ye vermemiş¸ fakir bir Müslümanla evlendirmişti. Bildiklerini söylemekten çekinmezdi. Halkı iyilik etmeye¸ ahireti düşünmeye¸ yetimleri gözetmeye¸ köle azat etmeye¸ Allah'ı zikretmeye¸ mütevazı ve dünyaya karşı tok gözlü olmaya¸ zulümden kaçınmaya teşvik ederdi. İnsanın bildiklerini uygulaması gerektiğini söyler¸ ilme ve dini yaşamaya çok önem verirdi.


Ebu'd-Derda tefsir¸ fıkıh¸ hadis ve kıraat sahalarında ashabın ileri gelenlerindendi. Yıllarca titizlikle yürüttüğü kadılık görevi sırasında bir hüküm verdikten sonra davalıları geri çağırtıp onları tekrar dinlediği olurdu. Onun bu titizliği hadis rivayetinde de görülür. Ebu'd-Derda'dan hadis öğrenmek üzere çeşitli ülkelerden gelen hadis talebelerine rivayette bulunduktan sonra herhangi bir yanlışlık yapmış olabileceğini düşünerek¸ "Hadis bunun gibidir veya buna benzer şekildedir." der¸ böylece meydana gelebilecek muhtemel hataların sorumluluğundan kaçınmak isterdi. Önemli bir yönü de Kur'an muallimliği olan Ebu'd-Derda "Dımaşk mukrii" diye anılırdı." (İslâm Ansiklopedisi)


Ebu'd-Derda (r.a.)'ın güzel sözlerinden bazıları şunlardır: "Kul¸ Allah'a ibadetle meşgul olunca Allah onu sever¸ mahlûkatına da sevdirir."


"İmanın zirvesi başa gelene sabır¸ kadere rıza¸ samimi bir tevekkül ve Allah'a boyun eğmektir."


"Bir saat tefekkür¸ bütün bir gece nafile ibadet etmekten hayırlıdır."


"Bilmeyene bir kere¸ bilip de yapmayana yedi kere yazıklar olsun."


"İlim ancak arayıp öğrenmekle olur. İlim için sabah çıkıp akşam dönmenin cihad olmadığını sanan kimsenin aklı eksiktir."

Sayfayı Paylaş