AİLEDE EKONOMİK PROBLEMLER

Somuncu Baba

Günümüzde herşey ekonomi ile ölçülür oldu. Bütün ilişkilerde olduğu gibi evlilikte de parayı¸ çok zaman¸ paradan bin kat değerli şeylerin yerine koyuyoruz. Meselâ işinden başka birşeye ilgi göstermek istemeyen¸ duygularını gizli tutan bir erkek¸ karısına sevgi yerine bol para verebilir.

Günümüzde evlilikteki geçimsizliklerin önemli bir kısmının ekonomik konulara dayandırıldığını görüyoruz. Ama hakiki sebebin para ile ilgili olmadığını düşünüyorum.


Gerçekten para sıkıntısı çeken birçok çift biliyorum. Bunlar¸ karşılıklı dayanışma ve fedakârlıkla hayatlarını zenginleştirip mutlu¸ başarılı bir evlilik sürdürmekteler. Para konusundaki gayretlerini paylaşmak onları daha yakınlaştırır¸ yuvalarının temelini daha sağlamlaştırır sanki. Bazı durumlarda kadın da evinde veya dışarda iş yapar¸ ama onlar bunu bir geçimsizlik konusu haline getirmezler. Bu gibi yuvaların varlıklı ailelerden bile¸ yerine göre daha mutlu olabildiğini sık sık görüyorum. Bu çiftler ekonomik sıkıntıdan hiç bunalmaz¸ hiç kavga etmezler mi? Ederler¸ tabii olarak. Ne var ki eşler arasında mevcut olan birbirine anlayışlı davranma¸ bütün kriz ve çatışmaları atlatabilecek ölçüde sağlamdır. Aliye hanım aynen şunları anlatıyordu: "Doktor bey¸ evimiz yok. Kiradayız. Beyimin kazancı düşük. Etrafdaki kadınlar hep bana laf atıyorlar. Ama beyimin elinden geleni yaptığını biliyorum. Sonra kazancını hep bizim için harcar. Çocuklarına düşkün¸ iyi bir insandır o. Bu yüzden sabrediyorum ve Allah'a dua ediyorum."


Bir başka hanım ise: "Karşılıklı güven ve sevgi içinde pilava kaşık sallamak¸ bana etli yemeklerden daha lezzetli geliyor" diye bu durumu özetliyordu. Halbuki her kadın böyle değildir. Bazı hanımlar kocalarının daha iyi hayat şartları sağlayamamış olmasından şikâyetçidirler. Böyle biri muayenehanede kocasına sert ifadelerle çıkışmış; "İfrit oluyorum sana! Neden bu kadar az para kazanıyorsun? O kadar okumuşsun¸ iktisat diploman var¸ hiçbir eksiğin yok. Niçin paralı bir işe girmiyorsun sanki?" demişti.


Görüşmeden sonra kadına şu mesajı vermiştim: "Neden beyinizi olduğu gibi kabul etmiyorsunuz? Onun hırslı¸ yırtıcı¸ gözü yüksekte olan biri olmadığını biliyorsunuz. Öyle olsaydı¸ zaten onu sevemez¸ onunla evlenmeyi istemezdiniz. Çünkü o tip erkeklerden hoşlanmadığınızı söylediniz. Ne gecesi ne gündüzü¸ ne yazı ne kışı belli¸ durmadan makine gibi çalışan adamların size göre olmadığı anlaşılıyor. Halbuki sizin kocanız uysal¸ iyi yürekli¸ kimseye zararı olmayan¸ haramı helali bilen¸ ailesine ve evine düşkün bir insan. Eğlenceyi evinde arıyor¸ çocuklarınızla çok iyi anlaşıyor ve onlarla vaktini geçiriyor. Sonra size değer veriyor. Lütfen dışardaki olumsuz örnekleri düşünüp beyinizi öyle değerlendirin."


Bilemiyorum¸ eve gidince hatasını anladı mı? İlk fırsatta gidip kocasının boynuna sarılarak: "Ben geçimsiz¸ patavatsız biriyim! Beni affet. Arada gerçi para diye mırıldanıyorum¸ ama aslında senin sevgin¸ şu mutlu yuvamızın¸ imanlı olarak helal gelirle yetiştirmeye çalıştığımız çocuklarımızın hatırı¸ bence zenginlikten daha değerli!"demesini beklerdim.


Hanıma Sevgi Yerine Para


Günümüzde herşey ekonomi ile ölçülür oldu. Bütün ilişkilerde olduğu gibi evlilikte de parayı¸ çok zaman¸ paradan bin kat değerli şeylerin yerine koyuyoruz. Meselâ işinden başka birşeye ilgi göstermek istemeyen¸ duygularını gizli tutan bir erkek¸ karısına sevgi yerine bol para verebilir.


Ersin de böyle bir erkekti. Çok baskıcı¸ sert bir anne tarafından yetiştirilmişti. Karısının da annesi gibi olmasından korktuğu için¸ sert bir zırhın ardına sinmiş¸ onu duygusal yönden kendine yaklaştırmıyordu. Yaklaşmanın¸ sevgi göstermenin bir zayıflık belirtisi olduğunu sanıyordu sanki. Hanımı yüzüne karşı yakınmıştı: "Hiç sevmiyor beni! Hiç anlamıyor! Hissî ilişkimiz yok gibi!"


İşte böyle dediğinde Ersin atıldı: "Ama ben sana dünyayı veriyorum. Biraz değerimi bil. Çevrendeki kaç kadının kocası¸ sana verdiklerimi sunuyor hanımına. Her türlü aletin var¸ harçlığın bol. Altına araba bile çektim. Kolun altın dolu. Daha ne istersin?"


Kadın kocasının sevgisini istiyordu ve onun sayıp döktüğü bütün o güzel değerli şeylerin hiçbiri onun hayatındaki boşluğu dolduramıyordu. Çünkü "sevginin yerini tutsun diye verilen hediyeler¸ vereni de alanı da aslında yoksullaştırır¸ çoraklaştırır." Veren de alan da bunun sevgi değil¸ sevgisizliğin dışavurumu olduğunu bilmiyorlardı. Öte yandan erkeğin para kazanmakla birlikte bunu sarfedemediği evlilikler de vardır. Erkek karısından nasıl kendini geri tutuyorsa¸ parasını da sakınır¸ kendinde tutar. Burada para¸ verilmemek paylaşılmamak yoluyla ceza olarak kullanılır. Kadınların ve erkeklerin çoğu için para çok derin bir psikolojik anlam taşır. Böyle kimselere göre para¸ hem bir güven duygusu sağlar¸ hem de kişiye güç ve üstünlük kazandırır. Böyle kimseler¸ para harcayınca kendilerini harcayıp tüketiyormuş gibi oldukları için paralarını biriktirip saklarlar. Hem kendilerine¸ hem ailelerine gerçekçi olmayan gereksiz sıkıntılar çektirirler.


Diğer Ekonomik Problemler


Karı koca arasında başka tür maddi problemler de vardır. Mesela kadının¸ eşinden erkeklerin kadınlara aldığı türden hediyeler beklemesi (babasının bir zamanlar annesine aldığı gibi)¸ ama dile getirmemesi:


"Çocuklar için olduğu zaman para istemekten hiç çekinmiyorum da kendim için olunca utanıyorum."


Burada kadın parayı bir sembol olarak kullanmaktadır: Kendi boynu büküklüğünün sembolü. Ne var ki içten içe kocasına kızmaktan kendini alamıyor.


"Kocam cimri. O¸ kadına hediye vermesini bilmiyor!"


Kocası ise karısının "almayı bilmediğinden" yakınıyordu. "Birşey alıp getirsem¸ ah çok pahalı¸ yapmamalıydın¸ gibilerden konuşuyor. Alıp getirdiğine pişman ediyor insanı!"


Kadın burada kendini hep boynu bükük¸ hakkı yenen biri olarak görmek eğilimindedir. Kocasının veren elini adeta itiyordur. Bir başka ekonomik problem¸ kocasının verdiği mutfak parasından kendine pay ayıran kadının durumudur:


"Masrafı biraz fazla gösterip aradaki farkı cebime atıyorum. Ne yapayım¸ istediğim kimi şeyleri kocamın dünyada alamayacağını biliyorum!"


Çok zaman bu¸ isteklerini açığa vurmaktan kaçınmanın bir yoludur. Böyle durumlarda da ya kadının istemesini¸ almasını bilmediğini veya isteklerinin gerçekçi ve ölçülü olmadığını görüyoruz. Birçok evlilikte para sorunları hınç ve düşmanlık duygularını dışa vurmak için birer araç olarak kullanılır. Eşler öfke ve garezlerini doğrudan belirtecekleri yerde birbirlerini para sorunlarıyla hırpalar¸ incitir. Parasını eşinden gizli biriktiren¸ kazancını az gösteren¸ ailesine para sıkıntısı çektiren bir erkek¸ gerçekte karısına olan düşmanca duygularını bu yolla açıklamaktadır. Kocasının parasını har vurup harman savuran kadın¸ dolaylı yoldan onu üzmek¸ hattâ zarara uğratmak isteğini duymaktadır.


Parayı bazı erkekler hakimiyet aracı olarak da kullanabilmektedir. Parası varken bunu esirgeyerek karşısındakini ezer¸ "koklatarak" ödüllendirir. Böylece kendisinin egemen konumunu sergilemiş olur.Böyle bir hakimiyet aslında ezilenden çok ezen için alçaltıcıdır. Toplumumuzda geleneksel olarak para kazanmak¸ para harcamak¸ para sahibi olmak erkeğe has bir ayrıcalık sayılagelmiştir. Böyle bir evlilikte kadına¸ meselâ kocasının gelirini aşan bir miras kalırsa¸ duygusal dengelerin sarsıldığını görürüz. Bu yüzden yıkılan birçok yuva vardır.


Günümüzde kadının çalıştığı evlilikler bu yüzden hassas denge üzerindedir. Toplumda "aile gelirini erkek getirir" şeklindeki yaygın inanç sebebiyle erkeğin gurur ve onurunu kollamak¸ onun maddi konularda hassas olabileceğini hesaplamak yine kadına düşmektedir. Sık sık kendisinin de çalıştığını¸ kocasının maaşının kendilerine yetmediğini söylemesi evliliği sarsabilmektedir.


Zengin aile kızının maddi geliri kısıtlı biri ile evlenmesi durumunda da problemler ortaya çıkar. Geçmişte yapmadığı şeyleri yapmakta zorlanır ve kendini çaresiz hisseder. Kendinin "normal" gördüğü şeyleri kocası "israf" olarak değerlendirir. "Benim ailemdeki kadınlar ev işlerini kendileri yapardı. Sen ise süpürge tutmasını bile bilmiyorsun!"


"Neden temizlikçi bir kadın tutmuyoruz sanki. Kendi sigaran için dünya kadar para sarfediyorsun. Sigaraya harcadığın paranın birazını ayırsak haftada birgün temizliğe kadın getirebiliriz."


Bütün bu problemlerin tek çözüm yolu¸ eşlerin karşılıklı oturup konuşarak duygularını birbirleriyle paylaşmalarıdır.


Evliliğimizde parayı olumlu duygularımızın yani sevgimizin sağlıklı bir dışa vurumu olarak kullanmak da elimizdedir. Parayı ailemizin mutluluğu için şuurla harcamak¸ ortaklaşa yaşantımızı daha güzelleştirmek ve rahatlatmak için kullanmak gerekir. Çiftlerin mutlu ve uyumlu olmaları¸ paraya değil; karşılıklı sevgi ve saygıya dayanır.

Sayfayı Paylaş