ZORBALARI VE ZALİMLERİ ALÇALTAN, DOSTLARINI VE SALİH KULLARINI YÜKSELTEN: EL-HÂFID -ER-RÂFİ'

Somuncu Baba

"İnsan¸ ulvîlikle süflîliğin buluşma noktasıdır. İşte bu noktada her insan kendisine verilen irâde özgürlüğü sayesinde iman¸ ibadet ve güzel ahlâkı tercih ettiği zaman yükseleceğini bilmeli¸ küfür¸ günah ve isyanı tercih ettiğinde de süflî bir hayatın kendisini beklediğini kavramalıdır."

El-Hâfid¸ Arapça'da "aşağıya indirmek¸ değerini düşürmek ve alçaltmak" anlamlarına gelen hafd kökünden bir sıfat olup "alçaltan¸ değerini düşüren¸ aşağıya indiren" demektir.  Allah'ın isimleri arasında yer alan el-Hâfıd¸ "zorbaları ve zâlimleri alçaltan" anlamına gelir. O¸ dünyada zâlimleri alçaltır¸ âhitette de şiddetli azapla onların değersizliğini ortaya koyar.  Er-Râfi' ise¸ "yukarı kaldırmak¸ yüceltmek¸ yükseltmek" anlamındaki ref' kökünden türemiş olup "yükselten¸ değerini artıran¸ onurlu ve şerefli kılan" demektir.[1] Yüce Allah'ın er-Râfi' ismi Kur'an-ı Kerim'de birçok âyette geçmektedir. Bunlardan bir âyette Hz. İsa (a.s)'a hitâben: "Seni kendime yükselteceğim."[2]; bir başka âyette¸ dini O'na has kılarak kullukta bulunan kulları müjdelemek mânâsına "onların cennetteki derecelerini yükselten"[3] şeklinde geçmektedir. Yine Kur'an'da; "gökleri direksiz yükselten"[4]; "(kullarını) derece derece üstün kılan[5]; "Hz. Peygamber (s.a.v.)'in şan ve şerefinin yükselten"[6] anlamlarında kullanılmaktadır. Görüldüğü gibi¸ anlam bakımından er-Râfi' ismi¸ el-Hâfıd isminin anlam olarak karşıtıdır.


Meleklerin Ufkuna Yükselmek


Yüce Allah'ın alçaltan ve yükselten mânâsına gelen el-Hâfıd ve er-Râfi' isimleri¸  insanın mânevî hayatıyla doğrudan ilişkilidir. Yüce Allah¸ kendisine karşı gelen inançsızları¸  zorbaları ve zâlimleri dünya ve âhitette alçaltır¸ itâat eden dostlarını ise¸ yüceltir¸ onların dünya ve ukbâda değerlerini artırır. Nitekim bir âyette bu iki isim birlikte geçmektedir: "O¸ (kimini) yükseltir¸ (kimini) alçaltır."[7] Yüce Allah¸ iman etmeyenleri bedbaht kılarak alçaltır¸ mü'minleri de mutlu ederek yükseltir¸ dostlarını kendisine yaklaştırarak yüceltir¸ düşmanlarını da uzaklaştırarak alçaltır. Kimin müşâhadesi his ve hayal dünyasından¸ irâdesi de nefsânî arzu ve kötülüklerden uzaklaşırsa¸ mukarrabûn meleklerin ufkuna yükselmiş olur. Kimin de müşâhadesi his ve hayal dünyasında¸ himmet ve gayreti de hayvanların bile ortak olduğu nefsânî arzular derecesinde kalırsa o da aşağıların aşağısına düşmüş olur.[8]


Günahlar ve inkâr Bir Düşüştür


Yüce Allah inanç ve amellerde insanı özgür olarak yaratmıştır. Dolayısıyla¸ bir kimsenin iman ya da küfür¸ sâlih amel ya da fâsid ameli tercih etmesi kendi cüz'î irâdesine bırakılmıştır. Bundan dolayı da insan¸ dünyada yaptıklarından âhitette hesâba çekilecektir. Sevap ve günahın¸ cennet ve cehennemin¸ iman ve küfrün anlamlı olabilmesi¸ insanın özgürce karar vermesine bağlıdır. Bu açıdan¸ Yüce Allah¸ Hz. Âdem'den Hz. Muhammed (s.a.v.)'a kadar gönderdiği bütün peygamberler¸ toplumlarını ıslah etme ve imanla yüceltme yolunda büyük gayretler sarfetmişlerdir. Gerek iman ve amel¸ gerekse helâl ve haram alanında uyarılarda bulunmuşlar¸ cennet ve cehenneme giden yolların neler olduğunu göstermişlerdir. İslâm dininin de tek amacı¸  iyi bir Müslüman yetiştirmektir. Biz bunu İslâm'ın emir ve nehiylerinde görebiliriz.


İnsan¸  ulvîlikle süflîliğin buluşma noktasıdır. İşte bu noktada her insan kendisine verilen irâde özgürlüğü sayesinde iman¸ ibadet ve güzel ahlâkı tercih ettiği zaman yükseleceğini bilmeli¸  küfür¸ günah ve isyanı tercih ettiğinde de süflî bir hayatın kendisini beklediğini kavramalıdır. Bütün peygamberlerin gelmesi¸ ilâhî kitapların indirilmesi¸ akıl¸ âfak ve enfüs delillerinin serdedilmiş olması hep insanın iyiyi seçmesine yardımcı olmak içindir. Kur'an-ı Kerim'de geçen bir âyette¸ "Biz insanı en güzel bir şekilde yarattık."[9] buyrulur. Varlıkların içerisinde yaratılışı en güzel olan insandır. Nitekim bu âyette geçen  “Ahsen-i takvîm" ibaresi sûret ve yaratılış güzelliği¸ insanın gençliği ve kuvveti¸ boyu bosu düzgün¸ or­ganları yerinde¸ güzel bir biçimde yaratılmış olması¸ ilâhî ahlâkla ahlâklan­ması gibi mânâlara gelir. Ayrıca insana iyi ile kötüyü birbirinden ayırt etme melekesi olan akıl ve düşüncelerini açıklama gücü olan beyan kâbiliyeti verilmiştir. Bunların hepsi insanın kendisini Yüce olan Rabbi karşısında yüceltmesi içindir.


İman ve Tevbe Bir Yüceliştir


Öte yandan¸ eğer insan bu dünyaya geliş amacını unutur da Rabbine sırt çevirirse¸ her an aşağıların aşağısı bir konuma düşebilir.[10] Kur'an-ı Kerim'de birçok âyette bu düşüşe dikkatler çekilir. Kaldı ki¸ günahların her biri bir düşüştür. Hz. Âdem ve Hz. Havvâ vâlidemizin cennetten çıkarılmasında geçen hubut sözcüğü bu anlama gelir: "İnin (düşün) oradan (cennetten) hepiniz."[11]


Bu düşüşün sebebi ne idi? Yüce Allah'ın koyduğu ilâhî yasanın¸  helâl ve haramın ihlâl edilmesiydi.[12] Ama iman olduktan sonra bu düşüşün telâfîsi mümkündür. Bunun yolu da istiğfâr ve tevbe ameline sarılarak yeniden rabbimize rücû etmektir. Nihâyetinde Hz. Âdem ve Hz. Havvâ vâlidemiz tevbe ve istiğfâr ameline tutunarak¸ Yüce Allah'tan bağışlanma dilediler ve böylece tekrar konumlarını ve derecelerini yükselttiler. Mü'minin düşüşü günahlar sebebiyledir. O düştüğü yerden ayağa kalkmasını bilmelidir. Burada unutmayalım ki¸ düşüşlerde ısrar¸ insanı¸ ebedî düşüşün eşiğine getirir. Bu konuda da her mü'minin duyarlı olması gerekir. Çünkü çağımızın bir İslâm âlimi¸ "Günahlar küfre açılan pencereler gibidir." buyurmuşlardır. Hiçbir günahı; büyük ve küçük şeklinde değerlendirmeden kime karşı yapıldığını düşünmeliyiz ve ona göre bir kulluk tutumu sergilemeliyiz.


İnsan hayatında asıl alçalma¸ günahların varıp dayanacağı küfür ve nifak noktasında ortaya çıkar. Kur'an'da pek çok âyette "esfel" tabiri kullanılır. Bir nevi bu tabir¸ "el-hâfıd" anlamına gelir. Bu anlamda bir âyette; "Şüphesiz ki münâfıklar¸ cehennem ateşinin en aşağı tabakasındadırlar. Onlara hiçbir yardımcı bulamazsın."[13] buyrulurken¸ "Ancak tevbe edenler¸ durumlarını düzeltenler¸ Allah'ın kitabına sarılanlar ve dinlerini Allah'a has kılanlar müstesnâdır. Bunlar mü'minlerle beraberdirler. Allah mü'minlere büyük bir mükâfat verecektir."[14] buyrulmak sûretiyle mü'minlerin derecelerinin yükseltileceğine işaret vardır.  Yine bir başka âyette inkâr edenlerin sözünün alçaltıldığı¸ Allah'ın sözünün ise yüceltildiği beyan edilmektedir.[15]


O halde her mü'min¸ Yüce Allah'ın alçaltan anlamına gelen el-Hâfıd ismi ile sevdiği kullarını yükselten anlamına gelen er-Râfi' isminden nasiplenmelidir. Mü'minin bu isimlerden elde edeceği hisse¸ hakkı¸ hakikati¸ adâlet ve ahlâk dâvâsını her yerde tutup kaldırmalı¸ yükseltmeli; bâtılı¸ küfrü¸ nifakı¸ zorbalığı¸ zulüm ve haksızlığı¸ her türlü kötü olanı da yerin dibine batırmalıdır. Mü'min haklı olanın yanında saf tutar ve destek olur¸ haksızlık karşısında da sesini yükseltir ve mâni olur.


Yüce Allah bu dünyada izzeti Allah ve Resulünde arayanları¸ yüceltir; izzeti ve onuru Allah ve Resulüne düşman olan şahıs¸ ideoloji ve yaşam tarzlarında arayanları da hem bu dünyada ve hem de âhitette zelil kılar¸ rezil ve rüsvây eder.


 


 






[1] Bkz. el-Beydâvî¸ Şerhu'l-Esmâillâhi'l-Hüsn⸠s. 225.



[2] 3/Âl-i İmrân¸ 55.



[3] Bkz. 40/Mü'min¸ 15.



[4] 13/Ra'd¸ 2.



[5] 6/En'âm¸ 165.



[6] 94/İnşirâh¸ 4.



[7] 56/Vâkıa¸ 3.



[8] Gazâlî¸ el-Maksadü'l-Esn⸠s. 60.



[9] 95/Tîn¸ 4.



[10] Bkz. 95/Tîn¸ 5.



[11] 2/Bakara¸ 38¸ 36. 



[12] Krş. 2/Bakara¸ 35.



[13] 4/Nis⸠145.



[14] 4/Nis⸠146.



[15] Bkz. 9/Tevbe¸ 40.

Sayfayı Paylaş