SEYYİD HULÛSİ EFENDİ (K.S)’NİN HUTBELERİNDEKİ AHLÂKÎ DEĞERLER

Somuncu Baba

"Şeyh Hulûsi Efendi'nin Cuma hutbelerinde iman¸ ibadet¸ ahlâkla ilgili konular¸ mübarek günlerle ilgili konular¸ dinî münâsebetlerde ve toplumsal meselelerle ilgili özel hutbeler ile Nebî Muhammed (s.a.v.)'in ve (Allah ondan razı olsun) İmam Ali'nin hutbelerinden örnekler vardır. "


Âlimler¸ peygamberlerin vârisidirler. Onlar ilim¸ fazîlet ve ahlâk mîrâsı bırakırlar. Her zaman ve her mekânda insanlığın ve mü'minlerin elinden tutarak onlara salâh ve hidâyet yolunu gösteren âlimler çıkması Allah'ın Müslümanlara olan bir rahmetidir. Mutlu Darende şehrinin hiç bir gün âlimlerden ve sâlihlerden yoksun kalmaması onun kaderindendir. Hatta ben¸ tasavvufu Darende şehri ile tanıdım.


Gönüllerin Sultanı lakaplı Şeyh Osman Hulûsi Efendi¸ İslâm'ın ruhunun cevherini¸ hoşgörü öğretilerini¸ insanoğlunu dünya hayatında gerçek hayatı verme ve âhirette ebediyet dârınının keyfini çıkarma gücünü ortaya koyarak hayatını İslâm'a ve Müslümanlara hizmete adamıştır. Şeyh Osman Hulûsi Efendi¸ Nebî Muhammed (s.a.v.)'in ahlâkını ahlâk edinerek yirminci asırda insanlığa hizmet eden bir ahlâk modeli ortaya koymak için çaba sarf etmiştir. Bu ahlâk modeli¸ onun davet metodunda ve davranış seyrinde ortaya çıkmaktadır. Onun bu ahlâk modeli¸ hutbelerinde¸ va'zlarında¸ irşâdında¸ insanların kendisini sevmesinde ve müridlerinin etrafında toplanmasında bâriz bir etkisi olan kişisel davranışında mevcuttu.


Fikir sahibi veya hak sahibi veya reform çağrıcısı bir kimse başarıya ancak edebî sözle¸ açık delille ve etkili bir hutbe ile ulaşır. Etkili bir hatip¸ delilini ortaya koyar ve gayesine ulaşır. Böylece etkisi artar ve alanı genişler. Nebîmiz Hz. Muhammed'de (s.a.v.) bizler için güzel örnekler vardır. Ayrıca (Allah onlardan râzı olsun) ashâbı Ebu Bekir¸ Ömer¸ Osman ve Ali'nin hutbelerinde de güzel örnekler vardır. Onlardan sonra minberlere çıkan ümmetin selef-i sâlihîninde ve imamlarında da güzel örnekler vardır. Zira kulaklar onlara verilmiş ve gözler onlara dikilmiştir.


Bu şerefe nâil olmak için bu sorumluluğu üstlenen Şeyh Osman Hulûsi Efendi¸ 1945'te vefat eden babasından sonra¸ Somuncu Baba Camii'nde imam ve hatip olarak davet ve irşâd görevini üstlendi. Gönüllü olarak sekiz sene boyunca bu görevi yaptı. Sonra 1953 yılında camide resmî görev kadrosu aldı ve 1987 yılında emekli olana kadar göreve devam etti.


Cuma hutbesi¸ Cuma günlerinde va'z ve irşâd araçlarının en önemlisi sayılır. Ayrıca Şeyh Osman Hulûsi Efendi¸ Somuncu Baba Camii'nin minberine çıkarak hutbeyi her hafta Müslüman kardeşlerine ulaşmanın bir aracı olarak kullandı. Bu sayede onları¸ salâha¸ ıslâha¸ şerîatın işlerine sarılmaya¸ hakkı ve adaleti ikâme etmeye¸ fazîletleri yaymaya¸ fitneleri bitirmeye¸ sorunları çözmeye¸ intikamla yanan nefisleri sâkinleştirmeye¸ donuklaşmış nefisleri harekete geçirmeye¸ hak kelimesini yüceltmeye ve bâtıla karşı zafer elde etmeye çağırdı. Böylece mazlumların sesi¸ zâlimlere karşı bir nasîhatçi ve beldesindeki bütün insanlar için hidâyetin dili oldu.


Hulûsi Efendi¸ Somuncu Baba Camii'nden verdiği 150 hutbenin¸ Osman Hulûsi vakfına bağlı Nasihat Yayınevi tarafından 2006 yılında İstanbul'da baskısı yapıldı.


Şeyh Hulûsi Efendi'nin Cuma hutbelerinde iman¸ ibadet¸ ahlâkla ilgili konular¸ mübarek günlerle ilgili konular¸ dinî münâsebetlerde ve toplumsal meselelerle ilgili özel hutbeler ile Nebî Muhammed (s.a.v.)'in ve (Allah ondan razı olsun) İmam Ali'nin hutbelerinden örnekler vardır. Kitapta geçen hutbe konularının büyük bir kısmını ahlâkî değerlerin oluşturduğu görülür ki¸ bunların sayısı kırk hutbeyi bulmaktadır.


Bu hutbelerde ele alınan ahlâkî değerlere değinmeden önce Şeyh Osman Hulûsi Efendi'nin hutbelerindeki metodunun karakterize olduğu en önemli özelliklere işaret etmek isterim. Bunlar:


1- Şeyh Osman Hulûsi Efendi'nin Cuma hutbeleri¸ kısa¸ öz ve sade tek bir konuya odaklanma ile karakterize olmuştur. Zira Şeyh Osman Hulûsi Efendi¸ kolayına gelen naklî ve aklî delilleri bir araya toplamaya ve başka konulara atlamadan bunları hutbenin temel hedefi doğrultusunda kullanmaya özen göstermiştir. Hutbesinde ifade ettiği birçok Kur'an âyeti¸ hadîs-i şerîfler¸ sahâbenin ve tâbiînin kıssaları ve şiirlerle¸ derli toplu bir şekilde değerin kendisine odaklamakta¸ onları topluma ve ferde hayrı ve faydası dokunacak şekilde bunlara uymaya ve uygulamaya sevk etmektedir.


2- Dinle alakalı kelime ve ifadeleri asırlardır Türk kültürünün belleğine yer etmiş orijinal Arapça ile kullanmaya ve bunları modern Türkçe ifadelerle değiştirmemeye özen göstermiştir. Muhtemelen bunun nedeni¸ Kur'an'ın dili olması vasfı ile Arapçanın Türk kültür belleğindeki yerini korumaya¸ Arapçanın bekâsına¸ devam etmesine ve nesilden nesle mîrâs kalmasına olan gayretidir.


3- Belâgat yönüne gelince¸ Şeyh Osman Hulûsi Efendi¸ hutbelerinin genelinde önce genel¸ sonra detay üslubunu kullanmıştır. Zira hutbenin temel konusunu¸ din ve fıkıhla alakalı ıstılahlarını ortaya koyar¸ sonra da bunları hiç bir belirsizliğin ve kapalılığın olmadığı kısa cümleler ve basit bir üslupla açıklardı. Bana göre o¸ bu şekilde bir hutbe üslûbu ve hutbelerin konusu ile toplumsal kültür seviyelerinin farklılığına rağmen cemaatin hepsine ulaşmayı başarmıştır.


Hutbelerdeki Ahlâkî Değerler


Tasavvuf¸ edep ve ahlâktır. Şeyhlerimiz¸ fazîlet sahipleri ve ilim ehli bize böyle öğretti. Nitekim âlimler bunu¸ şu sözleriyle ifade etmişlerdir: “Her ne kadar tasavvuf mefhûmu¸ bir taraftan makamların ve durumların ikiliğine dayanmış olsa da İslâm ahlâkının kaynağından beslenmektedir. Çünkü İslâm ahlâkı¸ tasavvuf mefhûmunu ayakta tutan bir destektir. Zira ahlâk olmadan tasavvuf olmaz.”


Bundan dolayı Şeyh Hulûsi Efendi¸ ahlâka büyük önem vermiş ve doğal bir bağlılık göstermiştir. Nitekim 50 numaralı hutbesinde şöyle demiştir: “İslâm demek ahlâk demektir… Müslüman bir kimse namazında ve orucunda ne kadar titiz olursa aynı zamanda güzel ahlâkla ahlâklanmaya¸ zâhiren ve bâtınen temiz olarak ahlâkın en üstün derecesine ulaşamaya çalışmak için de o kadar özen göstermelidir. Bu¸ Müslümanın en önemli vecîbelerinden biridir.”1


Şeyh Osman Hulus Efendi¸ güzel ahlâkla ahlâklanmak için belirli yol ve vesîleler edinmeye çağırmıştır. Bunlardan birinin “sâlihlere eşlik etmek” olduğunu belirtmiştir. Zira 50. hutbesinde şöyle demiştir: “Ahlâkınızın ifsat olmaması için sâdık olan kimseleri arayınız ve ahlâkına güvenmediğiniz kimselerle arkadaşlık etmekten sakınınız. Üstün ahlâk ve temiz kalp sahipleri ile oturun ve şunu bilin ki onlarla kaynaşan ve onlarla oturan bir kimse kesinlikle onların güzel karakterini elde eder ve onlarla buluştukça ilmi¸ fazîleti ve sevgisi artar.”


Şeyh Hulûsi Efendi¸ hutbelerinde sık sık ahlâkın fert ve toplum için önemine¸ istikrârın¸ güvenin ve güvenliğin sağlanmasındaki rolüne vurgu yapmıştır. Nitekim 55. hutbesinde şöyle demiştir: “İslâm¸ bize güzel ahlâkla ve güzel niyetlerle ahlâklanmamızı emretmiştir. Şüphesiz ahlâk¸ tasavvufun tamamının başıdır. Çünkü insanın güçlü olması ancak ahlâkla mümkündür. İnsanlığın bekâsı¸ mutluluğu ve olgunluğu ancak ahlâkla mümkün olacağı gibi insanlığın intizâmı da ancak ahlâk çizgisinde yürümekle mümkün olur. Övülen ahlâk¸ kişiye yeni bir hayat kazandıran değerli bir haslet olduğu gibi bundan yoksun kalmak da en büyük musîbetlerden bir musîbet sayılır. Zira ahlâkın imar etmediği bir yerde fazîlet güneşi doğmaz.”2


………….


İnsan¸ bütün haramlardan kaçınmalı ve ilâhî emirlerin hepsini yerine getirmelidir. Zira insan¸ dünyaya temiz ve düzgün bir fıtratla gelmiştir. Bundan sonra Allah'ın üzerine yarattığı bu temiz ruhu kötülüklere ve mâsiyetlere bulaştırarak onu terk etmesi insana yakışır mı?”3


Aynı şekilde Şeyh Osman Hulûsi Efendi¸ diğer hutbelerinde rüşvet¸ zulüm ve insanların mallarının haksızlıkla yenmesi gibi yaygın olan toplumsal hastalıklardan ve kötü ahlâktan sakındırmıştır. Zira 62. hutbesinde şöyle demiştir: “Bâtılı hakka çevirmek için verilen her şey rüşvettir. Rüşvet büyük bir günah ve cürümdür… İnsanların mallarını haksızlıkla yiyen ve rüşvet isteyen kimseler¸ azaptan kurtulamayacaklar. Onlar dünyada ve âhirette işledikleri zulüm ve hıyânetten dolayı hesaba çekilecekler… Sizden her biriniz¸ hakkını bilsin ve ondan râzı olsun. Zulümden sakınsın¸ görevine gereken önemi versin¸ onu kirletmesin ve zulmün aracı olmasın. Zira o¸ bundan mes'ûl olup sorguya çekilecektir.”4


Ayrıca Şeyh Osman Hulûsi Efendi¸ anne-babaya iyilikte bulunmaya önem vermiş¸ sık sık bu konuya değinmiş¸ toplumsal hayatın istikrârında¸ toplum için bereket ve hayrın hâsıl olmasına bağlamış ve bu ahlâkın önemini açıklamıştır. Zira 60. hutbesinde şöyle demiştir: “Bir zamanlar bizler gücü ve kuvveti olmayan¸ herhangi bir şeyi yapmaktan âciz kimseler idik. Babalarımız ve annelerimiz bizi gözetti¸ bize kefil oldu¸ büyük bir merhamet ve iyilikle bizi yetiştirdi. İşte zaman devran etti ve onlar şu anda bakıma ve gözetime muhtaç birer yaşlı haline geldiler. Bizler ise büyüdük¸ geliştik ve onları gözetebilecek bir duruma geldik. Küçükken onlar bizleri yetiştirdiği gibi onları gözetme sırası bize geldi. Aynı şekilde bir gün gelecek bizler de onların yerini alacağız ve çocuklarımızın gözetiminde olacağız. Anneler ve babalar¸ evimizde mutluluğun semeresidir ve bolluğun bereketidir. Dolayısıyla her kimin hayatta babası veya annesi varsa bunu bir fırsata çevirsin ve onların rızasına nail olsun.”5


Şeyh Osman Hulûsi Efendi¸ birçok hutbesinde doğruluğun toplumun istikrârı ve selâmetindeki önem ve fazîletine vurgu yapmıştır. Nitekim şöyle demiştir: “Allahu Teâlâ'ya iman eden her Müslüman¸ kalbi¸ dili¸ ameli¸ yani bütün uzuvlar ile dürüst ve dosdoğru olmalıdır. Kalbi¸ dili ve fiili arı-duru olmalıdır. Kâmil imana sahip bir mü'min¸ Allahu Teâlâ'nın emirlerine göre düşünmeli ve amel etmelidir. Zira kâmil imana sahip bir Müslüman¸ içi ve dışı ile göründüğü gibi olmalıdır… Bir Müslüman kendisinin Müslüman ve vatansever olduğunu ne kadar iddiâ ederse etsin dürüst ve dosdoğru olmadığı sürece bunun hiç bir değeri yoktur. Zira nice Müslüman kendisinin namazı kılan ve orucu tutan güçlü bir imana sahip olduğunu sanır ama onlarla ilişki içerisine girdiğinizde onların dürüst ve dosdoğru olmadığını görürsünüz.”6



 


Dipnot



1 Es-Seyyid Osman Hulûsi Darendevî¸ Hutbeler¸ haz.: Mehmet Akkuş¸ Ali Yılmaz¸ Nasihat Yayınları¸ İstanbul 2006¸ 50 nolu Hutbe/S. 160


2 55 nolu Hutbe/S. 176


3 74 nolu Hutbe/S. 238-240


4 62 nolu Hutbe/S. 201-203


5 60 nolu Hutbe/S. 194.195


6 79 nolu Hutbe/S. 256-257

Sayfayı Paylaş