HULÛSİ EFENDİ (K.S.)'NİN ESERLERİNDE FIKIH İLMİ

Somuncu Baba

"İslâmî ilimler içerisinde hükümlerin hikmet ve sırlarına daha çok mutasavvıflar yer vermiştir. Onların geniş halk kitlelerine dinî hükümleri öğretme¸ benimsetme ve teşvîk etme misyonları bu konuya eğilmelerini bir anlamda zorunlu kılmıştır. "


Bir gönül¸ irşat ve eğitim insanı olan Hulûsi Efendi hayatını bu yolda tüketmiştir. Şerîat dairesinde kalmaya ve tarîkatte mutedil bir çizgi tutturmaya ne kadar önem verdiğini onun kendi ifadelerinden anlamaktayız.1 Onun eserleri müstakil fıkıh kitabı niteliğinde değildir. Fıkıh adına onun kaleme aldıklarını daha çok Hutbeler adlı eserinde görmekteyiz. Bu sebeple tebliğimizi bu eserini dikkate alarak sunacağız. O¸ irşad yönteminin bir gereği olarak fıkhın özü ve ruhu diyebileceğimiz hikmet-i teşrî' üzerinde durmuştur. Diğer bir ifadeyle onun fıkıh adına yazdıklarını fıkhın özel bir bölümü ve türü olan hikmet-i teşrî' çerçevesine oturtmak mümkündür. Hulûsi Efendi¸ hutbelerinde mesaj yüklü¸ kısa¸ öz ve yer yer Osmanlıca ifadelerle ele aldığı iman¸ ibadet ve ahlâk gibi temel konularda daha çok ilgili hükümlerin hikmetleri¸ ferdî ve ictimâî faydaları üzerinde durmaktadır. Îrâd ettiği hutbeler bir bütün olarak değerlendirildiği zaman detaya girmeden ve can alıcı noktalara işaret edilerek muhataplarını îrşâd¸ teşvîk ve îkâz gayesi güttüğü söylenebilir. Hutbelerde gerekli âyet ve hadisler yanında Hz. Peygamber (s.a.v.) ve sahabe hayatından tablolara yer verilmesi de bu gayenin esas alındığını göstermektedir. Bu sebeple tebliğimizi namaz¸ oruç¸ zekât¸ hac ve fıtır sadakası gibi ibadetlere hikmet-i teşrî' bakımından Hulûsi Efendi'nin getirdiği yorumları esas alarak sunmak istiyoruz.


İslâmî ilimler içerisinde hükümlerin hikmet ve sırlarına daha çok mutasavvıflar yer vermiştir. Onların geniş halk kitlelerine dinî hükümleri öğretme¸ benimsetme ve teşvîk etme misyonları bu konuya eğilmelerini bir anlamda zorunlu kılmıştır. Hükümlerin hikmetini bilmek¸ onları insan zihnine¸ hayal dünyasına yaklaştıracağı için¸ yapılması konusunda da mükellef için teşvîk edici rol oynar.


Hulûsi Efendi'nin hutbelerinde de bu husus yani hükümlerin teşrîî hikmetine yer verme dikkat çekmektedir. Burada onun ibadetlere dair ortaya koyduğu hikmet-i teşrî'den örnekler verilecektir.


Hulûsi Efendi'nin Yazılarında


İman-İbadet-Ahlâk Bütünlüğü


Hulûsi Efendi'nin Hutbeler adlı kitabı iman¸ ibadet ve ahlâk şeklinde sistematize edilmiştir. Bu hutbeler muhtelif zamanlarda îrâd edilmiş olsalar da tertip edenlerin hutbelere bu başlıkları uygun bulmaları anlamlı ve isabetlidir. Bu¸ onun hutbelerinde iman-ibadet ve ahlâk bütünlüğünü kurduğunun bir göstergesidir. Bilindiği üzere iman-ibadet ve ahlâk bütünlüğü İslâm'ın temel hedefidir. Kur'ân ve Hz. Peygamber (s.a.v.)'in sünneti de bize sürekli bu hedefi göstermektedir.


Hulûsi Efendi de hutbelerinde bu nükteyi yakalamış ve kendi üslubunca güzel bir şekilde işlemiştir.


“İman” başlığını taşıyan hutbelerinde Allah sevgisi¸ imanın vasıfları¸ mü'minin niteliği¸ Allah'ı sevmek ve Allah tarafından sevilmek¸ âhirete iman¸ Allah'ı tanımak¸ iman¸ ihsân ve Allah'ı zikretmek konularını ele almıştır.2


“İbadet” başlığı altında namaz¸ oruç¸ hac¸ zekât ve kurbanın önemi¸ faydaları ve bazı temel prensipleri üzerinde durmuş ve bunlarla ilgili meselelere yer vermiştir.3


“Ahlâk” başlığı altında ise âdâb-ı muâşeret¸ kardeşlik¸ ana-babaya itâat¸ iyilik¸ yardımlaşma¸ doğruluk¸ edeb¸ hay⸠komşulara iyi davranmak¸ dili korumak¸ adaletli olmak gibi güzel hasletler ve erdemleri ele almıştır. Bunlar yanında kötü huylardan olan yalanın zararları¸ rüşvet¸ istihzâ ve gıybetin zararları gibi hususlara değinmiştir.4


İbadet-ahlâk münasebetini konu ettiği bir hutbede şu görüşlere yer verir: “Müslümanlığın en büyük ehemmiyet verdiği bir şey var¸ o da ahlâktır¸ ahlâk güzelliğidir. Ahlâkın yükselmesi İslâm dininin yegâne gayesidir. Müslümanlıkta ahlâkî emirlerin¸ hem dinî esaslarla¸ hem de fer'î ibadetlerle çok sıkı bir münâsebeti vardır. O kadar ki¸ ahlâkî vazîfeleri¸ sırf dinî olan emirlerin¸ vazîfelerin hâricinde tutmak mümkün bile değildir.”5


Hutbelerinde iman-ahlâk bütünlüğü yanında dünya-âhiret dengesine de sıkça vurgu yapan Hulûsi Efendi şu ifadelere yer verir:


“Hayır¸ hayır… İnsanlar başka bir âlemde lâ-yemûtâne (ölmeyecek bir halde) yaşayacaklar¸ dünyadaki amellerinin semerelerini o âlemde göreceklerdir. Yazıklar olsun o gâfillere ki¸ bu gibi zâhir hakikatleri inkâra cüret eder dururlar.”6


İbadetlerde Aslolan Hikmet Değil İtâattir


Hutbelerinde ibadetlerin teşrîî hikmeti üzerinde duran Hulûsi Efendi¸ ibadetlerin bir takım hikmetleri bulunmakla birlikte onların emredilmesinin ve yerine getirilmesinin esas gayesinin Allah'a itâat ve teslîmiyet olduğunu isabetle ifade eder. Yani ibadetler belli hikmetler taşısa da¸ mükellef bunları öncelikle sadece Allah'ın emri olduğu için taabbüd anlayışıyla yapar. Onun konuyla ilgili yorumlarından biri şöyledir:


“Tekmîl ibadetlerimizin ve orucun maddi ve rûhî ne şekilde ve ne mertebede faydası olursa olsun¸ bunlar o ibadetlerin farz olmalarının yegâne illeti ve hikmeti değildir. İbadetlerin ve orucun farz olmasının asıl hikmeti; Allah'ın emirlerine itâatle kulluk ve vazîfe zevkini tatmak ve böylece ruhlarımızı riya ve gösterişlerden temizleyerek ahlâkımızın samîmîliğini artırmak ve kendimizi bizzat Allah (c.c)'ın vikâyesine tevdî için nefisle mücâdele etmektir.”7


Namazın Teşrîî Hikmeti


Hulûsi Efendi namazla ilgili hutbelerinin birine şu âyetle başlar:”Ailene namazı emret ve kendin de ona devam et. Senden rızık istemiyoruz. Sana da biz rızık veriyoruz. Güzel sonuç Allah'a karşı gelmekten sakınanlarındır.”8 Âyeti kısaca yorumladıktan sonra ailenin namaz eğitimine ve bu konuda ebeveynin sorumluluğuna işaret eder. Âyetin nâzil olması üzerine Hz. Peygamber (s.a.v.)'in bir ay kadar her sabah Hz. Ali (r.a.) ve Fâtıma (r.anhâ)'nın evlerine gidip onları namaz için uyandırdığı bilgisini nakleder. Daha sonra namazın teşrîî hikmetlerine şu cümlelerle işaret eder:


“Hâsılı¸ namaz pek ulvî bir ibadettir. Namaz mü'minlerin mîrâcıdır. Kurbiyyet-i manevîyyeye vesîledir. İnsan namaz sayesinde rûhen yükselir¸ kalben münşerih olur¸ kendisinde pek güzel duygular husûle gelir.”9


Onun değerlendirmesine göre en resmî namazda bile muntazaman namaz kılanlar şu kazançları elde ederler:


“Kalp ve beden temizliği


Allah sevgisinin ve Allah korkusunun kalbe yerleşmesi


Kalbin kuvvet bulması


Fenâlıktan uzak kalmak


Vakitlerini intizâm altına almak10


Hikmet-i şerîfine uymak kaydıyla: Usulüyle kılınan namazlar insanda günahtan¸ maddî ve manevî pislikten eser bırakmaz.”11


Orucun Teşrîî Hikmeti


Orucun ibadetler arasındaki yerini “Oruç¸ ifrat ile tefritten âzade¸ ilâhî bir adl ve insanî bir i'tidâl olarak Allah ile kul arasındaki ibadettir.” ifadeleriyle anlatan Hulûsi Efendi bu ibadetin teşrî' hikmetiyle ilgili olarak şunları söyler:


“Fi'l-hakîka; oruçla hayvanî (behimî) arzular terk edilerek insânî arzular kuvvetlendirilir. Nefse hâkimiyet sağlanarak Allah (c.c) yoluna tevessül edilir. Allah rızasını kazanmak tarafı alınır. Şehevî duygular terk edilir ve bu suretle dünya ve âhiret saâdeti için gerekli ahlâkî fazîletler elde edilir.”12


“İnsan ruhunun berraklaştırılması ve mânevî derecesinin yükseltilmesi¸ hulasa insan kemâlinin temin gayesini güden ibadetlerin bu ikinci cephesini bize oruç sağlamaktadır. Kur'ân-ı Kerim'de “Sizden evvelkilere farz edildiği gibi size de oruç farz edildi¸ ta ki kendinizi fenâlıktan koruyasınız.”13 buyrulması bize bu hikmeti bildirmektedir. İbadetin¸ Allah ile kul arasında kalan bu cephesi¸ ibadet yoluna düzülenleri içtimâî hayattan¸ ahlâk-ı fâzıla ve a'mâl-i hasene sahibi kılmakla kendini gösterir. Zira Alla (c.c.)'ın rızasını tahsil etmek gayesiyle yiyip içmekten sakınmak¸ insanda itâat duygusunu inkişâf ettirir. İnsânî seciyeyi yükseltir¸ ona sabırlı ve metânetli olmak kudretini verir ve kişiyi irâdesine hâkim kılar. Peygamberimizin “Oruç ibadetin kapısıdır.” buyurmasındaki hikmet budur işte.”


Hulûsi Efendi hutbelerinin birini¸ Ramazan ayında Allah'ın oruç tutanlara yönelik beş lütfuna ayırmıştır. Onun hadislerden tesbitine göre bu lütuflar şöyledir:


Ramazan ayının ilk gecesinde Allahu Teâlâ ümmet-i Muhammed'e rahmet nazarıyla bakar. Bu nazara mazhar olan ise azap yüzü görmez.


Oruçlunun ağzında iftara yakın meydana gelen koku Allah katında miskten daha güzeldir.


Ramazan'ın her gece ve gündüzünde melekler ümmet-i Muhammed'e mağfiret talep eder.


Allahu Teâl⸠mü'minlerin türlü nimetler içerisinde safâ sürmeleri için cennete hazır olması için emir verir.


Ramazan'ın son gecesi bütün ümmet affedilir.14


Zekâtın Teşrîî Hikmeti


Zekât hakkında dört hutbe îrâd eden Hulûsi Efendi¸ bu hutbelerde¸ Hz. Peygamber (s.a.v.)'in iki hutbesini naklederek¸ zekât memurlarının görevleri15 gibi fer'î konular yanında zekâtın önemi ve hikmetleri üzerinde de durmuştur. O¸ zekâtla ilgili hutbelerinden birini¸ ilgili âyetlerin meallerini naklederek zekâtın kurallarına ayırmıştır.16 Onu zekâtın teşrîî hikmetine dair bazı ifade ve tespitleri şöyledir:


“Zekât¸ malın temizlenip bereketlenmesine¸ mal sahibinin de rûhen¸ kalben temizlenmesine yükselmesine sebeptir. Zekât ve sadaka ile mal eksilir sanılmamalıdır. Cenâb-ı Hakk onların yerine başkasını verir. Mallar zekâtla muhafaza edilir. Zekâtı verilmeyen mal telef olur.”17


Toplumda meydana gelen pek çok kötülüğün yoksulluk¸ gelir dengesizliği ve sefâletten kaynaklandığını dile getiren Hulûsi Efendi¸ zekâtın bu problemlere nasıl çare olduğunu şu ifadelerle ortaya koymaktadır:


“Müslümanlığın gerek zekât farîzasıyla ve gerekse tavsiye edilen sadakalarla; fakirlerin zarûretlerini gidermeyi¸ cemiyeti sefâletten¸ cinâyetten¸ içtimaî fesatlardan¸ ahlâkî bozukluklardan korumayı istihdâf ettiğinde şüphe yoktur.”18


Hulûsi Efendi'nin zekâtın toplumsal faydaları çerçevesinde zekâtın Türk Tayyare Cemiyetine¸ Hilal-i Ahmer'e ve Çocuk Esirgeme Kurumu'na vermeyi tavsiye etmesi19 kendi döneminin şartları çerçevesinde değerlendirilmelidir.


Haccın Teşrîî Hikmeti


Hac konusunda iki hutbe îrâd eden Hulûsi Efendi¸ her iki hutbede de Hz. Peygamber (s.a.v.)'in Veda Haccı'ndan hareketle haccın önemi üzerinde durmuştur.20


Fıtır Sadakasının Teşrîî Hikmeti


Hutbelerinde fıtır sadakasının teşrîî hikmetine de değinen Hulûsi Efendi¸ bu sadakanın daha çok fakirleri bayram sevincine ortak etmek olduğunun altını çizmekte ve şu görüşlere yer vermektedir:


“Bayramdan evvel herkes fukarâya sadaka-i fitresini vermek sûretiyle¸ bayramda fakîrlerin yüzü gülecek¸ onların da eline birkaç kuruş para girecek¸ önünün bayram olduğunu anlayacaklardır. Binâenaleyh hâl ve vakti yerinde olan her Müslüman¸ sâhiden fakîr olanlara Ramazân-ı şerîfte fitresini vermeli¸ fukarâyı sevindirmelidir. Bu sûretle¸ hem borcunu ödemiş¸ hem de âhirete sevâb kazanmış¸ azâbtan kurtulmuş olur. Çünkü sadaka-i fıtır vermek orucun kabûlüne¸ dünyâ ve âhiret selâmetliğine¸ sekerât-ı mevtten ve kabir âzabından kurtulmaya sebeb olduğu beyân olunmaktadır.”21


Sonuç


İrşâd ve irfân insanı olan Hulûsi Efendi¸ muhataplarını bilgilendirmek¸ îkâz etmek ve gönüllerine girebilmek için aynı zamanda Hz. Peygamber (s.a.v.)'in îrşâd yöntemlerinden biri olan hutbe îrâdı yolunu kullanmıştır. Hutbelerinde veciz¸ net ve mesaj dolu bir üslup takip etmiş¸ bazen de Hz. Peygamber (s.a.v.)'in bazı hutbelerini olduğu gibi nakletmekle yetinmiştir. Hutbelerin dil¸ üslup ve boyutu kadar konuları da çok önemlidir. Zira tamamı incelendiğinde hitap kitlesinin ihtiyaçlarının göz önünde bulundurulduğu anlaşılmaktadır. Aynı zamanda hutbelerin iman-ibadet ve ahlâk bütünlüğü etrafında îrâd edilmiş olması çok mânîdârdır. Hutbelerde fıkhın en önemli bölümlerinden biri olan hikmet-i teşrîin seçilmesi ayrıca önem arz etmektedir. O¸ sadece ibadetlerin ve ahlâkî güzelliklerin hikmet ve sırlarını ele almakla yetinmemiş¸ kötü alışkanlık ve huyların insanı sürükleyeceği felaketlere de dikkat çekmiştir. Böylece Kitap ve sünnetin îrşâd yöntemini ârif kişiliği ile birleştirerek kullanmıştır.


 


Dipnot



1 Örnek olarak bk.¸ Es-Seyyid Osman Hulûsi Ateş¸ Hutbeler¸ (Haz. Prof. Dr. Mehmet Akkuş-Prof. Dr. Ali Yılmaz)¸ Nasihat Yay.¸ İstanbul¸ 2006¸ 62.


2 Hutbeler¸ 3-58.


3 Hutbeler¸ 61-149.


4 Hutbeler¸ 153-285.


5 Hutbeler¸ 78-80.


6 Hutbeler¸ 62.


7 Hutbeler¸ 74.


8 20/Tâh⸠132.


9 Hutbeler¸ 63-64.


10 Hutbeler¸ 132.


11 Hutbeler¸ 132.


12 Hutbeler¸ 72.


13 2/Bakara¸ 183.


14 Hutbeler¸ 120-121.


15 Hutbeler¸ 69-71.


16 Hutbeler¸ 136-138.


17 Hutbeler¸ 81-82.


18 Hutbeler¸ 111.


19 Hutbeler¸ 113.


20 Hutbeler¸ 89-92¸ 134-135.


21 Hutbeler¸ 128.

Sayfayı Paylaş