GÖNÜLLER SULTANI

Somuncu Baba

Anne ve babası gül neslinden¸ kendisi ise cennetteki gül bahçesinin vazgeçilmez güllerinden… Peygamber kokulu bu âbide şahsiyetin işi gönül sultanlığı… Filozoflar¸ şairler gönül kelimesine bir anlam veremezken kendileri daha küçük yaşlarda gönülleri fethetmiş ve “Gönül Fatihi” olarak adını zihinlere kazımıştır.


Anne ve babası gül neslinden¸ kendisi ise cennetteki gül bahçesinin vazgeçilmez güllerinden… Peygamber kokulu bu âbide şahsiyetin işi gönül sultanlığı… Filozoflar¸ şairler gönül kelimesine bir anlam veremezken kendileri daha küçük yaşlarda gönülleri fethetmiş ve “Gönül Fatihi” olarak adını zihinlere kazımıştır. Dünyadaki en sevdiği varlık ise kitaplarıydı. Bir gün ihvanları ile birlikte otururken yanındakilere şu şekilde bahsetmiş: “Oğul hacca gitmeden önce bu hayatta en sevdiğim şey kitaplarımdı¸ ne zaman ki hacca gittim kitaplarım ikinci sıraya düştü.” Gazeteler¸ “Asrın filozofu” şeklinde manşetler atmakta son derece haklıydılar. Efendimin filozof olduğuna tek kanıt bu değil tabiî ki… Çocukken Kur'an'ı hatmeylemiş ve Kur'an'daki ayetleri bir bir Dîvân'ına nakşetmiştir. Belki gecenin en karanlığında¸ belki de sabahın nurunda –anlamlandırmaya zihin yetmeyen bir ilhamla- yazılmış olan bu müthiş eseri hangi üstad hakkını vererek açıklayabilir? Yazılmasına öyle bir sır vesile oluyor ki¸ beyitler tek tek işlenirken bu sırra tanıklık edecek tek bir çift göz; müthiş bir ilhamla yazan bu kalemi anında durdurabiliyor. İşte böyle meşakkatlerle yazılan bu mükemmel eser¸ Dîvân-ı Hulûsî-i Dârendevî¸ bu durumu anlatacak bir çift söz;


İçinde sonsuzun nuru yandıkça


Açılır karanlığın bahtı siyah


demekle haklı şair. Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi Hazretleri öyle bir nuru içinde besliyordu ki¸ her geçen gün bu nur biraz daha büyüyor ve kendileri bu oranda eriyordu. Pervane misali aşkı için bu yolda ilerlemekten vazgeçmiyor ve sevdiğine ulaştığında da sonsuz nurun içinde yok olacağını biliyordu. Sonuç mu¸ sadece söylemesi kolay; o içindeki mükemmel nur olmuş ki¸ Efendim halini çok güzel anlatmış:


Koy bu vücudum odlara yansın


Ersin visale pervaneler tek…


Düşsem Hulûsi meydan-ı aşka


Cevlan kılsam merdaneler tek


Yeter mi Efendi Hazretlerini anlatmaya kurduğum iki cümle; yetmez. Çünkü onun hali gülleri kıskandırıyor¸ bülbülleri kendine âşık ediyordu. Kendisini gönüllere adamıştı. Sevgilinin rızası için gönülleri fethetmeliydi. Neden mi¸ sevgilinin yeri gönüllerdi. Gönlün bozulmaması¸ kırılmaması gerektiğini biliyor ve inşası için her şeyi yapıyordu. Kendileri gönül mevzusunu öyle güzel anlatmışlar ki


Gönül bir bahrı ummandır ana haddü payan olmaz


Derunu dürrü cevherdir ki pinhandır ayan olmaz.


Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi Hazretleri hizmet ehli bir âlimdi. Misyonu¸ vizyonu insanlığa hizmetti. Tabi bu yolda yalnız değildi. Kendisine yoldaş olan annelerin annesi gül kokulu eşi¸ Hacı Naciye Sultandı. Hacı Validemiz de hizmette sınır tanımamış¸ elinden gelenin fazlasını yapmış¸ haliyle tavrıyla insanlığa örnek olmuş bir sultandı. Gül kokusunun kaynağı olan evlerinden misafir eksilmez ve Validemizde hizmet etmekten yorulmazdı. Cennet bahçesinin güllerindendi Hacı Naciye Validemiz¸ çocukları ise bahçenin gonca gülleri… Bu müthiş aileye sahip olan Efendi Hazretleri¸ eğitime de çok önem vermiş öncelikle de kız çocuklarının okumasını istemiştir. Darende İmam Hatip Lisesi'ni yaptırmış¸ Özel Kız Öğrenci Yurdunun açılmasını sağlamıştır. Kimsesizin¸ düşkünün daima yanında olmuş hiç bir şekilde doğruluktan ayrılmamıştır.


12 Ağustos 1914 Pazartesi günü dünyada açan gonca gül Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi Hazretleri 14 Haziran 1990 tarihinde dar-ı bekaya irtihal etmiştir.15 Haziran 1990 Cuma günü cenaze namazını¸ kendi yaptırdığı Darende İmam Hatip Lisesi'nin önünde kalabalık bir cemaat ile halefi ve oğlu olan H. Hamidettin Efendi kıldırmıştır.


Efendim; Darende'de yaktığın hizmet ateşi günden güne büyüyor. Sınır tanımadan yurt dışına¸ bambaşka gönüllere ulaşıyor. Bazen yetim bir çocuğun gönlüne¸ bazen kor yüreklere ulaşıyor. Bizler de “Her şey güzel olacak.” sözüne ithafen durmadan çalışıyor¸ bize ve insanlığa kazandırmış olduğunuz vakfımıza layık olmak için çabalıyoruz. Bizler sevmeyi de sevilmeyi de sizden öğreneceğimizi biliyoruz. Allah'ım¸ bizleri sizlerden¸ Peygamber Efendimizden ayırmasın cennette Peygamberimizin ve sizlerin arkasından yürümeyi nasip etsin. Âmin…

Sayfayı Paylaş