GÖNLÜMDEN EFENDİME

Somuncu Baba

"Efendim siz bir adım dahi ayrılmadan şeriattan¸ ceddiniz
Habibullah (s.a.v.)'ın ahlakını nakşettiniz tüm yaşamınıza. Bizler
dünyaya gözlerini yeni açmış bebekler gibi hep hayret içinde kaldık
sizin bu gayretlerinize¸ çalışmalarınıza. Elinizde olan imkânlarınızı
hizmete adamanız¸ hizmet için ayırdığınız zamanınız ve ömrünüzün
bereketi hep bir şaşkınlık oldu bizler gibi her şeyiyle maddiyatla
sınırlanmış insanlara."


Heyhat! Ahir zamandayız şimdi. Ahir zamanın¸ imanını bir kor gibi elinde taşımaya çalışan aciz ve garip Müslümanlarıyız bizler. Beton yapılar arasında kendini ve tüm manevî değerlerini kaybetmiş bizlerin ise şimdi tek ihtiyacı olan gönüllere dönüş sadece¸ Allah'ın aşkını ve tecellisini orada hissedebilme…


Bu aşkı¸ bu sevdayı en çok sizin eserlerinizde müşahede ettik Efendim. “Temiz bir kalp mıknatıs bir ibre gibidir. Sadece doğruyu gösterir.” demiştiniz bizlere. Bizler mutlak doğruyu¸ sizin ceddinizi örnek alarak yaşadığınız hayatınızda ve eserlerinizde gördük Efendim. Mutlak aşkı ve sevdayı gördük. Aşkın ve muhabbetin kristalleşmiş hali idi tüm ahvaliniz. Ne mekânı olurdu sizin gibi âşık olanın ne de kendine ait bir canı. Maşukuna her şeyini fedayı ve dahi kendini kurban etmeyi devlet sayardı kendine siz gibi âşık olanlar. En büyük saadet bilirdi!


Hulûsi ne devlettir bin lutfu inayettir


Olmak ne saadettir kurban-ı Rasûlullah


Öylesine bir aşk ateşi ile yanardı ki ciğeri¸ kebap ederdi içindeki alev kendini. Şem nasıl ki kendi yanmadan yandırmadı pervaneyi¸ evvel kendi yandı. Sizin gibi âşıklar da bizler gibi aşkı dahi bilmeyen cahilleri uyandırmak için yandılar. Yandılar ve yazdılar. Bizler aşkın katresinde boğulma tehlikesi yaşarken¸ sizler Efendim deryalara daldınız mahir birer gavvas gibi. O sebeple bizim harcımız değildir konuşmak¸ yorum yapmak. Zaten ilmi rüsümdan gayrı nedir ki tüm yaptıklarımız¸ senlik benlik arasında sıkışıp kalmaktan başka nedir? Kazandık derken fark edemedik hiç¸ başına bir koymadan onlarca sıfır yazdığımızı. Aşk ikilikten birliğe bir seyr ü seferse eğer henüz ilk adımı dahi atamadık biz. Yol uzun¸ menzil uzak¸ tehlike çok velhasıl. Yoldaş gerek şimdi bize¸ siz gibi irşad edecek¸ yol gösterecek yaren lazım Efendim.


Buram buram tüterdi her bir beyitiniz Allah ve Rasûlü'ne dair aşk ve muhabbetle. Her biri gönül gözü ile gören¸ gönlü ile duyan¸ gönlü ile anlayanlara birer benzersiz nasihatti. Ya bir Kelamullah'ın manası gizliydi içinde¸ ya da bir Peygamber kavlinin. “Allah'ın boyasıyla boyandık. Allah'tan daha güzel rengi kim verebilir?” ayetinimanzum olarak sizin dilinizden okumak¸ ilahi kelamın gönlümüze nakşını ebedileştirir Efendim.


Ser-â-ser sıbgatullah'a


Boyan artık boyan artık


Allah'ın boyası ne büyük lütuftur aciz yaratılan insan için. Ama kazanmak da bir o kadar zor. Sadakat gerek¸ vefa¸ teslimiyet ve belki en önemlisi ‘kul' vasfının içini doldurabilmek. Siz Efendim aileniz içinde¸ arkadaşlarınızla¸ muhiplerinizle hatta yalnızken dahi ‘kul' olabilmenin en güzel örneklerini teşkil ettiniz. Onun içindir sizi sevmeye çalıştık¸ hayatınızı öğrenip örnek aldık kendimize. Her ne kadar ahir zamanda olsak da imanın¸ rızanın muhabbetullah ve muhabbetur-Rasûlün imkânını gösterdiniz bizlere.


Yakınlık ve uzaklık maddi âlem ile sınırlı kalır hep insan zihninde. Hakiki boyut hep bilinmez olmuştur ya da üzerinde düşünülmez.


Buyurmuşdur kitabında “ve nahnuakrebuileyh”


Bu gurbet nice bir gurbet o akreb nice akrebdir


beyitiyle bu çabayı gördük Efendim sizde. Allah'a olan yakınlığı ve uzaklığı anlama gayretini¸ bunu dert edinmeyi. Oysa bizler ne kadar uzak kaldık şimdi şah damarımızdan daha yakın olana. Bizleri hakiki âleme hazırlanmayı emreden Rabbimizden kaçmak için yollar aradık. Kimi zaman kibir¸ riya gibi gizli hilelerle fark etmeden yaptık bunu¸ kimi zaman kendi kendimizi kandırdık bizden zaten adam olmaz diye.


Efendim siz bir adım dahi ayrılmadan şeriattan¸ ceddiniz Habibullah (s.a.v.)'ın ahlakını nakşettiniz tüm yaşamınıza. Bizler dünyaya gözlerini yeni açmış bebekler gibi hep hayret içinde kaldık sizin bu gayretlerinize¸ çalışmalarınıza. Elinizde olan imkânlarınızı hizmete adamanız¸ hizmet için ayırdığınız zamanınız ve ömrünüzün bereketi hep bir şaşkınlık oldu bizler gibi her şeyiyle maddiyatla sınırlanmış insanlara.


Bizler ahir zaman Müslümanları¸ gönüllerimize kendi ellerimizle mühür vursak da¸ uçmak için yaratılmış kanatlarımızı kendi ellerimizle kırsak da hala ümitliyiz Efendim. Önce Kelamullah'ta sonra da Dîvân'ınızda geçen ‘La taknatu' sırrı tek dayanağımız.

Sayfayı Paylaş