EHL-İ BEYT BAĞININ GÜLÜ

Somuncu Baba


Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla başlarım sözlerime…


Âlemleri yaratan Allah'a ve Rasûlü'ne salat ve selam olsun…


Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi adını andığımızda bile titretiyor gönülleri. O Evlad-ı Rasul Ahlâk-ı Nebi.


Doğduğu gece ne mübarek gece idi. Takvimler 22 Ramazan 1331'i gösteriyordu. Aylardan Ramazan-ı Şerif idi.


Adını babası Hasan Feyzi Efendi koymuştu. Amcası Ömer Osman Hulûsi Efendi'nin adı idi. Kulağına Osman Hulûsi okundu. Küçük yaşlarda dahi insanlara hep örnek oldu. Lakabı ‘Efendi' idi. Piri İhramcızade İsmail Hakkı Toprak Efendi'nin o yaşlarda himmetini¸ duasını almıştı. İhramcızade İsmail Hakkı Toprak Efendi bir ziyaretlerinde ‘Oğlum¸ inşallah ilerde büyük bir Efendi olursun.' diye buyurmuştur.


Büyüklerin sözü yerde kalmaz. Zamanı gelince Hulûsi Efendi Hazretleri İhramcızade Hazretlerinin müridi oldu. İhramcızade İsmail Hakkı Toprak Efendi Hazretleri ahirete irtihal etmeden 1967 Hulûsi Efendi Hazretleri ile birlikte Mescid-i Nebi de Huzur-u Saadette Sıddik kapısı hizasında oturdukları bir sırada üzerindeki büyük manevî emaneti Hulûsi Efendi Hazretlerine vereceğini şu sözlerle dile getirmiştir: “Oğul¸ sizin ecdadınız bizim ser tacımızdır. Üzerinize büyük bir manevî vazife intikal ediyor. İhvana sahip çıkıp hizmet edersiniz.” Cevaben “Estağrirullah Efendim.” diyen Hulûsi Efendiye görevin intikal edeceği işaret edilmiştir. İhramcızade Hazretleri “Bu yükün ağırlığını ancak siz çekebilirsiniz.” buyurmuştur.


Hulûsi Efendi Hazretlerinin eğitimi için hassasiyet gösteren muhterem babaları Hasan Feyzi Efendi daha yedi yaşlarında iken Hulûsi Efendi Hazretlerine Kelamullah'ı öğretip hatim etmelerini de sağlamıştır. Çok küçük yaşlarda dahi büyük güzel hallere mazhar olmuştur.


İnşa Edilen Gönüller


Gençliğinde marangozdu. El becerisini ağaçlara nakşetti. Her türlü hizmete koştu. Bina inşa etti¸ ettirdi. Aynı zamanda gönülleri de inşa etti. Gençliğinde bir zamanda ticaretle uğraştı fakat bir Cuma namazını geciktirmesi üzerine ticareti bıraktı. Nefsim için taş üstüne taşı koymam dedi. Yaptığı her işte Allah rızasını gözetti. Attığı her adım yaşadığı her gün Rabbinin rızası içindi.


Bir ilahisinde “Dervişe şan gerekmez¸ yokluk yolcularına başka nişan gerekmez” diyen Hazreti Pir ecdadı Somuncu Baba Hazretleri gibi “Şöhret affettir.” düsturuyla bütün hayatında şöhretten kaçınmıştır. Yokluk yolunun yolcusu Hazreti Pir “Yok ol da sonra gel var ol” şeklinde söylemiş ve benlikle Allah'a varılamayacağını¸ öncelikle insanın nefsini yok etmesi gerektiğini¸ bu yolun yokluk yolu olduğunu¸ ihvanlarına kendi örnek yaşantısı ile olması gerekeni kal ile değil hal dili ile anlatmıştır.


Şehzade oğlu özel kitaplığını kendi emek ve gayretleri ile oluşturmuştur. Kitaba ilime bilime olan sevgisi başka idi. Okumanın¸ okutmanın ne kadar önemli olduğunu hep anlatırdı. Bir gün yanına ziyaret için gelen bir üniversite öğrencisini yanına oturtarak yanında ki ihvanlarına o öğrencinin kim olduğunu nerde ve hangi bölümü okuduğunu ve okumasından kendinin ne kadar memnun olduğunu belirterek üniversite öğrencisini taltif etmiştir. İhvan-ı yarana da örnek göstermiştir. Kendi evlatlarının eğitimi ile çok yakından alakadar olmuştur.


Aynı zamanda Darende'deki çocukların ve gençlerinde iyi eğitim almaları için elinden gelen çabayı ve gayreti göstererek insanlığa örnek olmuştur. Darende'deki açılan her okulda¸ o okullar için yapılan her binada¸ koyulan her tuğlada Hulûsi Efendi Hazretlerinin gayretleri vardır.


1945 yılında muhterem babalarının vefatı üzerine Somuncu Baba Camii İmam-Hatipliğine geçerek 1987 yılına kadar yani emekli oluncaya kadar 42 yıl ecdadı Somuncu Baba Hazretlerinin medfun bulunduğu camide imam-hatiplik görevini yerine getirmiştir.


İmam-hatipliği sırasında okuduğu hutbelerini Şeyh Hamid-i Veli Camii Minberinden Hutbeler adlı eserde toplayarak arkasında insanlığa bıraktığı eserlerin içerisine bir yenisini daha katmıştır.


Küçük yaşta iken yazmaya başladığı ilahilerini de Dîvân-ı Hulûsî-i Dârendevî adlı eserde toplayarak insanlığın istifadesine sunmuştur.


Diğer bir eseri de Mektûbât-ı Hulûsî-i Dârendevî'dir. Acısını¸ sevincini¸ özlemini¸ hasretini yüreğinden dökülen kelimelerle anlattığı mektuplarının toplanmış halidir.


Her Canlıya Hizmet


1986 yılında ‘Her canlıya hizmet' düsturuyla kurduğu vakıfla hizmetin Allah rızası için hiçbir ayrım gözetmeksizin her canlıya olduğunu bizlere öğretmiştir.


Hulûsi Efendi Hazretleri 1969 yılında pirinin vefatı ile aldığı manevî emaneti¸ kendi elleriyle yetiştirdiği ve “Anadan doğma evliya görmek isteyen varsa Hamid'ime baksın.” buyurduğu en küçük oğlu Hamid Hamidettin Efendi Hazretlerine devredene kadar birçok gönül dostunun kalbine tıpkı Şah-ı Nakşibendi'nin yaptığı gibi nakşetti.


Vefat etmeden önce ziyaretine gelen birine “Kiraz olgunlaştığında Darende'de buluşalım.” sözü üstüne bütün gönül dostları Hulûsi Efendi Hazretleri ile buluşmak için kirazlar olgunlaştığında Darende'ye gelir hizmetleri ile anılır¸ insanlığa tanıtılır Hulûsi Efendi Hazretleri.


Arkasında bıraktığı 3 kitabı¸ yaptırdığı okulları¸ köprüleri¸ çeşmeleri¸ camileri ile insanlığa ve her canlıya hala Allah rızası için hizmet etmekte.


Hamid Hamidettin Efendi Hazretleri Mektûbât-ı Hulûsî-i Dârendevî eserinin Takdimname kısmında Hulûsi Efendi Hazretlerine¸ gözünün arkada kalmamasını¸ kendisinin yerine getirmek istediği fakat ömrünün yetmediği eserlerin bir bir tamamladığını şu şekilde dile getiriyor.


“Eserleriniz var oldukça¸ sevenlerinizin arasında¸ her zaman gönüllerimizde yaşayacaksınız. Yakmış olduğunuz manevî ateş hiçbir zaman sönmeyecektir. 2006 yılının Temmuz ayının ortalarındaki bir zamanda bu satırlar yazılıyor. Aradan 16 koca yıl geçti¸ her geçen gün seven dostlarımızın sayıları artıyor. İhvanınız yalnız değil¸ diktiğiniz fidanlar gelişiyor¸ büyüyorlar¸ gözünüz arkada kalmasın Ey Canım Baba.


On altı yılda¸ on altı önemli arzunuzu yerine getirildi. İnşallah daha nice hizmetler yapmayı Yüce Rabbim bizlere nasip eder.”


Hayatı yaptığı hizmetler ile her devirde konuşulacak. İnsanlar örnek alacak ve birçok gönül dostu tarafından Hulûsi Efendi Hazretleri dillerden dillere¸ gönüllerden gönüllere hep anlatılacak ve hep yaşatılacaktır.


Ruhunuz şad¸ mekânınız cennet olsun Efendim.


Muhabbetle Efendim. Güllerin güzeline bendim…

Sayfayı Paylaş