DARENDE VELÎLERİ

Somuncu Baba

Malatya'nın şirin ilçesi Darende; zengin tarihî mirası ve kültürel birikiminin yanında¸ yetiştirdiği çok büyük manevî değerleriyle Anadolu'nun irfana açılan pencerelerinden biri. Bu manevî şahsiyetler asırlardır bu beldeye huzur¸ bereket ve feyiz saçmışlardır.

Şeyh Hamid-i Veli/Somuncu Baba ve torunu Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi bunlar arasında en önemli manevî şahsiyetlerdir.


Malatya'nın şirin ilçesi Darende; zengin tarihî mirası ve kültürel birikiminin yanında¸ yetiştirdiği çok büyük manevî değerleriyle Anadolu'nun irfana açılan pencerelerinden biri. Bu manevî şahsiyetler asırlardır bu beldeye huzur¸ bereket ve feyiz saçmışlardır.


Şeyh Hamid-i Veli/Somuncu Baba ve torunu Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi bunlar arasında en önemli manevî şahsiyetlerdir. Somuncu Baba Şam¸ Tebriz ve Erdebil'de aldığı zahiri ve batını ilimlerle kazandığı Melamî kimliği ve “Şöhret afettir.” düsturu neticesinde kendini her zaman halktan gizlemiş¸ Bursa'da yaptırdığı küçük fırınında pişirdiği ekmekleri “Somunlar mü'minler¸ somunlar” nidalarıyla insanlara ikram etmiştir. Ama Ulu Camii'nin açılışında okuduğu Fatiha Suresi'nin yedi türlü tefsiri onun sahip olduğu tasavvufî ve diğer manevî ilimlerdeki derinliğinin ortaya çıkması açısından çok önemlidir.


Yaklaşık son on yılını Darende'de geçirip burada vefat eden Somuncu Baba Hazretlerinin 12. kuşaktan torunu olan son devrin büyük mutasavvıf ve Dîvân şairi olan Hulûsi Efendi Hazretleri de ömrünü gerek başkanı olduğu dernek ve hizmet kuruluşları ve gerekse 1986 yılında¸ bu dernek ve hizmet kuruluşlarını tek çatı altında toplayıp hizmetleri tek elden yönetip yönlendirme amacıyla kurduğu Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi Vakfı aracılığıyla insanlara hizmetle geçirmiştir. Hulûsi Efendi Hazretleri hem sahip olduğu üç ilmî eseri hem de önder ve aktif kişiliğiyle her zaman insanların önünde onlara yön veren bir yıldız olmuş adeta hayatını hayır işlerine vakfetmiştir.


“Her canlıya hizmet” şiarıyla kurulan vakıf bugün Darende merkezli olarak bütün Türkiye ve hatta yurt dışı hayrî faaliyetlerini artırarak devam etmekte Hulûsi Efendi Hazretlerinin arzu edipte hayatında gerçekleştirme fırsatı bulamadığı hizmetleri yerine getirmektedir.


Darende ve çevresinde medfun bulunan diğer manevî şahsiyetlerden öne çıkanları da şu şekilde dir:


Medineli Şeyh / Seyyid Abdurrahman Gazi


Seyyid Abdurrahman Gazi Hazretleri tabiînden olup¸ Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in sahabesi ile görüşen bahtiyar zatlardan biridir. Medine asıllı olması sebebiyle “Medişeyh” olarak bilinir. Medine-i Münevvere' den¸ Anadolu'nun İslâmlaşması için¸ İslâm ordularının Anadolu'ya yaptıkları seferlere katıldığı ve burada şehit düştüğü bilinmektedir. Türbesi ve külliyesi Malatya-Darende karayolu üzerinde Darende'ye 9 km. uzaklıktaki Medişeyh Köyündedir.


Seyyid Hasan Gazi


Anadolu topraklarında¸ Darende'de kendi adıyla anılan bir tepenin başında bir şehid/seyyid mezarı vardır. Bu mübarek kabir; Battal Gazi'nin amcası ve kayınpederi olan Seyyid Hasan Gazi Hazretlerinindir. Darende'nin Zengibar Kalesi'nin güneydoğusunda Hasan Gazi Tepesi'nde şehit düştüğü yerde medfundur. Hicrî 150-200 yılları arasında Abbasi hükümdarı Emir Ömer zamanında ordu kumandanı olarak görevlendirildiği nakledilmektedir.


Yine Sivas Vilayet Salnâmesinde; “Gazzât-ı Kiramdan Hasan Gazi” cümlesiyle başlayan ibarede kabrinin Darende'de olduğu belirtilmektedir. Bundan birkaç yıl önce¸ yarı harabe kerpiç bir yapı içerisinde iki kemerli¸ üstü toprak örtülü bakıma muhtaç bir bina içerisinde iken¸ kabri şerifi¸ hayata geçirilen büyük bir projeyle bu gün için binlerce kişinin ziyaret ettiği bir yer haline getirilmiştir. Kabir taşında “Fahr'il-Ulema Eş-Şehid Hasan Gazi” ayak taşında ise “Tarih Sene 830 Rahmetullahi Aleyh” yazılıdır.


Hasan Gazi hakkında kaynaklarda çok açık ve sarih bilgi bulunmamakla birlikte Battal Gazi efsanelerinin ve menkıbelerinin içinde zaman zaman geçmektedir.


Es-Seyyid İbrahim Taceddin-i Velî


Taceddin-i Velî Hazretleri¸ Hicrî.650/Miladî. 1252'de Darende'de vefat etmiştir. Türbesi Şeyh Ali Efendi ile birlikte kendilerine ait olan Zengibar Kalesi dibinde ahfadlarından Osman Hulûsi Efendi (k.s.)'in bahçesindedir. Ahfadları arasında oldukça yetişkin zatlar görülmüş olan Taceddin-i Velî Hazretleri 13. yüzyılın ortalarında Diyarbakır Kadılığı'nda bulunduğu ve orada bir cami ile bir kütüphane yaptırmış olduğu bilinmektedir. Gerçekten de vakıf kayıtları arasında Diyarbakır'daki Taceddin Mescidi Vakfı adına kayıtlar bulunmaktadır.


Oğlu Şeyh Ali'nin vakfiyesi¸ torunları tarafından günümüze kadar ulaştırılmış olup halen gayesine uygun bir şekilde hizmetlerine devam etmektedir.


Es-Seyyid Abdurrahman-ı Erzincanî


Abdurrahman-ı Erzincanî¸ Yıldırım Bâyezid devri meşayıhlarındandır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in temiz neslinden bir halkadır¸ seyyiddir.


Timur'un Anadolu'yu istila etmesi ile Amasya¸ Tokat¸ Kastamonu ve Çankırı civarlarına gelir. Halvetiyye tarikatının önemli halkalarından biri olup Şeyh Safiyyüddin Erdebilî'nin halifelerindendir. Şeyh Hamid-i Velî (Somuncu Baba)'nin Şeyh Abdurrahman-ı Erzincanî'nin kızı Necmiye Sultan ile evlendiği rivayet edilmektedir. Ayrıca Somuncu Baba ile Seyyid Abdurrahman-ı Erzincanî arasında¸ mürşidleri itibariyle manevî bir bağ da bulunduğu bilinmektedir. Zira birinin mürşidi Safiyyüddin Erdebilî diğerininki ise Alaaddin Ali Erdebilî'dir. Her ikisinin de aynı dönemlerde Darende'de bulunduğu kesindir¸ arşiv belgeleri bunu göstermektedir. Hayatının son dönemlerinde Darende'nin Balaban Kasabasında ikamet etmiş ve burada yaklaşık 1432 (H.835) tarihinde vefat etmiştir.


Abdurrahman Erzincanî'nin kerametleri hakkında bazı rivayetler kaydedildiği gibi onun yüksek seviyede ikna gücü olan bilgili bir âlim olduğu¸ güneydoğuda manevî bir mihverin merkezi olarak önemli hizmetler yapmış olduğu gibi bu hizmetlerini Bizans' içlerine kadar ulaştırdığı dikkati çekmektedir. Nitekim kaynaklarda onun Bizans Devleti'nin izni ile İstanbul'a geldiği ve Ayasofya'da Hıristiyan ruhanileri ile tevhid hakkında yaptığı bir münazara sonrasında 40 kadar Hıristiyan ruhanisinin Müslüman olduğu. İstanbul fetholduğu zaman da bu ruhbanlardan altısının halen hayatta bulunduğu bildirilmektedir. Tabii ki bu durum Fatih'in İstanbul'u fethinden önce İslâm düşüncesinin kalpleri fethetmiş olduğunu da göstermektedir.


İstanbul'un fethinden önce ilk manevî adım o devirde bu şekilde atılmıştır. Değerli gönül dostu Abdurrahman-ı Erzincanî Hazretleri kendi dönemine mührünü basmış¸ ilmi ve irfanıyla tesiri vefatından sonra da günümüze kadar devam etmiştir.

Sayfayı Paylaş