SORUMLULUK BİLİNCİ VE KAZANDIRILMASI

Somuncu Baba

Sorumluluğun kazandırılmasında; aile içinde çocuğa karşı takılan tavır¸ aile içi iletişim¸ ailede uygulanan disiplin anlayışının yeri büyüktür. Çocuk¸ annenin babaya¸ babanın anneye ve her ikisinin de çocuğa karşı olan sorumluluklarını görerek büyür ve öğrenir. Anne-babanın özenli yaklaşımları¸ bebeğin ihtiyaçlarına karşı gösterdikleri duyarlılıkları¸ bebeğin gereksinimlerini zamanında karşılamaları ile gelişmeye başlayan sorumluluk duygusu¸ ebeveynlerin çocuklarının yaşlarına uygun bazı görevleri vermesiyle yerleşmeye başlar ve bir bilinç haline geli

Sözlük anlamı; bir kimsenin üzerine aldığı ya da yapmak zorunda bulunduğu bir iş için gerektiğinde hesap verme durumu olan sorumluluğun psikolojideki anlamı ise bir işi veya kararı tüm sonuçlarını kabul ederek uygulamaya geçirmektir.


Sorumluluk sahibi bir bireyden yaş¸ cinsiyet ve gelişim düzeyine uygun olarak üzerine düşen görevleri yerine getirmesi¸ uyum sağlaması¸ kendine ait bir olayın başkaları üzerindeki etkilerinin sonuçlarını üstlenmesi¸ başkalarının haklarına saygı göstermesi ve kendi davranışının sonuçlarına sahip çıkabilmesi beklenir.


Bu anlam ve özellikleriyle sorumluluk; değerler eğitiminin tekrar önem kazandığı günümüzde tüm insanlarda olmasını beklediğimiz¸ yeni nesillere kazandırmak için gayret göstermemiz gereken liderlik¸ adalet¸ yardımseverlik¸ özgüven¸ dostluk¸ doğruluk¸ sabır¸ saygı¸ özdenetim gibi değerlerin en önemlilerindendir.


Çocuklar doğuştan sorumluluk sahibi bireyler olarak dünyaya gelmezler. Çocuğa kazandırılan pek çok davranış gibi sorumluluk duygusu da bebeklik ve çocukluk döneminden; yaklaşık olarak yürüme ve konuşma becerisinin başladığı andan itibaren kazandırılır.


Sorumluluk öğrenilebilen bir beceridir. Kişisel farklılıklar söz konusu olsa da¸ sorumluluk kazandırmaya yönelik her sürecin “temel” ve “değişmez” öğeleri vardır. Bunlar bilgilendirme¸ takip¸ geribildirim ve hatırlatma olarak sıralanabilir.


Bilgilendirme; çocuğun davranışında istenen değişimi bir ihtiyaç olarak görebilmesi için¸ nedenleri hakkında bilgi sahibi olmasıdır. Kuralların neden konduğu ve sorumluluğun önemi anlatılmalıdır. Çocuklar bazı işleri niçin yapmak zorunda olduklarını anlar ve bilirlerse¸ ne zaman ailelerine yardımcı olmaları gerektiğini¸ ne zaman bağımsız davranabileceklerini de öğrenmiş olurlar.


Takip; bilgilendirmeden sonra¸ çocuğun söz konusu davranışı gösterebilmesi için ona bir süre tanınmasıdır. Bu süre içerisinde yapılan takip sonucunda sorumlu davranışın ortaya çıkıp çıkmadığına¸ ne sürede ortaya çıktığına¸ hangi zamanlarda davranışın yapıldığına-yapılmadığına dikkat edilmelidir.


Geri bildirim; Belli bir süre sonra gidişat hakkında bilgilendirilmesidir. Eğer istenen sorumlu davranışın sayısında artış varsa uygun pekiştireçlerle motive edilmeli¸ eğer beklenen sorumlu davranışın ortaya çıkmasında sıkıntılar varsa¸ bu sıkıntılar ve olası nedenlerinin çocukla paylaşılması gerekir.


Hatırlatma; ise istenen davranış eğer gerçekleşmiyorsa yeniden hatırlatma sürecine gidilmesidir. Yeniden bilgilendirme ile başlayan bu süreç¸ davranış oturana kadar devam etmelidir.


Yukarıda anlatılan bu öğeler¸ sadece sorumluluk kazandırma sürecine ait değildir; temel alışkanlıkların oturmasında¸ kuralların belirlenmesinde¸ kısaca yaşantımızı düzenleyecek her türlü önlemde bulunması gereken öğelerdir ve ancak kararlı ve sabırlı bir tutumla yaklaşıldığında davranışın yerleşmesi sağlanabilir.


Çocuğun davranışlarının sorumluluğunu alması¸ yeterince büyüdüğünde bir gün içinde kazanabileceği bir beceri değildir. Sorumluluk bilincinin gelişmesi yaşamın ilk yıllarından itibaren atılan adımlarla mümkündür.


Sorumluluğun kazandırılmasında; aile içinde çocuğa karşı takılan tavır¸ aile içi iletişim¸ ailede uygulanan disiplin anlayışının yeri büyüktür. Çocuk¸ annenin babaya¸ babanın  anneye ve her ikisinin de çocuğa karşı olan sorumluluklarını görerek büyür ve öğrenir. Anne-babanın özenli yaklaşımları¸ bebeğin ihtiyaçlarına karşı gösterdikleri duyarlılıkları¸ bebeğin gereksinimlerini zamanında karşılamaları ile gelişmeye başlayan sorumluluk duygusu¸ ebeveynlerin çocuklarının yaşlarına uygun bazı görevleri vermesiyle yerleşmeye başlar ve bir bilinç haline gelir.


Çocuğun kendi kendini yöneten¸ yüksek benlik saygısına sahip¸ doyumlu bir birey olarak gelişmesi¸ büyük ölçüde ona sağlanan fırsatlara ve ebeveyn yaklaşımına bağlıdır. Koruyucu ebeveyn yaklaşımı¸ çocuğun bağımsızlık ve sorumluluk hissetmesini engeller. Ebeveynler iyi niyetle yaklaştıklarını düşünerek çocukları için her şeyi yapmaları gerektiğine inanırlar ve onların bütün yaptıklarından kendilerini sorumlu hissederler. Yemeğinden giyimine¸ ev ödevlerinden hobi ve arkadaş seçimlerine kadar¸ çocuk adına her şeye karar verirler ama bu yaklaşım sorumluluk kazandırmada faydalı olmayacaktır. Destekleyici ebeveyn yaklaşımı ise çocuğun sınırlar içinde karar vermesine ve bu kararların sorumluluğunu taşımasına olanak tanır. Bu yöntem¸ sorumluluk almayı içeren bir yaklaşımdır. Aynı zamanda öz disiplini¸ yani kendi kendini yönlendirme yeteneğini geliştirir. Bu tutumu benimseyen aileler¸ evdeki işler konusunda çocuktan yardım beklediklerini açıkça belirtirler. Böylece başlangıçta çocuğun acemice yapacağı bu işler¸ daha sonra deneyime ve sorumluluğa dönüşecektir.


Anne-babalar ve büyükler olarak bizler çoğu tutum ve davranışın kazandırılmasında olduğu gibi öncelikle çocukları tanımalı¸ küçük yaşlarından itibaren sabırlı ve destekleyici bir yaklaşımla sosyal hayata küçük sorumluluklar ile katılımlarını sağlamalı ve onlara bu konuda model olmalıyız.

Sayfayı Paylaş