HER ŞEYİ GÖZETLEYİP KONTROLÜ ALTINDA TUTAN: ER-RAKÎB

Somuncu Baba

“Yüce Allah gerçekten er-Rakîb’tir¸ gözetendir¸ görendir¸
denetleyendir. O¸ mülkünde büyük ve küçük cinsinden bütün
yarattıklarının hepsine hâkimdir.”

Er-Rakîb¸  “gözetlemek¸ denetlemek¸ kontrol etmek¸ intizar etmek¸ korumak¸ bekçilik yapmak” anlamındaki rakb (rukûb¸ rekâbet) kökünden türemiş olup yaratıklardan bir an bile gâfil olmayan¸ her şeyi kontrol ve gözetim altında bulunduran¸ her şeyi görüp gözeten¸ denetleyen¸ kullarını bu denetim ile koruyan¸ bütün varlıklar üzerinde koruyucu olan demektir[1] Rakîb¸ Yüce Allah’ın en güzel isimlerinden biridir. Kur’an-ı Kerim’de bütün insanları kendisine kulluk etmeleri için yarattığını[2]¸ onların asla başıboş bırakılmayacaklarını bildiren[3] Yüce Allah’ın kullarını hatâlardan¸ yanlış yollara sapmaktan korumak için sürekli gözetmesi¸ bütün söz ve davranışlarını¸ hattâ akıllarından geçirdikleri şeyleri ve niyetlerini her an eksiksiz bilmesi¸ O’nun er- Rakîb isminin bir eseridir¸ bir tecellîsidir.


Yüce Allah gerçekten er-Rakîb’tir¸ gözetendir¸ görendir¸ denetleyendir. O¸ mülkünde büyük ve küçük cinsinden bütün yarattıklarının hepsine hâkimdir. Yerde ve gökte O’na hiçbir şey gizli¸ saklı değildir. Kullarının yaptıkları her şeyi kayıtlara geçirir ve onları denetim altında tutar. Onların kalplerinden geçirdikleri şeyleri bilir. Bu anlamda Yüce Allah; bilen¸ gözeten¸ yaratıklarının durumlarından bir an bile gâfil olmayandır.


Hayatımız İlâhî Kameramanlar Tarafından Kayda Geçirilmektedir


Cenâb-ı Hak kâinatı yönetirken¸ kullarının hareket ve sekenâtını denetlerken ve ilâhî yasalarını uygularken bunu sebepler dünyasında da geçerli kılar. Bu denetlemeyi O¸ bir kısmını görevlendirdiği melekleri aracılığıyla yapar. Nitekim bir âyette şöyle buyurur: “Bir iş çeviren ve âlemi idare edenlere yemin olsun.”[4]  Bir başka âyette de¸ “İnsan hiçbir söz söylemez ki¸ onun yanında (yaptıklarını) gözetleyen (ve kaydeden) hazır bir melek bulunmasın.”[5] buyrulur.  Kur’ân’da her insanın koruyucusu ve denetleyicisi bulunduğu¸ kişilerin üzerinde muhâfızlık eden değerli kâtiplerin mevcut olduğu ve onların yapmakta olduklarını kayda geçirdikleri görevli meleklerden bahsedilir; “İki melek insanın sağında ve solunda oturarak yaptıklarını yazmaktadır. İnsan hiçbir söz söylemez ki yanında gözetleyen¸ yazmaya hazır bir melek bulunmasın.”[6] Başka bir âyette ise¸ “Onun önünde ve arkasında Allah’ın izniyle onu koruyan takipçisi vardır.”[7] buyrulmaktadır. Çeşitli âyetlerde gözetleyici ve denetleyici melekler; “hafaza”[8]¸ “muakkıbât”[9]¸ “rusülünâ… yektübûn[10]¸ “el-mütelekkiyân”[11]¸ “rakîbün atîd”[12]¸ “hâfızîn”[13]¸ “kirâmen kâtibîn”[14] kelimeleriyle ifade edilmektedir. Her an hayatımızın kaydedildiği bilincinde olmalı¸ ayrıca¸ bizi korumakla görevli meleklerin varlığına iman ederek Allah yolundaki çalışmalarımızı aksatmamalıyız. Yüce Allah bizleri melekleri vasıtasıyla hem denetlemekte ve hem de korumaktadır. Bu inanan bir mü’min için hayatının disipline edilmesine bir katkı¸ aynı zamanda müthiş bir özgüven duygusu taşımaya yardımcı olan bir şevklendirmedir.


Yüce Allah’ın varlık âleminde sosyal yasaları geçerlidir. Bu yasaların ihlalinin acı faturası ağır olur. Aslında günah dediğimiz olayın sonuçları işleyen öznenin tekil ya da çoğul olmasına göre farklılık arzeder. Eğer zamanında tevbe ve istiğfâr ile etkisiz hale getirilmezse¸ sonucu kahredici olabilir. Bundan dolayı günahlar haram ve yasak kılınmıştır. Kur’an-ı Kerim’de Allah’ı birlemeyen¸ peygambere ve getirdiklerine isyan eden¸ ölçüde ve tartıda hile yapan¸ yol keserek eşkıyalıkta bulunan Medyen’lilerle Şuayb (a.s.) arasında bir muhâvereden bahsedilir. Neticede kavmini bir baba şefkatiyle uyaran Peygambere¸ kavmi tevbe ile değil¸ isyanla karşılık verir. Bunun üzerine her iki tarafta beklemeye başlarlar. İşte bu konu anlatılırken “Rakîb” olan Yüce Allah’ın azabının beklenmesi de “Rakîb” ismiyle ifade edilmiştir; “Ey kavmim! Elinizden geleni yapın. Şüphesiz ben de (elimden geleni) yapacağım. Rezil edici azabın kime geleceğini ve kimin yalancı olduğunu yakında bileceksiniz. Gözetleyin. Şüphesiz ben de sizinle beraber gözetleyeceğim.”[15]


Her Müslüman¸ “Beni Allah Her An Görüyor.” İnancıyla Yaşamalıdır


Bir Müslüman¸ iman ve amel bütünlüğüne sahip ve Allah’a karşı sorumluluklarının şuurunda olmalıdır.  Allah’a karşı sorumluluklarımızın başında ibadetler¸ birey ve toplumla olan ilişkilerimizde adalet ve hakkâniyet ölçülerine göre davranışlarımız gelmektedir. Herhangi bir Müslüman hayatını¸ âhirette hesap vereceği bir inanç üzerine kurar. O¸  gizli-açık “yaptıklarımı Allah görüyor ve kıyâmet gününde bunlardan tek tek beni hesaba çekecek” inancıyla yaşar. Bir kul olarak Yüce Allah’ın “er-Rakîb” ismini her an¸ her lahza üzerinde hisseder. Kur’an’da takv⸠sıla-i rahim ve Allah’ın denetlemesi anlamına gelen “Rakîb” isminin yan yana gelmesi mü’min duyarlılığının bir çimentosu gibidir: “Rabbinize karşı gelmekten sakının. Kendisi adına birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah’a karşı gelmekten ve akrabalık bağlarını koparmaktan sakının. Şüphesiz Allah¸ üzerinizde bir gözetleyicidir.[16]


Öte yandan Kur’an-ı Kerim’de Yüce Allah’ın er-Rakîb ismiyle eş-Şehîd isminin birlikte geçmesi de çok anlamlıdır.  Bilindiği gibi kıyâmet gününde her önder teb’asıyla¸ her peygamber inananlarıyla hesâba çekilecektir. İşte bu iki isim¸ Hıristiyanların Yüce Allah’ı bırakarak¸ Hz. İsa’yı ve Hz. Meryem’i ilâh olarak benimsediklerinden dolayı kıyâmet gününde Hz. İsa’nın ümmeti hakkında hesâba çekileceğini bildiren âyette geçmektedir.  Kur’an¸ bu olayı olmuş gibi anlatmaktadır; “Ben onlara¸ sadece bana emrettiğin şeyi söyledim¸ ‘Benim de Rabbim¸ sizin de Rabbiniz olan Allah’a kulluk edin (dedim). Aralarında bulunduğum sürece onlara şahit (ve örnek) idim. Ama beni içlerinden aldığında¸ artık üzerlerine gözetleyici yalnız Sen oldun. Sen her şeye hakkıyla şahitsin.”[17] Görüldüğü gibi bu âyette de er-Rakîb ismi Hz. İsa (a.s.)’ın dilinden Yüce Allah’ın bir vasfı olarak zikredilmektedir.


O halde Yüce Allah’ın er-Rakîb isminden en büyük istifâdemiz¸ O’nun murâkabesi¸ gözetimi ve denetimi altında olduğumuzu unutmama sorumluluğunu taşımak olmalıdır. O¸ bizim bütün yaptıklarımızdan haberdardır. Bu inanç bizi Rabbimizle sürekli murâkabe altında olmaya sevk etmelidir. İnsanın murâkabe ile vasfedilmesi¸ Rabbine hâlis-muhlis bir kalb ile bağlandığı ve devamlı sûrette kendisini murâkabe halinde hissettiği zaman bir anlam ifade edecektir. Ne zaman ki kalbimizin kapısında nöbet tutar ve oraya (mecâzî mânâda) Allah’tan başka kimse girmezse¸ işte o zaman er-Rakîb ismi hayatımızda bir dönüşümün ve hayırlı bir değişimin yolunu açacaktır.


Lâ Rakîbe illallah!..


 


 






[1] İbn Manzûr¸ Lisânü’l-Arab¸ V¸ 297.



[2] 2/Bakara¸ 21.



[3] 37/Kıyâmet¸ 75.



[4] 79/Nâziât¸ 5.



[5] 50/Kâf¸ 18.



[6] 50/Kâf¸ 17-18.



[7] 13/Ra’d¸ 10-11.



[8] 6/En’âm¸ 61.



[9]  13/Ra’d¸  11.



[10]  42/Zuhruf¸  80.



[11] 50/Kâf¸  17.



[12] 50/Kâf¸  18.



[13]  82/İnfitâr¸  10.



[14]  82/infitâr¸  12.



[15] 11/Hûd¸ 93.



[16] 4/Nis⸠1.



[17] 5/Mâide¸ 117.

Sayfayı Paylaş