ERZİNCAN VELÎLERİ

Somuncu Baba

Pir Ahmed Erzincanî Hazretlerine¸ bir gün bazı dostları gelerek¸ evliyanın kalbinden kimler feyz alır¸ diye sordular. Erzincanî Hazretleri¸ ibadeti ve takvası çok olanlar¸ buyurdu. Bu feyzler¸ evliyanın kalbine nereden geliyor dediler. Hazret¸ Rasûlullah (s.a.v.) Efendimizin mübarek kalbinden yayılıyor buyurdu. Bu nurları alabilmek için¸ ne yapmak lazım hocam¸ diye sorunca¸ onu çok sevmek lazımdır buyurdu. Sevmek nasıl olur peki diye sorulunca¸ sevmek¸ onun güzel ahlakını¸ fazilet ve üstünlüklerini¸ mucizelerin

Pir Ahmed Erzincanî Hazretleri


Pir Ahmed Hazretleri evliyanın büyüklerindendir. Erzincan iline bağlı Tabih köyünde dünyaya geldi. Babası aslen Heratlı olup Anadolu'ya göç etmiş Erzincan'a yerleşmiştir. Pir Ahmed Hazretleri henüz çocuk denecek yaşlarda babası tarafından¸ kendisine hizmet etmesi için Erzincanlı büyük velî Şeyh Muhammed Erzincanî Hazretlerinin yanına verilmiştir.


Evliya ailesine hizmetle büyüyen Pir Ahmed Hazretleri bu büyük velînin gözetiminde maddi ve manevi ilimlerini tahsil etti. Kur'an-ı Kerim'i ezberleyip hafız oldu¸ çok genç yaşlarda da Muhammed Erzincanî Hazretlerinden icazet alma şerefine nail oldu.


Pir Ahmed'i çok seven Pir Muhammed Hazretleri onu Erzincan civarında insanları irşad etme¸ onlara hak yolunun bilgilerini anlatıp öğretmekle görevlendirdi. İlim¸ edep ve güzel ahlâkı ile meşhur olan Hazreti Pir¸ tüccar olan babasının vefatıyla kendisine kalan malları hep hayır işlerinde harcadı. Camiler dergâhlar yaptırdı. Yaptırdığı camilerin yanında Allah'ın inayetiyle hep su çıkmıştır.


Fatih Sultan Mehmed ile Uzun Hasan arasında geçen savaştan sonra rivayete göre Uzun Hasan'ın isteği üzerine sulh görüşmelerinde bulunmak üzere Fatih'in yanına gitmiştir. Her iki lider de son derece saygı gösterdikleri Pir Ahmed Hazretlerinin isteği ile sulh yaparak anlaşmışlardır. Bu olaydan sonra Pir Ahmed Hazretleri¸ Fatih'in kendisini İstanbul'a daveti üzerine İstanbul'a gelmiş ve bir müddet Ayasofya Camii'nde halka vaaz u nasihatte bulunmuş¸ Fatih Sultan Mehmet ile bizatihi sohbetlerde bulunmuşsa da daha sonra tekrar Erzincan'a dönmüş ve hayatının sonuna kadar irşad hizmetlerini burada sürdürmüştür.


Pir Ahmed Erzincanî Hazretlerine¸ bir gün bazı dostları gelerek¸ evliyanın kalbinden kimler feyz alır¸ diye sordular. Erzincanî Hazretleri¸ ibadeti ve takvası çok olanlar¸ buyurdu. Bu feyzler¸ evliyanın kalbine nereden geliyor dediler. Hazret¸ Rasûlullah (s.a.v.) Efendimizin mübarek kalbinden yayılıyor buyurdu. Bu nurları alabilmek için¸ ne yapmak lazım hocam¸ diye sorunca¸ onu çok sevmek lazımdır buyurdu. Sevmek nasıl olur peki diye sorulunca¸ sevmek¸ onun güzel ahlakını¸ fazilet ve üstünlüklerini¸ mucizelerini öğrenmekle olur dedi ve devam etti¸ Rasûlullah Efendimizin mübarek kalbinden fışkıran nurlar¸ evliyanın kalplerinden dolaşarak¸ zamanımıza kadar gelmiştir. Bu nurlara kavuşabilmek için de bir Müslüman'ın¸ bir velîyi tanıyıp¸ onu çok sevmesi¸ sohbetinde bulunup kendini o velîye sevdirmesi gerekir ki¸ onun kalbindeki feyzler kendi kalbine de aksın ve kalbi temizlensin. Temizlenen bir kalpten hâsıl olan ihlasla yapılan ibadetler Allah katında daha makbul olur ve Müslüman Allah sevgisi ile hakiki imana kavuşur.


Ömrünü ibadetle geçiren Pir Ahmed Erzincanî Hazretleri 1465 tarihinde Erzincan'da vefat etti. Kabri Erzincan'da¸ doğum yeri Tabih köyündedir.


Salih Baba


Erzincan'da yetişen Allah Dostu ve tasavvuf şairidir. 1846 tarihinde Erzincan'da dünyaya geldi. Babası Mustafa Efendi¸ annesi Atike Hanım'dır. Doğuştan bir kolu çolak¸ bir ayağı kısa olan Salih Baba ilk dinî bilgileri imam olan babasından aldı. Ailesi çilingirlikle uğraştığı ve çilingir dükkânında o dönemde tüfek de tamir edildiği için "Tüfekçizâde" lakabıyla anıldı. İki defa evlendi ve üç oğlu oldu. İkisi özürlü olan çocukları gençlik yıllarında kendisinden önce öldü.


Pir-i Sâmî diye tanınan Nakşibendî-Hâlidî şeyhi Mehmed Sami Efendi'ye intisap eden Salih Baba sesiz ve mahcup bir şekilde sohbet edilen yerin arka taraflarında köşe bucak gizlenir¸ kimse ile temas etmeye çekinir bir vaziyette¸ kendi halinde oturur¸ gölge misali gelir ve giderdi.


Salih Baba için değişikliği olmayan hareketsiz geçen günlerin birinde¸ şeyhinin irşad faaliyetlerini sürdürdüğü Kırtıloğlu Tekkesi'nde Yunus Emre¸ Niyazi Mısrî ve Kuddusi Baba gibi büyüklerin hikmetli şiirlerinden beyit ve kıtaların okunmakta olduğubir sohbettemüritlerin bir kısmı¸ bizim kolun büyüklerinde de şair olsaydı da¸ onların şiirlerini okusaydık¸ deyince¸ Şeyh Piri Sami Hazretleri:


– Bu bir himmet işidir¸ şiiri bizim Salih bile söyler¸ diyerek eliyle arka taraflarda gizlenmiş olan Salih Baba'ya işaret edince¸ o güne kadar şiirle bir ilgisi olmadığı halde Salih Baba o anda varidat ile dolarak irticalen şiir söylemeye başlamış ve yine o anda ‘fena'ya kavuşmuştur.


Piri Sami Hazretleri kendisine¸ “Yeter Salih”¸ deyinceye kadar şiir söylemeye devam eden Salih Baba¸ bu emirden sonra da başladığı gibi¸ kesilmiştir. Salih Baba'nın “Rabıta-i Nakş-ı Hayâlî ” isimli divanı bu feyiz anlarının mahsulüdür.


Salih Baba'nın şiirleri Mehmed Sami Efendi'nin müritlerinden Adnan Efendi tarafından Râbıta-i Nakş-ı Hayâlî adıyla yazıya geçirilmiştir.


İlim ve tetkikatı¸ tecrübe ve sanatı olmadığı halde¸ aniden ve irticalen söylediği şiirleri yüksek ve muvazeneli bir ilmin tecellisi olan; birçok şiirinde ayet ve hadislere yer veren Salih Baba'nın aruz vezniyle yazdığı manzumelerinde dili ağır¸ hece ölçüsüyle yazdıklarında oldukça sadedir. Şairin Râbıta- i Nakş-ı Hayâlî adlı divanı dışında iki eserinin daha olduğu¸ ancak bunların 1939 Erzincan depreminde kaybolduğu söylenmektedir. Râbıta-i Nakş-ı Hayâlî' de hem divan edebiyatı hem halk edebiyatı nazım şekilleri yer almaktadır. "Fenâfi'ş-şeyh" makamının hallerinden ibaret olan divanı tarikat âdâbını¸ müridlik hallerini ve mürşidlerin örnek davranışlarını anlatır. Eserde seksen dört gazel¸ on beş kaside¸ dokuz murabba¸ on altı muhammes¸ iki müseddes¸ bir müstezad¸ mesnevi kafiye düzeniyle yazılmış dört manzume¸ yirmi altı koşma¸ beş dizeden oluşan bentler ve hece vezniyle altı manzume bulunmaktadır. Sâlih Baba'nın şiirleri günümüzde Erzincan¸ Gümüşhane¸ Bayburt ve Erzurum yörelerinde makam eşliğinde ilâhi şeklinde okunmaktadır. (İslâm Ansiklopedisi)


1906 yılında Erzincan'da vefat eden Salih Baba Erzincan'da Kırtıloğlu Tekkesi yakınında Akmezarlık'a defnedilmiştir.

Sayfayı Paylaş