HELÂL KESİMLE İLGİLİ BAZI GÜNCEL MESELELER

Somuncu Baba

“Günümüzde hayvanların¸ seri üretim yapan fabrikalarda dinî usullere uymayan bazı modern yöntemlerle kesildiği bilinmektedir. Bayıltma veya sersemletme¸ seri kesim¸ sulu yolum gibi yöntemlerin dine uygunluğu hep tartışılmaktadır.”

Kâinatı nimetlerle donatan Yüce Allah bu nimetlerden yararlanma şart ve usullerini de bize Yüce Kitabı ve Sevgili Peygamberi vâsıtasıyla öğretmiştir. Bu anlamda Kur'ân ve sünnetin ilgili emir ve hükümleri Allah'ın verdiği nimetleri kullanma tâlîmâtı gibidir. Müslüman kâinatta esâsen kendisi için yaratılmış olan nimetleri gelişigüzel kullanamaz. Onları yaratan Yüce Allah'ın gösterdiği esaslar çerçevesinde kullanmalıdır ki¸ nimetler hedefine ulaşmış olsun. Müslüman için nimetlerden yararlanmanın nihâî ve en önemli hedefi sâlih amele vesîle olmalarıdır. Çünkü Yüce Allah bütün peygamberlere hitâben¸ "Ey peygamberler! Size verdiğimiz nimetlerin en temiz ve helâl olanlarından (tayyibât) yiyin ve sâlih amel yapın."1 buyurmuştur. Mü'minlere hitaplarında da genel olarak verilen nimetlerden istifâde karşılığında şükretmelerini¸ israf etmemelerini¸ takvâlı olmalarını ve haddi aşmamalarını emretmektedir.2
Allah'ın temiz ve helâl olarak verdiği nimetlerin yine temiz yollarla tüketilmesi gerekir. Günümüzde artan gıda ihtiyâcının hızlı bir şekilde karşılanması¸ daha çok kâr edilmesi¸ insan emeği yerine makinaların kullanılması gibi sebeplerle gıda üretimi ve hayvan kesimi noktasında bazı problemlerin yaşandığı malumdur. Müslümanlar haklı olarak yiyip içtikleri gıdaların hangi şartlarda¸ nasıl ve neden üretildiklerini sorgulamaktadırlar. Çünkü bu sorgulama aynı zamanda dinin bir emridir. Gıda maddelerinde kullanılan bazı usuller ve katkı maddeleri bunları şüpheli hale getirmektedir. Bu problem sadece Müslümanların azınlık olarak yaşadığı gayrimüslim ülkelerde değil¸ kendi ülkelerinde bile yaşanabilmektedir. Bu sebeple gıda maddelerinin üretim ve hazırlanmasından kaynaklanan bazı meseleleri ele almak ve hatırlatmak her zaman gerekli olmaktadır.
Hayvan kesimiyle ilgili bazı meseleler
Günümüzde hayvanların¸ seri üretim yapan fabrikalarda dinî usullere uymayan bazı modern yöntemlerle kesildiği bilinmektedir. Bayıltma veya sersemletme¸ seri kesim¸ sulu yolum gibi yöntemlerin dine uygunluğu hep tartışılmaktadır. Öncelikle dine uygun kesimin ne olduğunu görüp sonra bu usullerin ona göre değerlendirilmesi gerekir.
Dine uygun kesim: Etinin yenilmesi helâl olan bir hayvanın dine uygun olarak boğazlanması için¸ nefes borusu¸ yemek borusu ve bunların yanlarında yer alan iki damarın kesilmesi gerekir. Kesim işlemini yapmadan önce hayvana eziyet vermeyecek keskin bir bıçağın hazırlanması¸ hayvanın kıbleye yatırılması¸ besmele çekilmesi ve kanının iyice akıtılması gerekir.   
Kesilen bir hayvanın helâl olabilmesi için bu usullerin uygulanması ve hayvanın ölmeden önce boğazlanıp kanının akıtılması şarttır. Batı ülkelerinde bu hassasiyetler olmadığından ve bakış açıları bizim anlayışımıza uymadığından hayvan kesiminde farklı usuller uygulanmaktadır. Bu uygulamaların iki noktadan hareket ettiğini görmekteyiz: Bunlardan biri güya hayvana eziyet etmeden canını almak¸ ikincisi ise temiz (hijyenik) şartlarda kesimi gerçekleştirmek. Modern tesislerde hayvanların daha temiz ortamlarda kesildiğini kabul etmek mümkündür. Fakat kesim esnasında hayvana İslâmî usullerden daha az işkence edildiği tartışmaya açıktır. Çünkü elektroşok sistemiyle kümes hayvanları içine elektrik verilmiş suya batırılıp bayıltılmakta ve böylece otomatik kesim aletine doğru gitmektedir.
Küçük ve büyük baş hayvanlara ise gücüne göre başlarından elektrik verilerek bayılmaları sağlanmaktadır. Bazen de içinde metal bir çubuk bulunan elektrik tabancası ile hayvanın beyni parçalanarak sersemletilmektedir. Bazen de hayvan kapalı bir yere konulup karbondioksit gazı ile sersemletilmektedir. Bütün bunlar hayvanın sıkıca bağlanıp yatırılarak kesilmesinden daha fazla eziyete sebep olmaktadır. Ayrıca sersemletme esnasında hayvan kendisini kastığı için kanı tam olarak akmamakta¸ bazen de bu şokun etkisiyle ölebilmektedir. Besmele meselesi de ayrı bir problemdir. Şayet hayvan sersemler ve ölmeden boğazlanırsa eti yenebilir fakat sersemletme esnasında ölüp ölmediği¸ besmele çekilip çekilmediği ve kanının tam olarak akıp akmadığı bir şüphe oluşturmaya devam etmektedir. Çünkü şok esnasında ölen hayvan murdar olacağı için yenilmesi haramdır. Bu sebeple bu şüpheli durumlardan kurtulmak için temiz şartlarda ve hayvanın bağlanıp keskin bir bıçakla boğazlanması hem fıtrata hem dine ve hem de sağlığa daha uygun bir yoldur. Müslümanlar olarak teslîmiyetçi ve her şeyi "Böyle de olur¸ fazla zorlamamak lazım." gibi çaresizlik ifade eden anlayışlarla geçiştirmek aslâ doğru olmaz. Çünkü ancak kendi inanç değerlerimiz etrâfında alternatif oluşturma imkânımız vardır. Bu konuda zarûret hükümlerinden yararlanmak mümkün olursa da¸ bu az bir kesimi ilgilendirir.
Seri kesim: Özellikle kümes hayvanlarının kesiminde seri kesim yöntemi uygulanmaktadır. Tavukları teker teker kesmek hayli zaman alacağından¸ belli sayıdaki hayvan gruplar halinde kesilmektedir. Burada¸ "Kesilen her tavuk için besmele gerekir mi¸ yoksa makinayı çalıştırırken bir defa besmele çekmek o periyottaki hayvanların helâl olması için yeterli olur mu?" sorusu sorulmaktadır. Elbette ideal olan her bir hayvan için ayrı besmele çekmektir. Fakat İslâm fıkıh akademisi her bir grup için bir defa besmele çekilmesinin yeterli olacağına fetvâ vermiştir. 
Sulu yolum: Bu yöntem¸ tavuk¸ kaz¸ hindi gibi kümes hayvanlarının daha kolay ve seri bir şekilde yolunması için belli sıcaklıktaki suda bekletildikten sonra tüylerinin yolunmasını ifade etmektedir. Bugün bu yöntem dinî açıdan tartışma konusudur. Çünkü boğazlama işleminden sonra 50-60 derece sıcaklıktaki suya konulan tavuklar iç organları ve üzerlerindeki pislikler temizlenmeden suya konulmaktadır. Bu durumda kan ve pisliklerin tavuğun etine sirâyet edip onu pis hâle getirdiği endişesi vardır. Çünkü tavuğun dışkısı ve akıtılmış kanı dinen necistir. Bu sebeple doğru olan yöntem¸ hayvanların kesilmeden önce temizlenmesi ve kesimin ardında iç organlarının temizliğinden sonra suya sokulmasıdır. Ancak bunun mümkün olmadığı yerlerde sıcak suda hayvanın fazla bekletilmemesi ve ambalajlamadan ve yenmeden önce iyice yıkanması tavsiye edilmektedir. Şayet bu iki hususa dikkat edilirse¸ sudaki pisliğin eti etkilemeyeceği düşünülmektedir.
Gayrimüslimin kestiği et: Günümüzde özellikle Müslümanların azınlıkta kaldığı batı ülkelerinde et yeme meselesi önemli bir problemdir. İslâm ehl-i kitap olanların kestiği hayvanın yenmesine cevâz vermiştir. Fakat bugün¸ "O ehl-i kitaptan kimse var mıdır¸ varsa bile kesimi o mu yapmaktadır? Kesimi yapan ehl-i kitaptan birisi olsa bile¸ dinî kurallara riâyet etmekte midir? Eti yenen hayvanlarla mesel⸠domuzun aynı yerde kesilmesi durumunda etlerin ve kanların karışma ihtimali yok mudur?" gibi sorular Müslümanların zihnini meşgûl etmektedir. Bunun için Müslüman ülkelerin et ithâlâtında canlı hayvan ithâli bu şüphelerin ortadan kaldırılması için daha çıkar bir yoldur.
Müslümanlar için¸ yeme içme meselesi basite alınmayacak kadar hayatî ve ciddî bir meseledir. Yenilen gıdaların insanın karakterine etki ettiği düşünülürse meselenin önemi daha iyi anlaşılır. Bundan dolayı nelerin yenilip yenilemeyeceğini ifade eden âyetler Mekke döneminde nâzil olmuştur. Bu durum konunun önemine¸ hassasiyetine ve âciliyetine işaret etmektedir. Tarih boyunca Müslüman âlimlerin fıkıh ve tasavvuf kitaplarında yeme içme âdabına yer vermeleri de konunun ne kadar ciddiye alındığını göstermektedir. Müslümanın yemesine ve içmesine dikkat etmesi gerektiği için Müslümanlar helâl kesim şartlarına riâyet edegelmişlerdir. Bunun yanında Müslümanlar yeme ve içmeyi sıradan bir iş gibi görmedikleri için ayakta yemek yemeyi mekruh görmüşlerdir. Ayrıca fast-food denilen ayakta ve hızlı yeme alışkanlığını İslâmî toplumlarda istedikleri düzeyde yaygınlaştıramamışlardır. 




1 23/Mü'minûn¸ 51.


2 Bk. 2/Bakara¸ 172; 7/A'râf¸ 31; 8/Enfâl¸ 69; 16/Nahl¸ 118; 20/Tâh⸠81.

Sayfayı Paylaş