İLETİŞİM AHLÂKI VE SORUMLULUK

Somuncu Baba

İletişim kaynakları dünyayı sömürme üzerine kurulmuş kirli¸ sorumsuz¸ ahlâksız ve kapitalist (yani her şeyi madde ve parayla ölçen) beyinlerin elindedir.

Bir yönüyle evrendeki hayat iletişim üzerine kuruludur. İlk iletişim de insanla başlamıştır. Bu yüzden her varlığın bir iletişim dili ve şekli mutlaka vardır. Varlıklar içerisinde Allah karşısındaki sorumluluk insana verildiği için onun kendi cinsleriyle iletişimi ayrı bir öneme sahiptir. Esasen iletişim ahlâkı da insanlar arası iletişimle alakalı bir durumdur.


Peygamberlerin özelliklerinden biri de teblîğdir. Bu sıfatla onlar insanlarla iletişim kurarlar. Onları teblîğ gibi önemli ve ilâhî bir görevle yükümlü kılan Yüce Allah en güzel iletişim yollarını da göstermiştir. Her peygamberin kendi dilini konuştuğu¸ huyunu¸ suyunu¸ örfünü âdetini bildiği kavmin içinde peygamber olarak gönderilmesi bu iletişim için çok önemlidir.


Peygamberlerden aldıkları terbiye ve örneklikle mü'minler de teblîğle yükümlüdürler. Onlar da teblîği en güzel yollarla gerçekleştirmek durumundadırlar. Bütün bunlar mü'minlere bir iletişim usul¸ ahlâk ve kültürü verir. Bu aynı zamanda iletişim vâsıtalarını kullanma konusunda da bir sorumluluk yükler. İletişim konusunda yapılacak yanlışlıklar¸ ölçüsüzlükler¸ asılsız bilgilendirmeler ve tavırlar insanlığın dünyasını altüst eder. Toplumun güvenliğini ve huzurunu zedeler. İnsanları ve hatta aileleri birbirine düşürür. Bu sebeple iletişimde doğruluk¸ samimiyet¸ hak ve hukuka saygı¸ yanlış bilgilerden kaçınma¸ şeffaflık¸ iyi niyet¸ doğru üslup İslâm'ın getirdiği vaz geçilmez ilkelerdir. Bu ilkeler doğrudan imana bağlıdır.


Teknoloji ve İletişim Çağında


İçinde yaşadığımız çağ teknoloji ve iletişim çağı olarak adlandırılmaktadır. O kadar ki¸ "İletişim her şeydir." diyenler bile vardır. Çağın adının "iletişim" konulması boşuna değildir. Her şeyden önce iletişim kanalları çoğalmış ve çeşitlenmiştir. İnsanlar da sosyal ilişkilerinde bu kanallara bağımlı hale getirilmişlerdir. Elbette huzurlu bir toplum için bu kadar iletişim vâsıtasına ihtiyaç yoktur. Çünkü her çıkan araç insanların özel hayatlarını zedeleyecek ve ahlâkını bozacak ciddî yan etkilere sahiptir. İletişim kaynakları dünyayı sömürme üzerine kurulmuş kirli¸ sorumsuz¸ ahlâksız ve kapitalist (yani her şeyi madde ve parayla ölçen) beyinlerin elindedir. Onlar için bu araçların yıktıkları yuvalar¸ bozdukları ilişkiler meydana getirdiği huzursuzluklar ve sebebiyet verdikleri ahlâksızlıklar değil¸ getirdiği para önemlidir. Dünyanın belli merkezlerinden idare edilen bu iletişim vâsıtaları¸ İslâm'ın korumak istediği beş temel esasa zararını her gün artırmaktadır. Bunun için de sanki bunları hedef almış gözükmektedir. Bu beş esas¸ dinin¸ malın¸ aklın¸ canın ve neslin korunmasıdır. İletişim kanalları ve vâsıtaları bir taraftan fuhşu yayarken bir taraftan da nesilleri¸ değerleri ve değer yargılarını hırpalamaktadır. Bu vâsıtaların bozucu etkileri sebebiyle insanlar¸ yirmi yaşında öğrenmeleri gerektiğini beş yaşında öğrenmekte¸ yirmibeş yaşında tatması gerekenleri¸ çok daha erken yaşlarda tatmaktadır. Bunun için de gençlerin ahlâkı bozulmakta ve evlilik hayatları sağlıklı ve uzun ömürlü olmamaktadır. Bu sebeple Kur'ân¸ ahlâklı ve güzelliklere vesile olan iletişimden yana tavır alırken bu konuda mü'minleri şu âyetleriyle uyarmaktadır:


"İnananlar arasında kötü söz ve davranışın yayılmasını arzulayan kimseler için dünyada da¸ âhirette de acı veren bir azab vardır. (Her şeyi) Allah bilir; siz bilmezsiniz."[1]


"Siz ey imana ermiş olanlar! Yoldan çıkmışın biri size (yalan) bir haber getirirse¸ muhâkemenizi kullanın; yoksa istemeden insanları incitir ve sonra yaptığınızdan pişmanlık duyarsınız."[2]


"Bilmediğin şeyin ardına düşme; çünkü işitme duyusu¸ görme duyusu ve kalp¸ bunların hepsi (Hesap Günü'nde) bundan sorguya çekilecektir!"[3]


Âyetler kısaca¸ insanlar arasında kötülüğün (fuhşun ve fuhşiyyatın) yayılmasını arzulayanları uyararak yaptıkları bu yıkımın yanlarına kalmayacağını ve bunun hesabını mutlaka verip cezâya çarptırılacaklarını haber vermektedir. Aynı zamanda mü'minlere de şöyle demektedir: Ahlâktan yoksun ve insanlık değerlerinin düşmanı olan birileri kötülük vâsıtaları üretebilirler¸ fakat siz onlara karşı dikkatli ve uyanık olun ve bu tuzaklara düşmeyin!


Haber kanallarınızı özenle ve dikkatle seçin. Zira ahlâken zaafa uğramış ve günah işlemekten çekinmeyen¸ fakat adı mü'min olanlar¸ yani fâsıklar değişik menfaatlerini düşünerek yalan haberler yayabilirler. Siz her duyduğunuz habere kulak asmayın¸ kaynağını ve doğru olup olmadığını mutlaka araştırın.


Müslüman Sorumlu ve Bilinçli Kimsedir


Allah'ın insana verdiği kulak¸ göz ve kalp gibi organlar birer emânettir ve bunlar yaptıklarından sorumludur. Yani esasen sorumluluk bunların sahiplerindedir. O zaman bu emânetlerin nerelerde ve hangi maksatla kullanıldığına dikkat edilmelidir. Müslüman sorumlu ve bilinçli kimsedir. Yaptığı her hesabın âhiret boyutunu da düşünmelidir.


Şimdi bu gözle televizyon¸ internet siteleri ve sosyal medyaya baktığımız zaman şunu görmekteyiz: Âlet icat olarak insanlığın hayatını kolaylaştıran ve pratik faydaları bulunan bu iletişim kanallarının maalesef ciddî olumsuz yan etkileri de var. İslâm hukukçuları mefsedet (kötülük) ve maslahat (kamu yararı)ı değerlendirirken şöyle söylerler: Kâinatta tam anlamıyla maslahat ve tam anlamıyla mefsedet yoktur. Maslahat taşıyan her şeyde mutlaka mefsedet de vardır. Mefsedet taşıyan şeylerde de bazı maslahatlar bulunabilir. Fakat bir şeyin mefsedet¸ kötü¸ çirkin ve şerli veya maslahat¸ iyi¸ güzel ve hayırlı olması baskın olan niteliğine göredir. İyi tarafı baskın olana iyi¸ kötü tarafı baskın olana da kötü denilir. Emredilme ve yasaklanma da buna göre yapılır. Nitekim Kur'ân içki ve kumarı haram kılarken bunların insanlara bazı yararları olduğunu ifade eder. Ancak zararlarının faydalarından çok olması sebebiyle yasaklandıklarını beyan etmektedir.[4]


İletişim araçlarının yararları yanında bir takım zararlarının olduğunu kimse inkâr edemez. Televizyon yalan bir haberi¸ ahlâk dışı (müstehçen) yayınları anında görüntüye vererek insanların olaylara bakışını etkilemekte ve kanaatlerini değiştirmektedir. Yapılan maksatlı filmler aileleri ve çocukları olumsuz yönde etkilemekte ve ailenin veremediğini bu filmler sinsice vermektedir. Mesel⸠kadın erkek ilişkilerinde İslâm'ın öğrettiği ve titizlikle üzerinde durduğu ilâhî ölçüler bazı filmlerle değersiz hale getirilmektedir. Bağımlılık yapan bazı programlar ise özentiyi artırarak yuvaları dağıtmaktadır.


 


Tehlikeli Roller Oynamak


İnternet¸ facebook gibi iletişim araçları¸ ölçülü ve ahlâk kuralları çerçevesinde kullanılabildiği zaman hızlı bilgi için çok güzel imkânlar sağlamaktadırlar. Fakat genel kullanıcı kitlesine ve amaçlarına bakıldığı zaman daha çok meşru olmayan işlere âlet edildiği görülmektedir. Her türlü bilginin içine doldurulduğu internet¸ kötü alışkanlıkların kazanılmasında ve artırılmasında son derece tehlikeli roller oynamaktadır. Hemen her insanın elinde bulunan cep telefonlarıyla da girilen internet sebebiyle aile içi iletişimin koptuğundan şikâyet etmeyen yok gibidir. Çünkü bu âletler başkasıyla iletişim için kullanılmaktadır. İnternette girilen bazı siteler sebebiyle ailelerini ihmal eden ve ahlâksızlık batağına saplananların sayısı gittikçe artmaktadır. Bu sorumsuz internet kullanımı sebebiyle aynı odada oturan bazı aile fertleri¸ cismen yan yana olsalar da duygu ve zihin olarak evin dışındadırlar. Kimse birbiriyle ilgilenmemekte¸ herkes elindeki cep telefonunda sörf yapmaktadır.


Özellikle facebook¸ insanların özel hayat hassasiyetini yıkmakta ve çok çirkin ilişkilere sebebiyet vermektedirler. O kadar ki¸ bazı insanların bu adreslerde neredeyse paylaşmadık hiç bir şeyleri kalmamaktadır. Birbirini tanımayan ve tanımaları da gerekmeyen kadın ve erkekler masum gibi görünen bir taleple arkadaş olmaktadırlar. İnsanların hepsi ahlâken ve aklen aynı olumlu seviyede olmadığı için bu arkadaşlıklar zaman zaman fizikî ortamlara da taşınmaktadır. Buralarda tanışanların bir kısmı yüz yüze de görüşmeler gerçekleştirip nice tuzaklara düşmektedirler.


Bu iletişim araçlarıyla ilgili toptan mefsedet ve maslahat değerlendirmesi yapılamaz. Çünkü bu oranlar kişilere göre değişebilmektedir. Buna göre her Müslüman yukarıda verilen ölçüler ışığında kendi değerlendirmesini yaparak şu sonuca varabilir: Kullandığım bu iletişim araçları¸ şâyet benim dinime¸ aklıma¸ malıma¸ neslime ve sağlığıma bâriz bir şekilde zarar veriyorsa benim için zararlıdır. Bu şekilde benim bunları kullanmam dinen câiz değildir. Kullandığım kadarıyla da günaha girmekteyim.


 





[1] 24/Nûr¸ 19.



[2] 49/Hucurât¸ 6.



[3] 17/İsr⸠36.



[4] 2/Bakara¸ 219.

Sayfayı Paylaş