HÜKÜMDARLAR BAHÇESİ

Somuncu Baba

Kitabın arka kapak yazısında eser hakkında şöyle deniyor: Büyüyenay kitaplığı siyasetnâme serisinin altıncı eseri olan Gülşen-i Mülûk-Hükümdarlar Bahçesi 16. yüzyıla ait klasik bir metin. Devrinin yöneticilerine öğüt veren¸ yapılacak işlerde ve insanlara hizmet etmede tutulacak yolları gösteren eser¸ bugünün yöneticisine de aynı güncellikte seslenmekte. Hatta rahatlıkla söylenebilir ki¸ bugün her kademeden yöneticinin¸ eserin dile getirdiği ilkelere¸ her zamankinden daha çok ihtiyacı var. Çünkü çağdaş yönetimler siyaseti¸ maddi hizmetlerin gerçekleştirilmesi


Gülşen-i Mülûk 16¸ asır şair¸ nâsir ve düşünce adamı Pîr Mehmed Za'îfî'nin bir siyasetnamesidir. Eseri Vedat Ali Tok¸ inceleme¸ sadeleştirme¸ transkripsiyonlu metin ve orijinal metin olmak üzere dört bölüm hâlinde hazırlamak suretiyle günümüz okuyusunun istifadesine sunmuş. Sunuş kısmında yazar şöyle diyor: " Eser¸ 16 asırda yazılmasına rağmen günümüzün yöneticilerine de ışık tutacak bir özelliğe sahip¸ bu yüzden hangi kademede olursa olsun yönetim durumundaki insanların hiç olmazsa sadeleştirilmiş metinden Gülşen-i Mülûk'u okumalarını tavsiye ederiz."


Kitabın sayfalarını araladığımız zaman gerçekten de Gülşen-i Mülûk'un sadece 16. asır insanına değil günümüz insanına da hitap edebilen nitelikler taşıdığına şahit oluyoruz. Kitaptan bazı bölümleri siyasetname okurları için paylaşmak yerinde olur. Biz¸ metnin sadeleştirilmiş bölümünden alıntı yapalım:


İşi ehline vermeli


Önemli işleri küçüklere vermek büyüklük değildir. Bunun gibi önemsiz işleri büyük insanlara vermek de himmetsizliktir.


Buzurcmihr'e sordular: "İçlerinde senin gibi bilgili¸ filozof ve kudretli bilginler var iken Sâsân devletinin yıkılışı ve göçleri niçin şart oldu?" 


Buzurcmihr'in cevabı şu oldu: "Sakın önemli işleri küçüklere buyurmayın¸ çünkü tilki asla kavga kurdu olamaz. Güvercin¸ gagasını ve pençesini tunçtan yapsa bile şahin gibi savaşamaz. Ot yaprağında gül rengi bulunmaz¸ yıldızda Güneş kadar parlaklık olur mu?"


Adalet ve zulüm


 "Bir asırda iki padişah vardı. Bunların ikisi de zengindi ve süslü çadırları¸ bağları¸ bostanları ve çok askerleri vardı. Biri âdil yönetmekle süslenmiş¸ diğeri zulümle¸ adaletsizlikle tanınmışlardı. Aralarında zıtlık olması sebebiyle birbirlerinden uzaklaşmışlardı. Bu zıtlıklarına rağmen aralarında kavga ve savaşları yoktu. Bir zaman sonra âdil padişahın günbegün memleketinin işlerinde yıkılma ve yok olma belirtileri görünmeye¸ memleketin mamur yerleri ve zengin hazineleri eksilmeye başladı. Memleket halkı bölük bölük¸ o zalim padişahın memleketine gitmeye başladılar. Âdil padişah bunların adalet mülkünden firar edip zulüm diyarına gitme işine neyin sebep olduğunu bilemediğinden hayrete düşmüştü. Kendine bağlı olan bir elçiyi gizlice zalim padişaha gönderdi ve durumu öğrenmek istedi. Zalim padişah bu durumu padişahın adamına şöyle izah etti: Senin padişahın sadece kendisi adaletlidir ve yönetiminin adaletle yönetildiğini bilmekte ustadır. Ama padişahın güvendiği adamlar ve vekiller cefa ve siteme alışmış¸ zulüm sanatında üstatlardır. Bir tek adalet bu kadar zulme ne kadar dayanabilir? Böyle olunca elbette memleket batmaya yüz tutacaktır. Ama yalnız benim zulmüm halka ıztırap vermez ve memleket batırmaz. Çünkü beni canından çok seven dostlarım ve sanatkâr yöneticilerimin insaf ve adaletle çalışmaları haddinden fazladır. Onun için talihim yüksektir. Bunca yardımcım ve göz önündeki emir ve vezirlerimin adaletlerine oranla benim zulmüm gökyüzündeki güneşte zerre ve okyanuslardaki damla kadardır."


Kitapta buna benzer konular ilginç hikâyelerle süslenmiş. İlgi ile okunacağını düşündüğümüz eser¸ Türkiye Yazarlar Birliğinin ve ESKADER'in yayıncılık ödülüne layık gördüğü bir yayınevinden¸ BüyüyenayYayınevinden çıkmış.


Kitabın arka kapak yazısında eser hakkında şöyle deniyor: Büyüyenay kitaplığı siyasetnâme serisinin altıncı eseri olan Gülşen-i Mülûk-Hükümdarlar Bahçesi 16. yüzyıla ait klasik bir metin. Devrinin yöneticilerine öğüt veren¸ yapılacak işlerde ve insanlara hizmet etmede tutulacak yolları gösteren eser¸ bugünün yöneticisine de aynı güncellikte seslenmekte. Hatta rahatlıkla söylenebilir ki¸ bugün her kademeden yöneticinin¸ eserin dile getirdiği ilkelere¸ her zamankinden daha çok ihtiyacı var. Çünkü çağdaş yönetimler siyaseti¸ maddi hizmetlerin gerçekleştirilmesi ve bu hizmetlere eşlik edecek teknik donanımın sağlanmasına indirgemiş durumdalar. Oysa siyasetin¸ ne türden olursa olsun bütün uygulamaları¸ ahlâkın o yüksek ateşinde olgunlaşarak bir değere ve erdeme dönüşebilir. Bu da yöneticilerin son derece duyarlı ve daima dingin bir bilinçle ve bunu ideal olarak benimsemeleriyle mümkün. Bu yüzden siyasetin temelinde yer alması gereken temel fikir¸ bütün eylemlerine yön vermesi gereken hareket ettirici ilke¸ kötülüğü önlemek¸ doğruluk ve iyiliği yaygınlaştırmak olmalıdır. Hükümdarlar Bahçesi¸ unutulan bu temel ilkeyi gündeme getiriyor ve ısrarla söylüyor: Asıl iktidar¸ göğsün merkezi yani gönüldür. Gönül insanlara hizmette doğruluğu ve iyiliği ilke edinerek kararlı olmalıdır. Çünkü o¸ mülkü yok olma denizinden kurtaran bir gemi gibidir ki onun benzeri yoktur.


Gülşen-i Mülûk


(Hükümdarlar Bahçesi)


İnceleme-Günümüz Türkçesi-Metin-Tıpkıbasım


Pîr Mehmed Za'ifî


Hazırlayan: Vedat Ali Tok


Sayfa Sayısı: 200


Büyüyenay Yayınları¸ İstanbul¸ 2013

Sayfayı Paylaş