ÇOCUK YETİŞTİRMEDE DÖRT BOYUTLU YAKLAŞIM SİSTEMİ

Somuncu Baba

Çocuklar 1¸5-2 yaşından itibaren gelişim özelliklerine ve bireysel farklılıklarına uygun olarak sorumluluk alabilmelidir. Anne babalar ve eğitimciler gerek kıyamamaktan gerekse yeterli bilgiye sahip olmadıkları için çocuklara ne tür sorumluluklar yükleyeceklerini tam olarak ortaya koyamamaktadır.

Anne babalar¸ çocuklarını fedakârca geleceğe hazırlama gayreti içindedirler. Ancak bu gayreti gösterenlerin birçoğu¸ çocuğu için yaptığı fedakârlıkların karşılığını alamayıp büyük bir hüsran yaşamaktadır. Çocuğuna karşı etki ve otoritesini kaybeden anne babaların hemen her gün; kızgınlık¸ öfke¸ pişmanlık¸ çaresizlik¸ acizlik¸ güvensizlik ve tükenmişlik gibi duygularla baş başa kalmaları mukadderdir. Böyle olunca da kimileri pes eder¸ kimileri sebeplere sarılır suçlu arar¸ kimileri psikolojik savunma mekanizmalarını kendisine kalkan eder¸ kimileri sorumluluktan kaçıp problemi eşine yükler.


Yukarıda ifade etmeye çalıştığım problemi yaşayan insanlar toplumun her kesiminde mevcuttur. Öyle ki¸ içerisinde eşlerden her ikisi de eğitimci olanlar da bu kesimde yer alabilmektedir. Dolayısıyla çocuk yetiştirme konusunda ebeveynlerin ve eğitimcilerin sahip oldukları bilgi ve becerileri yeniden gözden geçirmesi gerekmektedir. Bu gözden geçirme¸ davranış bilimleri esasları ve çocuk gelişimi ilkeleri doğrultusunda çağın gerektirdiği yöntemlerin uygulamaya konulması şeklinde olmalıdır.


Ebeveynler ve eğitimciler çocuk eğitimi konusunda yaşanan problemleri azaltmak ya da ortadan kaldırmak arzusuyla yanıp tutuşmaktadır. Ebeveynlerin ‘Çocuk Eğitiminde Dört Boyutlu Yaklaşım Tarzı' şeklinde adlandırabileceğimiz sistemi uygulayarak sağlıklı çocuk yetiştirme konusunda başarıya ulaşmaları mümkündür.


Çocuk Yetiştirmede Geçerliliği Kanıtlanmış Dört Boyutlu Sistem


1. Kaliteli ve Düzenli İlgi


Anne-baba ya da çocuğa bakan kimseler¸ çocuğun hayatta en çok güveneceği kişilerdir. Aralarındaki birliktelik ya da ayrılık durumu çocuğu doğrudan etkiler. Göle düşen damla bir noktaya düşer fakat damlanın oluşturduğu dairesel etki çok geniş alanlara yayılır. Aynı bu şekilde anne-babadan çocuğa yansıyan küçük bir olumsuzluk çocukta yıkıcı etkiler meydana getirebilir. Kaliteli ilgiye başlamadan önce anne baba çocukla ilgili her konuda¸ birlikte hareket etmeye karar vermelidir. Çocuğu dünyaya getirmek sadece annenin yapacağı bir şey olmadığı gibi onu yetiştirmek de sadece annenin sorumluluğunda değildir. Baba bu ortak sorumluluktan asla kaçınmamalıdır. Beslenme kalitesi ve düzeni beden sağlığını ne kadar etkilerse¸ kaliteli ve düzenli anne-baba ilgisi de çocuğun ruh sağlığını o oranda etkileyecektir.


2. Tutarlı Yaklaşım


Anne-babayı çocuk karşısında en zayıf düşüren şey kendi koyduğu kuralı kendisinin bozmasıdır. Bu durum çocuğa karşı tutarsız yaklaşım güçsüzlük¸ acizlik¸ karmaşa¸ güvensizlik ve belirsizlik getirir. Kararlı ve dengeli yaklaşım ise güven¸ istikrar¸ emniyet¸ tatmin ve huzur getirir.


Tutarlı yaklaşım; kullanmasını kısıtladığınız bir imkân¸ yemesine izin vermediğiniz bir yiyecek ya da sergilemesini tasvip etmediğiniz herhangi bir davranışla ilgili evde¸ çarşıda¸ düğünde¸ tatilde¸ akşam¸ sabah¸ üzgün ve yorgun olduğunuzda; kısacası her zaman¸ her yer ve şartta yaklaşık aynı tepkileri verebilmektir.


Çocuğa karşı tutarlı davranış sergilemeyi başarmış anne babanın ne kadar güçlü olduğunu rakamlarla ifade etmekte mümkündür.


Birlikte davranan anne baba çocuğa karşı onbir kuvvetindedir. Onbir ile birin farkını aldığımız zaman on kat fark söz konusudur. Anne babanın çocuğuna karşı ortak tavır sergilemesi onları daima on kat güçlü kılacaktır.


Anne-baba aralarında fikir ve uygulama çatışması içinde ise çocuk anne ya da babayı teke tek mücadelede çoğu zaman alt edebilecektir.


3. Sorumluluk Kazandırmak


"Kimin çocukları naz içinde yetiştirilirse o kimseye ağlamak düşer¸ keder ona mukadderdir." (Yusuf Has Hacip)


Çocuklar 1¸5-2 yaşından itibaren gelişim özelliklerine ve bireysel farklılıklarına uygun olarak sorumluluk alabilmelidir. Anne babalar ve eğitimciler gerek kıyamamaktan gerekse yeterli bilgiye sahip olmadıkları için çocuklara ne tür sorumluluklar yükleyeceklerini tam olarak ortaya koyamamaktadır.


Çocuklarına yapabileceği işleri yaptırmayan¸ yüklenebileceği sorumluluğu yüklemeyen ya da çocuğun yaşına uygun sorumluluklarını kendileri üstlenen anne ve babalar çocuklarına bilinçsiz bir şekilde çok büyük haksızlık yapmaktadır.


Elbisesi¸ masa¸ halı kirlenir ve temizleme işi çıkar ya da kendi yediği yeterli olmaz zayıf kalır düşüncesiyle çocuğun yemeğini kendisi yediren anneler bilinçsiz bir şekilde beceri kazanmasını engellediği için çocuğa çok büyük haksızlık etmektedir. İki yaşından sonra başlayan bağımsız gelişim ihtiyacını engellemektedir.


Çocuk için beceri her şeydir. Beceri başarıyı¸ başarı özgüven ve mutluluğu getirir.


4. Olumlu Özelliklerini Ortaya Çıkarmak


Çocukların ihtiyaçları sadece yemek¸ oynamak ve yatmaktan ibaret değildir. Öyle olsaydı yuvalarda kalan çocukların ileriki yaşamlarında davranış bozuklukları ve ruh sağlığı açısından daha riskli olması beklenmezdi. Günümüzde yuvalarda bu üç ihtiyacın evden daha sistematik olarak karşılandığını biliyoruz. Ancak yuvalarda kalan çocukların sevgi¸ ilgi¸ değer ve fark edilme gibi ihtiyaçları için aynı şeyi söylemek mümkün değildir.


Çocuk ister yuvada ister aile ortamında olsun yokluğuna tahammül edemeyeceği; bedensel ve ruhsal tüm ihtiyaçlarını gidermek¸ ona bakım verenin boynunun borcudur.


Çocuklar çevresindeki yetişkinlerden hep şunu beklerler; beni sevsin¸ bana değer versin¸ beni anlasın¸ beni olduğum gibi kabul etsin¸ beni hep hatırlasın¸ benim olumlu özelliklerimi fark etsin.


Temel ihtiyaçlarını giderip¸ süslü ifadelerle seni seviyorum¸ sen benim için çok değerlisin demek yerine; karşılıklı top atmak¸ onu kucaklayıp gıdıklamak ya da çizdiği resimdeki evin pencerelerinden bahsetmekle daha çok şey yapmış olacaksınız.


Samanlıkta iğne arar gibi¸ çocukta güzele odaklanmalı ve çocukta fark ettiğimiz bütün güzellikleri ona yansıtmalıyız.


Bir işi normalden daha kısa sürede bitirmesi¸ misafirlere "hoş geldiniz" demesi¸ ortada olan bir malzemeyi kaldırması¸ defterin bir sayfasına özenle yazmış olması¸ siz söylemeden televizyonu kapatması¸ oyundan hep geç gelirken bir gün erken dönmesi¸ sizi zorlamadan yatağına girmesi¸ evde işlerinizi kolaylaştıracak küçük yardımlarda bulunması¸ yaptığı hatayı paylaşması ve daha birçok şey…


Küçük bir hikâye…


Kadir yazılı sınavdan 40 almış. Sonucu öğrenince itiraz etmiş:


– Ama öğretmenim! Sınavda sorduğunuz tüm soruları biliyordum. İsterseniz şimdi cevap verebilirim.


Öğretmen:


– Bildiklerini kâğıda dökmen gerekiyordu Kadirciğim. Performans¸ bilmekten bambaşka bir şey!


Bu hikâyede size ait bir şeyler var mı¸ ne dersiniz?

Sayfayı Paylaş