KİRA VE KİRACI

Somuncu Baba

Kira¸ kiracı ile mal sahibi arasında yapılan bir sözleşmedir. Kur'ân'ın emri gereğince Müslümanların yaptıkları sözleşmelere bağlı kalmaları ve verdikleri sözde durmaları imanlarının bir gereğidir.

Mülkiyet¸ en temel insan hakkıdır. Mal ve mülk sahibi olma arzusu insanın fıtratında vardır. Din¸ insandaki bu arzuyu dengelemek ve doğru kullanmak için prensipler getirmiştir. Bu prensiplerin başında mülkün helal yoldan elde edilmesi gelir. Mülk sahibi olma bakımından bütün insanlar aynı seviyede değildir. Bunda Yüce Allah'ın pek çok hikmeti vardır. Bir âyet bu durumu şöyle izah eder: "Rabbinin rahmetini onlar mı paylaştırıyorlar? Asıl onlar arasında¸ bu dünya hayatındaki geçimlerini paylaştıran ve bir kısmı diğer kısmını istihdâm etsin diye birbirine farklı oran ve alanlarda üstün kılan Biziz. Rabbinin rahmeti var ya onların biriktirdiği her şeyden daha değerlidir."[1]. Kira ve kiracı ilişkisinde de benzer bir durum vardır. Herkes ev sahibi olmak ister ancak her zaman imkânlar buna elvermez. Herkes işini ve mesleğini kendine ait bir iş yerinde icrâ etmeyi arzular¸ fakat şartlar her zaman buna müsait olmaz. Bu sebeple kiracılık ve kira meselesi sosyal ve ekonomik hayatın bir zarûreti olarak karşımıza çıkar. Yüce dinimiz kira¸ kiracı ve mal sahibi arasındaki hakları düzenlemek¸ ilişkilerin bu hak ölçülerine göre yürümesini sağlamak için prensipler getirmiştir. Bu prensipler mal sahibinin meşru yoldan elde ettiği mülkünden helal kazanç elde etmesi¸ kiracının ise çalışma veya barınma ihtiyacını en güzel bir şekilde karşılamasını sağlar.


Sözleşmenin Önemi


Kira¸ kiracı ile mal sahibi arasında yapılan bir sözleşmedir. Kur'ân'ın emri gereğince Müslümanların yaptıkları sözleşmelere bağlı kalmaları ve verdikleri sözde durmaları imanlarının bir gereğidir.[2] Bu sözleşmede bazen bir kimse taşınır veya taşınmaz malının menfaatini başkasına sunar. Bir dâireyi¸ bir iş yerini¸ bir araziyi¸ arabayı veya bir hayvanı başkasına kiralamak böyledir. Bazen de emeğini bir başkasına kiralar. Buna "iş akdi" veya "hizmet sözleşmesi" denir. Ücret veya maaş karşılığında işçi veya memur çalıştırmak¸ sanatkâra bir şey sipariş vermek bu kabîldendir. Kullanırken tüketilen şeyler kira akdinin konusu olamaz. Çünkü kirada malın kendisinden değil¸ menfaatinden yararlanılmaktadır. Yani tüketilen mal değil menfaattir.


   Kira ve kiracılık insanlığın öteden beri başvurduğu bir yoldur. Bu sebeple Kur'ân ve Sünnet gerekli şartları taşıyan kira akdini meşru saymıştır. Kur'ân¸ boşanan annenin çocuğunu emzirmesi için kiralanabileceğini şöyle ifade eder: "(Boşadığınız) kadınlar sizin için (çocuğunuzu) emzirirlerse onlara ücretlerini verin ve aranızda güzellikle konuşup anlaşın."[3] Bir başka âyette ise geçmiş peygamberlerin şerîatında da kiracılığın meşru kılındığını Hz. Musa (a.s.)'nın Hz. Şuayb (a.s.)'ın yanında ücretle çalışmasını örnek vererek anlatır. Hz. Şuayb¸ sekiz veya on yıl Hz. Musa'yı ücretle çalıştırmıştır.[4] Bu da bir insanın emeğini kiralamanın câiz olduğunu göstermektedir.


İslâm hukukuna göre kira sözleşmesinin meşru olabilmesi için¸ bu akdi yapmaya ehil olan kimselerin¸ baskı altında kalmadan açık irâde beyânlarını ortaya koymaları gerekir. Yapılacak iş de meşrû ve helâl olmalıdır. Verilecek kiranın mikdârının¸ ödeme yerinin ve şeklinin de belirlenmesi şarttır. Kiraya verilen ev ve dükkânın ne amaçla kullanılacağı da açıklığa kavuşturulmalıdır. Manifatura olarak kiralanan bir dükkân deri tabaklamak için kullanılamaz. Bir kimsenin kiraya verdiği şey kendisine ait ve gerektiğinde kiracıya teslim edilebilecek özellikte olmalıdır.


Emeğin Karşılığı


Emeğin kiralanması bakımından iki tür kiracı vardır. Bunlardan biri¸ "özel işçi"dir. Özel işçiler bir anda tek bir iş yapabilen¸ bir kişi tarafından kiralanabilen kimselerdir. Yevmiye ile çalışan inşaat ve bahçe işçileri¸ memurlar böyledir. Bunlar¸ belirlenen işi yapmak üzere kendilerini hazır hale getirince ücreti hak ederler. Mesel⸠inşâat işçisi belirtilen saatte inşâata gelse¸ ancak işveren malzemeyi hazır etmediği için çalışamasa yevmiyesini hak eder. Yine bir tarlayı sulamak için tutulan işçi¸ suyun kesilmesi sebebiyle işini yapamasa ücretini alma hakkına sahip olur. Bir de¸ "ortak işçi" vardır. Bu tür işçiler bir anda birden çok kimseye iş yapabilirler. Terziler¸ kuru temizlemeciler¸ ayakkabı tamircileri bu gruba girer. Bunlar kendilerinden talep edilen işi bitirmeden ücret alamazlar.


Arazi kiralanmasında¸ sürenin belirlenmesi¸ hangi iş için kullanılacağının tesbit edilmesi¸ zirâat için kullanılacaksa ekilecek ürünün çeşidinin açıkça belirtilmesi veya meşrû ve helâl olmak kaydıyla istediği ürünü ekme konusunda kiracının serbest bırakılması gerekir. Araç ve hayvan kiralamada¸ yükün çeşidi¸ mikdârı¸ kira süresi veya gidilecek mesafe de belirlenmelidir.


Kiracının ve mal sahibinin bazı durumlarda kira akdini feshetme (bozma) hakkı doğar. Kiralanan malda yararlanmayı engelleyen bir kusurun meydana gelmesi durumunda sözleşme feshedilebilir. Mesel⸠evin çatısının yıkılması durumunda mal sahibi tamiri yapmaz veya bu konuda kiracıya da yetki vermezse kiracı sözleşmeyi feshedebilir. Kira akdini feshetmeyi gerektiren meşrû bir mâzeretin ortaya çıkması durumunda da sözleşme feshedilebilir. Mesel⸠ayakkabıcılar çarşısında üç yıllığına bir dükkân kiralayan kimse daha sonra iş değiştirerek başka bir sektöre geçse bu kira sözleşmesi feshedilebilir.


Kira sözleşmesi¸ belirlenen süre bitince¸ karşılıklı rızâ ile (ikâle) ve kiralanan malın telef olmasıyla sona erer. Kira sözleşmesine taraf olan kimselerin birbirinin hukukuna riayet etmesi gerekir. Bunun için kiracı çıkmadan en az bir ay önce çıkacağını bildirmelidir. Ânî gelişmeler olursa buna bir şey denemez. Mağdûriyeti önlemek ve haksızlığı ortadan kaldırmak için kira sözleşmesine bunun yazılması gerekir. Hanefî mezhebine göre¸ kiracının veya kiraya verenin ölmesiyle de kira akdi sona erer. Buna göre¸ bir kimse bir dükkânı veya evi bir çocuğun babasından kiralasa babanın ölmesiyle kira akdi sona erer¸ çocuk isterse akdi yeniler isterse yenilemez. 


Kira ve kiracılıkta tarafların temel yükümlülükleri vardır. Mal sahibinin esas yükümlülüğü¸ kiraya verdiği malı kullanıma elverişli hale getirmektir. Tamir gerektirdiği zaman da tamirini ve bakımını yapmaktır. Buna göre duvarların sıvanması¸ kapı ve pencerelerin takılması¸ su giderlerinin açık tutulması¸ yıkılan yerlerin tamir edilmesi mal sahibinin yapması gereken şeylerdir. Ancak bunların bozulması kiracının kusuruyla olmuşsa yapmak ve tamir ettirmek ona aittir. Kiracı bakım ve tamir işlerini kendiliğinden yaparsa ev sahibine bağışta bulunmuş olur. Ancak ev sahibinin izni ve onayı ile yaparsa kiradan düşebilir.


Kiralanan Mal Emânettir


Kiracının temel görevi ise¸ kendisine kiralanan malın emânet olduğunu düşünerek bu sorumlulukla hareket etmesidir.  Kendi kusûruyla ve kasdıyla meydana gelen hasarları tazmîn etmek zorundadır. Mesel⸠daha iyisini takmak için muslukları sökerken kırsa masrafı kendisi öder.


Tarafların ortak yükümlülüğü "zarar vermemek ve zarara uğramamak" prensibi gereğince kirayı makul olarak ayarlama ve yıllık artışı da insaf ölçülerine göre yapmaktır. İmkânı olduğu halde zamanında kirayı ödemeyen kişi¸ Hz. Peygamber'in ifadesiyle zâlimdir. Kirayı ödemeyip başka şekilde nemalandırdığı paradan elde ettiği kazanç helâl değildir ve kul hakkıdır. Böyle haksızlık yapan kimse mal sahibine bu farkı ödemek zorundadır. Mal sahibi ölmüşse fakirlere sadaka olarak verip sorumluluğunu hafifletme yoluna gitmelidir.


Allah'a isyan sayılacak bir işi yaptırmak için ücretle adam tutulamaz. Buna göre¸ haram bir oyun ve eğlence için erkek veya kadın kiralamak câiz olmaz. Yine¸ haksız yere birisini öldürmek¸ hapsetmek¸ dövmek veya daha başka haksız işler yapmak üzere adam kiralamak câiz değildir. 


Burada konuyla ilgili çok sorulan iki sorunun cevabını kaydetmek istiyorum:


1. Bir Müslümanın evini ve dükkânını haram işler yapacak kimselere kiralaması câiz midir? İslâm âlimlerinin çoğunluğuna göre dinen meşrû olmayan işleri yapacak olanlara ev ve dükkân verilemez. Alınan kira da helâl olmaz. Ebû Hanîfe'nin bu konudaki fetvâsı¸ Müslüman olmayanın Müslümanın dükkânını kilise yapmak veya şarap satmak için kiralaması konusundadır. O¸ Müslümanları küçük düşürecek bir durum yoksa dükkânın onlara kiraya verileceğine fetvâ vermiştir. Ancak Müslümanın şarap satmak için bir Müslümanın dükkânını kiralaması Ebû Hanîfe'ye göre de câiz değildir. Çünkü Müslüman şarap satamaz. Satarsa veya alırsa o alış-veriş dînen geçerli olmaz.


2. Hava parası câiz midir? Kira akdi bitmeden kiracı işyerini bir başkasına devredip hava parası alabilir. Kira sözleşmesi bittikten sonra mal sahibinin izni olmadan alamaz. İslâm Fıkıh Akademisi'nin bu konudaki kararı şöyledir: "Kira akdi devam ederken kiraladığı yeri erken tahliye eden kiracının¸ kalan kira süresi karşılığında yeni kiracıdan veya mal sahibinden alacağı bedel (hava parası) câizdir. Buna karşılık kira süresi sona erdikten sonra¸ kiralananda artık gayrimenkul mâliki hak sahibi olduğundan¸ onun muvâfakatı olmadan¸ kiralananın bir başkasına devredilmesi ve bunun için bedel alınması câiz olmaz"[5]. 


 


 






[1] 43/Zuhruf¸ 32.



[2] 5/Mâide¸ 1.



[3] 65/Talâk¸ 6.



[4] 28/Kasas¸ 25-27.



[5] TDV¸ İlmihal¸ II¸ 446; Hamdi Döndüren¸ Ticaret İlmihali¸ 654.

Sayfayı Paylaş