TAKVAYI KUŞANDIRAN İBADET: ORUÇ

Somuncu Baba

İbâdetin yoğun iklimi olan üç aylar¸ değerini bilen müminler için gerçekten önemli fırsat zamanlarıdır. Bu aylar girdiğinde müminleri ayrı bir heyecan sarar. Bu heyecanın devamını istedikleri için de şu duayı her gün yaparlar: "Allah'ım! Receb ve Şabanı bize mübarek(bereketli) kıl ve bizi Ramazana ulaştır!". Bu dua adeta¸ Recep ve Şabanın esas hedef olan Ramazan için birer vesile olduğunu ifade eder. Çünkü şehr-i ramazan diğer aylardan birçok bakımdan farklıdır. Bu yazımızda Ramazanı farklı kılan oruç ibadetiyle ilgili bazı soruların cevabını aramak istiyoruz:

İbâdetin yoğun iklimi olan üç aylar¸ değerini bilen müminler için gerçekten önemli fırsat zamanlarıdır. Bu aylar girdiğinde müminleri ayrı bir heyecan sarar. Bu heyecanın devamını istedikleri için de şu duayı her gün yaparlar: "Allah'ım! Receb ve Şabanı bize mübarek(bereketli) kıl ve bizi Ramazana ulaştır!". Bu dua adeta¸ Recep ve Şabanın esas hedef olan Ramazan için birer vesile olduğunu ifade eder. Çünkü şehr-i ramazan diğer aylardan birçok bakımdan farklıdır. Bu yazımızda Ramazanı farklı kılan oruç ibadetiyle ilgili bazı soruların cevabını aramak istiyoruz:


1. Orucun Farz Kılınmasının Hikmetleri Nelerdir?


Kur'ân'da orucun farz kılındığını anlatan âyet aynı zamanda orucun farz kılınmasındaki hikmeti çok veciz bir şekilde ifade etmektir. Buna göre oruç¸ takva makamına erişmeyi sağlamak¸ yaşamak ve hızlandırmak için farz kılınmıştır. Orucun hikmetine dair yorum yapan İbn Arabi¸ Gazali¸ İzzüddin b. Abdisselam vb. alimler bu takvanın nasıl elde edileceğinin yollarını göstermeye çalışmışlardır. Buna göre genel olarak oruç;


Derecelerin yükselmesi¸ hataların örtülmesi ve günahlara kefaret¸ şehvetlerin kırılması¸ sadakaların çoğaltılması¸ tâatların artırılması¸ isyan ve ilahi emirlere muhalefeti çağrıştıran şeylerden sakınmaktır.


Bunun yanında orucun şu hikmetlerine de dikkat çekilmiştir:


-Ruh ve beden sağlığı: Oruç ruhun doyurulmasıdır. İnsanın aslı toprak olduğundan onda toprak unsuru ve ruh unsuru vardır. Toprak unsuru onu alçak durumlara çekmeye çalışırken¸ ruh unsuru onu yüce seviyelere çıkarmak ister. İşte oruç insanın balçık unsuruna galip gelip ruhun istekleri istikametinde yükselme çabasına en iyi şekilde yardımcı olacak ibadettir.


-İrade eğitimi: Bu¸ oruçlunun sabra alışmasıyla ortaya çıkar. Hadiste "Orucun sabrın yarısı" olarak ifade edilmesi de bu eğitimin başarıya eriştiğini göstermek içindir.


Oruçluya sataşma yasağı getirilmesi¸ sataşana "ben oruçluyum" şeklinde mukabele etmesinin istenmesi ve çirkin davranışlardan sakınmasının tavsiye edilmesi de irade eğitiminin bir parçasıdır.


-Nefis terbiyesi ve şehvetleri frenleme: Bu¸ en güzel ifadesini "Oruç kalkandır" hadisinde bulmuştur. Aksi halde oruç hedefine ulaşmaz¸ boşuna aç¸ susuz kalma eylemi olur.


Esasen Ramazan ayında cennet kapılarının açılması ve şeytanların bağlanması da bu kapsamda değerlendirilebilir. Yani oruç tutan¸ kendisine cennet kapılarını açacak ibadet ve davranışları artırmış¸ cehennem kapılarını açacak olanları azaltmış¸ yok etmiş ve isteklerine uymayarak şeytanını bağlamayı hedef edinmiş demektir. Oruçta niyetin farz olması da orucun bir farkındalık ve bilinç hali olduğunu gösterir.


Aynı zamanda oruç sosyal yönü itibariyle¸ nimetlerin kıymetini bilmeyi¸ oruçlu olunduğu sürece zengin fakir arasında eşitlik hissi yaşamayı sağlar. Fakirlere yardım¸ onların halini düşünme fırsatı vermesi de onun ayrı bir hikmeti ve güzelliğidir.


2. Oruç¸ sadece imsaktan iftara kadar aç-susuz kalmak mıdır?


Bazılarının orucu sadece bu kadardır. Ancak bu¸ zahiri fıkhın yani genel olarak fıkıhçıların dış çerçevesini belirledikleri oruçtur. Bu¸ orucun sadece şekil şartı ve dış kabuğudur. Bunun içini doldurmak gerekir. Oruçta hedef takva olduğu için bu noktada sufilere kulak vermek ve sufi orucu tutmak gerekecektir. Oruç hakiki bir zühddür. Bu sebeple tasavvufî bakışta¸ midenin yeme ve içmeden¸ gözün şehvetle bakmaktan¸ kulağın gıybet ve dedikodu dinlemekten¸ dilin gaflet ve dünya kelamı konuşmaktan¸ bedenin Allah'a isyandan ve dünyevi lezzetlerden uzak tutulmasına özel önem verilmiştir. Mesela¸ fıkıhçılara göre gıybet vb. davranışlar orucu bozmazken sufilere göre bozar ve o günün orucunun kaza edilmesi gerekir. Böyle bir oruç Ebû Talib el-Mekki'ye göre "havassın orucu"dur.


Bu sebeple Gazali gibi mutasavvıf âlimler orucu kısımlara¸ derecelere¸ tabir yerinde ise kurlara ayırmışlardır. Müslümanlar bu kurları takip ederek kendilerini ve oruçlarını test etmelidirler. Bunlar aynı zamanda tutulan orucun kalite açısından mertebeleridir:


a.  Avamın orucu: Mide ve cinsel organlara tutturulur. Onların ihtiyaçlarının oruç süresince karşılanmaması esastır.


b.  Havassın orucu: Bütün azalara tutturulur. Bu da azaların günah sayılan davranışlardan korunması ile olur: Aynı zamanda bu sâlihlerin orucudur.


c.  Havassu'l-havâssın orucu: Kalbin dünyaya ait süflî düşüncelerden korunması ve masivadan tamamen arındırılmasıyla olur. Bu orucu tutanların Allah'tan başka düşünceleri olmaz. Bu şekilde bir orucu ancak peygamberler¸ sıddîk ve mukarrebler tutabilir. 


Böylece sufiler oruçla insan için "Samediyyet" makamına ulaşmayı hedeflerler. Bu noktada sözü İbn Arabi'ye verelim:


İbn Arabi'ye göre oruç: Allah'ın es-Samed¸ el-Muhyi el-Mümit gibi sıfatlarıyla muttasıf olmaktır. Oruç¸ tenzihiyyet makamına ermektir¸ müşahededir¸ terktir ve bütün azalara oruç tutturmaktır. İnsana ait olan ve insanı ayakta tutan¸ yeme¸ içme gibi temel ihtiyaçlara muhtaç olmayı bırakmak ve bunlar olmadan yaşayabilmektir. Bunları terkteki hazzı yakalamaktır. Bu anlamda mecazen ibadet sayılır. Oruçlu ihsan makamını elde etmeye adaydır. İşte oruçlunun iki sevinç kaynağı olması demek de aslında budur. Çünkü oruçlu¸ Allah ile arasında engel teşkil eden ve düşüncesini süflileştiren dünyevi ihtiyaçları terk ederek adeta Rabbine kavuşur ve bunun sevincini yaşar.


2.  Oruçta normal hayata devam mı gerekir¸ yoksa dinlenme biraz artırılabilir mi?


İslam'ın genel ve özellikle ibadetlerdeki hedefi¸ bazı mistik ve beşeri din sistemlerinde olduğu gibi¸ bedene işkence değildir. İslam'ın hedefi¸ insana fıtratını buldurmak ve onun gereklerini yaptırmaktır. Bütün emirler gibi ibadetler ve oruç da insan fıtratına uygun bir ibadettir. Bundan dolayı oruç¸ insanın beşeri imkânları dahilinde emredilmiş¸ bu sınırları aşacak duruma gelenlerden yükümlülük ya geçici olarak veya tamamen kaldırılmıştır. Hasta ve yolcular geçici¸ kronik hasta ve aşırı yaşlılardan ise¸ imkânları varsa fidye vererek¸ tamamen oruçtan muaf tutulmuşlardır.  Orucu emreden ayette hem ruhsatlardan bahsedilmesi¸ hem de kolaylık ilkesinin hatırlatılması bunu göstermektedir. Dolayısıyla oruçta imkân dahilinde bedeni zorlamamak esastır. Çünkü beden zorlandıkça oruç bundan etkilenecektir. Makul tahammüller orucun sevabını artırabilirse de takati aşan durumlar için böyle bir şey söylenemez. Hz. Peygamber'in yolculukta oruç tutmakta direnip aşırı zorlanan ve bu sebeple arkadaşlarını serinletsinler diye başına toplayan bir sahabisine: "seferde oruç iyilik değildir" şeklindeki ikazı bu noktada önemlidir. Aynı zamanda iftarda acele edilmesi¸ sahurun en son dakikalara ertelenmesi tavsiyesi de bu anlamda değerlendirilebilir.


Ramazanda hayat normal olarak devam eder. İstirahat imkânı olanlar da edebilirler ve etmeleri tavsiye de edilebilir. Bu¸ orucun uykuya tutturulmasından ayrı bir şeydir.


3.  Orucu diğer ibadetlerden ayıran özellikler nelerdir?


Sözlükte oruç¸ yemeği¸ içmeyi¸ cinsel ilişkiyi terk etmek ve kendini tutmak gibi anlamlara gelir. Dini bir terim olarak ise¸ özel bir şekilde kendini tutmaktır.


İslam'ın beş temel rüknünden biri olan oruç¸ nurani¸ ruhani bir ibadet olup kul ile Allah arasında özel bir sır mahiyetindedir. Ramazan ayında Müslümanlara farz kılınmıştır. Ramazan ayı dışında da nafile olarak oruç tutulması Hz. Peygamber tarafından hem fiili hem de kavli sünnetlerle teşvik edilmiştir. 


Orucu diğer ibadetlerden ayıran bazı özellikler şöyledir:


a.  Oruçta gösteriş olmaz: Orucu oruç haline getiren esasen niyettir. Bundan dolayı orucun geçerli olması için niyet şart koşulmuştur. Zira yeme içme gibi eylemler niyetle terk edilmekte ve nefsin¸ zahiren orucu bozan bu isteklerine dur denilmektedir. Böylece yememe ve içmeme eylemi Allah'a ibadete dönüştürülmektedir. Bunu sağlayan niyettir. Niyet gizli bir şeydir. Onu Allah'tan başka kimse bilemez. Bu sebeple oruç da dil ile veya fiille ifade edilemeyen¸ gösteriş tarafı olmayan mütevazi ve gizlilik özelliği taşıyan bir ibadettir. Kudsi bir hadiste "Ademoğlunun bütün ibadetleri kendisi içindir¸ oruç ise benim içindir ve onun mükafatını ancak ben veririm" buyurulması orucun bu yönüne işaret etmektedir. Açlık ve susuzlukla krallara ve putlara değil¸ ancak Allah'a ulaşılır.


b. Oruç sadece Allah için yapılan bir ibadettir. Geçmiş milletlerde putlar için oruç tutma adeti olmamıştır. Halbuki putlar ve sahte tanrılar için rüku¸ secde ve kurban adama şeklinde ibadetler yapılmıştır.


c.  Oruç¸ insanın behimi özelliklerinden sıyrılabileceğinin bir ispatıdır. Bundan dolayı da ilahi ahlak ile behimi alışkanlıklar arasında bir dengedir.


d. Oruçlu için cennette "Reyyân" adı verilen özel bir kapı tahsis edilmiştir.


e. Oruç kulu doğrudan Allah'a ulaştıran İslam¸ iman¸ kunut¸ sıdk¸ sabır¸ huşu¸ tasadduk¸ hıfz ve zikir gibi mümine ait üstün özellikler arasında sayılmıştır[1].  Buna göre oruç sadece Allah için tutulduğundan¸ O'na götüren ana yollardan biridir.


O zaman bu seneki orucumuza bir hedef koyarak avamın orucundan havasın orucuna ulaşmayı¸ fıkıh orucunun içini doldurarak sufi orucuna varmayı başarmaya çalışalım inşallah!






[1] Ahzâb¸ 33/35.

Sayfayı Paylaş