KUYUYA TÂLİP BİR YUSUF

Somuncu Baba

Hz. Yusuf'un güzelliğini derinliğinde buluyor. Sığ bir güzellik her zaman eksik kalmıştır çünkü. Derinlik katılmayan güzellik yüzde kalır hep. Yüzeysel kalır. “İçi” güzelmiş demek ki esasen Yusuf'un. Dünyanın içindeki kuyu gibi derin¸ bir o kadar içten.

Kuyu'yu güzel kılan Yusuf; Yusuf'u güzel kılan derinlik. İlmin¸ iffetin¸ tevekkülün ve teslimiyetin güzelliği… Ve Hulusi Efendi Hazretleri bir beyitte dile getiriyor melek tabiatlı bu müstesna özelliği:

Ey Yûsuf-ı Ken'ân'ım

Vey tıfl-ı melek şânım

…


Anlat


Bu bir Yusuf masalıdır de


Bunu söyle fakat


Şunu da sor


Yusuf'un masalı neden


Yusuf'la başlamıyor?  


İsmet Özel


Evet¸ bu Yusuf'un başından geçen bir hikâyedir; ama Yusuf'tan ibaret değildir. Yusuf'un şahsında kuyunun da hikâyesidir bu. Kuyunun şahsında hikmetin. Bu yüzdendir ki kıssa; kuyudaki çocuğu hem sultan hem peygamber yapan Rabb'in (c.c.) kelâmıyla başlar:


“İçlerinden bir söz sahibi şöyle dedi: ‘Yusuf'u öldürmeyin¸ bir kuyunun dibine bırakın da oradan geçen kafilenin biri onu bulup alsın. Eğer yapacaksanız böyle yapın.”[1]


  Çocuk kuyuya atılır¸ hikâye başlar.  Peki¸ neden kuyu? Neden başka birinin değil de kuyunun yazgısı bu? Yusuf'un güzelliği ve kuyunun derinliği. Ya da Yusuf'un güzelliği ve Yusuf'un derinliği:


 


Yasasız solup giden


Bir güzellik değildi Yusuf'un güzelliği


…


Hüsnü Yusuf o hüsnü Yusuf'tu ki yanı başına


Yalnızca en gerekli şey konulmuştu


Ne duygu¸ ne ihtiraş ne düşünce


Ne mükemmel bir mantık…


Derinlikti Yusuf'u güzel kılan


Gerçekte Âdem soyuna ait olmayan


Ve sanki bir yeminle onlara hep bağlı kalan


Derinlik.


 


diyor Özel. Hz. Yusuf'un güzelliğini derinliğinde buluyor. Sığ bir güzellik her zaman eksik kalmıştır çünkü. Derinlik katılmayan güzellik yüzde kalır hep. Yüzeysel kalır. “İçi” güzelmiş demek ki esasen Yusuf'un. Dünyanın içindeki kuyu gibi derin¸ bir o kadar içten.


Kuyu'yu güzel kılan Yusuf; Yusuf'u güzel kılan derinlik. İlmin¸ iffetin¸ tevekkülün ve teslimiyetin güzelliği… Ve Hulusi Efendi Hazretleri bir beyitte dile getiriyor melek tabiatlı bu müstesna özelliği:


Ey Yûsuf-ı Ken'ân'ım


Vey tıfl-ı melek şânım


 


Yusuf'u Sultan Yapan¸ Mısır mıdır Kuyu mu?


 


Yusuf (a.s.) kuyuya taliptir¸ Mısır'a değil.


Yusuf'un gömleği arkadan yırtıktır.


Kuyu zindan olmaz ona¸ ucunda ilâhi rıza varsa.


Zindan¸ Mısır sultanlığından evlâdır ona¸ ucunda ilâhi rıza yoksa.


Seslenir Yusuf¸ yanlış yapmaktan korktuğu vakit zindanın da talibidir:


 


“Yusuf¸ ‘Ey Rabbim! Zindan bana¸ bunların beni dâvet ettiği şeyden daha sevimlidir. Onların tuzaklarını benden uzaklaştırmazsan¸ onlara meyleder ve cahillerden olurum.' dedi.”[2]


 Cahillerden olmamayı niyaz eder Yusuf (a.s.) ve duasına icabet olunur. İlmin kapısını zindanda aralar¸ kadınların tuzaklarından sığındığı limandan¸ “ilim deryası” olarak çıkar.


 İlim¸ talep edene verilir¸ makam değil. Bu yüzdendir ki okuyana talebe denir¸ memura değil. Yusuf ilim talep etti; makamı da aldı. Yusuf'u sultan ve peygamber yapan ise ne kuyuydu ne Mısır. Yusuf'un inandığı ve dilediğini derecelerle yükselten Rabbi vardı:


“(…) Biz dilediğimizi derecelerle yükseltiriz. Ve her bilgi sahibinin üstünde bir başka bilen vardır.”[3]


  Kuyu da Mısır da Yusuf'un içindedir. Mısır'a sultan olmak için kuyuları geçmek gerekir mi bilinmez ama Yusuf olmak için¸ ya kuyudan ya da Mısır'dan geçmek gerekir.  ‘Yusuf'a talip olan kuyuya talip olur¸ dünyaya değil.' diyor Alper Gencer. İlmin kıvılcımı kuyunun dibindeyse¸ kuyuya atılınca Cebrail (a.s.) yetişecekse¸ Yusuf'un çocuk saflığı ve tüm güzelliği oradan çıktıysa¸ iffetin ve teslimiyetin bir imtihanıysa kuyu ve her çocuk biraz Yusuf'sa¸ kuyuya talip olan dünyayı unutur. Unutmalıdır. Yoksa “ölür kuyuya düşen çocuk.” (İsmet Özel)


“Andolsun ki onların kıssalarında akıl sahipleri için ibret vardır. Kur'an uydurulmuş bir söz değildir. Fakat kendinden öncekileri tasdik eden¸ her şeyi ayrı ayrı açıklayan ve inanan bir toplum için bir yol gösterici ve bir rahmettir.”[4]


  Hz. Yusuf'un güzelliğiyle birleştirdiği iffeti¸ sabrıyla birleştirdiği tevekkülü ve ilmiyle birleştirdiği devlet adamlığı¸ üzerine çokça düşünülmeyi gerektirir. Hz. Yusuf'un yolu hakikatin yolunu gösterir. Gençliğe fenerdir Hz. Yusuf. Onun kıssası¸ ömrünü iş¸ makam veya dünya saadeti elde etmek için harcayan çoğu insan için bir tavsiye mektubudur; yol haritasıdır. Allah'tan ne istemek gerektiğinin öğretmeni ve doğru şeyi istemenin neden gerekli olduğunun öğrencisidir Hz. Yusuf.


Bir yol seçmek durumunda kalacaksak bizim tercihimiz “kuyu”n olacak Yusuf'um. Derinliğini ve güzelliğini aldığın¸ iffetini koruduğun¸ dünyaya meyletmediğin ve tüm bunlardan dolayı dünyadaki çoğu yerden daha hayırlı olan senin kuyun. Ve nasip olur da Yusuf tutanlar yetişirse düşerken bize¸ senin kuyuda Rabbine ettiğin rivayet olunan dualarımızı göndereceğiz kanatlarıyla:


“Ey gâib olmayan şâhid! Ey uzak olmayan yakın! Ey mağlûb olmayan gâlib! İçinde bulunduğum sıkıntıdan beni ferahlığa çıkar. Bana bir kurtuluş kapısı aç!”


 


 






[1] 12/Yusuf¸ 10.



[2] 12/Yusuf¸ 33.



[3] 12/Yusuf¸ 76.



[4] 12/Yusuf¸ 111.

Sayfayı Paylaş