GIDALARDA KATKI VE KİMYASAL MADDELER

Somuncu Baba

"Katkı maddesinin hükmünü belirleme noktasında
o maddenin dinin temiz ve helâl kabul edilmiş bir
maddeden yapılmış olması ile necis bir maddeden
yapılmış olması elbette önem razetmektedir."

Helâl Gıda ile Beslenmenin Önemi


Beslenme¸ dolayısıyla gıda maddeleri insanın vazgeçilmez tabii ve temel ihtiyaçlarındandır. Konu¸ birçok bilim dalını uzaktan veya yakından ilgilendir­diği gibi¸ dinlerin¸ tabiî olarak İslâm dininin de belli açılardan ilgi alanı olmuştur. Çünkü beslenme¸ gerek kaynak gerekse sonuçları itibariyle insanın beden ve ruh sağlığını¸ üçüncü şahısların haklarını¸ hatta bazı yönlerden sosyal düzeni yakından ilgilendirmektedir.[1]


Helâl gıda ile beslenmek dinde önemli olduğu için helâl ve haramın belirlenmesinde hassasiyet göstermek gereklidir. Zira beslenme insanın fizikî yapısı kadar şahsiyetini¸ dinî hayatını ve ibadetini de etkilemektedir. Kur'ân'ın helâl ve temiz şeyleri yemeyi ve peşinden sâlih amel yapmayı emretmesi beslenme ve ibadet ilişkisini anlatması bakımından anlamlıdır.


Hz. Peygamber (s.a.v.)'in helâl lokmayı teşvik etmesi¸ helâl ile beslenmeyenin dua ve ibadetinin kabul edilmeyeceğini belirtmesi de konunun dikkatle incelenmesini gerekli kılmaktadır.[2] Kur'ân¸ haram ve helâl olan bazı gıdaları sayarken iyi ve temiz şeylerin (tayyibât) yenme­sinin helâl¸ pis ve kötü (habâis) şeylerin yenmesinin ise haram olduğunu bir ilke olarak ortaya koymaktadır. Bu ifade¸ temiz ve pis olanın belirlenmesi için çaba sarfedilmesi gerektiğini göstermektedir. Konuyla ilgili hadisler helâl ve haram gıdalar konusunda açıklayıcı bilgiler içermektedir. Ancak bazen aynı konuda farklılık arzeden hadisler bulunmaktadır. Bu da fakihlerin bir maddenin veya yiyeceğin hükmüyle ilgili olarak değişik görüş ortaya koymalarına sebebiyet vermektedir.


"Yiyecekler konusundaki yasakların en başta gelen amacı¸ insanın beden ve ruh sağlığının korunmasıdır. İnsanın beden ve ruh sağlığına zararlı oldu­ğu sabit olan maddelerin yenilip içilmesi dinen de haram görülür. Bu konuda fıkıh ilmiyle müsbet ilimlerin karşılıklı bilgi alışverişi içinde olması¸ tecrü­beyle ve bilimsel metotlarla elde edilen sonuçların dinî hükümlerde de dik­kate alınması gerekir. Sarhoş edici ve uyuşturucu özelliği bulunan maddelerin yenilip içil­mesi de yine İslâm'ın yasakları arasında yer alır. Ayrıca selim tabiatlı in­sanların öteden beri pis ve iğrenç bulduğu¸ necis olarak gördüğü şeylerin İslâm'da haram kılındığı açıktır. İslâm'ın bütün bu yasakları¸ öteden beri insanların bu konudaki ortak tutum ve telakkîleriyle de uyum içindedir. Bu konuda İslâm fıkhının belki de en dikkat çekici ve ayırıcı özelliği¸ avlanma¸ hayvanların kesimi¸ eti yenen ve yenmeyen kara ve su hayvanları gibi ko­nularda getirilen ölçü ve gruplandırmalardır."[3]


Gıdalarda Katkı ve Kimyasal Madde Neden Kullanılıyor?


İlâhî düzenleme¸ kâinatın imkânlarını normal hayat yaşayan ve çalışan insanlar için yaratmıştır. Bu imkânlar adaletli bir şekilde dağıtıldığında ve israftan kaçınıldığında her canlıya yetecek kadar boldur. Çünkü Yüce Allah her canlının rızkına kefildir.[4] Ancak insanoğlunun aç gözlülüğü¸ tüketim çılgınlığı¸ üretim tembelliği¸ bölüşüm adaletsizliği ve israf alışkanlığı üretim ve tüketim konusunda büyük dengesizlikler meydana getirmiştir. Artan tüketim ve israfa mal yetiştirmek isteyen ve kapitalizmin aç gözlülüğüne¸ para kazanmaktan başka ölçü tanımazlığına ve merhametsizliğine teslim olan üreticiler sağlık kurallarını da hiçe saymaya başlamışlardır. Bunun için üretimi seri hale getirmek¸ üretilen yiyeceklerin raf ömrünü uzatmak ve ucuza mâletmek gibi nedenlerle bir takım kimyasal maddeleri yiyecek maddelerine katma yoluna girmişlerdir. Bu açgözlü merhametsizler¸ binbir türlü yalan reklamla¸ tohumdan başlamak üzere ürünlerin organik yapısını bozmuşlardır. Aynı zamanda organik ürünleri bir ideal haline getirip reklamını yaparak ve onların maliyetini yüksek tutarak iki türlü kazanmayı hedeflemişlerdir. Sofraya gelen yoğurt¸ peynir ve hatta ekmekte bile kullanılan gıda katkı maddeleri günden güne artmakta ve kanser riskini artırmaktadır. Bugün toplumlarda kanser o kadar yaygın hale gelmeye başladı ki¸ sıradan¸ mesela grip gibi bir vakıa haline geldi. Vicdanlı¸ merhametli¸ adaletli ve sorumluluk taşıyan gıda¸ kimya ve ziraat mühendisleri¸ tıp doktorları her gün katkı maddelerinin meydana getirdiği bu tehlikeye dikkat çekmektedir. Ancak bu konularda paralel açıklama yapan kimi bilim adamları(!) korkulacak bir şey olmadığı¸ tehlikenin sadece bir ihtimal olduğu¸ bunun da ancak uzun vadede gerçekleşebileceği yolunda fikirler beyan etmektedirler.


Ne kadar garip bir durum! Bir tarafta¸ aynı eğitimi alanların insanlık adına feryat ve çığlıkları¸ diğer tarafta yatıştırma çabaları! İşte bu noktada toplumun vaz geçilmez kanaat önderleri olan fakîhlere de söz düşüyor. "Hocam şunu yemek helâl mi? Haram mı?" şeklindeki sorular karşısında kalan fakîh¸ Kur'ân ve sünnet başta olmak üzere bilgi kaynaklarına müracaat ediyor. Bu kaynaklarda isim olarak geçen ve haram veya mekruh olduğu bildirilen ürünlerin hükmünü belirleme noktasında elbette zorlanmıyor. Bazılarının hükmü konusunda icmâ ve kıyas yöntemine de başvuruyor. Yeni ortaya çıkan ve genetiği bozulmuş veya katkı maddesi taşıyan gıda ürünlerinin hükmünü belirleyebilmek için elbette fayda ve zarar açısından bakmak zorunda kalıyor. Fakat bu konularda uzmanlar ikiye bölünmüş durumda. Birinin zararlı dediğine diğeri zararsız hatta yararlı diyebiliyor. Ancak gerçeğin üstü bir türlü örtülemiyor. Çünkü ortak bir kanaat var: "Yediğimiz ürünlerin eski tadı yok!" Bu cümleyi hemen herkes tekrar ediyor. O zaman bu ortak kanaat¸ en azından dinen şüpheli sayılan katkı maddesi taşıyan ürünlerin mekruh olduğunu gösteriyor. Çünkü kimse bunları içine sinerek tüketmiyor¸ herkeste bir tiksinti var. Fakat çaresizlik ve alternatifsizlik insanları bunları kullanmaya mecbur ediyor. Geriye bu kerâhetin harama veya helâle yakın olduğunu belirlemek kalıyor.


Kimyasal Maddelerin Fıkhî Hükmü


Katkı maddesinin hükmünü belirleme noktasında o maddenin dinin temiz ve helâl kabul edilmiş bir maddeden yapılmış olması ile necis bir maddeden yapılmış olması elbette önem razetmektedir.


Günümüzde¸ teknik ve ekonomik bazı faydaları dolayısıyla geni değiştirilen "transgenik" gıdalar vardır. Bunların bazı faydaları olmakla birlikte¸ doğal denge ve insan sağlığı açısından ciddi tehlikeler taşıdığı yönündeki uzman kanâatleri yaygınlık kazanmaktadır. Bu ürünlerin doğal denge ve insan sağlığı üzerindeki zararları ve tehlikeleri sağlam verilerle isbât edilirse bunları helâl kapsamında değerlendirmek mümkün olmayacaktır.


Tavuk başta olmak üzere¸ besi hayvanlarına yedirilen yemlerin kan ve hayvansal artıklar taşıdığı bilinmektedir. Akıtılmış kanın dinen necis olduğu bilinmektedir. Bu yemlerin hazırlanma aşamasında değişime uğradığını ve içeriğindeki helâl karışımın haramdan daha çok olduğunu dikkate alarak yenmesinin câiz olduğunu söyleyen fakihler vardır. Ancak bunların uzun vadede de olsa insan sağlığını tehdit ettiği düşünülürse¸ mümkün oldukça uzak durulmasının dinen daha ihtiyatlı bir yol olacağını söylemek mümkündür.


Bazı içeceklerin içerisine katılan aromanın eritilmesi için çözücü madde olarak etil alkol katılmaktadır. Bu içeceklerin hükmü belirlenirken¸ katılan etil alkolün necis olup olmaması ve elde edilen içeceğin sarhoşluk verip vermediği dikkate alınarak belirlenmektedir. Yaygın içeceklerin içerisine katılan etil alkolün necis olduğu kabul edilse bile¸ miktarının çok az olmasından ve kimyasal değişime uğramasından hareketle bu meşrubatları içmekte bir sakınca görülmemektedir. Ancak muhtemel zararlarının daha kısa vadede ortaya çıkması yönündeki uyarılar dikkate alınarak¸ yetişme çağındaki çocuklara içirilmemesi daha doğru olacaktır. Bileşiminde alkol gibi haram madde bulunan ilaçlar da ancak alternatiflerinin bulunmaması zaruretine binaen kullanılabilirler.


Günümüzde fıkhî açıdan en çok tartışılan katkı maddesi jelatindir. Başka hayvanlardan ve yiyeceklerden elde edilmesi de mümkün iken yaygın olarak domuz derisi¸ kemiği¸ yağı gibi maddelerden üretilen bu maddenin yaygın bir kullanım alanı vardır. Pastacılık ürünleri¸ yoğurt¸ dondurma¸ eritilmiş peynir¸ et ürünleri¸ jelibon¸ reçel¸ marmelat¸ ezme¸ çiklet ve meyve suları gibi pek çok gıda maddesi jelatin içermektedir. Sığır kemiği ve portakal kabuğu gibi¸ yenmesi helâl olan maddelerden üretilen jelatin içeren maddeleri kullanmak helâldir. Özellikle domuz gibi haram hayvanlardan üretilen jelatinin hükmü konusunda iki yaklaşım vardır. İhtiyatlı ve azimeti esas alanlar¸ bunlardan uzak durmayı tercih etmektedir. Kolaylık ve ruhsatı esas alanlar ise¸ kimyasal değişime (istihâle) uğradığını dikkate alarak bu gibi maddeleri tüketmekte bir beis olmadığını savunmaktadır. 


Bu gün insanlık¸ açgözlü kapitalistlerle gıda ürünleri yoluyla insanları ifsat etmek isteyen hayat hırsızlarının uluslararası oyunuyla karşı karşıyadır. Bu oyunu sadece fıkhın cevâz ve ruhsatlarıyla bozmak mümkün değildir. İnsanlık ve özellikle Müslümanlar alternatif üretim modellerini geliştirmedikçe istediğimiz helâl ve tayyib gıdalara ulaşamayız.


 





[1] TDV İlmihal¸ II¸ 32-33.



[2] Müslim¸ "Zekât"¸ 65; Tirmizî¸ "Kıyâme"¸ 25.



[3] TDV İlmihal¸ II¸ 33.



[4] 11/Hûd¸ 6.

Sayfayı Paylaş