ÇOCUKLARDA SUSMA BİLİNCİ

Somuncu Baba

Çocuklar ergenlik çağı öncesi olan erinlik döneminde gelişimlerinin bir özelliği olarak önceki dönemlere nazaran az konuşma eğilimindedirler. Bebeklik ve çocukluk döneminde konuşması için teşvik edilen çocuklar¸ bu dönemde de¸ çok konuşuyorsun¸ tepkisiyle karşılaşırlar. "Çok konuşuyorsun¸ susar mısın? Çeneni kapat…" anne babaların en çok kullandıkları cümlelerin başında gelir.

Dil eğitimi çocuklar için çok önemlidir. Çocuklara verilecek uygun bir dil eğitimi¸ onun ileriki dönemlerde nerede¸ ne zaman ve nasıl konuşacağını öğrenmesini sağlayacaktır. Çocukların dil gelişimi için ilgili ilgisiz konuşturmaya teşvik etmek¸ susma eğitimine olumsuz etki yapar.


Anne babalar¸ dil ve konuşma gelişimi normal olan çocuğunu daha konuşkan çocuklarla kıyaslayıp onun yetersiz olduğu fikrine kapılırlar. Bu konuda teşhis koyacak yeterliliğe sahip olmayan anne babalar¸ kulaktan dolma bilgilerle bazen yanlış yöntemler uygulamakta bazen de yanlış yönlendirmelerde bulunmaktadırlar.


Okula giden fakat okul arkadaşlarıyla yaşadığı olağan problemleri; kendini ifade edememe¸ hakkını arayamama olarak algılayan anne babalar¸ bunu sıkıntı yaparlar. Çocukların suskunluklarını güvensizliğe¸ fazla konuşmamalarını içine kapanıklılığa bağlayan anne babalar¸ çok konuşkan oldukları zaman daha girişken ve daha başarılı olacaklarını zannederler. Fazla konuşan çocukların özgüvenlerinin tam olduğunu düşünürler. Özgüvenlerini geliştirmek için de gerekli gereksiz konuşmaya özendirirler.


Çocuklar ergenlik çağı öncesi olan erinlik döneminde gelişimlerinin bir özelliği olarak önceki dönemlere nazaran az konuşma eğilimindedirler. Bebeklik ve çocukluk döneminde konuşması için teşvik edilen çocuklar¸ bu dönemde de¸ çok konuşuyorsun¸ tepkisiyle karşılaşırlar. "Çok konuşuyorsun¸ susar mısın? Çeneni kapat…" anne babaların en çok kullandıkları cümlelerin başında gelir.


Çocuklara bilinçli susma değil de anlamsız ve fazla konuşma konusunda model olan anne babalar¸ nasihatlerinin tutulmamasıyla üzülürler. Daha düne kadar özgüven kazanması ve dil gelişiminin sağlıklı olması için konuşması istenen çocuktan bu sefer de susması istenince ne yapacağını şaşırır. Bu ikilem içinde kalan çocuk¸ buna bir de anne babanın sürekli "Çok konuşma" serzenişleri ve tutarsızlıkları da eklenince iyice bunalır.


 Otokontrol mekanizması zayıf¸ çok konuşan bu çocuklara; anne babaların alttan almaları¸ ricaları¸ bağırıp çağırmaları uzun vadede etkili olmaz. Ne yapacağını şaşıran anne babalar¸  bilinçli susma konusunda model olmak ve çocuğun konuşma ihtiyacını uygun yöntem ve sağlıklı iletişim kanallarıyla gidermek yerine tehdit edebilirler¸ ahlâk dersleri vermeye çalışırlar veya konuşmalarını saygısızlık olarak değerlendirip; "Büyüklerin yanında fazla konuşulmaz!" ikazında bulunurlar.


Neden Susma?


Susmak; kişinin kendisini iletişime kapatması değildir. Susmak; kişinin yerinde ve zamanında ihtiyacı kadar konuşmasıdır. 


Fuzuli konuşma; kişinin kendisini ilgilendirmeyen bir şey hakkında görüş bildirmesi ya da gereksiz olarak bir şeyi teferruatlı olarak anlatmasıdır.


Hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdu ki:


"İnsan sabahlayınca¸ bütün azaları dile müracaat eder ve (âdeta ona) şöyle derler; Bizim haklarımızı korumakta Allah'tan kork! Biz ancak senin söyleyeceklerinle ceza görürüz. Biz¸ sana bağlıyız. Eğer sen doğru olursan biz de doğru oluruz. Eğer sen eğrilir¸ yoldan çıkarsan biz de sana uyar¸ senin gibi oluruz."[1]


İnsanoğlu yaradılışı gereği iletişimini dille yapmaktadır. Yaklaşık bir-bir buçuk yaşına kadar istek ve ihtiyaçlarını ağlama ile ifade ederken¸  bir-bir buçuk yaşından itibaren dille ifade etmeye başlar.


Hayvanlar da yaradılışları gereği iletişimi kendilerine özgü bir dille kurarlar. Bazı insanlar gibi dilini fuzuli olarak kullanan hayvanlardan birisi de bülbüllerdir. Bülbüllerde fuzuli ötmenin cezası¸ yine kendisi gibi fuzuli konuşan insanlar tarafından kafese konulmasıdır. Bülbül¸ fuzuli ötmesinin cezası olarak kafese konulurken acaba fuzuli konuşan insanın cezası nedir?


Hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdu ki:


"Kul¸ iyice düşünüp taşınmadan bir söz söyleyiverir de bu yüzden cehennemin doğu ile batı arasından daha uzak bir yerine düşer gider."[2]


Cenab-ı Hak Kur'an-ı Kerim'de mealen buyurdu ki:


"O kimseler ki boş söz ve işlerden yüz çevirirler."[3]


"Sadaka vermek¸ iyiliği emretmek ve insanların arasını bulmak hariç¸ konuşmakta¸ fısıldaşmakta hayır yoktur."[4]


İbni Abbas Hazretleri buyurdu ki:


"Seni ilgilendirmeyen mevzuda konuşma. Çünkü böyle bir konuşma fuzulidir."


İslâm âlimlerinin ve velilerin büyüklerinden Celâleddîn-i Devânî çok konuşmanın zararlarını ve konuşma adabını şöyle anlatır:


"Fazla konuşmamalıdır. Zira çok konuşmak; zihin hafifliği¸ akıl zayıflığının alâmetidir. Kişinin heybetini kırar¸ itibarını düşürür."


Yine İslâm âlimleri;


"Eğer kalpte darlık ve üzüntü¸ vücutta bitkinlik ve halsizlik¸ rızıkta eksiklik ve bereketsizlik olursa¸ bunun boş ve yersiz konuşmalardan meydana geldiği bilinmelidir."  derler.


Dahhak b. Müzahim:


"Ben önceki büyüklere yetiştim; onlar¸ ancak¸ sükût ve verayı öğreniyorlardı. Bugün ise insanlar¸ hep konuşmayı öğreniyorlar." demiştir.


 Yine selef-i salihinden birisi der ki:


"Konuşmasını öğrendiğin gibi¸ susmasını da öğren. Konuşman seni¸ doğruya ulaştırırsa; sükûtun da seni tehlikelerden korur. Sükûtta senin için iki faydalı haslet vardır:


1. Sükûtla¸ senden daha cahil olan birisinin cahilliğini ve edepsizliğini defedersin.


2. Yine sükût sayesinde¸ senden daha âlim olan birinden ilim öğrenirsin."


"Çocuklarınıza dilini tutmasını öğretin; konuşmasını nasıl olsa öğrenecektir." der B. Franklın.


 


 






[1] Tirmizî¸ Zühd¸ 61



[2] Buhârî¸ Rikâk¸ 23



[3] 23/Mü'minûn¸ 3



[4] 4/Nisa¸ 114

Sayfayı Paylaş