SAMSUN VELİLERİ

Somuncu Baba

Samsun¸ sınırları içinde bulunan çok verimli iki ova nedeniyle çok eski tarihlerden beri yerleşim alanı olmuş bir ilimizdir. Başta bugünkü şehrin merkezi olmak üzere Kızılırmak Vadisi¸ Kavak¸ Tekkeköy¸ Çarşamba Ovasında eski çağlardan beri insanlar iskân etmiş¸ yaşam sürmüştür.

Samsun¸ sınırları içinde bulunan çok verimli iki ova nedeniyle çok eski tarihlerden beri yerleşim alanı olmuş bir ilimizdir. Başta bugünkü şehrin merkezi olmak üzere Kızılırmak Vadisi¸ Kavak¸ Tekkeköy¸ Çarşamba Ovasında eski çağlardan beri insanlar iskân etmiş¸ yaşam sürmüştür.


Doğal¸ tarihî ve kültürel zenginlikleriyle Samsun¸ Karadeniz Bölgesi'nin en gelişmiş¸ bölgenin turizm potansiyeli en yüksek kentlerinden biridir.


Allahu Teâlâ'nın rızasını kazanmış¸ sevdiğini Allah için seven ve her işi O'nun rızası için yapan¸ her an Allah'la birlikte olma şuuruna eren¸ gafletten uzak Allah dostları Samsun ilimizde de Allahu Teâlâ'nın ve Peygamberinin emir ve yasaklarını öğreterek¸ insanların dünya ve ahiret saadetine kavuşmaları için uğraş vermişlerdir.


Samsun'u üç taraftan kuşatan manevî atmosferin bu sahipleri¸ yaşadıkları dönemde insanların karanlık ruhlarını iman nuruyla aydınlattıkları gibi¸ geçen onca zamana rağmen insanlara halen manevî destek olmaya devam etmektedirler.


Şeyh Seyyid Kutbiddin


Büyük İslâm âlimi ve mücahitlerindendir. Gavs-ı Azam adıyla anılan ve Kadiriye Tarikatının kurucusu olan Abdulkadir Geylanî Hazretlerinin torunu olduğu rivayet edilmektedir. Babası Muhyiddin'dir.


Hayatı hakkında pek fazla bilgi bulunmayan Şeyh Kutbiddin Hazretleri soyundan gelen ilâhî vecd ve aşkla İslâmiyet'i yaymaya¸ karanlık ülkeleri aydınlatmaya¸ nefsini terbiye çalışmış bir Allah dostudur. Bu amaçla kendisi İslâm ordularına manevi fütuhat öncülüğü yapan sayısız gönül erlerinden birisi olarak Bizans sınırlarına dayanmış ve Samsun çevresinde karar kılmıştır.


Şeyh Kutbiddin Hazretlerinin bir kerameti şöyle anlatılır: 1853 Rus donanmasının Sinop baskını sırasında 3-5 savaş gemisi de Samsun açıklarına kadar gelerek şehri topa tutar. Şehirde karşılık verebilecek bir kuvvet de bulunmamaktadır. Ancak Şeyh Seyyid Kutbiddin Hazretlerinin bulunduğu eski mezarlıktan top atışları ile karşılık verilir. Rus gemileri de bir miktar hasara uğradıktan sonra çekilip gitmek mecburiyetinde kalırlar.


1322 yılında vefat eden Şeyh Seyyid Kutbiddin Hazretlerinin kabri Samsun ilinde İlkadım Belediyesi sınırları içerisinde¸ Unkapanı Mahallesindeki mezarlıktadır.


Seyyid Ahmed-i Kebîr Er-Rufâî


Anadolu'nun zenginliği olan büyük velîlerdendir. 1118 senesinde Basra şehrinde dünyaya gelmiş olup babası Seyyid Ali bin Yahya'dır. Rufaiyye Tarikatının kurucusu Seyyid Ahmed Rufaî Hazretlerinin torunlarından veya talebelerinden olduğu rivayet edilen Ahmed-i Kebîr Rufâî'nin soy silsilesi baba tarafından Hz. Hüseyin Efendimiz yoluyla Peygamberimize¸ anne tarafından da Peygamberimizin hicret sonrası Medine'deki mihmandarı Halid bin Zeyd (r.a.)'ya dayanır. Her ne kadar Seyyid Ahmed Rufaî Hazretleri ile karıştırılmaması için kendisine Kûçek (Küçük) denilmiş ise de daha çok Seyyid Ahmed-i Kebîr Rufâî şeklinde tanınmıştır.


Yedi yaşındayken babasının vefat etmesi üzerine himayesine aldığı dayısı onu büyük bir ihtimamla yetiştirerek¸ meşhur hocalardan ders aldırdı¸ iyi bir ilim tahsil etmesini sağladı. Öncelikle Kur'an-ı Kerim'i ezberledi. Daha sonra dayısı onu diğer dayısı büyük âlim Ebu Bekr el-Ensarî el- Vasıtî ile devrin diğer âlim ve velî zatların çok bulunduğu Vasıt şehrine gönderdi. Burada meşhur âlimlerden aldığı derslerle hem zahiri hem de tasavvufta yetişip yükseldi¸ zamanın bir tanesi oldu.


Kâmil bir velî olduktan sonra insanlara doğru yolu anlatmak¸ dinin emirlerine uyarak onların dünya ve ahiret saadetine kavuşmalarını sağlamak için irşad faaliyetine başladı. Bu maksatla gidip yerleştiği Amasya'da tekke ve zaviyesini kurarak büyük bir topluluğu kendisine bağladı. Daha sonra da Lâdik'e gidip yerleşti. Yörede çok kıymetli irşad faaliyetlerinde bulundu.


Seyyid Ahmed Rufaî Hazretleri yaptığı çok kıymetli hizmetlerden sonra1182 tarihinde Lâdik'te ebedî âleme göç etti. Kabri Lâdik'tedir.


Hocalarından Abdülmelik Harnûtî kendisine şöyle vasiyet etmiştir: “Ey Ahmed! Başkalarına iltifat edip gezen¸ hedefine varamaz ve hakikate kavuşamaz. Şüphelerden kurtulmayanın¸ dünya düşüncelerinin ve nefsinin arzuları peşinde olanın¸ felâha¸ kurtuluşa kavuşması düşünülemez. Bir kimse kendi kusurunu ve noksanını bilmiyorsa¸ onun bütün zamanı da noksan geçer.”


Bunları hemen ezberleyip bir yıl süreyle bu usullere riayet eden Seyyid Ahmed¸ bir yıl sonra hocasını tekrar ziyarete gidip¸ nasihat istediğinde hocası bu sefer: “Hakiki âlimleri¸ evliyayı tanıyamamak çok kötü bir haldir. Tabibin hasta olması ne kadar fena! Akıllı kimsenin cahil kalması ne kötüdür!” dedi.


Kılıç Dede


Anadolu'nun Müslüman kimliğe bürünmesi sürecinde büyük rol oynayan dervişlerden olan Kılıç Dede¸ 1078-1116'lı yıllar arasında Anadolu'ya yayılan Selçuklularla birlikte bölgeye gelmiş ve yıllarca süren savaşlar sırasında şehit düşmüştür.


Kılıç Dede'nin Samsun'un diğer velîlerinde Seyyid Kutbiddin ve İsa Baba ile beraber Samsun'a geldikleri ve burada yapılan bir savaşta şehit düştükleri rivayet edilmektedir. Kılıç Dede'nin şehit düştüğü yere yapılan türbesi Samsun'da adını verdiği mahallede olup bölgedeki insanların her gün ziyaret ettiği bir yerdir.


Rivayete göre¸ Kılıç Dede Türbesi'nin yanında bulunan okulun bahçesinin genişletilmesi çalışmalarına başlanır. Kepçeler¸ kazı yaparken camiye yakın bir bölümde kepçe ilerleyemez duruma gelir ve kepçenin dişleri kırılır. Kepçenin sert bir kayaya denk gelip gelmediği kontrol edilir. Ancak yumuşak toprak olduğu görülünce bölgenin Kılıç Dede'ye ait bir alan olduğu düşünülerek terk edilir ve okulun duvarı biraz daha iç kısma alınır.

Sayfayı Paylaş