ISFAHANÎ'YE GÖRE ÖĞRETMEN VE ÖĞRENCİ İLİŞKİLERİ

Somuncu Baba

"Isfahanî¸ öğretmen yahut hocayı öğrencisiyle kıymetli bulur.
Yani öğrencisi olmayan öğretmen ona göre çok verimli ve
üretken olamaz. Öğrencisi olmayan bir öğretmen¸ çocuğu
olmayan bir kimse gibi olup¸ Isfahanı`ye göre ölümüyle geriye
ondan başka hiçbir şey kalmaz."

Isfahanî¸ İslâm düşünce tarihinin önemli isimleri arasında yer alır. Onun¸ çalışmalarında insana ve insanın çeşitli yaşantılarına ilişkin oldukça zengin çözümleme ve tespitlere yer verdiği görülmektedir. İşte bu anlamda "Erdem ve Mutluluk" ismiyle dilimize çevrilen eserinde¸ pek çok insanla ilgili konuların yanı sıra¸ öğretmen-öğrenci ilişkilerinin nasıl olması gerektiğine de yer vermiştir. İşte bu yazımızda¸ önemli gördüğümüz ve günümüz eğitim süreçlerine de katkı sağlayacağına inandığımız bu görüşlerine yer verilecek ve yeri geldikçe bunlarla ilgili değerlendirmeler de bulunulacaktır.


Isfahanî bilgiyi Allah yolundaki duraklarda yenilecek azıklara benzeterek¸ ilim talep eden kimsenin yani öğrencinin bu azıkları dengeli ve sezici olarak almasını öğütler. Ona göre¸ Allah yolunda kullanmak üzere ilim edinen kimse¸ azığını mola verdiği her noktada ihtiyaç duyabileceği kadar temin etmelidir. Bu anlamda bir kimse¸ ne ömrünü belli bir ilmin peşine düşerek¸ bütün enerjisini o ilim yolunda harcamalı; ne de herhangi bir alanda belki bir birikme ulaşmadan başka bir alana geçmemelidir. Isfahanî'ye göre sürekli farklı bilgilerle muhatap olmak¸ insanın anlayış gücüne zarar vereceğinden¸ kişi öncelikle bir alanda okuyup öğrendiklerini ilim ve amel yönünden iyice özümsemeye dikkat etmelidir. Nitekim o¸ her öğrenilen ilmin bir sonrakine ulaşma basamağı olarak görülmesi gerektiği kanaatindedir.


Isfahanî'ye göre¸ bilgi davranışa dönüşmedikse¸ üzerinde bina bulunmayan temeli andırır. Bu çerçevede Isfahanî amele katkı sağlayamayan ilmin¸ ancak günahlara katkı taşıyacağı kanaatini taşır. Ona göre öğrenci¸ doğru bir ilim metodu benimsedikten sonra¸ gerekli ilimleri öğrenebilmek için¸ öncelikle kişiliğini kötü ahlakî davranışlardan arındırmalıdır. Bunun yanında dünyanın meşguliyetlerini de azaltmalıdır. Aksi halde ilim öğrenmeye ve bu anlamda kendini geliştirmeye yeterince zaman ayırması zor olacaktır. Zihin dağınık olacak ve kavrayışta sorunlar cereyan edebilecektir.


Ona göre öğrencide olması gereken en önemli kişilik ve karakter özelliklerinden biri de¸ öğrenmek istediği ilme ve hocasına karşı kibirli olmaması¸ tabiri caizse haddini ve yerini bilmesidir. Özellikle öğrencinin öğretmeni/hocası karşısında  "Yağmur bol yağdığında onu güzelce emerek kabul eden gevşek toprak bir gibi olmadıkça" ondan yararlanıp ilimde mesafe alamaz. Isfahanî öğrencinin hocasıyla ilişkisini hasta doktor ilişkisini de benzetir. Ona göre "Hasta¸ hastalığına teşhis koyan dürüst bir doktora tamamen teslim olmalı¸ ilaç ve diyetini ondan öğrenmelidir. Yiyecekler arasında sadece kendisine yarayanları yemeli ve tedavisinde yardımcı olacak şeylerden başkasını ağzına koymamalıdır."


Isfahanî'nın öğretmenlere önerileri de oldukça önemli ve değerli bilgiler içermektedir. Öğretmen¸ Isfahanî'ye göre mutlaka Hz. Peygamber (s.a.v.)'e uymalıdır. Bu anlamda o Hz. Muhammed (s.a.v.)'i iyi bir öğretmen modeli olarak görmektedir.  Nitekim öğretmenlerle Hz. Peygamber (s.a.v.) arasındaki ilişkiyi¸ oldukça yakın bir düzlemde sunan Isfahanî'ye göre¸ insanlara doğruyu ve hakikati öğretme noktasında öğretmenler Peygamberimizin halifesidirler. Nasıl ki günümüzde din hizmetleri alanında görev yapan mihrap ve minber hizmetlerini yürüten insanlar¸ Peygamberimizin görevini onun yöntemi ve örnekliği işle yürütmek durumunda iseler¸ ona göre öğretmenler de aynı şekilde eğitici olarak onun insanlara öğretirken takip ettiği insanî ilkeleri dikkate almalıdırlar. O halde aynen Peygamberimiz gibi¸ öğrencilerine karşı şefkatli ve merhametli olmalıdırlar. Öğretmenler¸ aynen Hz. Muhammed (s.a.v.)'in yaptığı gibi¸ öğrencilerini kendi çocukları yerine koymalı¸ onlara istedikleri hükmedebilecekleri¸ onları hırpalayabilecekleri düşüncesine asla düşmemelidirler. Öğrenciler¸ aynen kendi çocukları gibi¸ öğretmenlere Allah'ın birer emaneti olup¸ gereğince ve Hz. Peygamber (s.a.v.)'in örnekliği dikkate alınarak muamele edilmelidir. Ona göre iyi bir öğretmen¸ anne-babadan daha üstün bir konumda olup¸ yerine göre sorumluluğu da oldukça fazladır.


Isfahanî¸ öğretmen yahut hocayı öğrencisiyle kıymetli bulur. Yani öğrencisi olmayan öğretmen ona göre çok verimli ve üretken olamaz.  Öğrencisi olmayan bir öğretmen¸ çocuğu olmayan bir kimse gibi olup¸ Isfahan'îye göre ölümüyle geriye ondan başka hiçbir şey kalmaz. O nedenle ilim sahipleri mutlaka öğrenci yetiştirmelidirler. Yetiştirirken¸ sadece bilgi aktarmakla kalmayıp¸ onların erdemli davranışları yapmaları için de kafa yormalı¸ emek etmelidirler. Bunu yaparken öğrencilerin rencide olmaları ve aşağılanmalarına fırsat vermemelidirler.


Isfahanî'nin öğretmen-öğrenci ilişkilerinde çok önemsediği konulardan biri de¸ öğretmen yahut hocaların¸ öğrencilerinden maddi beklenti içinde olmamalarıdır. Çünkü bu tür beklenti ve kaygıların da¸ samimi ve Allah rızasını gözeten bir öğretmeyi engelleyeceği ve öğrencilerin kalbine¸ ruhuna değil¸ sadece zihin dağarcıklarına hitap edeceği unutulmamalıdır.


Sonuç olarak¸ asırlar öncesinden hocalar ile talebeleri ve yahut günümüz terimleri ile öğretmen öğrenci ilişkileri konusunda günümüze de ışık tutan Isfahanî'nın bu yaklaşımları¸ kanaatimizce oldukça kayda değer gözükmektedir.

Sayfayı Paylaş