MUHÂSİBÎ'YE GÖRE FITRAT VE YÖNELİMLERİ

Somuncu Baba

Muhâsibî'ye göre nefsin istek ve arzularına itiraz edilmedikçe¸ bu istek ve arzular insanı hüsrâna götürür. Psikolojik açıdan bakıldığında¸ insan nefsine itiraz etmedikçe¸ yaptıklarını sorgulama yeteneğini de kaybeder. Her kötülüğün kaynağı nefs olduğu halde kişi¸ bunu ortaya çıkarabilecek bir noktadan yani¸ nefsi tanıyıp tavır geliştirmekten uzaklaşmış olur. Nefs¸ onu esir eder ve bütün süslerini kişinin önüne koyarak¸ onu helak olmaya kadar sürükler.

Muhâsibî¸ özellikle dilimize "Kalp Hayatı" ismiyle çevrilen "er-Riâye" adlı eserinde¸ insanın yaratılış amacını Allah'ın gerekli gördüğü görevleri yerine getirme olarak açıklar. Ona göre bu¸ her kulun riâyet etmesi gereken bir hak ve ödevdir. Haddizâtında bu hak ve ödeve riâyet etmek¸ dünya ve âhiret mutluluğunun kaynağı olması hasebiyle kulun da yararınadır. Çünkü Allah¸ yarattığı varlıkları ve onlara en yararlı olan şeyleri bilendir. Böyle olduğu içindir ki¸ Allah'ın insan fıtratına uyan işleri sevecek¸ uymayanları ise sevmeyecek bir yapıda yaratması ve bunların insanlar tarafından bilinmesi varoluşsal bir durumdur. Yani insanın var oluşu veya yaratılışında böyle bir kodlama söz konusudur. Allah insan doğasını böyle yaratmıştır. O halde bu yapıyı zorlamak¸ düzeneğini bozmak¸ ödevini yerine getirmemek¸ tembellik etmek veya haddini aşarak başka yollara sapmak insanı iki dünyada da huzur ve mutluluğa ulaştıramaz.


Gerçekte insanda farklı yönelimlere de açık bir doğayı yaratan Yüce Allah¸ kuluna gönderdiği mesaj olan vahiy ve model insan olan Allah Rasûlü vasıtasıyla¸ doğru yolu göstermiş ve bu tercihin fıtratın hakikatine uygun olduğunu belirtmiştir. Bu nedenle insanın eğilim ve yönelimleri arasında var olan bazı olumsuz davranışlara yönelme yanlış bir tercih olup insanın aleyhine olacaktır. Çünkü Yüce Rabbimiz¸  insanın şehevî istek ve arzularının olacağını¸ bunların insanı dürtüleyeceğini bilmekle ve bildirmekle kalmayıp¸ insan nefsinin bunlarla mücadele edebilecek şekilde yaratıldığını da bizlere ifade etmektedir.


Muhâsibî¸ Allah'ın kullarını cezâ ile uyarmasını da¸ psikolojik ve eğitsel bir gereklilik olarak görür. Ona göre "Ömrünü şehevî duyguların tatmini için harcayan kimse¸ acı veren ağır bir cezâ konulup onunla tehdit edilmeden¸ bu yaptıklarından vazgeçmez". Bu yaklaşım¸ modern eğitim sistemlerinde bile içeriği değişmekle birlikte uygulamasından vazgeçme imkânı olmayan cezânın gerekliliğini asırlar öncesinden bizlere göstermektedir. Aynı şekilde iyilik yapan ve Allah'ın gerekli kıldığı sorumluluk ve görevleri yerine getiren kimselerin ödüllendirilmeleri de¸ insanı yönlendirmede etkili olur. Nitekim bu gün modern eğitimin özellikle ödül merkezli öğretme ve eğitme yaklaşımı¸ Muhâsibî'nin yaklaşımıyla benzerlik göstermektedir. Muhâsibî'ye göre¸ insanın doğasını bizzat yaratıcısı olarak en iyi bilen Allah¸ insan fıtratına uygun olduğu için¸ hem ödül¸  hem cezâyı öngörmüştür.


Nefsin arzuları ve Muhâsibî'ye göre gerçekte düşmanları durumunda olan bazı karakter oluşumuna dönük eğilimler bilinmeli ve insan doğasında var olan mücadele etme yöntemleriyle işlevsiz hale getirilmelidir. Bunun için önce nefsi tanımak gerekir. Çünkü nefs tanınınca¸ ondan sakınmak daha kolay olur. Aksi halde insan aldanabilir.


Muhâsibî'ye göre nefsin istek ve arzularına itiraz edilmedikçe¸ bu istek ve arzular insanı hüsrâna götürür. Psikolojik açıdan bakıldığında¸ insan nefsine itiraz etmedikçe¸ yaptıklarını sorgulama yeteneğini de kaybeder. Her kötülüğün kaynağı nefs olduğu halde kişi¸ bunu ortaya çıkarabilecek bir noktadan yani¸ nefsi tanıyıp tavır geliştirmekten uzaklaşmış olur. Nefs¸ onu esir eder ve bütün süslerini kişinin önüne koyarak¸ onu helak olmaya kadar sürükler.


Sonuç olarak; Muhâsibî düşüncesi bağlamında insana düşen¸ nefsin¸ yaratılışından gelen bir insan özelliği olduğunu¸ istekleri ve arzuları olabileceğini¸ ama Allah'ın insan fıtratına yüklediği mücâdele gücüyle bunun aşılabileceğidir. Bunun için de fıtrata uygun olarak¸ Allah'ın kullarına yüklediği görevleri yerine getirmek¸ iyiliklerle meşgul olmak ve Allah'ı gönülden çıkarmamak gerekir.

Sayfayı Paylaş