TARİHE YÖN VEREN NASİHATLER

Somuncu Baba

Kaynakların verdiği bilgiye göre Osman Gazi¸ çok sade bir hayat yaşadı. Elbisesi¸ İslam'ın ilk muhariplerininki gibi sade idi. O¸ ne altın ne de gümüş bıraktı. Terekesi içinde fazla kıymetli bir şey yoktu. Kalan eşya Denizli bezinden yapılmış sarkıklık bez¸ at için zırh takımı¸ bir tuzluk¸ bir kaşıklık¸ bir çift çizme¸ Alaşehir dokumasından kırmızı renkli sancaklar¸ sade bir kılıç (Ruhî ve Hammer'e göre iki uçlu)¸ bir mızrak¸ bir kaç at¸ misafirlerine ikram için beslediği üç sürü koyun idi. Bunlardan başka iri tan

Tarihî kaynaklar¸ Osman Gazi'nin 1320 tarihinden itibaren faal hayattan çekildiğini ve idareyi oğlu Orhan'a bıraktığını kaydederler. Yakalandığı nıkris hastalığı yüzünden fiilen harplere iştirak edemeyen Osman Bey¸ asker gazileri ve ümerayı Yenişehir Ovasında toplayarak herkesin huzurunda Bursa'nın fethi işi ile Orhan Bey'i görevlendirdi. Onun maiyetine de Köse Mihal¸ Turgut Alp¸ Şeyh Mahmut Gazi¸ Şeyh Edebali ve kardeşi Ahi Şemseddin'in oğlu Ahi Hasan'ı tayin etti. Onun vefatının 724 (1324) yılında olduğu kabul edilmektedir. Zira 1324 tarihli bir vesika ile Orhan'ın bu tarihte hükümdar bulunduğu ve ilk akçasının tetkikinden de aynı senenin üçüncü ayında (724- Rebiyülevvel / 1324 Şubat) Osmanlı Beyi olduğu anlaşılıyor. Uzunçarşılı¸ Belleten'deki makalesinde bu konuda farklı görüşleri de vererek söyle der:”Osman Bey'in vefatı senesi tarihimizde birbirine uymamaktadır. Halil-i Konevî ile Şükrullah'da¸ Osman Gazi'nin vefatı 710 (1310) senesinde¸ İdris-i Bitlisî'de 721 (1321)¸ Lütfi Paşa'da 718 (1318)¸ Gibbons'unAdli eserinde 726 (1326) tarihinde gösterilmiş olup¸ Âşık Paşazade¸ Tâcu't-Tevârih¸ Hammer¸ Ali ve Meskûkât katalogları hep bu sonuncu tarihi kabul ederler. Hâlbuki elimizdeki 724 (1324) tarihli vakıfname¸ Orhan'ın bu tarihte hükümdar olduğunu göstermektedir. Şu halde Osman Bey'in vefat tarihini 1324'ten evvel veya o tarih başlarında kabul etmek lazımdır.


Solakzâde'nin¸ bize karayağız¸ yassı burunlu¸ orta boylu¸ değirmi çehreli¸ ela gözlü¸ seyrek sakallı ayakta durduğu zaman kollarının dizine kadar uzandığı¸ tatlı sözlü ve heybetli biri olarak tasvir ettiği Osman Gazi¸ iyi bir idare¸ keskin ve sağlam bir görüş¸ itidalli¸ yüksek kabiliyeti¸ rakiplerine kendisini sevdirmesi ve mücadelesinde planlı hareketi¸ sabırlı ve müsamahalı olması ile etrafındaki aşiretleri de nüfuzu altına almayı başaran bir kimsedir. “Fahreddin” lakabını taşıyan Osman Bey¸ Bursa'nın fethi haberini ölüm döşeğinde almıştı. Orhan Bey gibi değerli ve hayırlı bir halef bıraktığı için gözü açık gitmeyecekti. Osman Bey¸ ölüm döşeğinde iken etrafına oğlu Orhan ile hükümetin büyükleri olarak kabul edilen gazilerden Turgut Alp¸ Şeyh Ahi Şemseddin¸ Ahi Hasan¸ Çankırılı Kara Halil gibi devlet ricalini topladı. Onlara ve özellikle Orhan'a nasihatlerde bulunarak söyle dedi: “Ben ölüyorum¸ ama esef edip üzülmüyorum. Çünkü senin gibi bir halef bırakıyorum. Adaletli ol¸ merhametli ol¸ iyi adam ol. İdare ettiğin halka karşı eşit muamele et¸ herkese karşı eşit olup onları himaye et. İslam dininin neşrine çalış. Çünkü yeryüzündeki padişahların vazifesi budur. Ancak bu suretle Allah'ın lütfuna nail olursun. Bilmediğin şeyleri ulemaya danış. Bir şeyi iyice bilmeden harekete başlama. Sana muti (itaat edenleri) olanları hoş tut. Beni Bursa'da Gümüşlü kubbeye (Gümüşlü Kümbet) defnet.” Buna göre Osman Bey¸ oğlu Orhan'a Bursa'yı başkent yapma vasiyetinde de bulunmuş oluyordu.  Osman Gazi öldüğü zaman /doğum tarihinin farklı kabul edilmesine bağlı olarak 66 veya 69 yaşında idi. Teçhiz ve tekfini ile Çankırılı Kara Halil¸ Ahi Şemseddin ve Osman ve Orhan gazilerin İmamları olan TursunFakih ve Yahşi Osman meşgul olmuşlardı. Önce Söğüt'te muvakkaten defnedilen Osman Bey'in naşi¸ daha sonra vasiyeti gereği Bursa'da Gümüşlü Kümbet 'deki türbesine nakil edildi. 


Kaynakların verdiği bilgiye göre Osman Gazi¸ çok sade bir hayat yaşadı. Elbisesi¸ İslam'ın ilk muhariplerininki gibi sade idi. O¸ ne altın ne de gümüş bıraktı. Terekesi içinde fazla kıymetli bir şey yoktu. Kalan eşya Denizli bezinden yapılmış sarkıklık bez¸ at için zırh takımı¸ bir tuzluk¸ bir kaşıklık¸ bir çift çizme¸ Alaşehir dokumasından kırmızı renkli sancaklar¸ sade bir kılıç (Ruhî ve Hammer'e göre iki uçlu)¸  bir mızrak¸ bir kaç at¸ misafirlerine ikram için beslediği üç sürü koyun idi. Bunlardan başka iri taneli bir tespih ile Selçuklu sultanı tarafından Karaca Hisar'ın fethinden sonra kendisine hediye edilen davulun kasnağı da zikredilir.


Şeyh Edebali'nin Osman Bey'e Nasihatı


"Ey Oğul! Beysin¸ bundan sonra öfke bize; uysallık sana… Güceniklik bize; gönül alma sana… Suçlamak bize; katlanmak sana… Acizlik yanılgı bize; hoş görmek sana… Geçimsizlikler¸ çatışmalar¸ uyumsuzluklar¸ anlaşmazlıklar bize; adalet sana… Kötü göz¸ şom ağız¸ haksız yorum bize; bağışlama sana…
Ey Oğul! Bundan sonra bölmek bize; bütünlemek sana. Üşengeçlik bize; uyarmak¸ gayretlendirmek¸ şekillendirmek sana…



Ey Oğul! Yükün ağır¸ işin çetin¸ gücün kıla bağlı. Allah (c.c.) yardımcın olsun. Beyliğini mübarek kılsın. Hak yoluna yararlı etsin. Işığını parıldatsın. Uzaklara iletsin. Sana yükünü taşıyacak güç¸ ayağını sürçtürmeyecek akıl ve kalp versin. Sen ve arkadaşlarınız kılıçla¸ bizim gibi dervişler de düşünce¸ fikir ve dualarla bize va'd edilenin önünü açmalıyız. Tıkanıklığı temizlemeliyiz. Sabır çok önemlidir. Bir bey sabretmesini bilmelidir. Vaktinden önce çiçek açmaz. Ham armut yenmez; yense bile bağrında kalır. Bilgisiz kılıç da tıpkı ham armut gibidir. Milletin kendi irfanı içinde yasasın. Ona sırt çevirme. Her zaman duy varlığını. Toplumu yöneten de¸ diri tutan da bu irfandır. En büyük zafer nefsini tanımaktır. Düşman¸ insanın kendisidir. Dost ise¸ nefsi tanıyanın kendisidir. Ülke¸ idare edenin¸ oğulları ve kardeşleriyle bölüştüğü ortak malı değildir. Ülke sadece idare edene aittir. Ölünce¸ yerine kim geçerse¸ ülkenin idaresi onun olur. Vaktiyle yanılan atalarımız¸ sağlıklarında devletlerini oğulları ve kardeşleri arasında bölüştürdüler. Bunun içindir ki¸ yaşayamadılar¸ yaşatamadılar. İnsan bir kere oturdu mu¸ yerinden kolay kolay kalkamaz. Kişi kıpırdamayınca uyuşur. Uyuşunca laflamaya başlar¸ laf dedikoduya dönüşür. Dedikodu başlayınca da gayri iflah etmez. Dost¸ düşman olur; düşman¸ canavar kesilir. Akacak kan boş yere akmamalı. Ona yol ve yön lazım. Zîra kan¸ toprak sulamak için akmaz. Kişinin gücü¸ günün birinde tükenir¸ ama bilgi yaşar. Bilginin ışığı¸ kapalı gözlerden bile içeri sızar¸ aydınlığa kavuşturur. Hayvan ölür¸ semeri kalır; insan ölür eseri kalır. Gidenin değil¸ bırakmayanın ardından ağlamalı… Bırakanın da bıraktığı yerden devam etmeli.



Savaşı sevmem. Kan akıtmaktan hoşlanmam. Yine de bilirim ki¸ kılıç kalkıp inmelidir. Fakat bu kalkıp-iniş yaşatmak için olmalıdır. Hele kişinin kişiye kılıç indirmesi bir cinayettir. Bey memleketten öte değildir. Bir savaş¸ yalnızca bey için yapılmaz. Durmaya¸ dinlenmeye hakkımız yok. Çünkü zaman yok¸ süre az. Yalnızlık korkanadır. Toprağın ekin zamanını bilen çiftçi¸ başkasına danışmaz. Yalnız başına kalsa da… Yeter ki¸ toprağın tavda olduğunu bilebilsin. Sevgi davanın esası olmalıdır. Sevmek ise¸ sessizliktedir. Bağırarak sevilmez. Görünerek de sevilmez. Geçmişini bilmeyen¸ geleceğini de bilemez. Osman¸ geçmişini iyi bil ki¸ geleceğe sağlam basasın. Nereden geldiğini unutma ki¸ nereye gideceğini unutmayasın…"



Osman Gazi'nin Oğlu Orhan Gazi'ye Vasiyeti


"Oğul! Din işlerini her şeyden evvel ele alıp¸ yürütmek gayret ve esasını daima göz önünde bulundur ve bu sakın gevşekliğe uğratma Çünkü bir farzın yerine getirilmesini sağlamak¸ din ve devletin kuvvetlenmesine sebep olur Din gayretine sahip olmayan¸ sefahate düşkün olan¸ tecrübe edilmemiş kimselere devlet işlerini verme! Zira yaratanından korkmayan bir kimse¸ yarattıklarından da çekinmez. Zulümden ve hangisi olursa olsun bidatten¸ yani İslâmiyet'e aykırı şeylerden son derece uzak dur! Seni zulüm ve bidate teşvik edip sürükleyenleri¸ devletinden uzaklaştır ki¸ bunlar seni yıkılışa sürüklemesinler.


Allahu Teâlâ'nın rızası için¸ devlet hizmetinde ömrünü tüketen sadık devlet adamlarını daima gözet Böyle kıymetli kimselerin vefatından sonra¸ aile efradını koru¸ ihtiyacı olanların da ihtiyaçlarını karşıla¸ tebaandan hiç kimsenin malına mülküne dokunma. Hak sahiplerine haklarını ver¸ lâyık olanlara ihsan ve ikramlarda bulun ve ailelerini gözet. Özellikle¸ devletin ruhu mertebesinde olan ve en büyük dayanağı bulunan asker taifesini (topluluğunu) güzelce idare edip rahatlarını temin eyle.


Devletin bedeninde¸ kuvvet mertebesinde olan hakikî âlimleri ve fazilet sahiplerini¸ edip ve yazarları¸ sanat erbabını gözetip koru. Onlara hürmet¸ ikram ve ihsanda bulun. Bir ülkede¸ olgun bir âlimin¸ bir ârifin¸ bir velînin bulunduğunu duyarsan¸ uygun ve lâyık bir usul ve ifade ile onu memlekete getirt. Onlara her türlü imkânı tanıyarak ülkene yerleştir ki¸ hükümetin süresince âlim ve arifler¸ bilginler¸ memleketinde çoğalsın. Din ve devlet işleri nizama oturup ilerlesin.


Sakın¸ orduya ve zenginliğe mağrur olma Hakikî âlim ve âriflere¸ bilginlere hürmet edip¸ sarayında onlara yer ver. Benim hâlimden ibret al ki¸ zayıf¸ güçsüz bir karınca misâli¸ hiç lâyık olmadığım hâlde buraya geldim ve Allahu Teâlâ'nın nice ihsanlarına ve inayetlerine kavuştum. Sen de benim uyduğum ve uyguladığım nizamı uygula¸ Hz. Muhammed (s.a.v.)'ın dinini¸ bu yüce dinin mensuplarını ve itaat eden diğer tebaanı himâye eyle! Allahu Teâlâ'nın hakkını ve kullarının hakkını gözet.


Dinimizin tayin ettiği beytülmaldeki (devlet hazinesi) gelirin ile kanaat eyle! Devletin zarurî ihtiyaçları dışında sarfiyatta bulunmaktan son derece sakın! Senden sonra geleceklere de aynı nasihatlerde bulun ve iyice tembihle. Daima adâlet ve insaf üzerine bulun. Zulme meydan verme. Herhangi bir işe başlayacağın zaman¸ Allahu Teâlâ'nın yardımına sığın! Tebaanı¸ düşmanların ve zalimlerin saldırılarından koru. Haksız olarak hiç kimseye muamelede bulunma. Daima halkını hoşnut edecek şeyleri arayıp¸ yapılmasını sağla. Onların gönlünü kazanmayı¸ bunun devamını ve artmasını büyük nimet bil! Tebaanın sana olan güveninin sarsılmamasına son derece dikkat eyle!"


KAYNAKÇA


1) Hoca Sadettin Efendi¸ Tâcu't-Tevârih¸ ( Çev; İsmet Parmaksızoğlu).


2) İsmail Hakkı Uzunçarşılı¸ Osmanlı Tarihi.


3) Solakzade Mehmet Hemdemi¸ Solakzade Tarihi¸ ( Çev; Vahid Çubuk).


4) Âşık paşazade¸ Tevarih-i Ali Osman.


5) Mehmet Neşri¸ Kitab-ı Cihannüma ( Neşri Tarihi)¸ ( Yayına Hazırlayanlar: Faik Reşit Unat¸ Mehmet Altay Köymen).


6) Joseph VonHammer¸ Osmanlı Tarihi¸ ( Çev: Mehmet Ata).


7) M. Fuat Köprülü¸ Osmanlı İmparatorluğunun Kuruluşu.


8) Yılmaz Öztuna¸ Büyük Türkiye Tarihi.

Sayfayı Paylaş