SİVAS VELİLERİ

Somuncu Baba

Tasavvufla Ahîliği bir arada yaşam şekli olarak kabul eden büyük fikir ve toplum insanıAhî Emir Ahmet¸ Anadolu'nun Türkleşmesinde ve teşkilatı içinde çok ünlü bir ahî babası olarak görüldüğü ahîliğin Anadolu'da yayılmasında büyük söz sahibi olduğu açıktır.

Ahmet Turan Gazi


Ahmet Turan Gazi'nin kimliği ve kişiliği de diğer birçok tarihî şahsiyetler gibi müphemliğini korumakla beraber bazı rivayetlere göre Yukarıtekke'dekiAbdulvahab-ı Gazi'nin bazılarına göre de Battal Gazi'nin arkadaşı olarak gösterilmektedir.


Emeviler ve Abbasiler devrindeBizans üzerine yapılan çeşitli akınlar sonucu İslâm orduları Ankara ‘ya kadar ilerlemişlerdir. İşte bu savaşlardan birinde Ahmet Turan Gazi gönüllü olarak savaşa katılarak şehit düşmüştür. Ahmet Turan Gazi de tıpkı¸ Anadolu'nun fethedilip¸ bir Türk-İslâm yurdu haline gelmesinde büyük emekleri olan Danişmend Gazi¸Mengücek Gazi¸ Battal Gazi¸ Abdulvahab-ı Gazi gibi mücahit Anadolu erenlerindendir.


Ahî Emir Ahmed


Ahîlik¸ bilindiği gibi Anadolu'nun Türkleşmesinde ve İslâmlaşmasında çok önemli bir fonksiyona sahiptir. Anadolu'ya özünü¸ ruhunu veren¸ kimlik kazandıran ahî teşkilatları olmuştur. Ahî birlikleri bir manada günümüzdeki sivil toplum örgütleri ve gönüllü kuruluşların karşılığıdır. Sosyolojik manada bunlara menfaat birlikleri yani dernek ve vakıflar kategorisine de dâhil edebiliriz. Çünkü tıpkı Ahî Emir Ahmedgibi vakıf ve gönül insanları¸ o tarihlerde toplumda¸ toplumsal yapıda adeta bir kilit rolü oynamışlardır. On üçüncü yüzyılda Anadolu'nun iskân edilmesinde ve geniş toprakların işlenmesi¸ tarıma açılmasında ve hatta demircilik¸ bakırcılık¸ marangozluk vb. mesleklerin¸ sanatların gelişmesinde¸ ahî birliklerinin çok önemli yerleri vardır.


Selçuklu döneminin sonu ile Beylikler dönemini içeren dönemde¸ yani 13. asrın ikinci yarısı ile 14. asrın ilk yarısında yaşamış olanAhî Emir Ahmed'in ailesi aslen Uygur Türklerinden olup İran üzerinden Zencanyoluyla Bayburt'a gelmişlerdir. Doğum tarihi tam olarak bilinmemekle beraber Miladi 1260'lı yıllar olarak söylenebilir.


Ahî Emir Ahmet'in çocukluk ve gençlik yılları Bayburt'ta geçmiştir.Zamanının en önemli ilim merkezlerinden olan ve Bayburt'u bir kültür merkezi haline getiren Mahmudiye ve Yakutiye Medreselerinde yetiştiği ve feyzini buralardan aldığı bilinmektedir.


Ahîliğin yanı sıra Mevlevî de olan Ahî Emir Ahmedçocukluk dönemlerinden itibaren büyük hayranlık duyduğu Mevlâna Celâleddin Rumî ile manevi bağ neticesi¸ Mevlevîliği de benimseyip ferecigiymiştir.


Ahî Emir Ahmet Bayburt'tan sonra Sivas gelmiş ve zaviyesini¸ mescidini¸ tekkesini ve kervan sarayını kurmuş¸ yapmış olduğu hizmetlere Bayburt'ta olduğu gibi burada da devam etmiş vakıf haline getirdiği mal varlığı ile yaşantısını Sivas'ta da sürdürmüştür.


Tasavvufla Ahîliği bir arada yaşam şekli olarak kabul eden büyük fikir ve toplum insanıAhî Emir Ahmet¸ Anadolu'nun Türkleşmesinde ve teşkilatı içinde çok ünlü bir ahî  babası olarak görüldüğü ahîliğin Anadolu'da yayılmasında büyük söz sahibi olduğu açıktır.


Ünlü Arap gezgini İbniBatuta seyahatnamesinde Anadolu ahîleri hakkında çok önemli bilgiler vermiştir.Anadolu'nun birçok şehrine uğradıktan sonra Sivas'a da gelenİbniBatuta¸ Sivas gezisini¸ Sivas ahîlerini ve Ahî Emir Ahmet'le tanışmasını şöyle anlatır:


"Bundan sonra Sivas' yolcu olduk. Burası da Irak' bağlı ve ülkenin en büyük şehirlerinden biridir. Umumi vali ile ileri gelen askeri komutanlar orada otururlar. Şehir hem güzel¸ hem de bakımlı olup¸ geniş caddelere sahiptir. Çarşıları insanlarla dolup taşar. Burada medrese tarzında inşa edilmiş Daru's-Siyade/Beğler Konağı denilen büyük bir bina vardır ki¸ sadece Peygamber soyundan gelen misafirler bu konakta ağırlanırlar.


Nakibü'l-eşraf da bu konakta oturmaktadır. Misafir kalan şerife konakladığı sürece yiyeceği¸ içeceği¸ aydınlanacağı ve oturacağı eşya verilir; yola çıkarken de yol harçlığı görülür.


Şehre yaklaştığımız zaman bizi Bıçakçı Ahmed'in yoldaşları karşıladı. Bunlar kimi yaya¸ kimi atlı kalabalık bir gruptu. Onlardan sonra Ahî Çelebi'nin yoldaşları karşıya çıkmışlardı. Bu zat¸ ahîlerin ileri gelenlerinden olup¸ rütbece Ahî Bıçakcı'dan üstündür. Bunlar kendilerinde konuklamamı istedilerse de¸ ilk gelenler öncelik almış bulunduklarından bu isteğin yerine getirilmesi mümkün olmadı. Böylece hep birlikte şehre girdik. Hepsi de bundan övünç duymakta idiler.(…) En güzel bir şekilde ağırlanmak suretiyle aralarında üç gün kaldık.(…) Oradan Amasya'ya gittik."


Mûr Ali Baba


Halk arasında Mor Ali Baba namıyla tanınan Mûr Ali Baba'nın asıl adı Mehmed binAhmed'dir. Kerkük Türkmenlerindendir.


Mûr Ali Baba¸ genç yaşta¸ Kerküklü şair¸ edip¸ büyük mutasavvıf¸ mütefekkir Ziyaeddin Abdurrahman Halis'in irfan halkasına katılarak onun feyzinden istifade ederek hem zahir hem batınını mamur eyleyen evliyaullahtandır. Çalışkanlığı sebebiyle¸ Abdurrahman Halis tarafından kendisine Mûr (Karınca) lakabı verilmiştir. Ziyaeddin Abdurrahman Halis'in terbiyesi altında tahsilini tamamlayıp Halis Hazretleri tarafından irşad maksadıyla Sivas'a gönderilmiştir. Sivas'ta büyük hürmet gören Mûr Ali Baba'ya¸ Çayırağzı denilen yerde bir dergâh inşa edilmiştir. Zamanla dergâhını genişletip yanına bir cami ve bir mektep ilave etmiştir.


Uzun müddet irşad vazifesini icra eden bu kâmil insanın devlet adamları ve yöneticilerle de ileri düzeyde münasebetleri olmuş¸ Amasya Mutasarrıfı¸ Meşhur Şair Ziya paşa¸ onun sevenleri arasında yerini alarak kendisinden istifade etmiştir. ‘Gidemediğin yer senin değildir' diyen ve kendisine son derece muhabbet duyan Sivas'ın Meşhur Valisi Halil Rıfat Paşa'nın ricası üzerine¸ heyecanlı bir hitabe ile halkın¸ Sivas'ı çevre illere bağlayan yolların yapımına katılmasını sağlamış¸ yola ilk kazmayı da kendisi vurmuştur. Zahirî ve batınî ilimlerde âlim olan bu büyük insan¸ aynı zamanda kudretli bir şair olması hasebiyle¸ Türkçe ve Farsça şiirler söylemiştir. Divan-ı şerifleri baştanbaşa hakikatlerle doludur.


Mûr Ali Baba 1882 yılında Mart ayının bir Cuma günü vefat etmiştir. Kabri halk arasında Çayırağzı olarak bilinen şimdi kendi adı ile anılan Mor Ali Baba Mahallesindeki Mor Ali Baba Camiindeki türbede medfundur.Mûr Ali Baba'nın birçok eserinin olduğu söylenmekle birlikte şu an "Tenbîhus-Sâlikîyn" (Yol Erbabına Öğütler)isminde¸ tasavvufun ve Kâdiri tarikatının esaslarını anlatan¸ el yazması bir eseri bulunmaktadır. Şiirlerini genellikle Arapça ve Farsça yazmıştır¸ Fakat Türkçe gazelleri meşhurdur.


Kaynakça


http://www.hasancoskun.org

Sayfayı Paylaş