ORUÇ

Somuncu Baba

İslâm'ın beş temel şartından ve ibadetlerinden biri olan oruç¸ takvâyaulaşmanın en önemli yoludur[1]. Takv⸠Allah'a karşı sorumluluk bilinci taşımak ve bu bilinçle hareket etmektir. Mü'minler yıl boyu bu takvâ hedefine ulaşmak için değişik zamanlarda oruç tutarlar. Bu yüzden tutulan oruçların çeşitleri vardır.

İslâm'ın beş temel şartından ve ibadetlerinden biri olan oruç¸ takvâyaulaşmanın en önemli yoludur[1]. Takv⸠Allah'a karşı sorumluluk bilinci taşımak ve bu bilinçle hareket etmektir. Mü'minler yıl boyu bu takvâ hedefine ulaşmak için değişik zamanlarda oruç tutarlar. Bu yüzden tutulan oruçların çeşitleri vardır.


Orucun Çeşitleri


Oruç¸ oruç tutanın dinen yükümlülük durumu¸ niyeti¸ tuttuğu zaman açısından kısımlara ayrılır. Buna göre orucun çeşitleri şu şekilde sıralanabilir:


Farz oruç:Ramazan orucu¸ Ramazan orucunun kazâsı ve kefâret olarak tutulacak oruçlar farzdır. Akıllı ve bülûğ çağına ermiş Müslümanlara Ramazan orucu farzdır; bu kimselerin Ramazan ayında oruç tutmaları gereklidir. Bu farziyyeti onlardan ancak dinin kabul ettiği geçici ve devamlı engeller düşürebilir. Yolculuk¸ hastalık¸ gebelik¸ çocuk emzirme¸ baskı altında olma gibi mazeretler geçici olanlardır. Oruç tutmayı engelleyen kronik hastalıklar ile güç ve kuvvetten düşüren aşırı yaşlılık devamlı mânîlerdendir. 


Dinin kabul ettiği saydığımız geçici mazeretlerden dolayı Ramazan orucunu tutamayan kimseler¸ Ramazan ayından sonra tutamadıkları günleri kazâ ederler. EbûHanîfe'ye göre meşru bir mazeretten dolayı Ramazan orucunu tutamayıp kazâya bırakan kimse bunu istediği zaman kazâ edebilir. İmam Şâfiî'ye göre ise gelecek Ramazana kadar kazâ etmesi gerekir. Burada EbûHanîfe'nin görüşü ruhsatı¸ İmam Şâfiî'nin görüşü ise ihtiyatı göstermektedir. 


Ramazan ayında hiçbir geçerli mazereti olmadığı halde kasten orucunu bozanlarınişledikleri günahların telâfîsi ve tevbesi için keffâret ödemeleri gerekir. Kasten bozulan orucun telâfîsi için Hz. Peygamber (s.a.v.)'in belirlediği kefâret¸ köle âzâd etmek¸ altmış gün peşpeşe oruç tutmak veya altmış fakiri doyurmaktır. Ramazan orucu farz olduğu gibi¸ kefâreti de farzdır.


Vâcib oruç: Adak yapılan oruçları tutmak dinen vâcibtir. Oruç tutmayı adayanlar¸ bazen ay¸ gün¸ hafta ve ayları da belirlerler. Bu gibi kimselerin oruçlarını bu vakitlerde tutmaları gerekir. Herhangi bir vakit belirlemeden adanan oruçlar ise¸ oruç tutmanın yasak olmadığı her gün tutulabilir.


Nâfile oruç:Nâfile oruçlar¸ farz ve vâcib dışında yılın herhangi bir gününde tutulan oruçlardır. Bunlar içerisinde herhangi bir isimle anılmayan ve herhangi bir gün tutulabilen nâfile oruçlar yanında¸ günleri Hz. Peygamber (s.a.v.) tarafından belirlenen nâfile oruçlar da vardır. Bu gibi oruçları Hz. Peygamber (s.a.v.) oruç hazzı almak isteyen mü'minlere örnek olmak üzere tavsiye etmiştir. Aynı zamanda kendisi de hayatı boyunca bu oruçları tutmuştur. Bir anlamda Ramazan'dan sonra oruç sevabı almak için ne zaman oruç tutulmasını tavsiye ettiğini soran sahâbesine o¸ bu günlerde oruç tutarak ve tutmayı tavsiye ederek örnek olmuştur. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in tuttuğu nâfile oruçlardan belli başlıları şöyledir:


1) Gün aşırı oruç tutmak: Aynı zamanda Hz. Dâvûd (s.a.v.)'ın sünneti olan bu oruç¸ bir gün yenilip bir gün tutulmak suretiyle icra edilir. Hz. Peygamber (s.a.v.)'in ifadesiye bu¸ nâfile oruçların en faziletlisidir.[2]


2) Pazartesi ve Perşembe günleri oruç tutmak: Hz. Peygamber (s.a.v.) bu günlerde oruç tutardı. Kendisine bunun sebebi sorulunca ise şöyle cevap verirdi: "İnsanların amelleri Yüce Allah'a Pazartesi ve Perşembe günü arzolunur. Ben amellerimin oruçlu iken arzolunmasını isterim."[3]


3) Her aydan üç gün oruç tutmak: Her ayın on üç¸ ondört ve on beşinci günlerinde oruç tutmak da sünnettir. Hz. Peygamber (s.a.v.) bir ayda üç gün oruç tutulacaksa bu günleri tavsiye etmiştir.[4]


4) Şevval ayında oruç tutmak: Ramazan'ı takip eden Şevval ayında altı gün oruç tutmak da sünnettir. Bu altı günün peşpeşe olması şart değildir. Hatta kaz⸠adak vb. oruçları şevval ayı içinde tutmak da fazîletlidir. Hz. Peygamber Ramazan'dan sonra şevval ayında altı gün oruç tutanın bütün yılı oruçlu geçirmiş gibi sevap alacağını ifade etmiştir.[5]


5)Arafe gününde oruç tutmak: Zilhiccenin 9. günü arafe günüdür. Bu gün oruç tutmak da müstehaptır. Ancak hacılar yorgun olacağı için onların oruç tutması tavsiye edilmemiştir. Hz. Peygamber (s.a.v.)¸ Arefe günü orucunun bir yıllık günahı örteceğini ve bu gün daha çok insanın cehennem azabından âzâd edildiğini ifade etmiştir.[6]


6) Zilhicce ayının ilk sekiz gününde oruç tutmak: Mü'minlerin annesi Hz. Hafsa'nın beyanına göre Hz. Peygamber (s.a.v.) şu dört şeyi hiç terk etmemiştir: "Aşûre orucu¸ Zilhiccenin ilk on günü orucu¸ her aydan üç gün oruç ve sabah namazının sünneti."[7]


7) Muharrem ayının dokuz¸ on (aşûre günü) ve on birinci günü oruç tutmak: Bu günlerde oruç tutmanın sünnet veya müstehab olduğu ifade edilmiştir. Hz. Peygamber (s.a.v.)¸ Medine'ye hicret ettiğinde Yahudilerin aşûre günü oruç tuttuklarını görünce bunun sebebini sormuştu. Onlar¸ Allah'ın Hz. Musa'yı düşmanlarından bu gün kurtardığını ve bunun üzerine de onun bu gün oruç tuttuğunu söylemişlerdi. Bunun üzerine Hz. Peygamber (s.a.v.): "Ben Musa'ya sizden daha yakınım." buyurarak bu gün oruç tutulmasını emretti.[8]


8) Haram aylarda oruç tutmak: Haram aylar¸ Zilkade¸ Zilhicce¸ Muharrem ve Recep'tir. Bu aylarda Perşembe¸ Cuma ve Cumartesi günleri oruç tutulması mendup sayılmıştır.


9) Şaban ayında oruç tutmak: Hz. Aişe¸ Hz. Peygamber (s.a.v.)'in en fazla Şaban ayında oruç tuttuğunu anlatmıştır.[9]


Mekruh oruçlar: bazı günlerde oruç tutmak yasaklanmış veya hoş karşılanmamıştır. Oruç tutmanın yasaklandığı günler¸ Ramazan bayramının birinci¸ kurban bayramının ise dört günüdür. Bu günlerde oruç tutmak harama yakın derecesinde mekruhtur. Çünkü bu günler ziyafet¸ yeme¸ yedirme¸ misafir olma¸ misafir kabul etme¸ neşe ve sevinç günleridir. Bu günlerde oruç tutanlar sevap almak yerine günahkâr olurlar. Ancak tuttukları oruç geçerli sayılır.


Sadece aşûre günü¸ Cuma¸ Cumartesi günü oruç tutmak¸ bahar (nevruz) ve sonbahar (mihrecan) günlerinde oruç tutmak ise helâle yakın mekruhtur. Bu günlerde oruç tutan günahkâr olmayıp sevap almakla birlikte¸ tutmaması tutmasından daha fazîletli kabul edilmiştir. Çünkü bu günlerin bir kısmında başka din mensuplarına benzeme¸ bir kısmında ise bayramı ihlal anlamı vardır. Farklı din mensupların ibadet konusunda benzemenin ne sakıncası olduğu sorulursa buna şöyle cevap verilebilir: Özellikle Hz. Peygamber (s.a.v.) dönemini düşündüğümüz zaman Hz. Peygamber (s.a.v.) din adına her şeyin en doğru olanını getirmiş¸ anlatmış ve yaşayarak göstermiştir. O dönemde başta Yahudiler olmak üzere bazı din mensupları Hz. Peygamber (s.a.v.)'in yeni bir şey getirmediğini ve kendilerini taklit ettiğini iddia ediyorlardır. Bu sebeple Hz. Peygamber (s.a.v.) dinin en önemli unsuru olan ibadetleri genel olarak onların yaptığı gibi yapmadı. Ya onların yaptığı zamanı ya günü¸ ya sayıyı veya şekli değiştirerek ibadet yapılmasını önerdi. Böylece onların iddialarını boşa çıkarmış oldu. Kerâhet vakitlerinde namaz¸ özellikle de nâfile namaz kılmanın yasaklanması¸ sadece aşûre günü oruç tutmanın yasaklanması bu kabildendir. Bunun yerine Hz. Peygamber (s.a.v.) nâfile namaz için başka vakitler göstermiş¸ aşûre orucunu ise bir gün öncesi ve sonrasıyla beraber tutmayı tavsiye etmiştir.


 






[1] 2/Bakara¸ 183.



[2] Müslim¸ Sıyâm¸ 192; İbnMâce¸ Sıyâm¸ 43.



[3]EbûDâvûd¸ Savm¸ 60; İbnMâce¸ Sıyâm¸ 42.



[4] Bkz. San'âni¸ Sübülü's-selam¸ II¸ 168.



[5] Bkz. İbnMâce¸ Sıyâm¸ 33; Tirmizî¸ Savm¸ 52.



[6] Bkz. Ahmed b. Hanbel¸ V¸ 196.



[7]Nesâî¸ Sıyâm¸ 83.



[8]Buhârî¸ Savm¸ 69.



[9] Müslim¸ Salât¸ 176.

Sayfayı Paylaş