BÜTÜN KÂİNÂTIN İDARESİNİ BİZZÂT YÜRÜTEN: EL-KAYYÛM

Somuncu Baba

El-Kayyûm; "bir şeyi gözetip koruma¸ bakma ve muhafaza etme" anlamına gelen kıyâm mastarından türemiş olup¸ mübalağa ifade eden sıfat kalıbında bir isimdir. Kıyâm varlıkta çeşitli şekillerde cereyan eder:

Yüce Yaratıcı¸ dağları¸ taşları¸ güneşi¸ ayı yıldızları¸ bütün canlı varlıkları zorunlu olarak kendine boyun eğdirmiştir. Buna teshîr denilir. Her bir varlık kendine özgü bir yaratılışla O'na boyun eğer. Sadece O'na boyun eğiş¸ varlığın¸ Allah'ın emrini ayağa kaldırmasıdır. Her bir varlığın kendine göre bir tespi


El-Kayyûm; "bir şeyi gözetip koruma¸ bakma ve muhafaza etme" anlamına gelen kıyâm mastarından türemiş olup¸ mübalağa ifade eden sıfat kalıbında bir isimdir. Kıyâm varlıkta çeşitli şekillerde cereyan eder:


Yüce Yaratıcı¸ dağları¸ taşları¸ güneşi¸ ayı yıldızları¸ bütün canlı varlıkları zorunlu olarak kendine boyun eğdirmiştir. Buna teshîr denilir.  Her bir varlık kendine özgü bir yaratılışla O'na boyun eğer. Sadece O'na boyun eğiş¸ varlığın¸  Allah'ın emrini ayağa kaldırmasıdır. Her bir varlığın kendine göre bir tespihi¸ zikri¸ duası ve namazı vardır. İşte bu varlığın kıyâmıdır.


Kıyâm¸ bir şeyi gözetip¸ koruma¸ muhafaza etme… "Herkesin yaptığını muhafaza eden Allah'tır."[1] Yarın kıyâmet gününde herkesin yapıp-ettikleri kendilerine tek tek sayılıp bir dökümü verilecektir.[2]


Kıyâm¸ bir şeye azmetme¸ karar verme¸ fiilî ve fizikî anlamda niyetlenme..


"Ey inananlar! Namaza kalktığınızda…"[3]


"Namazı ayağa kaldıranlar…"[4] Namaz kılmayı devam ettirirler ve onu muhafaza ederler. Hayatlarını¸ namaza göre programlar. Namazı işlerine göre değil¸ işlerini namaza göre ayarlarlar.


Kıyâm¸ yeryüzünde Allah'ın varlığının delillerini bir öğüt¸ bir mev'ıze¸ bir uyarı anlamında bırakmanın adıdır. Nice Allah'a kafa tutan şahıs ve kavimlerin hala geride kalan kalıntıları ayaktadır. Ebedîliği ötede değil¸ burada aramak isteyen ve Allah'a rağmen yaşamayı seçen nice mücrimlerin¸ nice zorbaların kalıntıları ibret almak için geride bırakılmıştır. Bu ayakta duran binalar¸ kalıntılar¸ yerleşkeler¸ ibret almamız ve onların düştüğü yanlışlıklara düşmememiz için varlığını devam ettirmektedirler. Yüce Allah bu hususu Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) üzerinden bize şöyle anlatır:


"Ey Muhammed! Bu sana anlattıklarımız¸ kasabaların başından geçenlerdir. Onların bir kısmı hala duruyor (kâim) bir kısmı ise silinip gitmiştir."[5]


Kıyâm¸ yeryüzünde (teshir) zorla boyun eğdirilen varlıklar anlamına geldiği gibi¸ ihtiyarî¸ seçime dayalı¸ gönüllü bir kıyâmdan da bahsetmek mümkündür. Böyle kıyâmlar¸ el-Kayyûm Olan'a bağlılığın bir şâhididir¸ delilidir. Bu anlamdaki kıyâm¸ her dâim Allah'la birlikte olmanın göstergesidir. Kur'an'da "ehl-i kıyâm"ın vasıfları şöyle anlatılır:


"Geceleyin secde ederek ve ayakta durarak boyun büken…"[6]


"Onlar¸ ayakta (kâim) iken¸ otururken¸ yan yatarken Allah'ı anarlar."[7]


"Onlar¸  gecelerini Rableri için kıyâma durarak ve secdeye vararak geçirirler."[8]


Kıyâm¸ kendisine döndürülüp gelinen sâbit¸ sağlam¸ kararlı¸ her türlü günah unsuruna karşı ayakta ve birliğin değişmez adresi¸ simgesi¸  Kabe'nin bir sıfatı.. "Allah¸ Kâbe-i Muazzama'yı bütün insanlık için bir kıyâm merkezi kıldı."[9] Bu âyette geçen "kıyâm" sözcüğü "kıyem" olarak da okunmuştur. O zaman Kâbe¸ bütün Müslümanların İslâmî değerleri ayağa kaldırma¸ yaşama ve yaşatma mücadelesinin de simgesel bir mekânıdır. Kıyâm¸ ancak¸ değerleri ayakta tutma¸ yaşatma için fikrî ve fiilî bir hareketliliğin adıdır. Her yıl Kâbe'de tekrarlanan hac¸ Allah'ın en yüce simgelerinin yaşanmak suretiyle bütün Müslümanlara tekrar tekrar anlatılmasıdır. Kardeşlik¸ uhuvvet¸ hoşgörü¸ yardımlaşma¸ paylaşma¸ dayanışma¸ bağışlama gibi ahlâkî değerler¸  Kâbe'de anlam bulur. Bu dersleri alan Müslümanlar¸ yaşadıkları coğrafyalara taşırlar. Onları hem sözle ve hem de halleriyle yaşatırlar. Ayakta tutarlar.


Her Şeyi Gözetip Koruyan


Allah'ın en güzel isimleri arasında yer alan ve kıyâm mastarından türemiş olan el-Kayyûm;  "her şeyi gözetip koruyan¸ her şeyi muhafaza eden¸ her şeyin varlığı kendisine bağlı ve bütün bir kâinâtı idare eden ve her şeye kendisine özgü kıvâmını veren" anlamlarına gelir. Bu güzel isim¸ Yüce Allah'ın bütün fiilî sıfatlarını ihtiva eder¸ kendisinde toplar. Bundan dolayı el-Hayy ile el-Kayyûm birleştirilmiştir. Her iki isim¸ en güzel isimlerin iki kaynağıdır. Bütün güzel isimlerin mânâsı adeta bu iki isme geri döner. Sıfatların kemâli el-Hayy'de; fiillerin kemâli el-Kayyûm'da toplanır. Her ikisi de İlâhî Zât'ın kemâline delalet eder. Bu sebeple İslâm kaynaklarında "el-Hayyu'l-Kayyûm" ifadesinin¸  ism-i a'zam olduğu belirtilir. El-Kayyûm¸ ism-i a'zamdandır. Hz. Peygamber (s.a.v.)'den gelen bir rivâyette bu ve benzeri isimlerle dua edildiği zaman Yüce Allah'ın kabul edeceğine işaret vardır.


 Bütün kâinatı idare eden¸ el-Kayyûm olan Yüce Allah'tır. Ezelden sonsuza kadar bütün hayat ve ebedîlik¸  O'nun zâtı ile zâtından dolayı kâimdir. O'nun varlığı¸ zâtının gereğidir. Varolmada bir başkasına muhtaç değildir. Bütün bir varlık âlemini idare eden ve her şeyi ayakta tutan O'dur. O olmasaydı ne hayattan ve ne de varlık âleminden bahsedilebilirdi. Kur'an O'nun bu yönünü şöyle anlatır:  "Allah¸ O'ndan başka ilah olmayan¸ kendisini uyuklama ve uyku tutmayan¸ diri¸ her an yaratıklarını gözetip durandır."[10] Göklerde ve yerde¸ yukarılarda¸ aşağıda ne varsa O'nun; görünür¸ görünmez¸ bütün varlık O'nun mülküdür. Bütün sebeb O¸ bütün gaye O¸ her şeyin mâliki olan O'dur. [11]


El-Kayyûm¸ bütün bir varlığa kıvâmını veren demektir. Yüce Allah'ın şu âyetinde zikredilen anlam budur: "Musa: ‘Rabbimiz¸ her şeye yaratılışını (varlığını ve biçimini) verip sonra ona yol gösterendir.' dedi."[12] Her canlının kendine özgü bir yaratılışı vardır. Canlıların organları¸ vücut yapıları¸ görüntüleri farklı farklıdır. Her canlı ne için yaratılmışsa¸ o maksada uygun organlarla donatılmış ve gayesine uygun doğru yola yöneltilmiştir. Yüce Allah'ın el-Kayyûm isminin bir tecellîsi olarak¸ her canlıya faydalıyı celbedecek ve zararı defedecek muharrik bir içgüdü verilmiştir. Her canlıya yaşaması¸ kendisini koruması ve yuvasını yapması için farklı özellikler kazandırılmıştır.


İnsan Haddini Bilmelidir


"Allah¸ O'ndan başka ilâh olmayan¸ diri¸ her an yaratıklarını gözetip durandır."[13] "Kayûm olan Allah¸ zâtıyla aşkın¸ sıfatlarıyla içkin bir varlıktır. Allah'ın "el-Hayyu'l-Kayyûm" olduğuna inanan bir Müslüman¸ fânîler gibi yaşamalıdır. Çünkü insanın¸ varlığının devamı kendinden değildir. Varlığı¸ kendinden olmayan hâdistir¸ sonradan yaratılmıştır¸ bir başkasına muhtaçtır; kalıcı da değildir.  Bu sebeple insan¸ haddini bilmelidir. Edeb dairesinde terbiyeli bir hayat yaşamalıdır.  Eğer Yüce Allah'ın el-Kayyûm ismi bir Müslümanın akîde ve davranışlarında yaşatılırsa¸ iyi ahlaklı bir Müslüman olunabilir.


Her an kendisini Rabbinin gözettiğine inanan bir Müslüman¸  O'nun sevmeyeceği bir davranışta bulunabilir mi?


Her şeyin Allah'ın tasarrufunda olduğuna inanan bir Müslüman¸ "ben¸ ben" diye benlik ve büyüklük psikolojisine girebilir mi?


"Benim her halimi¸ hatta içimden geçenleri bile Allah'ım biliyor." diyen bir Müslüman¸  gizli gizli günah işleyebilir mi?


Unutmayalım. "O¸ saat (kıyâmet) gelip çattığı gün…"[14] "O gün insanlar Âlemlerin rabbinin huzurunda kıyâm edecekler (duracaklar)dır."[15] Hepimiz yaptıklarımızdan bir bir hesap vereceğiz. O halde¸ hesâba çekilmeden¸ kendimizi hesâba çekelim. Hayatının muhâsebesini iyi yapanlar hem bu dünyada ve hem de âhirette kazançlı çıkacaklardır.


 


 


 






[1] 13/Ra'd¸ 33.



[2] Bkz. 18/Kehf



[3] 5/Mâide¸ 6.



[4] 5/Mâide¸ 55.



[5] 11/Hûd¸ 100.



[6] 39/Zümer¸ 9.



[7] 3/Âl-i İmrân¸ 191.



[8] 25/Furkân¸ 64.



[9] 5/Mâide¸ 97.



[10] 2/Bakara¸ 255¸



[11] Elmalılı¸ Hak Dini Kur'an Dili¸ İstanbul¸ 1972¸ II¸ 849¸



[12] 20/Tâh⸠50.



[13] 3/Âl-i İmrân¸ 2.



[14] 30/Rûm¸ 12.



[15] 83/Mutaffifîn¸ 6.

Sayfayı Paylaş