HUZUR DEFTERİ

Somuncu Baba

Bir dergâhın günlük yaşamını¸ latifelerini¸ mânevî alışverişlerini¸ sırlarını okumayı ister misiniz?

Huzur Defteri isimli çalışmayı tanıtmaya hangi cümleyi yazarak başlasam acaba? Bu yazıyla karşılaşan kişi o ilk cümleden sonra yazının devamını da merak etmeli. İlk cümle yerine bir çığlık koyabilseydim metne keşke. Bir feryat… O zaman bir sürü gözü yazının üzerinde toplayabilirdim.

Bunu yapmayı istiyorum. Bu kitabın nasıl bir çalışma olduğunu bir A4 sayfasının üzerine kelimeleri savurarak yazabileceğimi sanmıyorum çünkü. Burada yazılan pek çok şey başka bir yerde yazı

Bir dergâhın günlük yaşamını¸ latifelerini¸ mânevî alışverişlerini¸ sırlarını okumayı ister misiniz?


Huzur Defteri isimli çalışmayı tanıtmaya hangi cümleyi yazarak başlasam acaba? Bu yazıyla karşılaşan kişi o ilk cümleden sonra yazının devamını da merak etmeli. İlk cümle yerine bir çığlık koyabilseydim metne keşke. Bir feryat… O zaman bir sürü gözü yazının üzerinde toplayabilirdim.


Bunu yapmayı istiyorum. Bu kitabın nasıl bir çalışma olduğunu bir A4 sayfasının üzerine kelimeleri savurarak yazabileceğimi sanmıyorum çünkü.  Burada yazılan pek çok şey başka bir yerde yazılı değil desem ilginizi çeker mi mesela? Belki de çekmez. Olabilir.


En iyisi kitapta anlatılan bir olayı naklederek yardım almak. Bir gün Fahrettin Efendi hazretleri bakkala gider. Oradan aldığı malzemeyi bakkal eski bir kâğıt üzerine paket yapmaya başlar. Kâğıdın geri kalanı da duvardaki çengele tutturulmuştur. Fahrettin Efendi kâğıdı incelediğinde meşhur Şeyh Sadık risalesinin bir nüshasıyla karşılaşır. Az kalsın bayılacak hale gelir ve parasını hemen teklif ederek kâğıtları alır. İşte bizim durumumuz da kısmen buna benziyor şimdi. Bir kısmımız Huzur Defterikarşısında oradaki bakkal gibiyiz. Ondan nasıl istifade edeceğimizi bilmiyoruz¸ hatta böyle bir soru gündemimizde de yok. Diğerlerimiz ise bu bilgileri okuduğunda zevkten bayılabilir.


Sanırım meramımı anlattım. Huzur Defteri İstanbul'daki Karagümrük Cerrahi Âsitanesini merkeze alarak oluşturulmuş enfes bir çalışma. Birçok önemli zatın yaşadığı fakat matbuata dökülmemiş olayları anlatıyor. Bir dervişin hususi notları bunlar. Hz. Pir Nureddîn-i Cerrahi¸ Şeyh Fahrettin Efendi¸ Celal Ökten Hocaefendi¸ Gönenli Mehmet Efendi¸ İskilipli Atıf Efendi¸ Neyzen Tevfik¸ Hüseyin Siret¸ dönemin padişahları ve meşhur birçok zatın hatıralarını okumanız mümkün. Yazar Mehmet Fatih Çıtlak sadece tasavvuf severlerinin değil yakın tarih meraklılarının da ilgisini çekecek bir kitap hazırlamış.


Örneğin tarih mezunu olmama rağmen Büyük Taarruz esnasında Atatürk'ün emriyle içlerinde Fahreddin Efendi Hazretlerinin de olduğu altı şeyh efendinin Dolmabahçe sarayında zikrullahla meşgul olduklarını bu kitap vasıtasıyla öğrendim. Aslında tarih mezunu olan herkes böyle bilgileri ancak benim tecrübe ettiğim şekilde öğrenebiliyorlar. İmtihanlara hazırlanırken tarihin kanlı¸ sebepli sonuçlu¸ çirkin suratına aşina olan öğrencilere keşke işin bu yönleri de anlatılsa. Kendilerine sarayda tahsis edilen odada ordunun muzaffer olması için dualar eden altı şeyhi bilmek¸ ordu zafere ulaştığında ise dışarıdan kimin attığı belli olmayan bir taşın gelip yağ kandiline çarptığını söylemek onları ne kadar şevke getirir. En azından Holywood'un pişirip pişirip önümüze sürdüğü olağanüstü olaylarla bezenmiş tarih filmlerine hayran olmaktan kurtulurlar. İçlerindeki batının tarihine dair olan merak¸ hayranlık kendi tarihlerine doğru kayar.


Huzur Defteri bence bir kere de okunacak bir çalışma değil. Anlatılan olaylar yeniden ve yeniden okunabilir nitelikte. Meczupları¸ tabir edilen rüyaları¸ İstanbul'daki pek çok şeyh efendisiyle bu çalışma dükkânındaki çengele kıymetli sayfalar asan bakkallardan başka herkese hitap ediyor.

Sayfayı Paylaş