SEMPOZYUM TEBLİĞLERİ

Somuncu Baba

Nasihat Yayınları¸ 24 Haziran 2011 tarihinde¸ Darende'de¸ 10'uncusu düzenlenen Somuncu Baba ve Hulûsi Efendi Kültür Etkinlikleri çerçevesinde yapılan sempozyum bildirilerini kitaplaştırmak suretiyle ilim ve irfan hazinemize yeni bir eser kazandırdı.

Nasihat Yayınları¸ 24 Haziran 2011 tarihinde¸ Darende'de¸  10'uncusu düzenlenen Somuncu Baba ve Hulûsi Efendi Kültür Etkinlikleri çerçevesinde yapılan sempozyum bildirilerini kitaplaştırmak suretiyle ilim ve irfan hazinemize yeni bir eser kazandırdı.


Eser¸ Mütevelli Heyet Başkanı H. Hamidettin Ateş'in şu güzel ve manidar takdimiyle başlıyor:


"Her ilim yerinde ve doğru olarak kullanıldığı takdirde ancak fayda sağlayabilecektir. Büyüklerimiz iki cihan mutluluğu için zâhirî ilimleri tahsil etmenin yanında manevî ilimleri de öğrenmeyi elzem görmüşlerdir. Onun için onlara "zülcenaheyn" iki kanatlı denmiştir. Marifet ilminden yani kalbî derinlikten mahrum olanların ilmi noksan sayılmıştır. Eşyanın hakikatine vâkıf olmak ledün ilmine vukufiyeti gerektirir. Bunun sırrı ise maneviyattır. Hakîkate vâkıf olan mürşid-i kâmiller¸ irşâdları ile gönül halkaları içindeki çoğu insanı ilmin basamaklarında yükseltirken¸ marifetin cevherleriyle de iç âlemlerini tezyin etmişlerdir.


Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi Hazretleri de almış olduğu mânevî terbiye neticesinde kalbî olgunluk¸ kazanmış¸ zâhirî ilmin üstünde bir ufukla mârifete erişmiş kâmil insanlardandı. İnsanın ebedî mutluluğu için gerekli olan mârifetullâh ilmini elde etmenin sadakat yolundan geçtiğine şöyle işaret buyurmuştur:


İlm ile irfân arasan gevher-i pür-kân arasan


Derdliye dermân arasan sıdkı bütünlerde bütün


Eserlerinde en büyük ihtiyacımız olan¸ bedenle birlikte ruhun da olgunlaşması için hakikat kapılarının sırlarına işaret etmiş¸ okuyuculara ilahilerinde bu işaretleri vermiştir. Marifet ilmi için en evvel lazım olan “kalb-i selîm”dir. Hulûsi Efendi Hazretleri şöyle buyurur:


Pâk olmayıcak olmadı dil sırrına mahrem


"Ve't-ta'arrufu's-sırra mine'l-kalb-i selîmü"


İlim ve irfan gemisiyle marifet deryasına yelken açanlar kemâl iklimine ulaşabilirler. Hulûsi Efendi Hazretleri ne güzel söyler:


İlm ü irfâna çalış sa'y-ı belîğ göster kim


Sebeb-i ma'rifet ile olasın ehl-i kemâl "


Kitapta yer alan edebiyat ve ilim adamları ve bildiri başlıkları şöyle:


Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil¸ Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi ve İnsanı Tanımak¸


Prof. Dr. Necdet Tosun¸ Tasavvufta Mektupla İrşad Geleneği¸


Prof. Dr. Ramazan Muslu¸ Mektûbât ve Dîvân-I Hulûsi'de Firkatten Vuslata Yolculuk¸


Prof. Dr. Bilal Kemikli¸ İrfânî Şiirimiz ve Dîvân-I Hulûsi-İ Darendevî¸


Prof. Dr. Kadir Özköse¸ Nakşibendiyye Silsilesinde ve Osman Hulûsi Efendi'de Edeb Vurgusu¸


Doç. Dr. Halil İbrahim Şimşek¸ Mustafa Hâki ve İhramcızâde İsmail Hakkı Toprak Hakkında Yayımlanmamış Bazı Notlar¸


Yrd. Doç. Dr. Kadir Demirci¸ Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi'nin Dîvânı'nda Edeb ve Ahlâk¸


Yrd. Doç. Dr. Hakan Yekbaş¸ Osman Hulûsi Efendi'nin "Olmuşam" Redifli Gazeline Şerh¸


Resul Kesenceli¸ Şeyh Hamid-İ Velî (Somuncu Baba) Hazretlerinin Menkıbevî Hayatından Kesitle 


Fatih Çınar¸ Mustafa Takî Efendi ve Hulûsi Efendi'de Yöntem ve Fikir Birliği¸ 


Meryem Aybike Sinan¸ Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi'de Aile Eğitimi¸ 


Nagehan Eke¸ Es-Seyyid Osman Hulûsî-i Dârendevî'nin "Eriş Ey Yâr" Redifli Gazelinin Şerhi ve Yapısalcılık Açısından İncelenmesi¸ 


Nilüfer Tanç¸ Dîvân Şiirinin 20. yy'daki Temsilcisi Darendeli Es-Seyyid Osman Hulûsi Ateş Efendi'nin Divan'ında Ayna ve İnsan-I Kâmil¸


Rukiye Aydoğdu¸ Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi ve Çocuğun Mânevî Eğitimi¸


Musa Tektaş¸ Sempozyuma Katılan İlim Ehlinin Darende İzlenimleri¸


Bundan sonra ise etkinliklere ait fotoğraflar yer almış.


Sempozyum bildirilerini kitabın okurlarına bırakarak¸ sempozyumun açılış konuşmasını yapan kıymetli ilim adamı ve Mevlânâ uzmanı Prof. Dr. Cihan Okuyucu'nun¸ kitapta da yer alan konuşmasından birkaç pasaj verelim. Şöyle diyor Okuyucu: "…  Bozkırın ortasındaki bu cennet hangi anlayışın eseri… Bu gül bahçesi hangi bahçıvanın ürünü… Bu kadar insan nasıl olmuş da geniş bir aile olmuş. Burada çağa meydan okuyan bir duruş¸ bir anlayış¸ bir inanış var.


… Hz. Mevlânâ'dan¸ Yûnus'a¸ Somuncu Baba'ya ve şimdi mânevî misafiri olduğumuz Seyyid Hulûsi Efendiye kadar bütün gönül erlerinin¸ tüm mana doktorlarının mesajı¸ misyonu sözü hep aynı: "Biz bu dünyaya ayırmaya gelmedik¸ köprü olmaya geldik sevmeye¸ sevdirmeye geldik." İnsan ne zaman köprü olur? Ne zaman gönüller arasında maya çalar¸ tutkal olur¸ perçin olur?


  Halka Hakk'ın şefkat nazarıyla bakınca…


  Halkı Hakk'ın ayali¸ onun ışığı bilince


O zaman Yûnus'un İfadesiyle "Hakk'ı gerçek sevenlere cümle âlem kardeş gelir."


O zaman Hz. Mevlânâ'nın sözünü söyleyebilir: "İnsanlık ailem¸ gök kubbe evim"


İstanbul'dan gelirken yol boyunca Hulûsi Efendi'nin Dîvân'ını okudum. Onu okurken Yûnus'u¸ Eşrefoğlu'nu¸ Hacı Bayram'ı¸ Mevlânâ'yı yahut Niyâzî Mısrî'yi okuduğumu sandım. Hepsinde ayrı rahmanî koku¸ hepsinin ışığı bir çıradan¸ hepsinin kokusu bir bahçeden hepsinin şarabı bir sâkiden… Asırlar boyunca söyleyen ağızlar farklı¸ söylenen hakikat bir. Onlar aynı balı yemiş¸ aynı çiçekten çiğnemişler¸ bu yüzden hepsinin ağzında aynı koku var. Allah aşkına şu sözlere bakın:


  Allah için herkese hürmet et de sev sevil


  Her göze diken olma sünbülü ol gülü ol


 


  İncitme sen kimseyi kimseye incinme hem


  Güler yüzlü tatlı dil her ağızın balı ol


 


  Güneş gibi şefkatli yer gibi tevazulu


  Su gibi sehavetli merhametle dolu ol


 


  Varlığından boşal kim yokluğa erişesin


  Sözünü gerçek söyle Hulûsi'nin dili ol.


Unesco'nun kapısına asılmaya layık olan bu sözleri kim söyleyebilir? Ney gibi kendi varlığından boşalmadan¸ Hakk'ın sesi¸ soluğuyla dolmadan bu sözler söylenebilir mi? Hakk'ın hatırı olmadan insan nasıl cümle yaratılmışa bir göz ile bakabilir¸ sevebilir? Nur içinde yatsın Prof. Dr. A. Yüksel ÖZEMRE'nin hatıralarında okudum¸ der ki:


"Gençtim bir gönül erinin yanından çıkmıştım. İçimde bir bahar esti. Beşiktaş sahiline inerken çevreme baktım¸ insanlara baktım. Birden hepsi benim eşim¸ dostum¸ akrabam oldu. Genç bir çift gördüm¸ Allah nazardan saklasın diye okudum¸ üfledim. Yaşlı bir adam gördüm. Allah ihtiyarlığını kolaylaştırsın diye 3 İhlâs 1 Fatiha okudum. Bir çocuk gördüm¸ ona da baht açıklığı için 3 İhlâs gönderdim."


İşte gönül erlerinin bakışı bu bakış¸ duruşu bu duruştur. O yüzden bunca insan burada bir araya geliyor¸ bir aile oluyor. Bozkırın ortasındaki bu cenneti ortaya çıkartan Darende'ye mana ve derinlik katan işte bu anlayıştır. Ve niyaz ederim ki bu anlayış daim olsun. Bu mana baharı solmasın gönül cenneti pörsümesin.


Bu rahmanî bakışın nasıl okula¸ hastaneye¸ hayrata dönüştüğünün somut bir örneği olan Darende¸ başka şehirlere de model olsun. Bu güzelliklerin var olmasında ve yaşamasında payı olan himmet sahiplerinin himmeti var olsun ve İnd-i İlâhî'de makbul olsun."

Sayfayı Paylaş