HEDEFE ULAŞTIRAN SEVGİ

Somuncu Baba

Eğitimin ve hayatın olmazsa olmazı¸ her şeyin başı sevgi değil midir? Sevgiye dair şimdiye dek o kadar çok şey yazılmıştır ki¸ belki de sebebi; sözlerin onu anlamlandırmağa yetmemesi¸ manası en zengin kelime olmasıdır. Sevgi; her şeye mana kazandıran¸ içinde sevginin olduğu kimseyi ve ortamı başkalaştıran¸ varlığın en masum halidir. Saflık¸ paklık¸ temizliktir. Sevgi öyle güzel¸ öyle büyülü bir kelimedir ki… Onun olduğu yerin gülistandan farkı yoktur. Orada hoşgörü¸ anlayış¸ adalet vardır. Orada kötülük¸ zulüm barınamaz…

Eğitimin ve hayatın olmazsa olmazı¸ her şeyin başı sevgi değil midir? Sevgiye dair şimdiye dek o kadar çok şey yazılmıştır ki¸ belki de sebebi; sözlerin onu anlamlandırmağa yetmemesi¸ manası en zengin kelime olmasıdır. Sevgi; her şeye mana kazandıran¸ içinde sevginin olduğu kimseyi ve ortamı başkalaştıran¸ varlığın en masum halidir. Saflık¸ paklık¸ temizliktir. Sevgi öyle güzel¸ öyle büyülü bir kelimedir ki… Onun olduğu yerin gülistandan farkı yoktur. Orada hoşgörü¸ anlayış¸ adalet vardır. Orada kötülük¸ zulüm barınamaz…


Sevgi¸ dayanışmadır¸ samimiyettir¸ özverili olmaktır. Sevgi dolu kalp daima yaraları sarar. Durmadan boynu bükük kalpler arar. Herkesi kucaklar¸ herkese huzur verir. Bu kelimeyi eğitime bakan yönüyle düşünecek olursak; sevgi¸ eğitimde olması gereken ilk aşamadır; zira sevgi ile açılır ilmin kapısı¸ sevgi ile çözülür bilmeceler ve sevgi ile kırılır kilitli¸ sürmeli katılaşmış kalplerin inadı. Öfkeli ruhlardan kimse bir şey öğrenmek istemez. Bir ihtimal¸ öğrenildiyse de tesiri az ve süreksizdir. Genellikle boş bir birikimden ibarettir öğrenilenler. Oysa biz¸ bize teslim edilmiş ruhlara geçim kaynağı ve görev olarak değil de; yarının sahipleri gözüyle bakacak olursak her şey nasıl da değişecektir. İlk aşama budur. Yani ben mesleğimi görev icabı değil de sevdiğim için¸ benim var olma sebebim olduğu için yapıyorum demektir. Her eğitimci de bu düşünceyi eline kanun olarak alıp öylece düşmelidir yola.


Sevmek… Mesleğini sevmek¸ öğrencilerini¸ doğayı¸ taşı¸ toprağı¸ vatanı¸ kendini… Küçük şeylerin içinde derinlikler¸ manalar saklıdır deyip her şeye¸ herkese değer vermek¸ hiçbir şeyi ve kimseyi küçümsememek… Sevmeyi bilen eğitimci coşkuludur¸ fırtınalı bir denizdir daima… Vermek için¸ eğitmek için durmadan hırpalar kendini… Gönül sahillerine bilgi kumlarının¸ tecrübe taşlarının biriktiğini gördükçe daha da artar heyecanı¸ gücü kuvveti… Hiç acımaz kendine… O¸ tek vermek¸ fark ettirmek ister bilinmezleri sesiyle¸ nefesiyle¸ gücü yettiğince…


Sevmeyi bilen eğitimci emek verendir. Sevgi olunca beraberinde emek de olur zaten. Kuşlar misali küçüklüğüne aldırmadan ince ince¸ gergef gergef işlediği bilgi yuvasında hiçbir eksik yoktur. Sapasağlamdır¸ güvenlidir¸ itinalıdır. Adamıştır kendini öğrencilerine¸ gözü başka şeyleri görmemektedir. Umudu¸ hayali¸ mutluluğu¸ sevinci¸ her şeyidir yuvasının sakinleri… Onları kâh eliyle besler¸ kâh uçup kanatlanmalarını sağlayacak fırsatlar oluşturur. Önünü açar yavrularının… Gelişmelerini izledikçe bazen sevinçten¸ bazen telaştan öylece heyecanla atar yüreği…


Sevmeyi bilen eğitimci çalışkandır¸ sabredendir. Azmi ona yeni tatlar aramasını¸ meraklı olmasını sağlar. Bir arı gibi çalışır. Bir alır¸ bin verir. Hiç karşılık beklemez¸ durmadan çalışır didinir. Hedefi ve hedefine ulaşmadaki gayreti öyle büyüktür ki… Her nefes üflediği ruha¸ kendinden iz bırakır. Bıraktığı izleri kendine şevk olur. Daha başka izler bırakacak taze ruhlar arar durur. İzini bırakıp da gitmez. Ardında bıraktığını hiçbir zaman terk etmez. Oysa kötü ruhlar da çıkmıştır yoluna… Kırsalar da üzseler de şevki sönmez… O her sabah ayrı bir heyecanla koyulur hayata…


Sevmeyi bilen eğitimci asil¸ zarif¸ ince¸ ululardan da uludur. Sevmeyi bilen eğitimci bağlıdır¸ vefalıdır. Günebakanın güneşe bağlılığı gibidir hali… Güneşi ise talebeleri… Yani kendisine talip olanları… Talip olunmak ne kadar da önemlidir. Aslında hayat bize sevgiye dair o kadar çok şeyi öğretiyor ki… Sıradan gibi gelen hadiseler bize aynı hakikati anlatmıyor mu? İnsan gökkuşağına baktığında sadece o yedi rengi değil de o rengârenk duruşun bize ne anlattığını da az anlamaya çalışsa¸ merak etse sorgulasa. Sonra öğrendiklerini hayatına mihenk taşı yapıp uygulasa kendinde olacak değişime ne kadar da hayret edecektir.

Sayfayı Paylaş