KURTULUŞ SAVAŞINDA MARAŞ SAVUNMASI

Somuncu Baba

Birinci Dünya Harbinin sonlarına doğru üttefiklerin yenilmesi üzerine¸ Osmanlı İmparatorluğu 30 Ekim l9l8'de Mondros Mütarekesini imzaladı. Bu anlaşmaya göre¸ Anadolu'nun birçok yeri gibi Maraş da işgal altına girdi. Maraş önce¸ İngiliz kuvvetleri tarafından 23 Şubat l9l9'da işgal edildi. 8¸5 ay süren İngiliz İşgali sırasında pek kayda değer bir olay cereyan etmedi. Bunun da en büyük nedeni işgal kuvvetleri arasında çok sayıda Cezayirli¸ Tunuslu ve Hintli Müslüman askerlerin bulunmasıydı. Ancak şehirde bulunan yerli Ermeniler bundan rahatsızlık duyuyo

  Birinci Dünya Harbinin sonlarına doğru üttefiklerin yenilmesi üzerine¸ Osmanlı İmparatorluğu 30 Ekim l9l8'de Mondros Mütarekesini imzaladı. Bu anlaşmaya göre¸ Anadolu'nun birçok yeri gibi Maraş da işgal altına girdi. Maraş önce¸ İngiliz kuvvetleri tarafından 23 Şubat l9l9'da işgal edildi. 8¸5 ay süren İngiliz İşgali sırasında pek kayda değer bir olay cereyan etmedi. Bunun da en büyük nedeni işgal kuvvetleri arasında çok sayıda Cezayirli¸ Tunuslu ve Hintli Müslüman askerlerin bulunmasıydı. Ancak şehirde bulunan yerli Ermeniler bundan rahatsızlık duyuyorlardı. İşgal Komutanlıklarına yaptıkları başvuru neticesinde 29 Ekim l9l9'da İngiliz işgali sona erdi. Şehir bu defa da Fransız kuvvetlerinin işgali altına girdi. Fransız kuvvetlerinin şehre girişleri yerli Ermeniler tarafından büyük bir coşku ve taşkınlıklarla karşılandı. Bu durum yerli Maraş halkını çok rahatsız etti. Şehir içten içe kaynamaya başladı.


Sütçü İmam Olayı


Fransızların Maraş'ı işgalinden kısa bir süre sonra olaylar başladı. Olaylar ilk anlarda yer yer küçük grupların karşılıklı sataşma ve atışmalarla meydana geliyordu. Bu arada asıl adı Ali olan Sütçü İmam¸ Uzunoluk Caddesinin kenarında hem süt satarak geçimini sağlıyor¸ hem de fahrî olarak imamlık yapıyordu. Ermenilerin ilk taşkınlık ve şımarıklıkları 31 Ekim 1919 Cuma günü sabah saatlerinde görüldü. Fransızlardan güç alan Ermeniler¸ şehre dağılarak önlerine gelen Türklere hakaret ediyorlar¸ Türk Milletinin örf¸ âdet¸ gelenek ve görenekleri ile dinine dil uzatıyorlardı. Çeşitli mahallelerde yer yer olaylar patlak vermeye başladı. Fransız askerleri de bu duruma seyirci kalıyorlardı.
Fransız ve Ermeni askerler üçer-dörder kişilik gruplar halinde çarşı-pazar ve mahalleleri dolaşıyorlardı. Türklerin bazılarını dövmelerinin yanında¸ Türk Milletini ve Türk Hükümeti'ni aşağılayıcı sözler sarf ediyorlardı. Sataşma¸ dövme¸ yaralama gibi taşkınlıklarda yetmiyormuş gibi¸ sarkıntılık etmeye de başladılar.
 Dinine¸ vatanına¸ milletine¸ ailesine¸ namusuna bayrağına¸ kitabına¸ şeref ve haysiyetine bağlı; başkalarının boyunduruğu altında yaşamaktansa¸ ölümü bile tercih eden Maraşlılar adeta kükrediler. Fransız askerleri¸ Türklerin cesaret¸ azim ve kararlılığını henüz tanımıyorlardı. Fransızlar ve Ermenilerin bu taşkın hareketleri¸ Türklerin azim ve iradelerini artırıyordu. Türkler için artık tahammülü mümkün olmayan bir yere gelinmişti. Bardağı taşıran son damla¸ Fransız askerlerinin Uzunoluk Hamamı'ndan çıkan Türk kadınlarına sarkıntılık etmeleri oldu. Bir grup Fransız ve Ermeni askeri ikindi üzerinde Uzunoluk Caddesi'nden kışlaya dönüyorlardı. O anda Uzunoluk Hamamı'ndan yüzleri peçeli iki Türk kadını çıktı. Üç kişi olan ve sarhoş durumda olan Fransız ve Ermeni askerlerinden birisi¸ hamamdan çıkan Türk kadınlarına saldırdı ve peçesini yırttı. “Artık burası Türklerin değildir¸ Fransız memleketinde peçe ile gezilmez.” diyerek kadıncağıza ilişmek istedi. Peçesi yırtılan ve zor durumda kalan kadıncağız bayılıp yere düştü. Diğer kadın da imdat isteyerek bağırdı. Olayı Kel Hacı'nın kahvesinden gören Türkler dışarı çıkarak¸ askerlerin üzerine yürüdüler. Türkler¸ Ermenilere ihtarda bulunarak yollarına gitmelerini söylediler. Ermeniler kötü sözler sarf ederek silah kullandılar. Bu arada Çakmakçı Sait orada kurşunla yaralandı ve şehit oldu. Gaffar Osman da yaralandı.


İlk Kurşunu Atan Sütçü İmam


Bu sırada Sütçü İmam¸ Karadağ tabancasını alarak dükkânından hızla olayın olduğu yere geldi. Silahını Ermeni askerlerinin üzerine boşalttı. İlk kurşunu atan Sütçü İmam'ın silahı ile yaralanan Ermeni askeri arkadaşlarının yardımı ile kışlaya götürüldü. Yaralı asker bir gün sonra öldü. 1 Kasım 1919 tarihinde ölen Ermeni için büyük bir cenaze töreni düzenlendi. Sütçü İmam ise Nalbant Bekir'den aldığı bir atla Bertiz'in Ağabeyli Köyünde bulunan Beyazıt oğlu Muharrem Bey'in yanına gitti. Sütçü İmam Ermeni ve Fransızlar tarafından sürekli arandı. Bulunması için de Maraş'ın resmî makamları çok sıkıştırıldı. Bütün çabalara rağmen Sütçü İmam bulunamadı. Sütçü İmam'ın bu unutulmaz kahramanlığından dolayı halk adeta birbirine kenetlenerek kardeş oldu. Birlik ve beraberliğin en güzel örneği bundan sonra da yaşandı. Sütçü İmam olayı¸ Kahramanmaraş harbinde de yeni bir ışık¸ yeni bir zafer yolunu açmış oldu. Fransız askerlerinin ölmesi¸ Fransızlarla Ermeniler arasındaki sıkı ilişkiyi daha da artırdı. Fransız asayişinin bozulmasına Türk düşmanı Ellik Ermenileri sebep oldu. Çünkü Fransızlar; Türklerin vatan ve namusuna bu kadar sadakatle bağlı olduklarını bilmiyorlardı. 


Olayların Gelişmesi


Sütçü İmam hadisesinden sonra gözleri dönmüş Ermeniler¸ çılgınlıklarını artırmaya başladılar. Ermeniler sağa sola ateş ederek Zülfikar Çavuş oğlu Hüseyin'i şehit ettiler. Bu arada Türkleri öldürüp kadınlarını alacaklarını¸ camilerine çan takacaklarını söylemeye başladılar. Gaziantep yolu üzerindeki Zeytinlikte Tiyeklioğlu Kadir isimli genci boğazlayarak burnunu ve kulaklarını kestiler. Tiyeklioğlu Kadir¸ Sütçü İmam'ın dayısının oğlu olduğundan¸ özellikle işkence sonucu öldürdüler. 1 Kasım 1919 Ermenilerin yaptıkları cinayetler artarak devam etti. Şekerli Mahallesinden Nasıroğlu Mehmet¸ arkadan kamalanarak Ermeniler tarafından haince şehit edildi. 14 Kasım 1919 günü yine¸ Çiçekli Mahallesindeki evinden komşusuna gitmekte olan Âşık Mustafa oğlu Ökkeş'i şehit ettiler. Bu arada Kuyucak Kümbet¸ Çiçekli ve Haydarlı Mahallelerinde toplanan Ermeniler¸ silahlanarak Türkleri tek tek yakalayıp işkence etmeye başladılar. Maraşlıların gitgide sabrı taşıyordu.  Bu sırada haberleşme telgrafla yapılıyordu. Telgraf makinelerinden Türkler de gizlice yararlanıyorlardı. Türkler tarafından Cancık Mağarası'na yerleştirilen Telgraf makinesi sayesinde Sarıgüzel¸ Maksutlu¸ Bertiz¸ Sarıçukur ve Kavlaklı Köyleri ve Pazarcık'taki Kılıç Ali Beyle haberleşme sağlanıyordu.


Bayrak Hadisesi


İşgalci güçlerin şehirde yaptığı taşkınlıklar tam bir terör havasına dönmüştür. Olaylar bir türlü durmak bilmez. 27 Kasım l9l9 gecesi Ermenilerin ileri gelenlerinden Hırlakyan'ın evinde işgal komutanının şerefine bir balo tertiplenir. Baloda komutanın dansa davet ettiği genç Ermeni kızı “Sizinle dans etmekten mazurum. Çünkü kendimi esarette hissediyorum. Kalede Türk Bayrağı dalgalandığı sürece¸ sizinle dans edemem!” diyerek teklifini reddeder. Bunun üzerine askerlerine derhal emir veren komutan¸ kaledeki Türk Bayrağını indirtir. 28 Kasım l9l9 Cuma günü Maraş'ın kara sabahıdır. Yatağından kalkan Maraşlılar¸ asırlardan beri kale burcunda dalgalanan şanlı bayraklarını göremezler. Bu olay şehri infiale sürükler. Savcı-Avukat Mehmet Ali Kısakürek derhal kaleme sarılarak “Âlem-i İslâm'a Hitap” beyannamesini yazarak şehrin muhtelif yerlerine dağıttırır. Halkı¸ bayrağın indirilmesine tepki göstermeye davet eder. Bir milletin istiklaline son verilmesi anlamına gelen bayrağının indirilmesi karşısında Maraşlılar sessiz kalmazlar ve Cuma namazı vakti Ulu Camii'de toplanır. Ezan okunduktan sonra¸ camide toplanan halka Cuma hutbesinde cami imamı Rıdvan Hoca “Aziz Cemaat¸ kalesinde düşman bayrağı dalgalanan bir millet hürriyetini kaybetmiş sayılır. Hürriyet olmayan bir yerde cuma namazı kılmak caiz değildir.” der. Maraş halkı ise “Bayraksız namaz kılınmaz!” diye bağırır.  Dağıtılan beyannamenin doğru olduğunu tasdik ederler. Bunun üzerine Maraşlılar topluca kaleye hücum ederek¸ indirilen bayrağı yeniden kale burçlarına dikerler.



Büyük Savaş Başlıyor


Türk Bayrağının Maraş Kalesi'ne çekilmesinden sonra gerginlik iyice artar. Savaşın patlak vermesi an meselesidir. Fransızlar¸ hazırlık yaparken¸ Türkler de kendi aralarında öbek öbek toplanmaya ve fikir alışverişinde bulunmaya başlarlar. Veziroğlu Mehmet Alpaslan'ın evinde bir toplantı yapılır. Maraşlıların düşmanla savaşa teşkilatlandırılmasının biri de burada sağlanmıştır. Maraş'ın ileri gelenlerinden Veziroğlu Mehmet¸ Sandal Osman¸ Cerrahoğlu Zekeriya¸ Başkâtip Rıza¸ Karcı Hacı¸ Kocaoğlu Evliya¸ Veliefendioğlu Ziya ve Hocaoğlu Nuri'den oluşturulan 8 kişilik Temsil Grubu doğrudan Sivas Heyet-i Temsiliyesi ile ilişki kurma hazırlıklarını yaparlar. Ayrıca¸ Maraş'ın Hatuniye¸ Şekerli¸ Bayazıtlı¸ Kayabaşı¸ Divanlı¸ Acemli¸ Ekmekçi¸ Dereiçi Mahallelerinde de toplantı yapılarak teşkilatlanma çalışmaları başlarlar. Bu teşkilatlandırma çalışmaları düzenli bir hale getirilerek “Maraş Müdafa-i Hukuk Cemiyeti” kurulur. Cemiyet üyelerine savaş taktikleri öğretilerek¸ savaş sırasında neler yapılacağı¸ nasıl hareket edileceği üzerinde temel bilgiler verilir. Teşkilatlanma hazırlığı tamamlandıktan sonra savaş harekâtına geçmek için Sivas Heyet-i Temsiliyesi'ne başvurulur. Sivas Heyet-i Temsiliyesi¸ o zamanlar da merkez karar organı durumunda idi. Sivas Heyet-i Temsiliyesi¸ savaş için Yüzbaşı Kurtoğlu Salim Bey ile Üsteğmen Kılıç Ali Bey'i görevlendirilir. Kahramanmaraş'ta savaş hazırlıkları artık tamamlanmıştır. Herkesi heyecanlı bir bekleyiş sarar. Herkesi her an şehit olma¸ yok olma durumunun yanında sevinç¸ gözyaşı ve savaşın kazanılması gibi düşünceler sarmıştır.


21 Ocak l920 günü şehir harbi başlar. 22 gün ve gece süren bir mücadeleden sonra yediden yetmişe her Maraş evladı silaha sarılarak tek yürek¸ tek bilek halinde bütün mevcudiyetini ortaya koyar. Sonunda kendisini yok etmek isteyen düşmanı yerli işbirlikçileri ile birlikte mağlup eder¸ büyük bir zafere imzasını atar. Bu uğurda pek çok evladını şehit verir. Maraş'ın düşman istilasından kurtulması¸ Türk Kurtuluş Savaşının da ilk hareketini teşkil eder. Maraşlılar¸ daha o tarihte “Kendini Kurtaran Şehir” unvanı ile anılmaya başlamakla birlikte¸ çevre illerinde yardımına koşarak millî dayanışmanın en güzel örneklerini verir.


İstiklal Madalyası Ve “Kahramanlık” Unvanının Verilmesi

Maraş'ın Kurtuluş Savaşında şehir halkı ile birlikte topyekûn direniş göstermesi ve çevre vilayetlerin de yardımına koşması büyük takdir toplar ve Kurtuluş Savaşı sonrasında Maraş'a bir yazı gönderilerek Millî Mücadeleye katılanların listesi istenir. Şehrin ileri gelen yöneticileri toplanır¸ bir durum tespiti yapar. Sonunda Ankara'ya “Maraş'ta Millî Mücadeleye katılmayan tek fert bile yoktur.” cevabı verilir. Bunun üzerine 5 Nisan 1925 yılında toplanan Türkiye Büyük Millet Meclisi İstiklal Madalyası'nın Maraş'ta fertlere değil¸ şehir halkına verilmesi kararlaştırılır. Maraş  bir adet kırmızı şeritli İstiklal Madalyası ile ödüllendirilir. Maraş şehri yine Millî Mücadeledeki fedakârlığından ötürü TBBM tarafından 7 Şubat l973 tarihinde de “Kahramanlık” payesiyle de ödüllendirilir.

Sayfayı Paylaş