ŞEHRİN KANDİLİ

Somuncu Baba

"Bugün yurt dışından sadece Mevlânâ için Konya'ya gelen çok sayıda Batılı aydın
vardır. Bunlar¸ Mevlânâ'sız Konya'nın düşünülemeyeceğini söylerler. Bu ifade¸ Konya'nın
sosyal kimliğini ve manevî hamurunu şekillendiren bir önemli dikkat noktasıdır."

Bu ülkenin bütün şehirlerinde o şehrin sembolü olmuş¸ o şehri himayesine almış¸ hizmetiyle¸ bilgisiyle¸ itibarıyla o şehrin kandili daha nice insanlarımız vardır. Bizim topraklarımız ve bizim bayrağımız hep bu mübarek insanların bize kazandırdıklarıyla güçlenip geleceğe daha bir güven ve huzur içerisinde yürümemizi sağlayacaktır… Bunlar sığınılan vefa limanlarıdır… Bunlar¸ Arif Nihat'ın diliyle¸ "Barışın güvercini¸ savaşın kartalı" misali bizim gönül bayrağımızdır… Bunlar şehirlerin sadece sembolü değil aynı zamanda armasıdır¸ koruyucularıdır. Işık verici yol göstericileridir. Yeni nesil¸ geçmiş neslin bu burç isimleriyle varlık sebebini kavrar ve yaşama bilincini geliştirir. Onlar birer canlı öğüttür¸ aynı zamanda şehrin hafızası ve temsil ettikleri şehirde yaşayan neslin idrakidir…


Ne var ki¸ şehirlerimizde yaşayanların önemli bir kısmı bu tür insan kalitesinin farkında mı¸ diye bir sızımız vardır yüreğimizde.


Burada meseleyi biraz özelleştirip Konya ve Mevlânâ ilişkisine getirmek istiyorum. Her şehrin büyüğü o şehrin şahsiyet tapusudur. Ancak bir Mevlânâ'mız var ki¸ o sadece Konya'nın değil¸ Türkiye'nin şahsiyet tapusu durumuna gelmiştir.


Mevlânâ'nın Konya'ya katkısının üzerinde dururken çok önemli bir hususu dikkatinize arz etmek isteyeceğim: Bugün yurt dışından sadece Mevlânâ için Konya'ya gelen çok sayıda Batılı aydın vardır. Bunlar¸ Mevlânâ'sız Konya'nın düşünülemeyeceğini söylerler. Bu ifade¸ Konya'nın sosyal kimliğini ve manevî hamurunu şekillendiren bir önemli dikkat noktasıdır. Mevlânâ'yı Konya'dan çıkarınız¸ mesela¸ Kayseri gibi bir şehre dönüşür. Hatta Kayseri'nin de gerisinde kalabilir. Çünkü Kayseri'deki Mevlânâ'nın ruhaniyetinin izlerini daha etkin bir şekilde görmek mümkündür: Bu şehirdeki dört üniversitenin üçünü Kayserili kurdu¸ ilk devlet üniversitesinin fizikî kapasitesinin yüzde 75'ini de yine aynı şehrin hayırseverleri sağladı. İlköğretim ve lise binalarının yüzde 90'ını yine bu hayır elleri inşa ve ihya etti.  Konya'da Mevlânâ'ya rağmen¸ böyle bir etkinlikten söz etmek güçtür. Manevî mirası açısından bakarsanız Konya'nın Mevlânâ ile öne çıkışı¸ bu tür hayır kurumlarından daha etkindir. Hayır kurumları şehrin talebine cevap verir ve yerel değer olarak kalır¸ Mevlânâ ise¸ toplumun manevî talebine cevap veriyor ve millîleşmenin ötesinde evrenselleşiyor. Konya'nın şansı işte budur!


Konya'yı ve yukarıda sözünü ettiğimiz birçok şehrimizi böylesi manevî bir imtiyazla koruyup kurtarırken¸ o şehirler bu insanlarla yücelirken¸ şehirli giderek bir vefa erozyonuna uğruyor olmalı ki¸ bugün böyle bir sahiplenme duygusundan uzaklaşmaya başladık. Şehirleri ihya eden¸ zenginleştiren¸ geliştiren¸ büyüten insanlarla¸ şehirleri yağmalayan¸ parçalayan¸ dağıtan¸ tüketen insanlar arasında seçimini sağlıklı yapamayan şehirli¸ sürüklendiği bu korkunç badireden nasıl kurtulacaktır? Aslında¸ şehirlerin gelecek için ciddi problemleri bunlar olmalıdır. Çünkü bu vefasızlık yüzünden şehirler¸ imtiyazlı olmaktan sıradan olmaya doğru bir çöküşün hezimetiyle yüz yüze kalma tehdidine doğru çekilmektedir… Çok katlı binalarla¸ belki de geniş yeşil alanlarıyla boyanmış¸ süslenmiş¸ aydınlatılmış şehirler yaparsınız ama ruhu öldürülmüşse¸ bu şehirler kadavradan başka neye benzetilebilir ki?

Sayfayı Paylaş