HER ŞEYİ İLMİNDE TUTAN, HİÇBİR ŞEYİ UNUTMAYAN, KORUYAN VE MUHÂFAZA EDEN: EL-HÂFIZ

Somuncu Baba

"Bilindiği gibi Yüce Allah'ın herhangi bir Müslüman'ı¸ darda kaldığı ve sıkıntıya
düştüğü zaman harikulade bir şekilde korumasına meûnet denir. Ayrıca¸
insanın yaptığı amelleri kayıtlara geçiren hafaza melekleri vardır."

"Hâfız"¸ görüp-gözeten¸ unutmayı ortadan kaldıran¸ hiçbir şeyi unutmayan¸ bir şeyi telef ve kaybolmaktan koruyan¸ her şeyi ilminde tutan¸ bir şeye müvekkel olan (yerine getirmeyi üzerine alan) kimseye denir.[1]


 Allah'ın koruduğu¸ hiçbir zaman kaybolmaz. Yüce Allah'ın en güzel isimlerinden birisi olan el-Hâfiz¸ kendisinden hiçbir şey gizli kalmayan¸ kullarının bütün yaptıklarını saklayan¸ kudretiyle yeri ve göğü belirlenmiş süreye kadar yok olmaktan muhâfaza eden mânâlarını taşır. O'nun kâinatı dengede tutması da bir koruma biçimidir. Nitekim şu âyetlerde bu hususa işaret edilir: "Şüphesiz Allah¸ gökleri ve yeri¸ yok olup gitmesinler diye (kurduğu düzende) tutuyor."[2] "Gökleri ve yeri koruyup gözetmek ona güç gelmez. O¸ yücedir¸ büyüktür."[3]


Yüce Allah kullarına ait; hayır ve şer¸ gizli ve açık¸ büyük ve küçük bütün fiilleri saklar. Her şey ilâhî yazılımda kayıtlıdır. O'ndan hiçbir şey kaybolmaz. Herkesin yaptığı korunur¸ kaydedilir. Kıyamet günü¸ herkese yaptığının karşılığı tam olarak verilir¸ ödenir.[4] O gün¸ bütün depolanan bilgiler açılır. Herkes günah ve sevap¸ iyi ve kötü ne yaptıysa hepsini karşısında bulur:


"Kitap ortaya konur. Suçluları¸ kitabın içindekilerden korkuya kapılmış görürsün. ‘Eyvah bize! Bu nasıl bir kitaptır ki küçük¸ büyük hiçbir şey bırakmadan hepsini sayıp dökmüş!' derler. Onlar bütün yaptıklarını karşılarında bulurlar. Senin Rabbin hiç kimseye zulmetmez."[5]


"Artık kim zerre ağırlığınca bir hayır işlerse onun mükâfatını görecektir. Kim de zerre ağırlığınca bir kötülük işlerse onun cezasını görecektir."[6] İnsan bütün bu uyarılardan ibret almalı ve intibaha gelmelidir. Beklenen o gün gelmeden hazırlığını yapmalı ve hayatını Allah'ın çizdiği istikamette yaşamalıdır.


 Yüce Allah'ın Koruması İki Türlüdür


1. Umumi koruma: Bütün yaratılmışlar üzerinde hıfz ve ilim sahibi olan Allah'ın koruması geneldir. Onların yapısını¸ gidecekleri istikameti ve kendileri için yararlı olan şeylerin tümünü korur. "Şüphesiz Rabbim¸ her şeyi koruyup gözetendir."[7] Varlığın hayatını idame ettirmesi için gerekli bütün materyalleri yaratır. Bu bağlamda Allah (c.c)¸  her varlığın hayatını sürdürmesinde muhtaç olduğu hava¸ su¸ ateş ve toprağı müşterek menfaat için yaratarak korumuştur.


2. Özel Koruma: Allah¸ kendisine hakkıyla itaat ve kulluk eden veli ve sâlih kullarını muhâfaza eder. Onların dünya menfaatlerini koruduğu gibi¸ bedenini¸ ehlini¸ çocuklarını ve malını da korur. Bunu farklı şekilleri sebep kılarak gerçekleştirir. Bilindiği gibi Yüce Allah'ın herhangi bir Müslüman'ı¸ darda kaldığı ve sıkıntıya düştüğü zaman harikulade bir şekilde korumasına meûnet denir. Ayrıca¸ insanın yaptığı amelleri kayıtlara geçiren hafaza melekleri vardır. Bunlara "Kirâmen kâtibîn/Şerefli yazıcılar" da denir. Kur'an'da bunlardan bahsedilir: "Oysa yaptıklarınızı bilen¸ değerli yazıcılar sizi gözetlemektedirler."[8]


Öte yandan¸ insanın yapıp-ettiklerini koruma altına alan meleklerden ayrı olarak¸ bizzat mü'minleri koruma işini üslenen koruyucu ‘hafaza' melekleri de vardır. Bu melekler¸  sürekli insana iyiliği telkin ederler¸ onu gelebilecek her türlü helâk ve kötü tuzaklardan korumak için büyük çaba sarf ederler. Kur'an'da bu özel görevli meleklerden şöyle söz edilir:


 "İnsanı önünden ve ardından takip eden melekler vardır. Allah'ın emriyle onu korurlar."[9]


"O¸ kullarının üstünde mutlak hâkimiyet sahibidir. Üzerinize de koruyucu melekler gönderir."[10]


 İnsanı korumakla görevlendirilmiş olan melekler¸ sadece can¸ mal güvenliğini ilgilendiren dünyevî konularda değil¸ aynı zamanda kişinin din ve imanını inkâra götürebilecek mânevî konularda da aktif görev üslenirler. Özellikle¸ insan ve cin şeytanlarının telkin ve yönlendirmelerinden kaynaklanan; şek¸ şüphe¸ fitne¸ şehvet gibi kötülüklerden korurlar. Nasıl ki¸ dışarıdan¸ iştahımızı çeken ve arzu ettiğimiz bir şey görünse¸ ihtiyarımız ve isteğimiz olmaksızın zorunlu olarak biz onu arzu ederiz ve (içimizden uyanan doğal bir meyil ile) ona doğru hareket ederiz. Tıpkı bunun gibi¸ kendisinden kaçtığımız bir şey bize dışarıdan ulaşsa¸ zorunlu olarak hoşnutsuzluk duyar ve ondan kaçarız.  Bu böyle olduğuna göre¸ demek ki¸ irademiz dışarıdan belli şeylerle kayıtlı ve bağlıdır. "Önünden ve ardından insanoğlunu takip edenler vardır. Allah'ın emri ile onu muhâfaza ederler" âyetinden anlaşıldığına göre¸ iç tesirlerle dış âmiller (burada melekler) insan iradesini birlikte yönlendirirler.[11] Eğer insan¸ iyiliği ilham eden meleklerin bu yönlendirmesini hissedebilirse¸ hayatında doğru kararlar verebilir. İşte İslam itikadında ‘kader' bu iç ve dış amillerin müşterek terkibidir.


 


 


Zıtlıkların Ahengi


El-Hâfız ism-i celîli ile muttasıf bulunan Allahu Teâl⸠zıtlıkların ahengini sağlayacak imkânlar yaratmıştır. Varlık düzleminde¸ birbirine terkip ve öz yapılar itibariyle aykırı düşen bu hallerin âhenk içinde bulunup birbirlerini yok etmemesi için gereken sebepler de var kılınmıştır.  Bu sebepler arasında ateş ve su¸ hastalık ve ilaç¸ zehir ve panzehir gibi farklılıklar bazen tabiatta¸ bazen de insanın bedeninde birlikte bulunurlar. Âlemde her bir varlığa kendisini muhâfaza edecek enstrümanlar birlikte verilmiştir. Bakmasını ve görmesini bilenler için Allah'ın el-Hâfız isminin tecellîsi her yerdedir. Kaldı ki¸ Allah'ın el-Hâfız isminin tecellîgâhı sadece insan değildir; bitkilerden hayvanlara varıncaya kadar bütün yaratıklardır. Mesel⸠Allah bir bitkinin ya da meyvenin özünü korumak için dış kabuğu¸ tazeliğini korumak için rutûbeti yaratmıştır. Sadece kabukla korunması mümkün olamayan meyveler için silah olarak dikenlerini yaratmıştır. Düşmanlarına karşı yılanın kendisini koruması için zehrini¸ aslanın kendisini koruması için pençesini yaratması gibi… Allah'ın yarattığı bütün varlıkların bir koruyucu sebebi vardır. Öyle ki¸ gökten rahmet olsun diye yere düşen bir yağmur damlasının bile bir koruyucusu vardır. Bu basîret ehline keşfedebildiği bir olaydır.[12]


Özetle¸ Yüce Allah'ın el-Hâfız ism-i şerîfinden hissesini alan her mü'min¸ Allah'ın bakışına mahal olan kalbini¸ O'nu anmaktan alıkoyacak her türlü kötülükten ve mânevî hastalıklardan korur. İnsan¸ el-Hâfız ismiyle rabbini tanıyabilir; Allah'ın çizdiği hudutları çiğnemez¸ korur; hem Allah'ın ve hem de mahlûkatın hak ve hukukunu muhâfaza eder. Rabbinin emrettiklerini hayata geçirir¸ yasaklarından da şiddetle kaçınır. Böylece hem dinini¸ hem insanlığını¸ hem ırzını¸ hem şerefini ve hem de haysiyetini korur.


Yüce Allah cümlemizi el-Hâfız ismi şerifiyle muhâfaza etsin!…


 






[1] El-Isfehânî¸ el-Müfredât¸ s. 178.



[2] 35/Fâtır¸ 41.



[3] 2/Bakara¸ 255.



[4] Bkz. 9/Tevbe¸ 95; 32/Secde¸ 17; 46/Ahkâf¸ 17.



[5] 18/Kehf¸ 49.



[6] 99/Zilzâl¸ 7-8.



[7] 11/Hûd¸ 57.



[8] 82/İnfitâr¸ 10-12.



[9] 13/Ra'd¸ 11.



[10] 6/En'âm¸ 61.



[11] İbn Rüşd¸ Menâhicü'l-Edille¸ (çev. S. Uludağ)¸ İstanbul¸ 1985¸  s. 328–329.



[12] Gazalî¸ Kitâbu'l-Esn⸠s. 80-81.

Sayfayı Paylaş