EHL-İ BEYT'İN HİKMET PINARLARINDAN İMAM ZEYNELÂBİDÎN VE HUKUK RİSÂLESİ

Somuncu Baba

Ehl-i Beyt'e olan derin ve duygusal muhabbetimiz âlemlere rahmet olarak gönderilen Rasûl-i Ekrem Efendimize olan muhabbetten ileri gelmektedir. Onun ailesini sevmek onu sevmenin bir yansıması ve parçasıdır. Ehl-i Beyt'ini sevmenin Hz. Peygamber (s.a.v)'i memnun edeceği¸ onlara eziyet etmenin de onu üzeceği şuuru her an zihinlerde taze kalsaydı belki de tarihimizdeki Ehl-i Beyt merkezli acı olaylar yaşanmayabilirdi.

Ehl-i Beyt'e olan derin ve duygusal muhabbetimiz âlemlere rahmet olarak gönderilen Rasûl-i Ekrem Efendimize olan muhabbetten ileri gelmektedir. Onun ailesini sevmek onu sevmenin bir yansıması ve parçasıdır. Ehl-i Beyt'ini sevmenin Hz. Peygamber (s.a.v)'i memnun edeceği¸ onlara eziyet etmenin de onu üzeceği şuuru her an zihinlerde taze kalsaydı belki de tarihimizdeki Ehl-i Beyt merkezli acı olaylar yaşanmayabilirdi.


Bu yazıda Ehl-i Beyt imamlarından biri olan İmam Ali Zeynelâbidîn'in haklara dair bir risâlesinde insanlığa verdiği evrensel mesajlar ele alınacak; söz konusu risâlesinden bazı bölümler sunulacaktır. Böylece Ehl-i Beyt'in hikmet pınarından istifade edilecek ve aynı zamanda Ehl-i Beyt'i neden sevmemiz gerektiği sorusuna da bir anlamda cevap verilmiş olacaktır.


İmam Ali Zeynelâbidîn


O¸ Hz. Peygamber (s.a.v)'in Kerbelâ katliamından sağ kurtulan biricik torunudur. Hz. Hüseyn'in oğludur. Zühd¸ takva¸ ibadet¸ dua ve Allah'a kullukta zirve olan bu Ehl-i Beyt emâneti çok secde etmesi sebebiyle "seccâd" lakabıyla anılmıştır. Zeynelâbidîn adı ise "ibadet edenlerin süsü" anlamına gelmektedir. Onun hayatı nebîlerin hayatından numuneler taşıdığı için ibadet konusunda ender şahsiyetlerden biridir. O¸ zühdü ve Allah'a yakarışı yönüyle Hz. İsa'yı¸ çetin imtihan ve belâlara sabredişi bakımından Hz. Eyyub'u¸ ihlâsı ve yüksek ahlakıyla da büyük dedesi Rasûl-i Ekrem Efendimizi hatırlatmaktadır. Hicrî 38 yılında Medine'de doğmuş¸ 25 Muharrem 98'de Medine'de vefat etmiştir. Kabri Bakî mezarlığında amcası Hz. Hasan'ın yanındadır.


Hukuk Risâlesi


İmam Ali Zeynelâbidîn Risâletü'l-Hukûk adıyla hacmi küçük¸ ancak muhtevâsı geniş bir risâle kaleme almıştır. Bu risâlede Müslümanın riâyet etmesi geren bütün hakların tasnifini ve kısa açıklamalarını yapmıştır. Böylece İslam'da kulun haklar karşısında ve özellikle kul hakları konusunda duyarlı olması gerektiğine işaret etmiştir. (Geniş bilgi için bkz. Abdulaziz Hatip¸ İmam Ali Zeynelabidin Hukuk Risâlesi¸ İstanbul 2010.)


Hakların Tasnifi


Allah hakkı¸ vücut organlarının hakkı¸ amellerin hakkı¸ yöneticilerin hakkı¸ yönetilenlerin hakkı¸ akrabaların hakkı¸ iyilik yapanların hakkı¸ cemaatle namazın hakkı¸ meclis hakkı¸ komşu hakkı¸ ekonomik haklar¸ ihtilaftan doğan haklar¸ istişare ile ilgili haklar¸ nasihate ilişkin haklar¸ sosyal haklar¸ fakirlerin hakları¸ sevindirenin ve üzenin hakkı¸ toplum hakkı… Bu liste daha da uzatılabilir…


Kısaca Bu Hakların Mahiyeti


Tüm hakların aslı Allah hakkıdır. Allah'ın en büyük hakkı¸ O'na hakkıyla kulluk etmek ve hiçbir şeyi ortak koşmamaktır. Bu haklar samimiyetle yerine getirilirse Allah dünya ve âhiret işlerinde kuluna yardım etmeyi taahhüt eder. Her iki cihanda kul neyi seviyorsa onu korumayı garanti eder.


Vücut organlarının hakkı¸ onları Allah'a itaat yolunda eksiksiz bir şekilde çalıştırmaktır. Bunun için dile¸ göze¸ kulağa¸ ele¸ ayağa¸ mideye¸ üreme organına meşru hakkını vererek bu konularda Allah'tan yardım dilemektir. Bu organları Allah ne için vermişse¸ başka işte değil¸ sadece o işte ve uğurda¸ meşru ve doğru olan şekilde kullanmaktır. Dili yalanda¸ gıybette; eli¸ ayağı¸ gözü haramda; mideyi haram lokmada… kullanmak onların hakkını ihlal etmektir.


Amellerin de insan üzerinde hakkı vardır. Namazın hakkı¸ Allah'ın daveti ve O'nun divanında olunduğu bilinciyle başlamak¸ bütün azalara sükûnet ve saygı içerisinde namaz kıldırmaktır. Orucun hakkı¸ onun kullarını cehennemden korumak için Yüce Allah tarafından el¸ ayak¸ göz¸ kulak¸ şehvet ve midenin önüne gerdiği koruyucu bir perde olduğu bilinciyle hareket etmektir. Zekâtın hakkı¸ zekâtın Allah katında kul için bir yatırım¸ yanına bıraktığı ve şâhide ihtiyaç duymayan bir emânet olduğunu bilmektir. Bunun böyle olduğunu bilen Müslüman¸ gizli verdiğine açıktan verdiğinden daha fazla ümit bağlamış olur. Çünkü ne verdiğini ve niçin verdiğini ancak Allah bildiği için zekât Allah ile kul arasında sır olarak kalır. Hac ve kurbanın hakkı¸ bunlarla sadece ve sadece Allah'ın hoşnutluğunu¸ O'nun rahmet ve kabulüne mazhar olmayı dilemektir.


Yöneticinin hakkı¸ senin kendisi için bir imtihan vesilesi olduğunu bilerek hareket etmektir. Böyle hareket edilince¸ dininden taviz vermeden yöneticinin meşru isteklerinde ona itaat etmek¸ doğru yapması ve bu konuda başarılı olması için ona gönülden dua etmek de onun haklarındandır.


Öğreticinin hakkı¸ hocanın öğrencilerin kendisine emânet edilmiş kimseler olduğu bilinciyle hareket etmesidir. Bu bilince sahip olan öğretmen¸ öğrencinin yararına olan şeyleri en güzel şekilde¸ şefkat ve merhametle öğrencisine anlatır ve öğretir.


Öğrencinin hakkı¸ saygı göstermek¸ ders meclisinde edeplice oturup istifade etmek¸ ders esnasında başka şeylerle ilgilenmemektir. Öğrenci olarak seni eğitmesi konusunda ona yardımcı olman¸ söylediklerini zihninde tutman ve eğitime zarar verecek zevk ve eğlencelerden uzak durmantır.


Yönetilenin hakkı¸ şefkat¸ merhamet ve adaletle muâmele görmektir. Çünkü yönetici her zaman yönetilenden güçlüdür. Böyle olduğu için iktidarı ele almıştır. O zaman zayıf konumdakine yardım ve merhamet etmek onun hakkıdır.


Hanımın hakkı¸ onun Allah'ın bir lütfu ve emâneti bilinciyle hareket etmektir. Dolayısıyla kendileriyle sükûnet bulunan Allah'ın bu nimetine güzelce eşlik etmeli¸ ona sevgi¸ saygı¸ şefkat ve yumuşaklık gösterilmelidir. Hanımın üzerinde de beyşini aynı şekilde haklar vardır.


Anne hakkı¸ ona karşı şu bilinçle davranmaktır: Hiç kimsenin kimseyi taşımayacağı yerde o seni aylarca taşımıştır. Kimsenin kimseyle paylaşamayacağı¸ kalbinin meyvesi olan şefkati ve vücut gıdalarını seninle paylaşmıştır. Gözü¸ kulağı¸ eli¸ ayağı kısacası bütün bedeniyle dört gözle dünyaya gelişini beklemiştir. O sevinçli günü iple çekerken bu uğurda nice acılara ve zorluklara katlanmıştır. Karnını sana kundak¸ kucağını sana beşik¸ göğsünü emzik¸ canını siper etmiştir. Canından¸ kanından¸ uykusundan senin için feragat etmiştir. Sen de onun fedakârlıklarına karşı ona teşekkür ve hürmet borçlusun.


Baba hakkı: Baba insanın aslıdır. İnsanın kendisi için hoşlandığı ve elde ettiği her nimette babasının bir hakkı ve payı olduğunu unutmamalıdır. Dolayısıyla babaya itaat¸ hürmet ve teşekkür borcu vardır. 


Baba Evladını Ancak İyi Eğitmeli


Evlat hakkı¸ insanın kendisinin bir parçası olduğu ve onun adını taşıyacağı bilinciyle hareket etmektir. Bunun sonucu olarak baba evladını ancak iyi eğitmek ve ona Allah'ın yolunu göstermekle hakkını ödemiş olur.


Kardeş hakkı¸ onun tutan el¸ dayanılan arka¸ bel bağlanan kuvvet ve hayat mücâdelesinde hazırlık olduğunu bilmektir. Buna göre onu Allah'a isyan olacak konularda kalkan ve Allah'ın kullarına karşı bir zulüm aracı olarak kullanmamak gerekir. Nefsine karşı desteksiz¸ düşmanına karşı yardımsız¸ şeytanına karşı korumasız bırakmamak ve ona Allah için nasihat etmek gerekir.


İyilikte bulunanın hakkı ona teşekkür etmek¸ huzurunda iyiliğini yâd etmek ve gıyabında onun için içtenlikle dua etmektir. Sohbet arkadaşının hakkı¸ ona tatlı dilli¸ güler yüzlü ve yumuşak davranmak¸ konuşurken sözünü kesmemek¸ söz hakkını kullanmada adalete riayet etmektir.


Komşu hakkı¸ o yokken onu her şeyiyle koruyup gözetmek¸ varlığında saygı göstermek¸ her iki durumda yardım ve desteği esirgememek¸ mahremiyetlerini gözetlememek¸ ayıp ve kusurlarını örtmektir.


Arkadaşlık hakkı¸ elden geldiğince özverili davranmak¸ onu kendine tercih etmek ve yaptığı iyiliği karşılıksız bırakmamaktır. Ortaklığın hakkı¸ kendisi olmadığında onun yerini tutmak¸ mevcut olduğunda ona kendin gibi davranmak¸ onun kararını öğrenmeden kendi kararında ısrar etmemek¸ malını kendisi için muhafaza etmek¸ ona ihânet etmeyi asla aklından geçirmemektir.


İmam Ali Zeynelâbidîn diğer hakları da bu şekilde ele almaktadır. Onun bu risâlesinden büyük dedesi Rasûl-i Ekrem'in ilim¸ irfan¸ nezaket¸ rahmet¸ ahlak¸ adalet¸ hak¸ hukuk adına getirmiş olduklarının bir özetini öğrenmekteyiz. İşte biz Ehl-i Beyti Efendimizin bütün güzel özelliklerini¸ onun yüce hatırasını ve eşsiz râyihasını bize taşıdıkları için seviyoruz.

Sayfayı Paylaş