ATTAR'A GÖRE MUTLULUK REÇETESİ

Somuncu Baba

Mutlu olmak hiç şüphesiz izafi bir kavramdır. Ancak yine de mutlu olmak denilince ortak bir duygudan söz ederiz. Bu duygu kendini iyi hissedebilmektir. Bazen bir bardak çay içilirken duyulabilen bu tatlı duygu¸ bazen başkalarının acılarını paylaşırken¸ bazen bir davranıştan pişmanlık duyarak affedilmek için çaba harcarken¸ bazen acı çekse bile bunu olgunlukla ve sabırla karşılayabilmeyi becerebilirken olabilir. Yani mutlu olmak¸ genel kanı olarak daha sağlıklı olmak¸ daha fazla mal-mülke sahip olmak¸ daha yüksek makam ve mevkileri elde edebilmek gibi dünyevi

Mutlu olmak hiç şüphesiz izafi bir kavramdır. Ancak yine de mutlu olmak denilince ortak bir duygudan söz ederiz. Bu duygu kendini iyi hissedebilmektir. Bazen bir bardak çay içilirken duyulabilen bu tatlı duygu¸ bazen başkalarının acılarını paylaşırken¸ bazen bir davranıştan pişmanlık duyarak affedilmek için çaba harcarken¸ bazen acı çekse bile bunu olgunlukla ve sabırla karşılayabilmeyi becerebilirken olabilir. Yani mutlu olmak¸ genel kanı olarak daha sağlıklı olmak¸ daha fazla mal-mülke sahip olmak¸ daha yüksek makam ve mevkileri elde edebilmek gibi dünyevi beklentilerle özdeş anlaşılsa da¸ bireyden hareket ettiğimizde bu her zaman ve her birey için geçerli değildir. En basitinden Türk Divan Edebiyatının önemli isimlerinden Fuzûlî'ye atfen anlatılan¸ Kâbe'ye vardığı vakit Allah'tan acılarını arttırmasını talep etmesi¸ onun mutluluğu aradığı noktanın sayılan hususlarla örtüşmeyip¸ hatta çeliştiğini gösterir. Yine tasavvuftaki dervişlikte mutluluk¸ az yeme¸ az uyuma¸ az konuşma¸ mala mülke ve dünyanın diğer nimetlerine meyletmeme¸ onlardan olabildiğince uzak durma esasına dayanır. Nitekim atalarımız "azıcık aşım¸ ağrısız başım" atasözüyle mutluluğu başkalarını kıskandıracak derecede mal-mülk sahibi olmakta değil¸ tam tersine herkesin rahatlıkla elde edebileceği sade bir yaşantıda görürler.


Asırlar önce yaşamış bir mutasavvıf olan Feridüddin Attar da¸ çocuklara öğütler içeren ve nazım tarzında kaleme almış olduğu "Pendname" isimli eserinde mutluluğu sadelik ve azla yetinmekte görür. Özellikle "Malın varsa derdin var." ilkesini benimseyerek şöyle ifade eder şiir diliyle bu yaklaşımını: "Oğlum arama mutluluğu parayla malla"¸ "Yol erine yararı yok dünya varlığının/Düşünmez asla o yokluğu/Saf olur gönlü doğrulukla/Kâfi olur hırkası ile lokması/Arttırmak isterse malını mülkünü/Uzak kalır asıl saadetten". Şiirden de anlaşıldığına göre asıl mutluluk âhirette olup¸ bu dünyada derviş olmak gerekir. Dünyada neye sahip olursanız olun sizi mutlu etmeye yetmez demek ister. Ona göre bırakın mutlu etmeyi¸ hatta insana bir yük¸ bir meşakkat verir dünyanın mal ve mülkü. Bu yüzden Allah'tan zenginlik dilememek gerekir: "Olmaz reva Allah'tan zenginlik dilemek/Meşakkettir mü'minin zenginliği" mısraları bunu anlatır. Tabii burada anlatılmak istenen ahreti unutturup dünyaya yönelmeye sebep olan mal-mülk ve zenginliktir. Allah'a kulluğu ve âhireti unutturmadıktan sonra mal-mülk sahibi olmanın ve zenginliğin bir skıncası elbette yoktur.


Attar¸ mutluluk anahtarını dervişçe yaşamakta görmekle kalmayıp¸ bu yaşantının rol model davranış biçimlerini de aktarır. Bu davranışlardan bazılarını onun nazım şeklindeki seçme ifadelerinden hareketle şöylece açıklayabiliriz:


1. Kıskançlık etmemek.


"Üzülmemek için dünyada/bakma kıskançlıkla kimseye"


"Ne uğursuz kıskançta rahat/ ne bedbaht yalancıda vefa olur"


2. Nefsin arzularına karşı durmak:


"Yüz çevir murat ve arzudan./Yönel Tanrı'nın dergâhına.


Mutluluk çeker mutsuzluğu."


3. Cimrilikten sakınarak¸ cömert ve alçakgönüllü olmak


"Meşhur ol insanlığınla./Uzak ol kibirden¸ cimrilikten.


Ol cömert¸/âdet edin alçakgönüllülüğü.


Aydın olsun yüreğin dolunay gibi."


Attar'a göre cimri karakterin tipik davranışları ve hâlet-i rûhiyesi şu şekilde ifade edilir:


"Üç alâmeti var cimrinin/Söyleyim sana¸


öğren oğlum./Cimri korkar önce


dilenciden./Titrer açlık belasından.


Rastlarsa yolda tanıdığa¸/geçer yanından rüzgar gibi¸/der merhaba.


Dokunmaz fayda ekmeğinden kimseye./Nasiplenir pek az kişi sofrasından."


4. Öfkeden sakınmak¸ öfkeyi kontrol etmek


 "Varsa dünyada ömrün tadı¸ zevki¸/sakın öfkenden¸ kahrından.


Görürsen halkın sana uymadığını¸/uy sen onların huyuna.


Geçmiyorsa istediğin eline¸/ferah tut gönlünü."


5. Kanaatkâr olmak


"Nasıl zengin kılabilir dünya malı kanaatsiz kişiyi?"


 "Yol erine yararı yok dünya varlığının./Düşünmez asla o yokluğu.


Saf olur gönlü doğrulukla./Kâfi olur hırkası ile lokması.


Arttırmak isterse malını¸ mülkünü¸/uzak kalır asıl saadetten."


6. Dünyanın geçiciliğini unutmamak


 "Bir köprüye benzer dünya./Koyulmuşsun yola¸/geç ondan.


Kim yaparsa köprübaşına ev¸/değildir akıllı¸/delidir deli."


7. Özür dilemeyi ve özür dileyenin özrünü kabuletmeyi bilmek


"Kabul et seni incitenin özrünü/ki bulasın mağfiret.


Tanrı sevmez insan incitenleri./Olmaz böyle hasleti dindarların.


Kim yaralarsa zulümle birinin gönlünü¸/Yaralamıştır kendi vücudunu.


Düşkünlük olur sonu/gönül kırma peşinde olanın.


Oğlum!


Kalkma gönül incitmeye./Konuşma ileri geri Yaradanın hakkında.


Kırma kimsenin hatırını oğlum."


8. Duyarsız¸ dertsiz ve tasasız olmamak


"Değildir yol eri köşk¸ bağ¸ bahçe hevesinde.


Eksik olmaz yüreğinde dert hem de yara.


Diksen de gökyüzüne kadar bina¸


gireceksin sonunda toprağın altına."


9. Kibirden uzak olmak


"Kibirle başını kaldıran¸/kalır kurt gibi tek başına."


10.  Düşünmeden konuşmamak ve susmayı alışkanlık haline getirmek:


"Susmayı alışkanlık haline getiren¸/kaygı duymaz hiç.


İstiyorsan selamet¸ sus."


"Sâkin olup susan kimse¸/giyer üstüne esenlik giysisini."


11.  Minnet beklemeden hayır yapmak¸ başkalarının kusurlarını görse de susup yadırgamamak ve kendi işini başkasına yıkmamak


"Kim üç şeye alışırsa saadet bulur dünyada.


Minnet beklemeden hayır yapmak./Bunu yapan layık olur rahmete.


Girse de hep başkasının kusurunu/kınamak için açmaz ağzını.


Kimi görürsen doğru olmayan yolda¸/yol göster ona sevap kazanmak için.


Verme insanlara zahmet./Yükleme başkasına kendi yükünü."


12.  Sabretmek:


"Oğlum! Gâfil olma âhiretten./Mutlu olma bu dünyanın malından¸ mülkünden.


Sabret dünyanın belalarına;/şükret nimet vakti Tanrı'ya."

Sayfayı Paylaş