ÇOCUK YETİŞTİRİLMESİ İÇİN HANGİ SEVGİYLE

Somuncu Baba

Sevgi; insanın tüm varlığıyla karşısındaki kişiye kendisini teslim etmesidir¸ ona kendisini hissettirmesidir.

Sevgi¸ anne karnında başlayıp ölüme kadar¸ hatta ölümden sonra da devam eden bir bağdır.

Anne karnındaki bebek de¸ kundaktaki çocuk da¸ eli bastonlu nine ve dede de sevgi ister¸ ilgi ister¸ güven ister. Onun için sevgi de fizyolojik ihtiyaçlarımız (açlık¸ susuzluk¸ annelik…) gibi sürekli doyurulmak ister.

"Sen seversen yavrunu o da sever yavrusunu" der atalarımız. Sevmek sevilmekle başlar; sevgisiz büyüyen çocu

 Şımarık Yetiştirilen Çocuklar


 


Sevgi; insanın tüm varlığıyla karşısındaki kişiye kendisini teslim etmesidir¸ ona kendisini hissettirmesidir.


 Sevgi¸ anne karnında başlayıp ölüme kadar¸ hatta ölümden sonra da devam eden bir bağdır.


Anne karnındaki bebek de¸ kundaktaki çocuk da¸ eli bastonlu nine ve dede de sevgi ister¸ ilgi ister¸ güven ister. Onun için sevgi de fizyolojik ihtiyaçlarımız (açlık¸ susuzluk¸ annelik…) gibi sürekli doyurulmak ister.


 "Sen seversen yavrunu o da sever yavrusunu" der atalarımız. Sevmek sevilmekle başlar; sevgisiz büyüyen çocuklar¸ sevmeyi de beceremezler.


Her anne baba¸ evladını sever; fakat her aile çocuklarına olan sevgisini farklı şekilde ifade eder. Bazı anne babalar tarafından çocuklarına gösterilen aşırı sevgi onları olumsuz etkilemektedir.


Ailelerin tek çocukları¸ iki ya da üç kızdan sonra doğan erkek çocuklar¸  anne babanın uzun yılar doktor doktor gezdikten doğan çocukları¸ kardeşleriyle aralarında yedi sekiz yaş olan son çocuklar¸ nine ve dedenin elinde büyüyen çocuklar vb.  aşırı sevgi adı altında şımartılarak büyütülen çocuklar sınıfına girmektedir.


Çocuklarını aşırı seven anne babalar¸ daha çocuk doğar doğmaz:  "Çocuğuma iyi bir anne baba olabilecek miyim¸ çocuğumu iyi besleyebiliyor muyum¸ ona iyi bakabiliyor muyum?" kaygısı içindedirler. Bu kaygılar ilk zamanlar normal karşılanırken zamanla iki taraf için de sıkıntı olmaya başlar.


Okula anne babası tarafından getirilip götürülen bu çocukların bir dedikleri iki edilmez. Çocuklarının¸ iyi beslenemez¸ diye kendi başlarına yemek yemelerine ve terleyip hasta olur¸ diye koşup oynamalarına anne babaları tarafından müsaade edilmez. Üstünü kirletir¸ bir tarafını incitir diye de dışarıya çıkmalarına izin verilmez.


Görev yaptığım okulun birinde bir öğrenciden sürekli şikâyet gelmesi üzerine onunla bir görüşme yaptım. Öğretmeni¸ ailesi ve çocukla yaptığım görüşmede şu sonuçlara ulaştım. Çocuk çok zeki olmasına rağmen¸ şımartılarak büyütüldüğü için herkese illallah ettirmiştir.  Çocuğun babasıyla yaptığım görüşmede babanın söylediği şu cümle her şeyi anlatmaya yetiyordu: "Hocam¸ ben bu çocuk istedi diye gece saat ikide çarşıdan tavuk alıp getirdim."


Sırf memnun edebilmek için şımartılarak büyütülen bu çocuklar¸ evde anne babayı çileden çıkardıkları gibi okulda da öğretmenleriyle ve arkadaşlarıyla sorun yaşarlar.


Yaşından küçükmüş gibi davranılıp el bebek gül bebek büyütülen çocuklar¸ yetişkin olduklarında kendi kararlarını veremeyen¸ sorumluluk almaktan korkan¸ kendine güvenemeyen bağımlı bir kişilik olarak psikiyatristlerin kapısını aşındıracak kişilerdir.


Ne güzel söylemiş atalarımız: "Az verme hırsız¸ çok verme arsız olur"  diye.


 


Sevgi Yetersizliği Çalma Davranışına mı Neden Oluyor?


 


Hiçbir anne baba çocuğunu sevmezlik etmez; ancak çocuklara gösterilen sevgide bir yetersizlik olabilir¸ eksiklik olur. Çocuğa gösterilen sevgi genelde eksi uçtadır. Anne babaların bu çocuklara göstereceği ilgi ve sevgi ya azdır ya da hiç yoktur. Çocuk¸ bunlar için bir ayak bağıdır¸ bir yüktür. Bu gruba genelde kalabalık kardeşli çocuk¸ erkek çocuğu beklerken doğan kız çocuğu¸  istenmeyen hamilelik sonucu doğan çocuk¸ üvey evlat v.b. girer.


Çocuğa gösterilen ilgi ve sevgi yapmacıktır. Çocuk anne babaya yaklaşmak istedikçe anne baba da ona itici davranır. Böyle anne babalar¸ çocukları şımarmasın diye onları kalbinden sevdiklerini söylerler. Bu anne babalar görevlerinin sadece çocuklarının karnını doyurmak olduğunu zannederler. Oysa bu çocuklar sevgi ister¸ ilgi ister¸ sıcak yuva ister.


Psikoloji kitaplarında bir deney vardır. Araştırmacılar yavru maymunların bulunduğu kafese¸ iki anne maymun postu koyarlar. Birinci maymunun tüyleri sivri¸ fakat yavru maymunlara süt verecek şekilde ayarlanıyor. Diğer maymun ise süt vermeyen fakat tüyleri pamuk gibi yumuşak olarak ayarlanır.


Gözlem sonucunda yavru maymunlar¸ süt içtikleri fakat tüyleri batan maymun postuna sadece karınları doyurmak için yaklaşmakta; geri kalan zamanlarını ise tüyleri pamuk gibi yumuşak olan maymun postunun yanında geçirmektedirler. 


Çocuklarına karşı buzdolabı gibi olan bu anne babalar¸ çocuklarının olumlu davranışlarını da görmezlikten gelirler. Bu çocuklar çok iyi bir iş yapsalar da o senin görevindir¸ derler. Böyle anne babalar bu çocukların hatalarını o kadar büyütürler ki; "Allah'ım¸ neydi günahım da bu çocuğu bana verdin!" diye söylenirler.


Anne babaların çocuklarına karşı ilgisiz ve umursamaz tavırları¸ onların ileriki hayatlarında diğer insanlara karşı davranışlarında sıkıntılar yaşamalarına neden olacaktır. Onlar da başkalarına sevgilerini aktarmada zorluk çekecektirler.


Sevgisiz büyüyen bu çocuklar¸ çevrelerine karşı soğuk olacakları için arkadaş kurmada sıkıntı yaşayacaklardır. Bunlar insanlarla iletişim kurmak ister; ancak çocukluk döneminde anne babası tarafından reddedildiği için onlar da reddedilmekten korkarlar.


Bu çocuklar¸  hiçbir şeye ihtiyaçları olmadığı halde¸ misafirlikte iken komşu çocuğunun oyuncağını; okulda arkadaşının silgisini¸ kalemini… çalarlar.


Bu çocuklar büyüdükleri zaman hırsızlık¸ kapkaççılık dolandırıcılık gibi davranışlarla hem kendilerine gösterilmeyen sevginin intikamını alma hem de kendilerini ispatlama gayreti içine gireceklerdir.

Sonuç olarak çocuğu sevmek demek¸ onunla sürekli ilgilenmek¸ ona güler yüz göstermek ve onu sürekli kucaklayıp öpmek demek değildir. Çocuklara yerinde ve zamanında gösterilecek tatlı bir bakış¸ samimi bir gülüş ve içten bir sarılıştır sevmek.

Sayfayı Paylaş