KIRILAN KANATLAR

Somuncu Baba

İnsanlara yardım etmeyi ve onlara yardımcı olmayı çok severiz millet olarak. Bazen üzerimize vazife olmayan görevleri de sırf iyilik olsun diye yapmaya çalışırız. Bunu bazen de o kadar abartırız ki birilerinin ona laf¸ söz söylemesin diye ya da dost ayağından onun adına onun işlerini yaparız.

İnsanlara yardım etmeyi ve onlara yardımcı olmayı çok severiz millet olarak. Bazen üzerimize vazife olmayan görevleri de sırf iyilik olsun diye yapmaya çalışırız. Bunu bazen de o kadar abartırız ki birilerinin ona laf¸ söz söylemesin diye ya da dost ayağından onun adına onun işlerini yaparız.


Tabiî ki bu iyilik yapma adına yapılan yardımlar aslında karşı taraf için bir kötülüktür.  Bu davranışlar karşıdaki insanın fiziksel ve ruhsal gelişimine zarar da verebilir.


İyi niyet adı altında yapılan; fakat karşı taraf için kötülük olan iyiliklerimizi bir de çocuğumuzun gelişimi için yaptığımız zaman¸ çocuğumuza daha büyük kötülük etmiş oluruz. Bu tür davranışların görünüşte olumlu gibi görünse de ileriki yıllarda çocuğun gelişimi için yanlış ve hatalı bir davranış olur.


Malumunuz bir hikâye vardır. Baba ile oğlu bir gün kırlarda gezerken kelebeklerin kozadan çıkışlarına şahit olurlar. İlk defa böyle bir şeyle karşılaşan çocuk babasıyla birlikte kelebeğin kozadan çıkışını seyretmeye başlar.


 Çocuk kelebekler kozadan çıkarken sıkıntı ve emek harcayarak çıktıklarını ve ardından da hemen uçtuklarını görür. Çocuk bu ya; kelebeklerin kozadan çıkarken çırpınmalarına ve sıkıntı çekmelerine acır.


Çocuk¸ bizim çocuklara iyilik olsun diye yaptıklarımızı¸ kelebeğe uygulamak ister.  Elindeki değnekle kelebeklerin yollarını açar. Hatta ağlarının önünü de açarak kelebeklerin kolayca kozadan çıkmalarını sağlar.


Kozadan kolayca çıkan kelebeklerin havada uçmaya başlamalarından 2–3 saniye sonra düşerek öldüklerini görür. Garibine giden bu durumu öğrenmek için çocuk vaziyeti babasına sorar. Baba da oğluna:


 "Kelebekler kozadan çıkarken sıkıntı çekerek ve meşakkatli bir şekilde kendi kendilerine çıkarlar. Bunun nedeni olarak da Allah onların uçmalarını sağlayacak kanat ve bacak kaslarının gelişmesi ve olgunluğa ulaşmaları için bu evreyi yaratmıştır. Kelebekler kozadan çıkarken kanat ve bacak kaslarını günlendiriyor ve böylece de kolayca uçuyorlar.


Oysa senin onlara iyilik adına yapmış olduğun şey onların sonu oluyor. Senin yardım ettiğin kelebekler bacak ve kanat kaslarını geliştiremedikleri için yani sana göre bu sıkıntılı evreyi yaşamadıkları için uçamadan ölmektedirler."


Bu hikâye bizim çocuk eğitiminde her zaman yaptığımız bir davranış olarak karşımıza çıkmaktadır.


Yine hatırlarsanız bir zamanlar Metin Akpınar'ın oynadığı bir aşı reklâmı vardı:"…bu çocuk niye hastalandı anlamadım gitti. …canı acımasın diye onun aşısını dahi kendime yaptırdığım halde…"


 


İşte bunlardan bazı örnekler:


Terleyecek ya da hasta olacak diye koşmalarına mı izin verdik.


Erken yürümeleri için örümceklere mi bindirmedik.


Üzeri pislenir ya da mikrop kapar diye sokağa mı gönderdik.


Sokaktaki arkadaşlarıyla oynamak yerine evi oyuncaklar mı doldurmadık.


Çocukları dışarı gönderirken dahi hasta olur diye çocuğun kendinden ağır elbiseler giydirerek onun hareketlerini mi kısıtlamadık.


Yolda giderken elimizden tutmak istemeyen ve kendi başına yürümek isteyen çocuğa mı izin verdik.


Ona dokunma¸ bunu elleme¸ oraya gitme¸ şunu yapma… gibi söylemlerimizle çocukların gelişimlerini mi engellemedik


 


Çocuklarımız Kişilik Özürlüsü Olmasın!


Çocukların büyüme aşamasındaki eğitimleri de kelebeklerin kozadan çıkış aşamasına benzemektedir. Bizler çocuklara ne kadar müdahale edersek çocukların kişisel gelişimlerine o kadar set koymuş oluruz.


 Bizler anne baba olarak kelebeğe yardım eden bu çocuk gibi¸ iyilik olsun diye çocuklarımıza¸ bu gibi davranışları hayatımızda sıkça yaptığımızın belki farkında bile değiliz.


Bu ve buna benzer konularda olmadık yer ve zamanlarda çocuklara o kadar müdahale ederiz ki bu işten ne biz ne de çocuk hoşnut kalır. Bizim hayatımız çocuğa müdahale temekle ve çocuğun peşinden koşmakla geçerken çocuğun hayatı da ister istemez bizimkinden farklı geçmez.


Almanya'da yapılan bir araştırmada 2 yaşlarındaki çocuklarını parkta oynatan Türk ve Alman aileler yaklaşık bir saat boyunca gözlemlenir. Bir saatin sonunda Türk ailesi parkta oynayan çocuğuna 14 defa müdahale ederken Alman ailesi 4 defa müdahale etmiştir.


Çocuklarımızı eğitirken ve yetiştirirken o kadar müdahale ediyoruz ki; çocuklarımız büyüdükleri zaman kendi ayakları üzerinde duramayan bir kişi haline gelmektedir. Kendisine güvenemeyen¸ kendi kararlarını veremeyen bu çocuklar¸ büyüdükleri zaman hayatlarını bağımlı bir kişi olarak sürdüreceklerdir. Bunun sonucunda da çocuklarımız ileride başkalarına bağımlı bir kişiliğe sahip olacaktır. Başka bir ifadeyle kişilik olarak sakat ya da kişilik özürlüsü olarak yaşamalarını devam ettireceklerdir.


Bu çocuklar büyüyüp okula başladıkları zaman¸ ders çalışmayan ve sorumluluk almaktan korkan¸ kendine güvensiz¸ pasif bir öğrenci olarak karşımıza çıkacaktır. Bu durumu gören aile "Hocam; bu çocuğun her şeyi tam olduğu halde neden ders çalışmıyor?"  diye hayıflanmaya başlayacaktır.


Her şeyine koşturulan çocuklar¸ ¸ her şeyi dört dörtlük yapılan kendimize bağımlı olarak yetiştirdiğimiz bu çocuklar¸ ders çalışmayacaktırlar. Hatta imkânı olsa okula da gitmeyerek okula da anne babalarını göndereceklerdir. Gerçi imkânı olsa çocuğunun adına okula gidip onun yerine sınava girecek anne baba da çok.


Yemeyip yedirdiğimiz¸ giymeyip giydirdiğimiz bu çocuklar bırakın ders çalışmayı; biraz daha büyüyünce sorumsuz ve üzerine fazla da gidilince de asi bir çocuk olarak karşımıza çıkacaktır. Çünkü küçük yaşlarda arkası toplanan çocuklar büyüdükleri zaman da arkalarını toplayacak birilerini arayacaktırlar. Bu da çocuğun kendisiyle ve toplumla çatışmaya sebep olacaktır. Bunun yanında kendi görevini de yapamayacak kadar da aciz biri olacaktır.


Her şeyi anne babası tarafından yapılan bu çocuklar kendilerine güvensizliklerinden dolayı sorumluluk almayacaktır. Hayatta hep birilerini gölgesinde yaşamaya çalışan yönetmekten çok yönetilmeye müsait bir kişi olacaktır.


 


Peki¸ bu çocuklar için neler yapmalı?


· Çocuklar adına çocukların yapacakları düşünülmemeli.


· Çocuklar adına çocukların yapacakları yapılmamalı.


· Çocukların arkası toplanma yerine kendisinin toplanması sağlanmalı.


· Çocukların hayatlarına fazla müdahale edilmemeli.


· Çocukların kendi kararlarını kendilerin almaları teşvik edilmeli.


· Çocukların sorumluluk alma konusunda cesaretlendirilmeli.


· Çocukların bağımlı kişiliklerine sebep olacak hal ve davranışları pekiştirilmemeli.


· Çocuğun kendine güven açısında benlik saygısı yükseltilmeli.


· Çocuklara yardım adı altında çocuğun sorumluluk alanlarına girilmemeli.


· Çocuğun okulla ilgili görev ve sorumluluklarına rehberlik dışında yardım etmemeli.


· Çocukların yaş ve seviyelerine uygun görev ve sorumluluklar verilmeli.


· Çocukların hata yapabileceklerini ve hata yapmalarına imkân verilmeli.


· Çocukların yaşlarına uygun yapacakları konusunda onlara rehberlik yapılmalı.


· Çocukların bağımsız kişilik sergileme konusunda olumlu geri bildirimler verilmeli


· Bağımsız kişilik konusunda çocuğa uygun model olmalı.

Sayfayı Paylaş