İBADET İKLİMİNDE KALMAK

Somuncu Baba

Kâinat bir bakıma birçok şeyin içinde yetiştiği bir iklimdir. Yüce Allah bu âlemi faydalı her şeyin varlığını devam ettirmesi ve yaratılış gayesini icra etmesi için uygun bir iklim olarak yaratmıştır. Aklımıza gelen gelmeyen bütün canlılar¸ bitki ve hayvanlar hatta bize göre cansız gibi duran diğer varlıklar kâinat ikliminde gelişirler.

Kâinat bir bakıma birçok şeyin içinde yetiştiği bir iklimdir. Yüce Allah bu âlemi faydalı her şeyin varlığını devam ettirmesi ve yaratılış gayesini icra etmesi için uygun bir iklim olarak yaratmıştır. Aklımıza gelen gelmeyen bütün canlılar¸ bitki ve hayvanlar hatta bize göre cansız gibi duran diğer varlıklar kâinat ikliminde gelişirler.


Dünya gezegeni Allah'ın en kıymetli muhatabı olan biz insanlar ve Müslümanlar için de çok önemli bir iklimdir. Sevgili Efendimiz¸ dünya iklimini ebedî hayat olan âhireti kazanmak için bir tarla olarak adlandırmıştır. Evet¸ dünya âhiretin tarlasıdır. Bizler ürünlerimizi bu tarlada yetiştirir¸ tohumlarımızı bu iklimde değerlendiririz. Burada eker¸ ektiklerimizin bir kısmını burada¸ esasını ise âhirette biçeriz. Fakat bunlardan daha da önemlisi biz kendimizi ve Rabbimizi tanımak için bu iklime muhtacız. Bu yönüyle geçici dünya hayatı¸ ebedî mutluluğu kazanmak için bize verilmiş eşsiz bir fırsattır. Şimdi fırsatı ganimete çevirme vaktidir. Her güzel şeye iklim olmaya elverişli olan bu hayatı ibadet iklimi haline getirmek de bizim elimizdedir. Bunu ancak gâfil olmayan¸ bilinçli¸ ileri görüşlü¸ ferâset sahibi insanlar becerebilir. Mü'min de ferâset sahibi olarak kabul edilmiştir. Ferâsetimizi göstermek için de dünya hayatı bir fırsattır.


İyi Niyet de İbadettir


Dinimiz¸ Rabbimizin rahmetinin bir eseri olarak ibadetin kapsamını çok geniş tutmuştur. Buna göre iyi niyet taşıyan¸ insanlığın¸ canlıların ve çevrenin hayrına olarak yapılan her şey geniş anlamda bir ibadettir. Fakat yine de Rabbimizin özel anlamda bize emrettiği ibadetler vardır. Geniş anlamdaki ibadete göre bu ibadetler âdetâ maya ve öz durumundadır. Bunları yapmadan geniş anlamda ibadete yelken açmak imkânsızdır. Geniş ve dar anlamda ibadetler birbirini sadece tamamlar. Birini yapmak diğerini terk etmeyi gerektirmez.  Mal varlığını insanlığın hayrına harcayan¸ okul¸ cami¸ köprü¸ aşhane yapan ve vakıf kuran zengin ve hayırseverler bunları beş vakit namazın yerine sayamazlar. Beş vakit namazını kılanlar da ibadet adına bütün yükümlülüklerini yerine getirmiş olmazlar. Her iki tür ibadet imkân dâhilinde yapılırsa ancak o zaman kulluk borcu ödenebilir. Kulluğun sırrına ve ibadetin tadına erilebilir. Ancak bu durumda imanın halâveti tadılabilir. İmanın tadı başka hiçbir tada benzemez. Onu da ancak mü'min olan tadabilir.


İbadetin böyle geniş bir alana yayılmasının hikmetlerinden biri de¸ insanı ibadet ikliminde daim kılmaktır. Zira iman ancak ibadet ikliminden beslenir¸ mü'min bu iklimden soluduğu sürece mutlu ve huzurlu olur. Ruhun eşsiz gıdası ibadettir. "Kalplerin ancak Allah'ı zikretmekle huzur bulacağı"nı ifade buyuran Rabbimiz de bu noktaya işaret etmiştir. Rasûl-i Ekrem Efendimizin hayatına baktığımız zaman da onun hayatının bir ibadet ikliminde geçtiğini görürüz. Gecesi ve gündüzünün önemli bir kısmını özel anlamdaki ibadetle¸ özellikle de namaz ve oruçla geçiren Allah Resûlü'nün ibadet ikliminde kalmaya ne kadar önem verdiğini anlamak çok kolaydır. Hz. Peygamber ibadetleriyle hayatın ibadetle anlamlı olduğunu göstermiş ve ibadet ikliminde kalmıştır. Bu hayattan ne kadar zevk aldığını da "Şükreden bir kul olmayayım mı?"[1] ifadesiyle göstermiştir.


Ramazanda Mânen Besleniriz


Hayatı mü'minler için örnek¸ kendisi de şaşmaz rol-modelimiz olan Efendimizin bizi ibadet ikliminde kalmaya teşvik ettiğini asla gözden ırak tutmamalıyız. Bu anlamda onun bize öğrettiği şu duaya yeniden dikkat kesilmemiz gerekir: "Allah'ım Recep ve Şaban'ı bize mübarek kıl ve bizi Ramazan'a ulaştır!"[2] Bunun anlamı nedir? Elbette Ramazan'ı hedef göstermektir. Recep ve Şaban'ın mübarek kılınması ne demektir? İbadet iklimi olarak bereketli¸ feyizli ve rahmet dolu olmasıdır. Ramazan'ın hedef gösterilmesinden almamız gereken mesaj nedir? Onbir ay bize yetecek gıdanın bu özel hazırlanmış iklimden tedarik edilmesidir. Bunun içindir ki¸ mü'minler olarak bizler Ramazan'ı âdetâ iple çekeriz. Gündüzünü oruçlu (sâim) gecesini ise namazla (kâim) olarak geçirdiğimiz bu ay bize verilmiş çok önemli fısatlarla dolu bir aydır. Çünkü evveli rahmet¸ ortası mağfiret sonu ise cehennemden âzâd olmaktır. Cehennemden âzâd olmak cehennemlik amellerden uzak kalmaya alışmak demektir. Ramazan gibi bir ibadet iklimini hakkıyla değerlendirebilen¸ bu seneki orucuyla sınıf atlayanlar rahmeti de¸ mağfireti de âzâd olmayı da hak eden bahtiyarlardır. Sınıf atlamak ne demektir? Ramazan orucu konusunda sınıf atlamak orucumuzu avamın orucu seviyesinden havassın orucu seviyesine çıkarmaktır. Aslında ibadet ikliminden beslenmenin göstergelerinden biri de budur.


Üç aylarla başlayan ibadet ikliminden beslenen hayat Ramazan ayında doruğa ulaşmaktadır. Ramazan ayında geri dönüşü olmayan rahmet¸ mağfiret ve cehennemden âzâd olma yoluna girmemiz ibadet iklimine alışmamızın da ifadesi olmaktadır. Artık gündüzünü oruçla¸ gecesini teravih ve teheccüdle örneklediğimiz bu ibadet merkezli hayat ideal bir Müslüman hayatının resmidir. Üstelik bu ay bizi sadece bedeni ibadet iklimine sokmuyor. Zekât ve sadaka-i fıtır gibi ibadetlerle aynı zamanda mâlî ibadet iklimine de sokmaktadır. Bu ay hem özel hem de genel anlamda ibadete alıştığımız bir rahmet ve eğitim ayıdır. Tuttuğumuz oruç bizi her türlü kötülüklere karşı tutup¸ her nevi iyiliklere alıştırırken elbette bizi ibadet iklimine de sokmuş olmaktadır. Bu kadar emeğin sonucu ancak bu iklimde kalmakla elde edilebilir. 


Mü'min için ibadet ikliminde olmak¸ bu iklimden beslenmek¸ bu iklimde olgunlaşmak ve bu iklimde ölmek uzun soluklu bir idealdir. "Sana ölüm (yakin) gelinceye kadar Rabbine ibadet et."[3] buyuran rabbimiz bu ideali bize emrederken aynı zamanda hayat boyu sürmesi gereken bir süreç olduğunu da anlatmaktadır. Allah Resulü kendi hayatıyla bize bunun en canlı¸ en güzel¸ en verimli en sevimli örneğini göstermiştir.


Bundan dolayıdır ki Ramazan'dan çıkan mü'minler için "çıkma" kelimesini kullanmak asla doğru bir ifade olmaz. Çünkü "çıkmak" bir anlamıyla olumsuz bir durumdan kurtulmak demektir. Aslında Ramazan'dan çıkma diye bir şey yoktur. Tam aksine Ramazan bir şeye girmeyi ifade etmektedir ki¸ o da ebedî ibadet ve rahmet iklimine girmek ve o iklimde kalmaktır. O halde Ramazan'dan sonra da bu iklimde olmaya ve bu iklimde hayatımızı tüketip ibadet yolunda ölmeye azmetmek için daha ne bekliyoruz?


 






[1] Buhârî¸ Tefsîrû sûre 48¸ 2; Müslim¸ Münâfikîn 81.



[2] Ahmed b. Hanbel¸ Müsned¸ 1: 259



[3] 15/Hıcr¸ 99

Sayfayı Paylaş