MANİSA EVLİYALARI

Somuncu Baba

Uygarlık beşiği Anadolu'nun en eski tarihî kentlerinden olan “Şehzadeler Şehri” Manisa¸ İzmir'den sonra Ege Bölgesi'nin ikinci büyük kentidir.

Şehir ilim¸ sanat noktasında en parlak dönemini Osmanlı döneminde yaşamıştır. Çünkü Manisa¸ II. Murat¸ Fatih Sultan Mehmet¸ Kanuni Sultan Süleyman gibi daha sonra Osmanlı tahtına oturmuş padişahların da içinde olduğu 16 şehzadenin sancakbeyliği (valilik) yaptığı bir yerdir. Şehzadelerin ikâmetleri şehri etkilemiş¸ burayı bir ilim¸ sanat¸ kültür merkezi haline getirmiştir. Muhtelif yerlerdeki

Uygarlık beşiği Anadolu'nun en eski tarihî kentlerinden olan “Şehzadeler Şehri” Manisa¸ İzmir'den sonra Ege Bölgesi'nin ikinci büyük kentidir.


Şehir ilim¸ sanat noktasında en parlak dönemini Osmanlı döneminde yaşamıştır. Çünkü Manisa¸ II. Murat¸ Fatih Sultan Mehmet¸ Kanuni Sultan Süleyman gibi daha sonra Osmanlı tahtına oturmuş padişahların da içinde olduğu 16 şehzadenin sancakbeyliği (valilik) yaptığı bir yerdir. Şehzadelerin ikâmetleri şehri etkilemiş¸ burayı bir ilim¸ sanat¸ kültür merkezi haline getirmiştir. Muhtelif yerlerdeki pek çok âlim¸ edip¸ şair¸ sanatkâr¸ musikî şinas ve zanaatkâr buralara gelip yerleşmiştir. Aynı zamanda bu kültür ortamı pek çok değerli insanın yetişmesine de zemin hazırlamıştır.


Manisa özellikle Mevlevî¸ Rufaî¸ Bektaşî¸ Halvetî tarikatlarının yaygın olduğu¸ bu kültürün insan davranışlarına yansıdığı bir şehirdir. Evliya Çelebi'nin Manisalılar hakkındaki söylediği “Sanat ehli¸ kanaat ehli¸ ibadet ehli¸ ziyaret ehli” ifadelerinden de bu açıkça anlaşılmaktadır.


Ahmed Şemseddin Marmaravî


Ahmed Şemseddin¸ Anadolu'da yetişen tasavvuf büyüklerindedir. Halvetiyye tarikatında “orta kol” (Ahmediyye) şubesinin kurucusu olan Marmaravî 1435 yılında Akhisar'ın Gölmarmara veya Marmaracık adı ile bilinen köyünde doğdu. Doğum yerine nispetle Marmaravî olarak tanındı. Babası Halvetiyye şeyhlerinden İsa Halife'dir. Halk arasında Yiğitbaş Veli diye meşhur olmuştur.


İlk tahsilini babası İsa Halife'den ve Gölmarmara'daki medreselerden aldı. Zahirî ilimleri öğrendikten sonra Halveti şeyhi Alâeddin Uşşakî'den manevî ilimler öğrendi. Tahsilini tamamladıktan sonra Manisa'da hocasının isteği doğrultusunda¸ Seyyid Hoca Mahallesindeki türbesinin yanında bulunan tekkesinde talebeler yetiştirmek¸ çeşitli camilerde vaazlar vermekle meşgul oldu.


İkinci Bayezid Han zamanında İran yönetimli ortaya çıkan sahte şeyhlere ve yanlış inanışlara kapılıp ehl-i sünnet itikadından uzaklaşmasına mâni olmak üzere padişahın isteğiyle bir komisyon kuruldu ve başkanlığına da Marmaravî Hazretleri getirildi. Birçok kaynağa göre imtihan sırasında gösterdiği dirayet ve olgunluk sebebiyle kendisine Fete'l-Fityan¸ Ebü'l-fityan (Yiğitbaşı) lakabı verildi.


1504'te vefat eden Ahmed Şemseddin tekkesinin yanındaki türbeye defnedildi. 


Ahmed Şemseddin Efendi tasavvufa dair birçok eser yazmıştır. Eserlerini öğretici ve nasihat verici bir üslupla kaleme alan Yiğitbaşı eserlerinin tamamını Türkçe kaleme almış saadet ve şakâvet¸ rü'yet¸ mucize¸ keramet¸ Allah'ın varlığı ve birliği gibi daha ziyade akait ve kelâm'a ilişkin konularda tavizsiz bir ehl-i sünnet mensubu; zikir¸ irşad¸ mürid¸ mürşid¸ tarikat âdâp¸ nefis ve terbiyesi¸ rüya ve tabirleri gibi tasavvufun daha ziyade uygulamaya yönelik amelî konularında Halvetî; ricâlü'l-gayb¸ aşk ve muhabbet¸ Allah'ın zatı¸ isimleri ve sıfatları¸ hakikat-i Muhammediyye¸ varlık ve mertebeleri gibi tasavvufu düşüncesinin ilgi alanına giren temel konularda ise iyi bir İbn Arabî takipçisidir.


Ahmed Şemseddin Marmaravî hazretleri bir sohbetlerinde nasihatte bulundu:


” İyi dinleyiniz! İnsanın kalbinde bir hevâ ağacı bitmiştir ki yedi dalı vardır. Her dal bir tarafa yönelir. Birincisi göze¸ ikincisi dile¸ üçüncüsü kalbe¸ dördüncüsü nefse¸ beşincisi ebnâ-i cinse (diğer insanlara)¸ altıncısı dünyaya¸ yedincisi ahiretedir. Her dalın bir çeşit meyvesi vardır. Göze yönelen dalın meyvesi harama bakmaktır. Dile yöneleninki¸ başkasının ayıp ve kötülüklerini söylemek¸ gıybet etmektir. Kalbe yöneleninki¸ başkalarına kin ve düşmanlık etmektir. Nefse yöneleninki¸ şüpheli şeyler ile haram ve mekruhları işlemektir. İnsanlara yöneleninki¸ onlardan üstün olmak¸ onları hor ve hakir tutmak¸ aşağı görmektir. Dünyaya yöneleninki¸ uzun emel sahibi olmak¸ aş¸ iş¸ mal ve makam hırsı ile dolu olmaktır. Ahirete yönelen dal ise¸ üzüntü ve pişmanlıktır. İnsanda hevânın¸ arzu ve isteklerin kökü bakidir¸ kalıcıdır. Elbette devamlı taze dallar verir. Ancak Allahu Teâlâ'nın emirleri yerine getirilir¸ yasaklarından sakınılırsa hevâ ağacı kalpten sökülüp atılır. Kötü huyları¸ ahlâkları gidip¸ güzel huylar ile süslenir. Bu ise bir rehberin yol göstermesi ile mümkün olur.”


Taşkesenli İbrahim Efendi


Bingöl'ün Karlıova İlçesinde 1855 yılında dünyaya gelen İbrahim Efendi¸ on yedinci asırda irşad vazifesi için Bağdat civarından gelip Karlıova ilçesine yerleşen bir ailenin mensubudur. Babası¸ âlim ve fâzıl bir zât olan Molla Muhyiddin Efendidir.


Daha küçük yaşlarda iken ilme karşı büyük bir ilgi gösteren Şeyh İbrahim Efendi¸ gençliğinde çeşitli medreselerde tahsil görmüş ama esas tahsilini amcası oğlu Taşkesenli Şeyh Ahmet Efendi'nin sohbetlerinde kemale ermiştir.


Hocasının Erzurum'a yerleşmesiyle kendisi de Erzurum'a gelmiş daha sonra hocasının görevlendirmesi sonucunda da Erzurum Taşkesen Köyü'ne yerleşmiştir.


İbrahim Efendi 1914 yılında başlayan Osmanlı–Rus Harbine Kafkas Cephesinde talebeleriyle iştirak etmiş Sarıkamış yakınlarında savaşırken bir şarapnel parçası ile ayağından yaralanarak gazi olmuştur. Aldığı bu yaradan dolayı topal kalan İbrahim Efendi¸ bunun için bazen Topal Şeyh olarak da anılmıştır.


Savaş¸ zulüm ve işgalin yaşandığı bir yerde hayatını sürdüren İbrahim Efendi¸ bu ortamda dahi irşad ve talebe yetiştirmekten geri kalmamıştır.


Şapka inkılâbından sonra şapka giymediği için sürülen İbrahim Efendi çeşitli mahkemelerden sonra önce İzmir¸ sonra da Demirci'de mecburi ikamete tabi tutularak¸ evi ve kütüphanesiyle bütün malına hükümetçe konulmuştur. Hiçbir şeysiz ortada kalan ailesi de Pasinler'deki akrabalarının yanına sığınmak zorunda kalmıştır.


Gittiği her yerde sevilip sayılan İbrahim Efendi Demirci'de de sevilmiş ve kısa sürede etrafına çok sayıda talebe toplamıştır.


Bütün hayatı boyunca hep inancının mücadelesini veren ve İslâm'ı hayatında titiz bir şekilde yaşamaya gayret gösteren İbrahim Efendi dinini anlatma ve öğretme adına bütün zorluklara göğüs germiştir. Arkasında dinin ulvi mesajlarını yayacak sahasında uzman din adamı ve çok sayıda insan bırakmıştır.


İbrahim Efendi 1926 yılında 71 yaşında iken Hakk'ın rahmetine kavuşmuş ve Demirci'de defnedilmiştir.


Mehmet Zühdü Efendi


Son yüzyılda yetişen Manisa evliyalarından olan Mehmet Zühdü Efendi 1882 yılında dünyaya gelmiştir.


Köyünde hıfzını tamamladıktan sonra¸ tahsiline Bergama Karacaahmed Medresesi ile Kulaksız Camii Medresesinde devam etmiştir. Bu medreselerde belli bir ilmî seviyeye gelen Mehmet Zühdü Efendi¸ arzu ettiği daha yüksek bir seviyede ilim tahsili için önce Konya'ya sonra Kadınhanı'na giderek ilim tahsilini aralıksız sürdürmüştür.


Medrese tahsilini bitirip icazetini aldıktan sonra başta kendisini çok seven hocaları ile Kadınhanı halkının onun orada kalması yönündeki tekliflerine rağmen Mehmet Zühdü Efendi memleketine dönmüştür. O¸ köyünde 16 yıl boyunca talebe okutmuş¸ dini ilimlerin yayılması için kendi hissesine düşen gayreti fazlasıyla göstermiştir. Köylülerle arasında çıkan bir anlaşmazlık sonucu Recepli Köyüne göç etmiş burada da talebe okutmaya devam etmiştir.  Hatta köyde talebe okutmaya uygun bir yer olmadığı için¸ talebeleri kendi evinde okutmuştur.


Manevî ilmini Akhisarlı Abdülcelil Efendiden alan Mehmet Zühdü Efendi örnek ahlak sahibi bir insandı. Az uyur¸ az yerdi. Daima Kur'an okur¸ hakkı söyler¸ sabrı tavsiye ederdi. İnsanlara hizmet onun en büyük gayelerindendi.


Tuvalete her gittiğinde mutlaka elbisesini değiştirir¸ necasete dikkat ederdi. Bu davranışıyla sanki tam manası ile gönül temizliğine ulaşmanın¸ bedeni ve elbiseyi necasetten sakınmakla ve temizlemekle mümkün olacağını göstermek isterdi.

 Mehmet Zühdü Efendi 1962 yılında rahmet-i Rahman'a kavuşmuştur.

Sayfayı Paylaş