KUR'ÂN'LA YOĞRULAN HAYAT

Somuncu Baba

Kur'ân¸ Müslümanların hayat kitabıdır; dininin temel kitabı¸ Allah'ın ona uzatılan kurtuluş ipi ve hayat programıdır. Kur'ân¸ susamış dudaklara tatlı su¸ paslanmış gönüllere ve kararmış kalplere ilâhî cila¸ sıkılmış canlara¸ daralmış ruhlara ferahlık¸ maddî ve mânevî hastalıklara şifa¸ yolunu şaşıranlara en doğru rehberdir.

Hayata müdahale edecek ve onu yönlendirecek birçok şey vardır. Bütün krallar

Kur'ân¸ Müslümanların hayat kitabıdır; dininin temel kitabı¸ Allah'ın ona uzatılan kurtuluş ipi ve hayat programıdır. Kur'ân¸ susamış dudaklara tatlı su¸ paslanmış gönüllere ve kararmış kalplere ilâhî cila¸ sıkılmış canlara¸ daralmış ruhlara ferahlık¸ maddî ve mânevî hastalıklara şifa¸ yolunu şaşıranlara en doğru rehberdir.


Hayata müdahale edecek ve onu yönlendirecek birçok şey vardır. Bütün krallar¸ otorite sahipleri¸ sermayedarlar¸ patronlar hep insan hayatına şekil verme ve onu kendi istekleri doğrultusunda düzenleme arzusu peşindedirler. Bütün planlar insan içindir¸ hedef onun hayatını yönlendirmek ve ona yaşama biçimi göstermektir.


Aslına bakılırsa Kur'ân'ın ana maksadı da insana yol göstermek ve onu yolun en doğrusuna iletmektir. "Gerçek şu ki¸ bu Kur'ân o dosdoğru olan yolu göstermekte; dürüst ve erdemli davranışlar ortaya koyan mü'minlere¸ ödüllerinin çok büyük olacağını müjdelemektedir."[1] meâlindeki âyet Kur'ân'ın hedefini anlatmaktadır.


Müslümanlar olarak bize göre Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.) yaşayan bir Kur'ân¸ Kur'ân ise yaşayan bir Peygamberdir. Bizim için en büyük örnek¸ rol-model ve numune bir hayatın sahibi olan Peygamberimizin örnekliğinin temelinde Kur'ân vardı. Hz. Peygamber (s.a.v.) beşer yönü bakımından aramızdan ayrılmış olsa da¸ Kur'ân'la ebedîleşen mesajı bâkîdir ve bâkî kalacaktır. Bu sebeple Müslümanın hayatı her zaman Kur'ân'la yoğrulacak ve onunla anlam kazanacaktır. Zira hayata müdahale ve bize yaşama biçimi sunma hakkı olan sadece Hz. Peygamber (s.a.v.) ve onun da yol haritası durumunda olan Kur'ân'dır. Kur'ân'sız bir İslâmî hayat düşünülemez. O¸ hayatın her tarafını kuşatan mesajları ve âhirete kapı aralayan mesajlarıyla bizi her zaman ve her an kendisine muhtaç kılar.


Kur'ân'a karşı konumumuz nedir?


Hayatımızın anlamının kendisine bağlı olduğu Kur'ân'la aramızın ve ilişkimizin nasıl olduğunu sorgulamamız gerekmektedir. Mesela her Müslüman kendisine şu soruları sormalıdır:


1.  Kur'ân okumayı biliyor muyum?


2.  Onu ne kadar okuyorum?


3.  Kur'ân'la günlük¸ haftalık¸ aylık ve senelik meşguliyetim ne kadar?


4.  Kur'ân bilgim ne seviyede?


5.  Yaşadığım dinî hayatımın ne kadarını Kur'ân bilgim belirliyor?


6.  Kur'ân'a karşı ilgim ve ihtiyacım ne seviyede?


7.  Kur'ân'a ne zaman ve niçin müracaat ediyorum?


 


Kur'ân'ı öncelikle kendimiz için okuyabilmek


Biz Kur'ân'ı öncelikle kendimiz için okuyabilmeliyiz. Çünkü bu kitap bir bütün olarak insanlığa indirilmişse de¸ aynı zamanda teker teker fertlere de indirilmiştir.


Pakistanlı bir Müslüman işçi oğlunu küçük yaşta Kur'ân'a yönlendirirken ona bu bilinci de aşılamıştır. Bu zat Pakistan'ın meşhur şairi Muhammed İkbal'in babasıdır. Bu zat¸ küçük yaşta her sabah Kur'ân ezberlemekte olan oğlu İkbal'e¸ "Ne yapıyorsun evladım?" diye sorarmış. O da¸ "Kur'ân okuyorum." cevabını verirmiş. Her gün sorulan bu sorular karşısında şaşıran İkbal bir gün babasına şöyle der: "Her gün aynı soruyu soruyor¸ aynı cevabı alıyorsun¸ ne demek istiyorsun babacığım?". Bunun üzerine babası der ki: "Yani demek istiyorum ki oğlum bu Kur'ân'ı sana inmiş bir kitap gibi oku!".


Hz. Peygamber (s.a.v.)'den sonra bu bilinci en iyi şekilde kavrayan ve hayata geçiren sahâbe-i kirâmdı. Hz. Peygamber (s.a.v.)'in sevgili eşi Âişe annemiz¸ onun Kur'ân'la yoğrulmuş ve bütünleşmiş bir hayat yaşadığını¸ "Onun ahlakı Kur'ân idi." sözleriyle anlatıyordu. İşte onu örnek alan sahâbe de bu yolu takip ediyor ve hayatlarını Kur'ân'la yoğuruyor¸ âyetleri kanlarına karıştırırcasına dikkatle okuyor ve uyguluyorlardı. Bazı surelerin anlamını öğrenmek için aylarını vermelerinden de bunu anlamaktayız. Sahâbenin Kur'ân'la münâsebetlerine baktığımız zaman Kur'ân'sız bir günleri olmadığını görürüz. Onların üç günde¸ haftada¸ hiç olmazsa ayda bir kere Kur'ân'ı hatmettiklerini tarih bize nakleder. Bu konuda toplu bilgi almak isteyenlere İmam Nevevî'nin el-Ezkâr adlı eserini tavsiye edebiliriz.


Kur'ân'ı okuyup öğrenme¸ onu hayatımıza katma ve ondan hayat alma konularında Rasûl-i Ekrem Efendimizin birçok hadisi vardır. Onların bir kısmını yeniden hatırlayabiliriz. O¸ şöyle buyurmuştur:


1. "Kur'ân okuyunuz. Çünkü Kur'ân¸ kıyamet gününde kendisini okuyanlara şefaatçi olarak gelecektir."[2].


2. "Sizin en hayırlılarınız¸ Kur'ân'ı öğrenen ve öğretenlerinizdir."[3].


3. "Kur'ân'ı gereği gibi güzel okuyan kimse¸ vahiy getiren şerefli ve itaatkâr meleklerle beraberdir. Kur'ân'ı kekeleyerek zorlukla okuyan kimseye de iki kat sevap vardır."[4].


4. "Kur'ân okuyan mü'min portakal gibidir: Kokusu hoş¸ tadı güzeldir. Kur'ân okumayan mü'min hurma gibidir: Kokusu yoktur¸ tadı ise güzeldir. Kur'ân okuyan münâfık fesleğen gibidir: Kokusu hoş fakat tadı acıdır. Kur'ân okumayan münâfık Ebû Cehil karpuzu gibidir: Kokusu yoktur ve tadı da acıdır."[5]


 5. "Sadece şu iki kimseye gıpta edilir: Biri Allah'ın kendisine Kur'ân verdiği ve gece gündüz onunla meşgul olan kimse¸ diğeri Allah'ın kendisine mal verdiği ve bu malı gece gündüz O'nun yolunda harcayan kimse."[6].


6. "Kalbinde Kur'ân'dan bir miktar bulunmayan kimse harap ev gibidir."[7]


7. "Her zaman Kur'ân okuyan kimseye şöyle denecektir: ‘Oku ve yüksel¸ dünyada tertîl ile okuduğun gibi burada da tertîl ile oku. Şüphesiz senin merteben¸ okuduğun âyetin son noktasındadır"[8].


 8. "Bir cemâat Allah'ın evlerinden bir evde toplanır¸ Allah'ın kitabını okur ve aralarında müzakere ederlerse¸ üzerlerine sekînet iner¸ onları rahmet kaplar ve melekler etraflarını kuşatır. Allahu Teâlâ da o kimseleri kendi nezdinde bulunanların arasında anar"[9].


Kur'ân hem ibâdet hem de amel kitabıdır


Kur'ân hayatımızla o kadar iç içe ve o kadar rahmettir ki¸ biz hayatımızın her safhasında ona müracaat ederiz. İbadetlerimizde onu okur¸ iman ve ahlakımızın temel ilkelerini ondan öğrenir¸ sosyal hayatımızın temel ilkelerini onda buluruz. Genel olarak Kur'ân'la ilişkimiz hatim okuyup sevap kazanma aşamasında olsa da¸ bu Kur'ân'dan yararlanmanın çok sınırlı bir kısmıdır. Kur'ân'ın esas fonksiyonu sosyal ilişkilerimizde bize yol göstermesidir. "İyilik ve takva üzerine yardımlaşın¸ günah ve düşmanlık konusunda yardımlaşmayın."[10]¸ "Güzel bir söz ve bağışlama başa kakılan sadakadan daha iyidir."[11]¸ "Kendinizi temize çıkarmayın¸ kimin daha müttakî olduğunu ancak Allah bilir."[12]¸ "Ben nefsimi temize çıkarmam¸ zira nefis mutlaka ve mutlaka kötülüğü emreder¸ ancak Rabbimin merhamet edip esirgemesi hariç."[13]¸ "Biz Kur'ân'dan mü'minlere şifa ve rahmet olan âyetler indiriyoruz¸ bu zâlimlerin ancak hüsrânını artırır."[14]¸ "Rabbin ancak kendine kulluk etmenizi ve ana-babaya iyilik etmenizi emretti."[15]¸ "Ey nefislerine karşı ölçüsüz davranan kullarım! Allah'ın rahmetinden umudunuzu kesmeyin¸ zira Allah bütün günahları bağışlar."[16]¸ "Yetim malını haksız yolla yiyenler aslında karınlarına ateşten başka bir şey doldurmamaktadırlar."[17] gibi daha onlarca mesaj sosyal hayatımız ve insanlar arası ilişkilerimiz açısından paha biçilemez değerdedir. 


Bir şair[18] Kur'ân'la ilgili duygularını şu mısralarla ifade etmiştir:


Âyet âyet gir kalbime
Yer et amel ve dilime
Harf harf kelime kelime
Gönüle huzurdur Kur'ân

Okuyanı darda koymaz
İnanan şeytana uymaz
Asla yarı yolda koymaz
En vefalı dosttur Kur'ân

Hakk'ın yüce kelâmıdır
Mü'minlerin yaşamıdır
İki cihan baş tâcıdır
Kitaplarda birdir Kur'ân

Sorma ondan bundan haber
Ezelden ebede rehber
Gösterdi yüce Peygamber
Hakk'a giden yoldur Kur'ân

Davet eder hakîkate
Kavuşturur selâmete
Delil olur kıyâmete
Hiç solmayan güldür Kur'ân


 






[1] 17/İsr⸠9.



[2] Müslim¸ Müsâfirîn¸ 253; Tirmizî¸ Fezâilü'l-Kur'ân¸ 5.



[3] Buhârî¸ Fezâilü'l-Kur'ân¸ 21; Tirmizi¸ Fezâilü'l-Kur'ân¸ 15.



[4] Buhârî¸ Tevhîd¸ 52; Müslim¸ Müsâfirîn¸ 243.



[5] Buhârî¸ Et'ime¸ 30¸ Fezâilü'l-Kur'ân ¸17¸ Tevhîd 36; Müslim¸ Müsâfirîn¸ 243.



[6] Buhârî¸ İlm 15.



[7] Tirmizî¸ Fazâilü'l-Kur'ân¸ 18.



[8] Ebû Dâvûd¸ Vitr¸ 20; Tirmizî¸ Fezâilü'l-Kur'ân¸ 18.



[9] Müslim¸ Zikr¸ 38.



[10] 5/Mâide¸ 2.



[11] 2/Bakara¸ 263.



[12] 53/Necm¸ 32.



[13] 12/Yûsuf¸ 53.



[14] 17/İsr⸠82.



[15] 17/İsr⸠23.



[16] 39/Zümer¸ 53.



[17] 4/Nis⸠10.



[18] Şiir Hasan Konc'a aittir.

Sayfayı Paylaş