ŞEHİRCİLİKTE DARENDE ÖRNEĞİ

Somuncu Baba

"Biz¸ Darende'de bu önderlik olayının merkezinde Somuncu
Baba neslinden Osman Hulûsi Efendi'yi ve şimdi de H.
Hamidettin Ateş Efendi'yi görüyoruz. Hamleci kişiliği¸ inançlı
tavrı ve tutarlı projeleriyle Darende¸ böyle bir öncünün elinde
şekillenerek bugünlere geldi."

Darende¸ Malatya'nın batısında yer alan bir kazasıdır. Adeta doğunun Anadolu'ya açılan kapısıdır. Yukarı Fırat havzasından geçen İpekyolu'nun da aynı zamanda doğudan batıya geçiş kanalıdır. Hititler¸ Asurlular¸ Persler ve Romalılardan izleri taşır. Hz. Ömer'in orduları burayla gelir ve meşhur kumandan Halit Bin Velid burasını fethederek İslam topraklarına katar.


Bu ilçenin hafızamdaki adı çocukluğuma kadar gider. Bizim yöremizin gezici sünnetçileri Darendelilerdi. Aileler çocuklarını sünnet ettirecekleri zaman¸ baharı beklerlerdi¸ "Darendeli sünnetçiler baharın ya da ilkyazda gelirler¸ çocukları o zaman sünnet ettirelim"¸ sözü sıkça duyduğumuz kalıplaşmış bir ifadeydi. Aslında bu gelenler¸ sünnet işlemini gerçekleştirme yanında çerçicilik de yaparlardı. Eski yün çorap verip leblebi unu aldığım günleri hatırlarım. Daha sonra¸ Darendeliler bu işi bıraktılar. Niye bıraktılar? Darendeliler çerçicilikten esnaflığa¸ oradan iş adamlığına yürüdüler. İlk öğretmenliğe başladığım il Malatya'dır. Malatya Atatürk Lisesi'ne tayinim çıkınca haritayı alıp baktım¸ yol Darende'den geçiyordu. Sanki Malatya'ya değil de Darende'ye gidiyormuşum gibi sevinmiştim. Beni Malatya'ya götüren otobüs 1973 yazında Darende'den geçerken dikkatle baktım. Küçük bir ilçeydi. Kazanın iki tarafı dağla çevriliydi ve şehir bu dağların arasındaki vadide yer alıyordu. Belli ki¸ tarım alanları çok sınırlıydı. Buradaki insanlar¸ yaşayabilmek için ticaretten başka bir kapıya gitme şansına da sahip değildi¸ onları çerçiciliğe iten de bu olmalıydı.


O günlerin üzerinden kırk yıla yakın bir zaman geçti. Bugün Darende serpilip gelişerek Türkiye ticaretinde lokomotif kuruluşları çıkaran bir ilçe oldu. İstanbul başta olmak üzere¸ birçok büyük ilimizde ticareti ileri boyutlara taşıdılar. Bunun yanında kendi aidiyetlerini de unutmadılar. Dışarıda kazandıklarıyla neredeyse yeni bir şehir inşa ettiler.


Şehirler kendi hallerinde büyümüyorlar. Onları büyüten orada yaşayan insanların gayretidir. Eğer bir şehirli yaşadığı toprağına sahip çıkıyor¸ orada kalıp orasını güzelleştirmek istiyorsa¸ bu şehir elbette büyüyecektir. Günümüzde kazaların bu alanda en büyük handikabı göçtür. Eğer bir ilçe göç veriyor ve giden de kendi yurdundan yuvasından tamamen kopuyorsa¸ o şehrin geleceği tehlikede demektir. Kuşkusuz Darende'de bu sosyal problemi geçmişte yaşamıştır. Tarihine baktığımız zaman¸ hele hele o gökyüzüne birer şahadet parmağı gibi yükselen öksüz minareleri gördüğünüz zaman bunun acısını çok iyi hissedebiliyorsunuz. Camileri yıkılıp minareleri ayakta kalabilen bu ilçe¸ geçmişin bu kahredici mecburiyetinden bugün kurtulmuş gibidir. Bugün de belki göç veriyor¸ ama gördüğüm kadarıyla buradaki göç ileri boyutlara varmamış. Daha da önemlisi¸ gidenler de¸ topraklarından kopmamışlar.


Bugün¸ böyle bir oluşumun odağında akil insanların gayretini dikkate almak gerekir. Para sahibi olmanın¸ onu değerlendirmeyi bilmezseniz bir anlamı yoktur. Parayı akıllıca kullanmayı bilemezseniz o da size farklı bir zenginlik getirmez. Sanırım bizim çocukluğumuzdaki o gezginci ticari anlayış yer değiştirirken parayı kullanma kültürünü iyi tayin eden önderlerin yönlendirmesinin etkisi oldu. Biz¸ Darende'de bu önderlik olayının merkezinde Somuncu Baba neslinden Osman Hulusi Efendi'yi ve şimdi de H. Hamidettin Ateş Efendi'yi  görüyoruz. Hamleci kişiliği¸ inançlı tavrı ve tutarlı projeleriyle Darende¸ böyle bir öncünün elinde şekillenerek bugünlere geldi.


Darendeli de bunun farkında. Geçtiğimiz yaz gittiği Darende'de ilçe sakinleriyle görüştüm. Bir esnafın ifadesi çok anlamlıydı: "Osman Hulusi Efendi ¸ bizi yeniden inşa etti¸ yeniden adam yaptı. Ticareti biliyorduk¸ ama onun ahlakını o kazandırdı bize. Ona medyunu şükranız. "


Türkiye'de bir ilçede İlahiyat Fakültesi'nin açılması küçük bir olay mıdır? Darendeli bu önderlerinin girişimiyle bunu başarmış bir ilçemizdir.


Şunu unutmamak gerekiyor¸ büyük adamlar küçük yerlere sığmıyor. Ya oradan taşıp¸ taşınıp başka yerlerde varlıklarını devam ettiriyorlar. Ya da bulundukları yeri büyüterek yine varlıklarını sürdürüyorlar. Darende¸ ikinci şıktaki şansı yakalamış bir ilçemizdir.14. asırda yaşayan ve 15. asrın başlarında vefat eden Büyük Veli Somuncu Baba¸ asırlar önceden gelip buraya yerleşmiş ve irşat görevini burada sürdürmüş.  Onun Kayseri'den başlayan yolculuğu¸ Bursa¸ Aksaray ve nihayet Darende'de noktalanır. Doğduğu şehre; Kayseri'ye dönmez¸ ömrünün sonunu da burada geçirir ve burada Rabbine vasıl olur. Arkasından aynı kanalın beslediği bir başka gönül adamı çıkar ortaya: Osman Hulusi Efendi!  Arif bir insandır Osman Hulusi Efendi. İrşat görevini camiye hapsetmez¸ o camiden sokağa taşan din adamı profilinin öncülerinden birisidir. Bu öncülük¸ temellerini attığı birçok kuruluşun bugün serpilip gelişerek bu kazayı model olmaya doğru taşıma kapasitesine ulaştırmıştır.


Tarihle tabiatın buluşmasıyla ortaya çıkan ihtişamlı bir tablo gibi bizi karşılayan bu ilçeye her gittiğimde¸ kendi evime dönmüş olmanın huzurunu duyarım. Zengibar Kalesi ile Tohma çayının birbirini kucaklayan görüntüsü¸ bizi büyülü bir ortamın içine çekmektedir. Bu çayın¸ tabiat ananın kucağına açıldığı havzasındaki Osman Hulusi Efendi Vakfı'nın nakış nakış işlenmiş binalarında huzuru yudumlamak için bile buraya gelmek bir şans olmalı.

Tarihiyle gururlu¸ tabiatıyla şanslı bu ilçemiz¸ koynunda sakladığı H. Hamidettin Ateş gibi mümtaz önderleriyle de huzurlu bir şehircilik örneğini sunmak gibi çok yönlü bir şansı sahiptir.

Sayfayı Paylaş