DENİZLİ EVLİYALARI

Somuncu Baba

Anadolu Yarımadası'nın güneybatı¸ Ege Bölgesi'nin güneydoğusunda yer alan Denizli¸ Ege Bölgesi ve Akdeniz Bölgesi arasında bir geçit yeri durumundadır.

Gelmiş geçmiş kavimlerin derin uygarlık izleri bıraktığı Denizli toprakları Anadolu'ya yerleşen en eski kavimlerin zamanlarında da medeniyetin önemli merkezlerinden olmuştur.

Denizli bölgesi¸ yumuşak iklimi¸ her türlü ekime elverişli zengin topraklarıyla meşhur olup gezginler bu kenti çeşitli ve bol meyve yetiştirilen bahçeler arasında yayılmış¸ suları bol¸ evleriyle pek şirin bir belde ola

Anadolu Yarımadası'nın güneybatı¸ Ege Bölgesi'nin güneydoğusunda yer alan Denizli¸ Ege Bölgesi ve Akdeniz Bölgesi arasında bir geçit yeri durumundadır.


Gelmiş geçmiş kavimlerin derin uygarlık izleri bıraktığı Denizli toprakları Anadolu'ya yerleşen en eski kavimlerin zamanlarında da medeniyetin önemli merkezlerinden olmuştur.


Denizli bölgesi¸ yumuşak iklimi¸ her türlü ekime elverişli zengin topraklarıyla meşhur olup gezginler bu kenti çeşitli ve bol meyve yetiştirilen bahçeler arasında yayılmış¸ suları bol¸ evleriyle pek şirin bir belde olarak anlatırlar. Bazıları da buraya Anadolu'nun Şam'ı derler.


1071'de Sultan Alparslan'ın Malazgirt Zaferinden sonra Anadolu'da İslâmiyet'in yayılmasında Horasan Alperenleri ile derviş gaziler büyük rol oynamışlardır. Denizli yöresinde de özellikle Abdil Dede¸ Avdan Baba¸ Deynekli Baba¸ Şaban Dede¸ Uzunca Hayreddin gibi Allah dostu insanlar bölge insanının İslâmiyet'le tanışıp gerçek aydınlığa kavuşmalarına vesile olmuşlar hatta kimileri de bu topraklarda bu uğurda şehit düşmüşlerdir.


Ahî Sinan


Ahi Sinan'ın doğum ve ölüm tarihleri belli olmamakla birlikte on dördüncü yüzyılda yaşadığı bilinmektedir.


Küçük yaştan itibaren iyi bir tahsil ve terbiye gördü. Ahi Sinan¸ Anadolu'da Ahilik adlı esnaf teşkilatının kurucusu¸ cömertlik ve misafirperverliğin timsali¸ âlim ve veli bir zât olan Ahi Evran'ı¸ Denizli'yi ziyareti sırasında tanımış ve ona talebe olmuştur.


Ahiliğin Denizli'deki kurucusu olan Ahi Sinan mert¸ özü ve sözü doğru bir kimse idi. Helal rızkının temini için dericilikle uğraşırdı.


İnsanların imanlarının olgunlaştırılmasını¸ iş ahlâkının¸ verimliliğinin ve kalitesinin yükselmesini hedef alan Ahilik teşkilatı Denizli'de iyi ahlâklı¸ çalışkan ve mert insanların yetişmesinde çok büyük rol oynadı.


Ahi Sinan¸ Kaleiçi'nin batısındaki Büyük Mezarlığa doğru uzanan arazide kurulu kendi adı ile bilinen tekkesinde hizmet vermiştir. Çağdaşı Ahi Duman ile birlikte Denizli esnaf ve tüccarlarını gönül örslerinde dövmüşlerdir.


Hacı Osman Nuri Kepenekoğlu


Osman Nuri Efendi miladi 1903 senesinde Denizli'de dünyaya geldi. Babası Denizli eşrafından Kepenekoğullarından Mehmet Efendidir. İbtidai¸ Rüştiye ve İdadi öğrenimini bitirdikten sonra askerliğine kadar bir taraftan baba mesleği olan dericilik ve ticaretle meşgul olurken bir taraftan da dinî bilgisini geliştirmek için dersler almıştır.


Askerlik dönüşü ticaretle meşguliyetin yanı sıra Musa Mahallesi Camii Şerifinde fahri olarak imam-hatiplik görevini yaptı.  Osman Nuri Efendi aynı camiye asaleten tayininin yapılmasından sonra 23 sene de kadrolu olarak görev yapmıştır.


Görevi sırasında birçok hocadan tasavvufa dair dersler almasına rağmen aradığını bulamayan Osman Nuri Efendi Seyyid Muhammed Hafid Arvasî Hazretlerinin bölgeye gelmesiyle kendisine teslim olmuştur.


Osman Nuri Efendi uzun yıllar Muhammed Hafid Arvasi Hazretlerine hizmet etmiş zamanla her işte onun en yakın yardımcısı olmuştur.


Hafid Arvasî Hazretleri vefatından önce Osman Nuri Efendiyi irşatla görevlendirip her türlü yetki ve tasarrufatını ona tevdi etmiştir.


Mürşidinin kızıyla da evlenip onunla akrabalık şerefine kavuşan Osman Nuri Efendi fasılasız olarak ömrünün sonuna kadar gerek dükkânında ve gerekse evinde sohbetlere devam etmiş gece¸ gündüz demeden¸ usanmadan¸ yorulmadan insanların Hakk yola ulaşması için uğraş vermiştir.


1981 yılında istirahat için gittiği Bursa'da Hakk'ın rahmetine kavuşmuştur. Denizli'ye getirilen mübarek naşı Asri mezarlıktaki türbesine tevdi edilmiştir.


Ahmet Hulusi Efendi


Kurtuluş Savaşımızın en dikkat çeken kahramanlarından olan Denizli Müftüsü Ahmet Hulusi Efendi ‘Millî Mücadelenin ilk bayraktarı'¸ medfun bulunduğu kabrinde de yazdığı gibi ‘Millî Mücadelenin ilk alemdarı' olan bir Türk din adamıdır.


1861'de Denizli'de doğdu. Babası Denizli Müftüsü iken vefat eden Osman Nuri Efendidir. Ahmet Hulusi Efendi Denizli'de Tekelizade Bekir Efendi'den aldığı ilköğretimden sonra eğitim ve öğrenimini babası Osman Nuri Efendi'nin Kayalık Mahallesi'nde bulunan medresesinde devam etti. Bu medresede¸ babasından¸ Ağabeyi Müftü Tahir Efendi'den ve Abdullah Efendi'den başta Arapça¸ fıkıh¸ hadis¸ sarf-nahiv olmak üzere çeşitli derslerden öğrenimini tamamlayarak 1891'de icazetnamesini aldı. Mezuniyetini müteakip¸ babasının medresesinde hocalığa başlayan Ahmet Hulusi Efendi¸ Edirne'den "İbtiday-i Hariç Ruusunâme-i Hümâyûn"¸ Bursa'dan da "İbtiday-i Dâhil Ruusunâme-i Hümâyûn" unvanlarını alarak¸ Sahn Müderrisliği'ne kadar yükseldi.


1885 tarihinde babası Denizli Müftüsü Osman Nuri Efendi'nin fahri müftü yardımcılığıyla ilk memuriyet hayatına başlayan Ahmet Hulusi Efendi¸ ağabeyi Mehmet Tahir Efendinin ölümü üzerine de 1918'de Denizli Müftülüğü'ne tayin edildi.


Ahmet Hulusi Efendi İzmir'in Yunanlılar tarafından işgal edilmesiyle ilk protesto mitingini tertipledi. Müftülük dairesine yakın bir camide bulunan Sancak-ı Şerifi alarak şehrin ileri gelen şeyh ve imamları ile caminin etrafında bekleyen kalabalığın önüne geçerek birlikte belediye meydanına doğru yürüdüler. Meydanı dolduran halka hitaben umut dolu bir konuşma yaptı. Denizli'de başlattığı bu mücadelesini çevre il ve ilçelerdeki müftü¸ vaiz ve müderrislerle haberleşip oluşturduğu silahlı çetelerle devam etti.


Ahmet Hulusi Efendi bir nefer gibi katıldığı çarpışmalar¸ verdiği vaazlar¸ topladığı gönüllülerle milis kuvvetlerini devamlı destekledi. Denizli bölgesinde Yunan ilerleyişine karşı çektiği setle Ankara'da¸ düzenli askerî birliklerin kurulması için zaman kazandırdı.

Ahmet Hulusi Efendi Kurtuluş Savaşının kazanılmasından sonra gelişen siyasî olaylara karışmamış ve geri kalan ömrünü ibadetle¸ dinî ilimler ve irşad hizmetleriyle geçirdi. 1931'de arkasında daima örnek olacak hayırlı hizmetler bırakarak 70 yaşının içinde fani hayata veda etti.

Sayfayı Paylaş