OMUZUMDA HEMENÇE

Somuncu Baba

Kitabın isminden de anlaşıldığı gibi “Omuzumda Hemençe” Karadenizli bir yazarın eseri ve kitabın alt başlığı “Cumhuriyet Devrinde Bir Medrese Talebesinin Hatıraları.” Bu tarz kitapları çok önemseliyiz. Çünkü çoğu zaman devlet arşivlerinde bulunmayan¸ gerçek ve tarafsız birçok bilgiyi bunlarda bulabilmekteyiz ve bütün yazarlarımızın mutlaka böyle çalışmaları olmalı diye düşünmekteyiz.

Kitabın isminden de anlaşıldığı gibi “Omuzumda Hemençe” Karadenizli bir yazarın eseri ve kitabın alt başlığı “Cumhuriyet Devrinde Bir Medrese Talebesinin Hatıraları.” Bu tarz kitapları çok önemseliyiz.  Çünkü çoğu zaman devlet arşivlerinde bulunmayan¸ gerçek ve tarafsız birçok bilgiyi bunlarda bulabilmekteyiz  ve bütün yazarlarımızın mutlaka böyle çalışmaları olmalı diye düşünmekteyiz.


“Omuzumda Hemençe”de bu özellik fazlasıyla var. Bilmeyenler için söyleyeyim Karadeniz bölgesinde “Hemençe” sözcüğü “Heybe” anlamında kullanılıyor ve Ali Kemal Saran'ın heybesi¸ köyünün ekonomik ve sosyo-kültürel yapısından efsane ve hikâyelere¸ adet ve geleneklerden inanışlar ve deyimlere kadar oldukça özgün ve zengin bir kültür hazinesiyle dolu.


Emekli Müftü-yazar Ali Kemal Saran kelimenin gerçek manasıyla Hak aşığı¸ aksiyoner bir dava adamıydı. Her gün bir hayır peşinde koşardı. İnsanların dertlerine çare aramak¸ çare bulmak onun en büyük zevkiydi. Ama bunu asla gösterişe kaçmadan¸ sade ve samimi bir şekilde yapardı. "İki günü müsavi olan aldanmıştır." hadis-i şerifi bir an olsun aklından çıkmazdı.  Onun için dur durak yoktu. 78 yaşında 18 yaşındaki bir gencin idealizmi içindeydi hep. Daha iki ay önce kalp ameliyatı olmuş¸ 3 damarı değiştirilmişti. Biz hastalıktan kalkmadı¸ istirahat ediyor diye düşünürken o Sultan Murat Şehitliği Külliyesi için 78. yaşına¸ ameliyatına aldırmadan İstanbul'a gitmişti.


Sayısız makalesi olan Emekli Müftü Ali Kemal Saran Hocaefendi'nin son eseri "Cumhuriyet Döneminde Bir Medrese Talebesinin Hatıraları Omuzumda Hemençe" kitabında kendi otobiyografisini kaleme almıştı. 1. baskısı bir solukta biten kitabın ikincisi yapılmıştı. Otobiyografinin yanında doğduğu ve yaşadığı Köy Akdoğan ve Çaykara ile ilgili hikâyelere¸ deyimlere¸ tarihî olaylara¸ ilginç resimlere ve folklora (Halk Kültürüne) yer vererek otobiyografi türüne yeni ve orijinal bir tarz kazandırıyordu. Aynı zamanda Türkiye'nin ilmî ve manevî dünyasına çok önemli katkılar sunan Çaykara'nın son 100-150 yılına da ışık tutuyordu.


Yazar kitabının giriş bölümünde şöyle diyordu:


 "Burada yer alan hatıralar¸ kendimi bilebildiğim erken çocukluk dönemimden başlayarak yakın zamana kadar uzanan yaklaşık 70 yıllık bir ömrü kapsıyor. Bu uzun zaman dilimi içinde¸ çocukluğumun sisler içinde kalan sibyan mektebinden ve medrese talebeliğinden başlayarak¸ Anadolu'nun birçok yerinde yürüttüğüm müftülük görevlerine ve uzun süren emeklilik dönemimde yaşadığım cemiyetçilik tecrübelerine kadar¸ acı tatlı pek çok yaşanmış olay var. Başımdan geçen bazı olaylar¸ belki bir dönemin tarihine küçük çapta da olsa ışık tutacak öneme sahip. Bazıları da önemsiz gibi gözükse de¸ belki belli bir dönemin sosyal ve ekonomik yapısının¸ düşünce sisteminin ve kültürünün daha iyi anlaşılmasına katkı sağlayabilecek özellikleri taşıyor. Bu sebeple önemli veya önemsiz ayınım yapmadan başımdan geçenleri olabildiği kadar vermeye çalıştım.


İşte bu düşünceyle¸ belki gelecek nesillere ışık tutar ve güzel bir örnek olur diye¸ soluk izler bırakan hatıralarımı kaleme aldım. Umarım ki¸ benden sonra bu yörede yaşayan¸ bir nebze olsun topluma önderlik eden ve örnek davranışlarda buluna insanlar¸ geriye kendilerini hatırlatan yazılı eserler bırakırlar. Çünkü yazılı eserler¸ geçmişten geleceğe uzanan birer köprü gibidir. Bu hatıralarımla eğer böyle bir köprüyü kurabilmişsem ne mutlu bana."


Bir yazar dostu kendisi hakkında şu ifadelerde bulunuyor: "Ali Kemal Saran son yazısında sadaka-i cariyeyi anlatmıştı. Üç hususun sadaka-i cariye kapsamında olduğunu ifade etmişlerdi. Allah aşkı ve muhabbetini anlatan  eserler bıraktın¸ hem biri halen Malatya Valimiz Sayın Ulvi Saran Beyefendi olmak üzere¸ Biri hukukçu¸ biri ilahiyatçı¸ kızı da doktor olan hayırlı evlatlar¸ bizim gibi binlerce talebe yetiştirdin. Camilerin eserlerin hakeza… Sadaka-i cariyenin üç çeşidini de sığdırdın kısa ama anlamını bilerek yaşadığın bu  fani dünya hayatına."


Malatya Valisi Ulvi Saran'ın 78 yaşındaki babası Emekli Müftü-yazar Ali Kemal Saran¸ İstanbul'da geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybetti ve cenazesi¸ 12 Aralık 2010 Pazar günü memleketi Trabzon'un Çaykara ilçesinde toprağa verildi.


Saran'ın vefatı üzerine Vakfımız Yönetim Kurulu Üyeleri Hulusi Gülseren ve Ömer Parlak Trabzon'a giderek aileye Vakfımız ve dergimiz adına  taziye ziyaretinde bulundular. Gülseren ve Parlak¸ Vakfımızın Mütevelli Heyet Başkanı H. Hamidettin Ateş'in taziye mesajını Vali Saran'a vererek acılarına ortak olduklarını dile getirdiler.

Ardında güzel eserler bırakanlara ne mutlu….

Sayfayı Paylaş