HABİS BİR İNSAN HASTALIĞI: HASET

Somuncu Baba

“Hased¸ kalpte bulunan ve insanı kötülüklere sürükleyen en önemli ve gayr-i ahlâkî özelliklerden¸ hastalıklardan birisidir. Yol açacağı büyük zararları sebebiyle Yüce Allah haset edenin şerrinden kendisine sığınmamızı emretmiştir.”

Hasedin Mahiyeti


Haset¸ çekememezlik ve kıskançlık sebebiyle başka bir insanın elindeki nimetin ve iyi kazanımların yok olmasını istemektir. Hasut insan başkasını kıskanır¸ çekemez; başkasında olan sağlık¸ zenginlik ve benzeri nimetlerden dolayı rahatsız olur¸ o kişiden o nimetin gitmesini ister. Bu¸ insan bünyesine zarar veren ve dinini ifsat eden kötü bir huydur. Kalpte bulunan ve insanı kötülüklere sürükleyen en önemli ve gayr-i ahlâkî özelliklerden¸ hastalıklardan birisidir. Yol açacağı büyük zararları sebebiyle Yüce Allah haset edenin şerrinden kendisine sığınmamızı emretmiştir[1]. Çünkü böyle habis duygular taşıyan birinin şerrinden insanları ancak onları yaratan Rableri koruyabilir. Hasetçinin zararını bertaraf edebilecek güce de sadece O sahiptir.


Sebepleri


Haset¸ esasen bilgisizlik ve tamahkârlığın birleşmesinden doğar. İnsan psikolojisini tahlil eden İslâm âlimlerinin ve hikmet bilginlerinin tesbitine göre hasedin başlıca üç sebebi vardır:


1. Haset edilene karşı duyulan kin. Ona duyulan kinden dolayı hiçbir iyiliğe nail olması istenmez ve onun elindeki nimetleri kaybetmesi istenirve beklenir. Çünkü ondaki her güzel kazanım hasetçiyi mahveder ve âdetâ çılgına çevirir. En zararlı haset çeşidi bu olmakla beraber çok yaygın değildir.


2. Haset edilene yetişememeden dolayı duyulan eziklik. Orta dereceli kabul edilen bu haset çeşidinde haset eden yetersiz olduğu için haset edenin nail olduklarına erişemez¸ bu da onda biraz kıskançlık biraz da yarış duygusu meydana getirir.


3. Haset edenin faziletlere ve nimetlere karşı çekemez bir duygu içinde olması. Yani böyle bir kimse kendinde olan iyilik ve nimetleri başkasıyla paylaşma duygusuna sahip değildir. Her iyi şeyin kendisinde olmasını ister¸ başkasında olmasını hazmedemez ancak bunları da başkasıyla paylaşmaz. En yaygın ve kötü haset çeşidi budur.


Müslüman Hasut Olur Mu? 


Günümüzde birçok Müslümanın da haset hastalığının pençesine düştüğünü üzülerek görmekteyiz. Acaba Müslüman oldukları ve dinin temel yükümlülüklerinden olan namaz¸ oruç gibi ibadetleri yerine getirdikleri halde hala neden bu hastalıktan kurtulamıyorlar? İnsanlar Müslüman olmakla insan doğuştan getirdiği bütün kötü duygularından birden arınamaz. Önce onların kötü olduklarını öğrenir sonra da tedavi etme sürecine girer. Kimisinin tedavi süreci kısa kimisininki uzun sürer. Bazılarınınki de ömür boyu devam eder. İslâm insanda var olan diğer duygular gibi haset duygusunu  da inkâr etmemiştir. Önce onun insanda var olan bir duygu olduğu kabul edilmiştir. Şu âyet bunu göstermektedir: “Eğer bir kadın kocasının geçimsizliğinden yahut kendisinden yüz çevirmesinden endişe ederse¸ aralarında bir sulh yapmalarında¸ onlara bir günah yoktur. Sulh hep hayırlıdır. Zaten nefisler kıskançlığa hazırdır. Eğer iyi geçinir ve geçimsizlikten sakınırsanız¸ şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır[2].


İnsanî bir duygu olan hasedin kötü bir huy olduğu da Kur'ân'da anlatılmıştır. Şu âyetler hasedin kötülüğüne işaret etmektedir:


Yoksa onlar¸ Allah'ın lütfundan verdiği şeyler için insanları kıskanıyorlar mı?[3]


Onlar ki hem kıskanır¸ cimrilik ederler¸ hem de herkese cimrilik tavsiye ederler ve Allah'ın kendilerine lütfundan verdiği nimeti gizlerler. Biz kâfirlere alçaltıcı bir azap hazırladık.[4]


Ehl-i kitaptan birçoğu arzu etmektedir ki¸ sizi imanınızdan sonra çevirip kâfir etsinler: Hak kendilerine iyice belirdikten sonra bile sırf nefsaniyetlerinden ve kıskançlıktan dolayı bunu yaparlar. Buna rağmen siz şimdi af ile hoşgörüyle davranın tâ Allah emrini verinceye kadar. Şüphe yok ki Allah her şeye kâdirdir.[5].


Hz. Peygamber (s.a.v.)'in konuyla ilgili bazı açıklama ve ikazları da şöyledir:


Hasedden kaçının. Çünkü o¸ ateşin odunu -veya kuru otu- yiyip tükettiği gibi¸ bütün hayırları yer tüketir[6]. 


Size eski ümmetlerin hastalığı sirayet etti: Bu¸ hased ve buğzdur. Bu kazıyıcıdır. Bilesiniz; kazıyıcı derken saçı kazır demiyorum. O dini kazıyıcıdır. Nefsimi kudret elinde tutan Zât-ı Zülcelâl'e yemin ederim¸ sizler iman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olmazsınız. Birbirinizi sevmeye yardımcı olacak şeyi haber vereyim mi: Aranızda selâmı yaygınlaştırın.[7]   


Hasedin kötü ve zararlı insanî bir duygu olduğunu bu şekilde kabul edip tesbit eden ve zararlarını ifade eden İslâm daha sonra haset duygusunu faydalı olabilecek iyi noktalara doğru yönlendirilmiştir. Nitekim İbnu Mes'ûd (r.a.)'ın naklettiği bir hadise göre Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Şu iki kişi dışında hiç kimseye haset (gıbta) etmek caiz değildir: Biri¸ Allah in kendisine verdiği hikmetle hükmeden ve bunu başkasına da öğreten hikmet sahibi kimse. Diğeri de Allah'ın kendisine verdiği malı hak yolda sarfeden zengin kimse.[8] Burada haset kelimesi kullanılarak bu duygunun imrenme gibi olumlu bir duyguya çevrilmesi de istenmiştir. “Mü'min gıpta¸ münafık ise haset eder.” denilerek de iki durum arasındaki ince farka işaret edilmiştir.


Hasedin Fıkhî Hükmü


İslâm hukukçuları¸ başkasının elindeki nimetlerin ve iyi kazanımların yok olmasını isteme şeklindeki hasedin haram olduğuna hükmetmişlerdir. Bu konuda bütün âlimler görüş birliği içindedir. Çünkü haset eden âdetâ Allah'ın bir kuluna verdiği nimetlere itiraz etmekte ve büyük bir günah işlemektedir. Ancak haram ve meşru olmayan yollarla mal ve makam elde edenlerin¸ kazandığı malı¸ makamı ve nimeti masiyet uğrunda harcayanların ellerindeki nimetin gitmesini istemek günah değildir. Aynı şekilde aynı nimetten veya herhangi iyi bir şeyden kendisinin de olmasını istemek yani başkasının elindeki nimete gıpta etmek de haram olan haset kapsamında sayılmaz. 


Çareleri


Hasetten kurtulmak Müslümanın hedefi olmalıdır. Tamamen kurtulamayanlar asgariye indirmek¸ hiç olmazsa başkalarına zarar vermekten kaçınacak duruma getirmek mecburiyetindedirler. Çünkü insanın bu duyguyu tamamen söküp atması mümkün değildir. Bu duygudan kurtulma çareleri olarak İslâm âlimleri birçok yol önermişlerdir. Bunlardan bazıları şöyledir:


1. Hased yapan bunun din ve dünyasına zarar verdiğini¸ bu duygusu sebebiyle Allah'ın gadabını hak ettiğini bilmeli ve düşünmelidir. Çünkü kulları arasında nimeti taksim eden Yüce Allah'tır. Dindarlıkla haset aynı yerde ilelebet yaşayamaz.[9]


2. Hased eden bu davranışıyla haset ettiği insana zarar veremeyeceğini¸ aksine onun elindeki nimetin artmasına sebep olduğunu bilmelidir. Bu sebeple de kendini yiyip bitirmemelidir.


3. Duygularının önüne aklını geçirerek yaptığı işin yanlış ve çirkin olduğunu¸ bundan dolayı hesaba çekileceğini bilmelidir. Aynı zamanda insanların nail oldukları nimetlerde şahsi ve meşru gayretlerini¸ Allah'ın da takdirini hesaba katmalıdır.


4. Haset ettiği kimseye zarar vermemek için onun başarısını ve elde ettiği nimetleri gördüğü zaman “Mâşâallâh¸ lâ havle velâ kuvvete illâ billah” demelidir. Bu Hz. Peygamber (s.a.v.)'in tavsiyesidir. Bu konuda büyük İslâm âlimi İmam Gazâlî'nin İhyâu ulûmiddîn adlı eserinin ilgili kısmı mutlaka okunmalıdır.


Hasetçinin Şerrinden Nasıl Korunulur?


Zenginiğinden veya elindeki nimetlerin bolluğundan dolayı birine haset eden¸ aslında haset ettiği kimsenin elindeki nimetin artmasına sebep olsa da¸ bazı insanların nazarları başkasına zarar verebilmektedir. Hasedin en çirkin ve sahibini Allah katında sorumlu kılan yönü de budur. Be sebeple bazı fıkıh âlimleri nazar değdirenin sebep olduğu zararı tazmin etmesi gerektiğine fetva vermişlerdir. Bu gibi insanların şerrinden korunmak için sürekli Allah'a sığınmak¸ muâvezeteyn (kul eûzü) ve Fâtiha surelerini ile Âyetü'l-Kürsî'yi okumak tavsiye edilmiştir. 


 






[1] 113/Felak¸ 5.



[2] 4/Nis⸠128.



[3] 4/Nis⸠54.



[4] 4/Nis⸠37.



[5] 2/Bakara¸ 109.



[6] Ebû Dâvûd¸ “Edeb”¸ 44; İbni Mâce¸ “Zühd”¸ 22.



[7] Tirmizî¸ “Kıyâme”¸ 56.



[8] Buharî¸ “Tevhîd”¸ 45.



[9] Nesâî¸ “Cihâd”¸ 8.

Sayfayı Paylaş