AYDIN VELİLERİ

Somuncu Baba

Türklerin Anadolu'ya yerleşmeye başlamasıyla Anadolu¸ çeşitli tarikatlar¸ tasavvufî düşünce ve ekollerin inkişaf edip yayıldığı ve hatta yenilerinin ortaya çıktığı önemli bir saha haline gelmiştir. Kısa süre içerisinde Anadolu'nun birçok bölgesinde ve özellikle eskiden beri ilim ve kültür merkezi olan yerler gibi Aydın'da da ilim adamları¸ müderrisler ve mutasavvıflar kendini göstermeye başlamıştır.

Efeler diyarı Aydın¸ tarihî süreç içerisinde çeşitli uygarlıklara beşiklik etmiş¸ bugün de hala o uygarlıkların derin izlerini taşıyan güzel yurt köşelerimizden biridir. İlkçağlar­dan beri bir kültür ve bilim merkezi olan bu ilimiz tarihin çeşitli evrelerindeki değişik kültür birikimlerinin açık bir müzesidir.


İlin dört bir yanı geçmiş uygarlıkların kalıntılarıyla dolu­dur. Burada eskiçağ kent kalıntılarıyla birlikte Bizanslılar¸ Anadolu Selçukluları¸ Aydınoğulları ve Osmanlılar dönemine ait ya­pıtlar bir arada görülebilir.


Türklerin Anadolu'ya yerleşmeye başlamasıyla Anadolu¸ çeşitli tarikatlar¸ tasavvufî düşünce ve ekollerin inkişaf edip yayıldığı ve hatta yenilerinin ortaya çıktığı önemli bir saha haline gelmiştir. Kısa süre içerisinde Anadolu'nun birçok bölgesinde ve özellikle eskiden beri ilim ve kültür merkezi olan yerler gibi Aydın'da da ilim adamları¸ müderrisler ve mutasavvıflar kendini göstermeye başlamıştır.


Muhammed Zühdi Efendi


Uşşâkî yolu büyüklerinden olan Muhammed Zühdi Efendi Selahaddin-i Uşşakî Hazretlerinin halifesidir. Hocası tarafından İstanbul'dan Nazilli'ye¸ insanları irşat amacı gönderildi. 1806 yılında Nazilli'de vefat etti.


Muhammed Zühdî Efendi bir gün sohbetinde;


– Bu dünyada¸ dünya için yapılan işlerin hepsi ‘dünya işi'dir. O işlerin faydası¸ yalnız dünyada görülür¸ ahirette ele bir şey geçmez¸ buyurdu.


– İbadetler de böyle midir efendim? diye sordular.


– Evet¸ namaz da olsa¸ aynıdır.


– Peki¸ hangi işler ‘ahiret işi'dir efendim?


– Ahiret için yapılan¸ yani ahirette bize faydası olacak işler¸ ‘ahiret işi'dir. Her işi yaparken; "Ben bu işi niçin yapıyorum?" diye sorun kendinize. Eğer ‘Allah için'se¸ yapın. Ahirette karşınıza çıkacaktır. Allah için değilse¸ böyle işlerin dünyada faydasını görürsünüz. Ama ahirette elinize bir şey geçmez.


Muhammed Zühdî Efendi bir gün sevdiği bir gence; "Evladım müslümanlardan hiç kimseyi tevbe ettiği bir kusurundan dolayı ayıplama!" buyurur. Delikanlı; "Ama öyle şeylere şahit oluyoruz ki ayıplamamak elde değil hocam." deyince Muhammed Zühdî Efendi; "Olsun evladım yine de hiç kimseyi ayıplama." der. Gencin "Hikmeti ne efendim?" diye sorması üzerine Muhammed Zühdî Efendi şöyle cevap verir; "Çünkü bir kimse bir müslümanı tevbe ettiği bir kusurundan dolayı ayıplarsa o kimse bu kusuru işlemeden ölmez. Ayıplayacaksan kendini ayıpla. Kendi kusurunu gör. Kendini kötüle. Aynaya bak kendinden utan. Başkasıyla değil bilakis kendinle uğraş. Çünkü senin en büyük düşmanın kendi nefs-i emmarendir oğlum. Ve o nefis seni Cehenneme sokmak için uğraşıyor."


Ali Galip Vasfi Efendi


Ali Galip Vasfi Efendi on sekizinci yüzyıl Anadolu evliyalarındandır. İsmi¸ Ali Galip olup¸ Vasfi mahlasıdır. 1733 senesinde Nazilli'de doğdu. 1801 senesinde aynı yerde vefat etti. Kabri Nazilli'dedir.


Babası Uşşakiyye halifelerinden Şeyh Muhammed Zühdi Efendidir.


Hem zahiri hem de bâtıni ilimlerle mücehhez bir aile ortamında yetişen Ali Galip Vasfi Efendi¸ zamanının usulüne göre birçok hocalardan zahiri ilim tahsil ederek yüksek dereceye ulaştı. Ayrıca¸ babasından da tasavvuf dersleri alıp yetişti. Tahsil hayatından sonra Ali Galip Vasfi Efendi¸ kendi memleketinde uzun yıllar insanları irşat ederek onlara İslâm dininin emir ve yasaklarını anlattı. Onların dünyada ve ahirette saadete kavuşmaları için gayret etti.


Kırk dört sene bulunduğu müftülük görevi sırasında insanlara İslâmiyet'in hükümlerini en doğru biçimde ulaştırmak için çalıştı.


Vereceği fetvaları¸ önce Rasulullah (s.a.v) Efendimize maneviyat âleminde arzeder¸ Efendimiz (s.a.v)'den aldıkları müsaade ve emirden sonra verirlerdi.


Bir gün oğluna¸ Hicaz'a gitmek üzere eşyaların hazırlanmasını istedi. O günün geleneklerine göre bu durum halka ilan edildi ve şehrin dışında bir yerde halka ziyafet verildi. Ziyafet sonrası herkesle vedalaşıldı. Tam yola çıkmak üzereyken oğluna¸ Hicaz'a gitmeyeceğini¸  tekrar kasabaya döneceğini söyledi ve geri döndü. Oğlu¸ bütün ısrarlarına ve kasaba halkına karşı bu şekilde yapmanız uygun olmayacağını¸ halkın dedikodu yapacağını söylemesine rağmen; “Oğlum¸ halkın edeceği dedikoduya bakma¸ Zira Rasulullah (s.a.v)'ın emirleri bu yöndedir.” buyurdu. Hep birlikte kasabaya geri döndüler.


İlim¸ fazilet ve güzel ahlâk sahibi bir zat olan Ali Galip Vasfi Efendinin çok kısa bir süre sonra da vefat etmesinden yolculuğunu neden gerçekleştirmediği anlaşılmıştı.


Ali Galip Vasfi Efendinin Arapça¸ Farsça ve Türkçe şiirleri ve bir de külliyatı vardır.


Süleyman Rüşdi Efendi


Aydın ilimizin yetiştirdiği büyük velilerden Süleyman Rüşdi Efendinin hayatı hakkında kaynaklarda fazla bilgi yoktur. Doğum tarihi belli olmamakla birlikte Nazilli'nin Karamullu Köyünde doğduğu bilinmektedir. 1834 senesinde Nazilli'de vefat etti.


Süleyman Rüşdi Efendinin hayatı bir Mehmed Zühdî Efendi'yi tanımadan önceki bir de Mehmed Zühdî Efendi'yi görüp ona bir bende olduktan sonraki hayatı olmak üzere iki bölümdür.


Önceki hayatında¸ karşımızda halkın kendisinden çok korktuğu Karamullu Köyünün bir efesi varken¸ daha sonraki hayatında mürşidine bende olup sonrasında insanların Hak yola ulaşması için canla başla çalışan bir büyük zat vardır.


 Mehmed Zühdî Efendi'yi görüp¸ kendisine bağlı efelerle beraber ona talebe olan Süleyman Rüşdi Efendi onun yanında kemale ererek çok yüksek mertebelere kavuştu.


Sultan İkinci Mahmut Han'a¸ kendisi hakkında yapılan bazı iftiralar sebebiyle padişah tarafından İstanbul'a davet edilen Süleyman Rüşdî Efendi Rami kışlası civarında Sultan İkinci Mahmut Han ile görüşerek neticesinde Sultan İkinci Mahmut Hanın takdir ve hürmetini kazandı. 


Daha sonra Nazilli'ye dönerek vefatına kadar insanlara Allahu Teâlâ'nın emir ve yasaklarını anlatmaya devam etti.


Süleyman Rüşdî Efendinin¸ Siyer-i sülûk ve Silsile-i Uşşâkiyye'ye dair iki eseri vardır.


Aydın'da bulunan diğer türbe ve ziyaret yerlerinden bazıları da şunlardır:


Alihan Baba


Alihan Baba¸ Anadolu'nun fethinde büyük emeği olan gazi dervişlerdendir. Türbesi Aydın'ın Veys Paşa mahallesindedir.


Yâren Dede


Horasan'dan Anadolu'ya İslâmiyet'i yaymak için gelen gazi dervişlerden olan Yâren Dede'nin kabri¸ Aydın'ın Sultanhisar ilçesinin Kabaca Köyündedir.


Ahî Bayram


Menteşe Beyliği devrinde yaşamış olan Ahî Bayram Anadolu'da İslâmiyet'in yerleşip Avrupa'ya sıçramasını temin eden ahilerdendir. Türbesi Aydın'ın Eski Çine köyünde¸ Ahmed Gazi Camii avlusundadır.


Karacaahmed Sultan

Karacaahmed Sultan'ın kabri¸ Zafer mahallesinde Eski Nazilli Caddesi üzerindedir.

Sayfayı Paylaş