TEMBELLİK

Somuncu Baba

Başarılı olmak için yapamayacağımız şey yoktur sözde. Ama gel görkü başarıyı o kadar çok insan istemesine rağmen¸ çok az insan başarılı olmuştur. Yani olmak istediğimiz benle¸ olduğumuz ben arasındaki farkı sözel benden öteye götürememişizdir.

Başarılı olmak için yapamayacağımız şey yoktur sözde. Ama gel görkü başarıyı o kadar çok insan istemesine rağmen¸ çok az insan başarılı olmuştur. Yani olmak istediğimiz benle¸ olduğumuz ben arasındaki farkı sözel benden öteye götürememişizdir.


Aşağıdaki soruları isterseniz kendimize birlikte soralım:


Başarılı olmak istiyor muyuz?


Niçin başarılı olmak gerektiğini biliyor muyuz?


Başarılı olmak için neler yapmamız gerektiğini biliyor muyuz?


Başarılı olmak için nasıl çalışılması gerektiğini biliyor muyuz?


Başarılı olduğumuz zaman neler kazanacağımızı biliyor muyuz?


Başarısız olduğumuz zaman da neleri kaybedeceğimizi biliyor muyuz?


   Birlikte sorduğunuz sorulara alacağımız cevaplar hep "Evet" olacaktır. O halde bizler her şeyin farkında olduğumuz halde bizleri durduran şey nedir?


Bizler¸ neyi¸ nasıl¸ nerde¸ ne şekilde yapacağını bildiğimiz halde bizlerin çalışmasını engelleyen bir güçte olmadığına göre nedir bu problem?


Gideceğimiz yolu bildiğimiz halde gitmiyorsak¸ bizde atalet yani eylemsizlik/tembellik problemi var demektir.


Bunu sadece kendimiz için sorgulamakla kalmayıp bunu çocuklarımız içinde sorgulamak gerekir. İnanın çocuklarımızın da birçok konuda atalet/tembellik sorunu olduğunu göreceksinizdir.


Nedir bu tembellik?


Yapacaklarını ve yapması gerekenleri bildiği halde yapmamaktır. Başka bir deyişle eyleme geçecek davranışta bulunmamaktır. Yani eylemsizliktir.


Bunu bir örnekle açıklayalım isterseniz.


Ormanda yaşayan ceylanlar her sabah uyandıkları zaman ormandaki en hızlı aslanda daha hızlı koşması gerektiğini; yoksa ormandaki aslanlara o gün yem olacağını bilir.


Yine ormanda yaşayan aslanlar¸ ormandaki en hızlı ceylandan daha hızlı koşması gerektiğini; yoksa açlıktan öleceğini bilir.


Burada aslan yâda ceylan olmak önemli değildir. Önemli olan her sabah kalktığımız zaman aslan ve ceylan gibi neden koşmamız gerektiğini bilip farkına varmaktır. Önemli olan neden ve niçin koşulması gerekiri anlayıp eyleme geçebilmektir.


Eyleme geçilmediği zaman kendisini yemesi için aslanı bekleyen bir ceylan yâda ölümü bekleyen aslandan farkımız olmadığı gibi "haşlanmış kurbağa"dan da farkımız olmaz.


İçi su ile dolu bir kavanozun içine kurbağaları koyalar. Kavanozu da en düşük ısı ile ocakta ısıtmaya başlarlar. Kurbağalar sanki su ısındıkça kendilerini yaz günü derede sırtlarını güneşe vermiş gibi zannederek "oh oh!" diyerek gevşemeye başlarlar. Su kaynama derecesine¸ bizim kurbağalarda haşlanma vaziyetine gelmelerine rağmen hayatlarından memnun bir şekilde ölüp giderler.


İşte bizlerinde hedefe ulaşmamız gerekirken¸  atalet içinde hayata devam etmeye çalışmamız; haşlanmış kurbağalar gibi "oh oh!" diyerek bu dünyayı boş ve şikâyetlerle geçireceğimiz bir gerçektir.
 Sonuç olarak hayatımızda yapmamız gerekenleri bilmek ve bu konuda harekete geçerek mücadele etmek gerekir. Atalet'i/tembelliği yenmek için kış uykusundan uyanmak ve neden uyandığının farkına varabilmektir. Yoksa haşlanmış kurbağadan farkımız olmaz.


Hayatımızdaki farkındalıklarımızı eyleme dönüştüremediğimiz sürece bu dünyayı ataletsizlik içinde devam ettireceğimiz bir gerçektir.

Sayfayı Paylaş