EV İDARESİ

Somuncu Baba

İslâm¸ bizleri servet edinmede birtakım kurallarla bağlı kıldığı gibi¸ elde edilen servetin tüketimi ya da tasarrufunda da meşru ölçüler doğrultusunda hareket etmemizi öngörmüştür. Kur'an-ı Kerim'de: "Allah'a ve Rasulüne iman edin. Sizi¸ üzerinde tasarrufa yetkili kıldığı şeylerden harcayın. Sizden iman edip de (Allah rızası için) harcayan kimselere büyük mükafaat vardır." (57/Hadîd¸ 7) buyrulmaktadır.
Mal sahibinin israftan bu denli men edilmesinin birinci sebebi¸ malın kıymetli olmasıdır. Mal¸ Allahu Teâlâ'nın bizlere verd

İslâm'da helâl kazanç ve bu kazancı uygun yerlerde ve gereği kadar kullanmak temel esastır. Dinimizde helâl kazancın da gerekli ölçüler çerçevesinde kullanılması emredilmiştir. Elde edilen nimetlerin gereği gibi kullanılmaması¸ israf kavramı ile ifade edilmektedir. İsraf ise dinimizde haram kılınmıştır. "…Yiyiniz¸ içiniz¸ fakat israf etmeyiniz; çünkü Allah israf edenleri sevmez." (7/A'râf¸ 31) âyeti kerimesi israfın haram olduğunu açıkça göstermektedir.


   İslâm¸ bizleri servet edinmede birtakım kurallarla bağlı kıldığı gibi¸ elde edilen servetin tüketimi ya da tasarrufunda da meşru ölçüler doğrultusunda hareket etmemizi öngörmüştür. Kur'an-ı Kerim'de: "Allah'a ve Rasulüne iman edin. Sizi¸ üzerinde tasarrufa yetkili kıldığı şeylerden harcayın. Sizden iman edip de (Allah rızası için) harcayan kimselere büyük mükafaat vardır." (57/Hadîd¸ 7) buyrulmaktadır.
Mal sahibinin israftan bu denli men edilmesinin birinci sebebi¸ malın kıymetli olmasıdır. Mal¸ Allahu Teâlâ'nın bizlere verdiği bir nimettir. Ve yerine göre kullanılmadığında nimete nankörlük olur.  Ahireti kazanmak¸ mal ile olur. Hac¸ sevabı mal ile kazanılır. Bedenin sıhhat¸ kuvvet bulması¸ mal ile olur. Başkasına muhtaç olmaktan insanı koruyan maldır. Sadaka vermek¸ akrabayı dolaşmak¸ fakirlerin imdadına yetişmek mal ile olur. Mescitler¸ okullar¸ hastaneler¸ yollar¸ çeşmeler¸ köprüler yaparak insanlara hizmet de mal ile olur. Dünya ve ahiret¸ mal ile intizam bulur¸ rahat olur.   


Kesinlikle unutmamalı ki hiçbir toplumda yaşayan bütün fertlerin hayat şartları ve standartları aynı değildir. Kimi zengin¸ kimi fakir¸ kimi de orta hallidir. Hayat standartları aynı olmadığı gibi¸ hayat anlayışları ve yaşama tarzları da aynı değildir. Kimi özenti düşkünü¸ lüks ve israf içerisinde yaşar.  Kimi¸ imkânı olduğu halde lüks ve israftan kaçınır¸ mütevazı bir hayatı seçer. Kimi¸ imkânı olmadığı halde lüks hayata özenir¸  elde edemeyince üzülür¸ kahrolur. Kimi de ayağını yorganına göre uzatır¸ haline şükreder¸ elindekiyle yetinir. Doğru olanı da budur. Ayağımızı yorganımıza göre uzatmasını bilmeliyiz.


  Bulduklarıyla yetinmeyip¸ hep gözleri yukarıda olanlar¸  bilmeliler ki¸ durumları kendi durumlarından daha kötü olan nice aileler vardır.  İnsanlar dünyalık bakımından kendilerinden daha üstün¸ daha varlıklı olup¸ lüks içerisinde yaşayanlara değil¸ kendilerinden daha kötü durumda olup¸ şükrederek mütevazı hayat yaşayıp¸ mutlu olanlara bakmalılar. Böyle yapılırsa huzurlu olunur.  Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyuruyor: "Hayat şartları sizinkinden daha aşağı olanlara bakınız; sizden daha iyi olanlara bakmayınız. Bu¸ Allah'ın üzerinizdeki nimetini hor görmemenize daha uygun bir davranıştır." Kendilerinden daha yukarıda olanlara bakılırsa rahatsız ve huzursuz olunur. Şükürsüzlük ortaya çıkar. İbadet ve amel yönünden ise kendilerinden daha üstün olanlara¸ daha çok ibadet yapanlara ve itaatkâr olanlara bakmalılar. Bir kişinin gönül zenginliğinin seviyesi¸ ancak onun kanaatiyle ölçülür. Kanaatkâr olan insanlar¸ sahip oldukları imkânlarla yetinmesini bilirler.


Peygamber efendimiz (s.a.v)'in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: “İnsanlar üzerine öyle zaman gelecek ki kişinin  helaki¸ hanımının¸ ana babasının ve çocuklarının yüzünden olacak; onlar bunu fakirlikle ayıplayacaklar ve ondan gücünün yetmediği şeyleri isteyecekler¸ o da bu sebeple dinine zararı dokunacak¸ tehlikeli işlere girecek ve böylece helak olacaktır.”


  Aile içerisindeki mutluluğu sağlayacak önemli hususlardan biri de eşlerin nankör olmamalarıdır. Ailede gerek erkek ve gerekse kadın nankör olmamalı¸ eşinin kendisine yaptığı iyilikleri unutup¸ kötülükleri anmamalı¸ aksine kötülükleri unutup daima iyiliklerini hatırlamalı ve hatırlatmalı. Ebû Saîd el-Hudrî (r.a)'dan  rivayet edildiğine göre Peygamber Pfendimiz bir bayram günü musallaya/namazgâha çıktığında kadınların yanına uğrayıp:


“Ey kadınlar topluluğu! Sadaka veriniz. Zira ben sizin çoğunuzu cehennem ehli olarak gördüm.” buyurdu. Kadınlar:


“Ey Allah'ın Rasûlü! Hangi sebepten bizim çoğumuz cehennemlik oluyoruz?” diye sordular. Allah Rasûlü:


“Çok lanet edersiniz ve beraber yaşadığınız eşlerinizin nimetlerine karşı nankörlük edersiniz.” buyurdu.


  Kadın¸ her zaman tutumlu olmalı¸ kocasının kazandıklarını israf etmemeli ve evine sahip çıkmalı¸ yuvasına bağlı olmalı¸ namusunu titizlikle korumalıdır¸
Peygamber Efendimiz buyuruyor ki: "Kadın¸ beş vakit namazını kılar¸ Ramazan orucunu tutar¸ namusunu korur ve kocasına itaat ederse¸ kendisine: 'Hangi kapısından istersen cennete gir denilir."  Herhangi bir kadın¸ kocası kendisinden razı olduğu halde ölürse cennete girer. Güzel huy¸ güzel ahlak hava gibi¸ su gibidir; huzurun¸ mutluluğun¸ aile saadetinin¸ hatta yaşamın kaynağıdır.


Mü'min bir kadın¸ önce evinin kadını olmalı. Kocasına¸ akrabalarına¸ komşularına karşı daima saygılı ve uyumlu bir kişilik sahibi olmalı. Aynı zamanda tutumlu olmalı¸ zira Allah (c.c.) israf edenleri sevmez. Evde her şeyi dikkatli ve itina ile kullanmalı. En ufak ve değersizmiş gibi görülen her şeyi değerlendirmesini ve yerinde kullanmasını bilmeli. Zenginde olsa¸ her şeyi bolca alabilecek imkânlara sahip bulunsa dahi¸ daima her varlığın bir yokluğu bulunabileceğini¸  aç ve yoksul insanların halini düşünmeli. Her konuda kocasına yardımcı olmalı¸ ona lüzumsuz masraf yaptırmamalı¸ malını-mülkünü faydalı işlerde kullanmasına yardımcı olmalı.

Tutumluluk¸ bir nevi alışkanlık ve eğitim işidir. Bu sebeple¸ çocukluktan itibaren¸ yeni nesillere¸ israftan kaçınma alışkanlığı kazandırılmalıdır. Örneğin çocukların bir kumbarası olmalıdır. Almak istediklerini¸ her zaman¸ hemen önünde bulmamalı.
Yoksul¸ yardıma ihtiyacı olan yaşıtlarını sevindirmeyi düşünebilmeliler.
Yiyebileceği kadar yemek almalı; tabaklarında yemek bırakmamalılar. Meyvelerin yarısını çöpe atacak kadar bol görmemeli. Yemeğe besmele ile başlayıp¸ doyduktan sonra da şükretmeyi unutmamalılar. Büyükler¸ bu hususta da küçüklere mutlaka örnek olmalılar.  Müslüman evinde israf olmaz¸ ikram olur. Bu sebeple de¸ Müslüman'ın evinde çöpe¸ çöpten başka şey atılmaz ve pek az çöp çıkar.

Sayfayı Paylaş